ÂKIB, Sükûtî-zâde

(d. ?/? - ö. ?/?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 17. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Âkıb mahlaslı şair hakkında tezkirelerde ve biyografik kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Şairin varlığından Erzurum Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Yazma Eser Kütüphanesi’nde bulunan ASL 568, Mec 26 numaralı mecmuadaki şiirleri vasıtasıyla haberdar olunmaktadır. Bu mecmuadaki ilk tahmisinin başında Âkıb’dan -mensup olduğu aile ya da babası kastedilerek- “Sükûtî-zâde” ifadesiyle söz edildiği görülmektedir (yk. 0b). Kayıttaki Sükûtî’nin o dönemlerde yaşayan şair Fennî Sükûtî (Aksoyak 2015) mi, kadılık yapan Ömer Sükûtî (Özcan 1989: 38) mi ya da başka bir Sükûtî mi olduğuna dairse elimizde bilgi yoktur. 17. yüzyıl şairlerinden Nâilî’nin (İpekten 1990: 319) ve 17. yüzyıl sonu ile 18. yüzyıl başlarında yaşayan Âgâh’ın (Akpınar 2006: 444) gazellerine yazmış olduğu iki tahmise ve mecmuada şiirleri bulunan şairlerin büyük oranda bu yüzyıllarda yaşamış şairler olmasına bakılırsa Âkıb büyük ihtimalle17. veya 18. yüzyılda yaşamıştır. 

 

Âkıb’ın Nâilî ve Âgâh gibi şairlere tahmisler yazmasından ve gazellerindeki üslubundan hareketle sebk-i Hindî’yi (Hint üslubu) benimseyen bir şair olduğunu söylemek mümkündür. Akıcı bir üsluba ve rahat bir söyleyişe sahip bulunduğu görülen şairin elimizde 21 gazeli, 2 tahmisi, 1 müseddesi ile birkaç beyti bulunmaktadır. 

Kaynakça

Akpınar, Şerife (2006). Âgâh Dîvânı ve İncelenmesi. Doktora Tezi. Konya: Selçuk Üniversitesi. 

Aksoyak, İsmail Hakkı (2015). “Fennî, Yûsuf Fennî Sükûtî Efendi”. TEİS Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğühttp://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=6778 [erişim tarihi: 06.06.2017].

İpekten, Halûk (hzl.) (1990). Nâilî Divanı. Ankara: Akçağ Yay.

Mecmûʿa. Erzurum Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Yazma Eser Kütüphanesi, ASL 568, Mec 26, vr. 0b-1a.

Özcan, Abdulkadir (hzl.) (1989). Şeyhî Mehmed Efendi, Şakâ’ik-i Nu’mâniyye ve Zeyilleri, Vakâyiü’l-Fuzalâ. C.3. İstanbul: Çağrı Yay. 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. AHMET İÇLİ
Yayın Tarihi: 01.07.2017
Güncelleme Tarihi: 22.11.2020

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Şeb-i târ içre kaldum yakmadum âhir çerâgundan

Yakardum sevdügüm bulsam fetîle penbe dâgundan

Bu cismüm dâgını görsen o denlü şuʿle-tâb olmış

Ziyâ virmez bana şimdengerü yaksam o yagından

Harâm olsun içersem bâde-i gül-fâmı bir kerre

Gel ey sâkî biz el çekdük senün şimdi ayagundan

İçildi bâde-i gam pây-ı tevbe hep şikest oldı

Halâs olduk yine o şahne-i sabrun yasagından

Felek meh-pâresidür hâleveş sen de der-âgûş it

O tıfl-ı nâzenîni gel düşürme sen kucagundan

Esîr-i gûşe-i mihnetde zâr oldun yeter Âkıb

Çıkar sevdâ-yı aşkun penbesin sen de kulagundan 

(Mecmûʿa. Erzurum Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Yazma Eser Kütüphanesi ASL 568, Mec 26. vr. 4a.)

Gazel-i Âgâh Tahmîs-i Sükûtî-zâde

Çeşm-i cellâdı ne hûnhâr idügin ben bilürem

O hilâl-ebrû sitemkâr idügin ben bilürem

O gözi kanlu ne mekkâr idügin ben bilürem

Çeşm-i mestün ne siyehkâr idügin ben bilürem

Çekmişem derdini bîmâr idügin ben bilürem

Harem-i vuslata girmiş yine agyâr-ı le’îm

İʿtibâr itme sakın anlara olma teslîm

Dilberânun haberin virdi bana bâd-ı nesîm

Bir birinden sebak-ı cevri iderler taʿlîm

Hûb ile cümle cefâkâr idügin ben bilürem

Katı bâlâ-rev olan tabʿumı pest eylemişem

Meclis-i meyde nice sâgarı dest eylemişem

O şehi nâz ile ben bâde-perest eylemişem

Ben de çok sâgar-ı peymâne şikest eylemişem

Mest-i nahvet ne dil-âzâr idügin ben bilürem

Şeb-i mihnet-zede ahvâlini bîmâr anlar

Lezzet-i dilberi hem âşık-ı dîdâr anlar

Dâm-ı aşkun sitemin sayd-ı cefâkâr anlar

Cevr-i sayyâdı yine murg-ı giriftâr anlar

O cefâ-cû ne sitemkâr idügin ben bilürem

Âkıbâ sanma ki ömrün senün âzâde geçer

Eylemez nîm-nigeh bülbüle gül sâde geçer

Jâleveş eşk-i terüm gonçeye dildâde geçer

Gerçi şebnem gibi her gül-ruha üftâde geçer

Kime Âgâh giriftâr idügin ben bilürem

(Mecmûʿa. Erzurum Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Yazma Eser Kütüphanesi ASL 568, Mec 26. vr. 0b-1a.)

Gazel-i Nâilî Tahmîs-i Âkıb

Teşrîfine bilsek o mehün fursat olur mı

Yoksa reh-i vuslatda aceb illet olur mı

Ol şûh-ı cihân ile yine ülfet olur mı

Ol mâh ile yâ Rab bu gice sohbet olur mı

Ol şûh-ı cihân-tâb ile germiyyet olur mı

Dil şâd ola mı himmet-i lutf-ı keremünle

Âyâ bize de ruhsat olur mı nazarunla

Lutfun ola mı câm-ı mey-i laʿl-i lebünle

Feyz-i eser-i câzibe-i mihr-i ruhunla

Çeşm-i dil ü cân bir nigeh-i hasret olur mı

Zânû-zedeyem varamam ol yâre de bilmem

Ruhsârına bu kesret-i nezzâre de bilmem

Sordım leb-i dildâre didi ara da bilmem

Âyândur ol illet-i mehpâre de bilmem

Bir nîm nigehle hevese ruhsat olur mı

Ölsek o şehi nâz ile bir bûsede görsek

Lutf itse elinden yine bir kâse de görsek

Bir kez felegün devri yine dönse de görsek

Baht-ı siyehün kârı tamâm olsa da görsek

Kâmı dil-i nâ-kâma da bir himmet olur mı

Benzer mi bu meclis yine nev-rûz ile ıyde

Âkıb yine dil murgını gel itme perîde

Bir özge halâvet görinür mutrıb-ı neyde 

Yâr olmayıcak Nâ’iliyâ meclis-i meyde

Esbâb-ı tarab bâʿis-i cemiyyet olur mı 

(Mecmûʿa. Erzurum Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Yazma Eser Kütüphanesi ASL 568, Mec 26. vr. 1a-1b.)

Müseddes-i Âkıb

Âşık olmaz güle de bülbül-i şeydâ böyle

Gülşen içre dahı olmaz gül-i raʿnâ böyle

Açma kâkül girihün gelmeye sevdâ böyle

Olamaz hüsn ile kimse sana hem-tâ böyle

Olmaz olmaz güzelüm şûh-ı dil-ârâ böyle

Bana nâz eyle didüm dimedüm ammâ böyle

Kerem it lutf ile gel itme sakın cevr-i dırâz

Sabr ider cevrine ammâ açamaz kimse râz

Âşıka eylese maʿşûk ne kadar nâz u niyâz

Kadrini arturur âhir olur elbet mümtâz

Olmaz olmaz güzelüm şûh-ı dil-ârâ böyle

Bana nâz eyle didüm dimedüm ammâ böyle

Nazarun cevher-i yek-tâya da sarrâf olsun

Âşıkun kadrini bil sende de insâf olsun

Kerem it böyle niyâzı koma itlâf olsun

Kîneyi defʿ idegör sîneyi ko sâf olsun

Olmaz olmaz güzelüm şûh-ı dil-ârâ böyle

Bana nâz eyle didüm dimedüm ammâ böyle

Yeter ey şûh esîr-i gam-ı hicrân oldum

Sitem-i cevr-i elemden katı giryân oldum

Zâr-ı mihnetle o gam-hâneye mihmân oldum

Nazar-ı lutfla bak yoksa perîşân oldum

Olmaz olmaz güzelüm şûh-ı dil-ârâ böyle

Bana nâz eyle didüm dimedüm ammâ böyle

Yakaram sîneme bir dâg-ı gam-efrûz şehâ

Sönmeye haşre dek âhir vir her demde ziyâ

Rûy-ı dil görmese de itmez elinden şekvâ

Dil-i Âkıb sitem-i cevre neden oldı sezâ

Olmaz olmaz güzelüm şûh-ı dil-ârâ böyle

Bana nâz eyle didüm dimedüm ammâ böyle 

(Mecmûʿa. Erzurum Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Yazma Eser Kütüphanesi ASL 568, Mec 26. vr. 2a-2b.)