ALİ, Almalılı

(d. ?/? - ö. ?/?)
Tekke Şairi
(Tekke / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

19. yüzyılda yaşamış bir âşık olan Ali’nin doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Bir şiirinde 1293 yılından bahsetmektedir. Bu şiire göre tahminen ölümü de 19. yüzyılın sonlarına denk düşmektedir. Ankara Keskin’in Almalı köyünde doğan Ali, çevre köylerde de çalıp söylemiştir. Şiirlerinde "Sefil Ali, Sefil Alim, Alim ve Öksüz Ali" mahlaslarını kullanmaktadır.

Aşkın dolusunu içen Ali’nin gönül gözünün de açık olduğu Almalı halkı tarafından söylenmektedir. Bir rivayete göre Ali, kendisini ziyaret etmeye gelen âşıkların gelişlerini, onlar bir günlük yoldayken hisseder ve eşine misafirler için hazırlanmasını söyler, sana da bir çıkın üzüm getiriyorlar der. Âşıkların gelmesinden bir süre sonra, Ali, kendisini ziyarete gelen Yazırlı Sefil Ali, İmatlı Âşık Mehmed ile birlikte Hacı Bektaş evlatlarından Cemal Efendi’nin babası Feyzullah Efendi’ye giderler. Onun huzurunda âşıklık maharetinden imtihan olurlar. Sıra Elmalılı Âşık Ali’ye gelince yaşça en küçükleri olduğundan Feyzullah Efendi küçük Âşık sıra sende der. Âşık Ali de “Ali’dir vallahi billah/ Nur-ı Feyzullah ism-i cemalsin” der ve Cemal Efendi’nin, Feyzullah Efendi’den doğacağına işaret eder. Feyzullah Efendi de bu olaydan sonra âşıklara Ali’yi senede bir defa ziyaret edin, o hepinizin ustasıdır diye tembih eder (Turan 1995: 150).

Hiç çocuğu olmayan Âşık Ali karısına ölümünün yakın olduğunu, kendisinden sonra sığır çobanı Mehmet Ağa ile evlenmesi gerektiğini söyler. Evlendikten sonra da bir kızları olacağını, bu çocuğun hastalanacağını, çocuğun Büyük Avşar’daki bal evinin ocağına götürüldüğü takdirde iyileşeceğini söyler. Ayrıca yolda bir kurda rastlayacaklarını ve karısının aklına kendisini getirirse onu kurtaracağını söyler. Almalı köylüleri bu olayın aynen gerçekleştiğini söylemektedirler (Turan 1995: 150,151).

Âşık Ali ölümü esnasında, Âşık Fatma odada pek çok çuval görmüş, bunlar nedir diye sorduğunda Ali, “Bunlar benim söylediğim mücevheratlardır.” cevabını vermiştir. Ali aynı zamanda Fatma’dan evin arka tarafına bakmasını istemiş. Fatma bakınca, pek çok deve ve beyaz giyinmiş insanlar görmüş. Fatma “Bunlar nedir, kimdir?” diye sorunca Ali, “Baştaki deve beni götürecek, arakadaki develer de şimdiye kadar kazandığım mücevheratı götürecektir.” Cevabını vermiştir. Âşık Fatma, Âşık Ali’nin söylediklerinin gerçekleştiğini ifade etmiştir (Turan 1995: 151). Âşık Ali döneminin âşıkları arasında ikinci Verani olarak anılır. Âli’nin elde fazla şiirinin bulunmadığını ifade eden Fatma Ahsen Turan, Koçu babalı Hakverdi’ye ait cönkte bulunan şiirlerini, Âşık Bektaş’tan, ustası Âşık Musa’dan öğrendiği şiirlerine ve Âşık Musa’dan dinlediği şiirlere çalışmasında yer vermiştir (Turan 1995: 152). Turan'ın doktora çalışmasında yer alan şiirlerine bakılarak Ali'nin sade bir dille Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin aşkını dile getirdiği görülmektedir. Bektaşi neşvesiyle yazdığı şiirlerinde ilahi aşkı anlatmıştır. Ayrıca öğüt veren şiirleri de mevcuttur.

Kaynakça

Turan, Fatma Ahsen (1995). 19. Yüzyılda Ankaralı Âşıklar ve Ayaşlı Ahmed FahriYayımlanmamış Doktora Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi. 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. HİLAL ERDOĞAN
Yayın Tarihi: 18.02.2015
Güncelleme Tarihi: 05.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Öğütleme

Gel gönül kimseyi kemsani sanma

Ahirinde ettiğini bulursun

Doğru git yoluna azıcı olma

Yetemen menzile geri kalırsın

Ne menzildir cehd eyleyip gittiğin

Yar mıdır ağyar mıdır meyil kattığım

Yolunda düş gelir kemlik ettiğin

Etme kulum sonra pişman olursun

Bu dünyaya kem gözle bakıcı olma

Ettiğini başa kakıcı olma

Hatırlar yap gönül yıkıcı olma

Er kişinin intizarını alırsın

Eriş bir gerçeğin hizmetin eyle

Müşkilin var ise mürşide söyle

Yükün nizama vur matafın tayla

Tanıyıp miskanı haddin bilirsin

Sefil Alim sapma Hakkı’n rahından

Hizmet et destur al pir dergehanından

Urum padişahının hem diyarından

Böyle adil Han’ı nerede bulursun

Turan, Fatma Ahsen (1995). 19. Yüzyılda Ankaralı Âşıklar ve Ayaşlı Ahmed FahriYayımlanmamış Doktora Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi. 152-153.

Koşma

Yası matem ayı doğdu dulundu

Ağla gözler Hüseyinin aşkına

Şurda derdimize derman verildi

Ağla gözler Hüseyinin aşkına

Şu ayda ağlada çeşmini silme

Bunda aç gözünüde sen gafil kalma

Çeşmin revan olurda zayolur sanma

Ağla gözler Hüseyinin aşkına

Kestiler başını atdılar naara

Dünyada ahretde yüzleri gara

Bir içim su vermediler gülyüzlü yâre

Ağla gözler Hüseyinin aşkına

Oniki imamları düşürdün kana

Çok figan eyledi Şehriban ana

Daim mahşer günü mümün olana

Ağla gözler Hüseyinin aşkına

Ebül Kasım düğmelerin çözmedi

Gülsüm Zeynep elvelasın üzmedi

Fadimana ciğerini közledi

Ağla gözler Hüseyinin aşkına

Sefil Ali Kerbelayı hakkı için

Ser verdiler Hüseyinin pakiçin

Cennet-i alada cömert hakk için

Ağla gözler Hüseyinin aşkiçin

Turan, Fatma Ahsen (1995). 19. Yüzyılda Ankaralı Âşıklar ve Ayaşlı Ahmed FahriYayımlanmamış Doktora Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi. 154.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Can Göknild. 3 Ağustos 1945 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Erdal Alovad. 17 Haziran 1952 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Mehmed Tevfîk b. Osmand. 1827 - ö. 1901Doğum YeriGörüntüle
4Can Göknild. 3 Ağustos 1945 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Erdal Alovad. 17 Haziran 1952 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Mehmed Tevfîk b. Osmand. 1827 - ö. 1901Doğum YılıGörüntüle
7Can Göknild. 3 Ağustos 1945 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8Erdal Alovad. 17 Haziran 1952 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9Mehmed Tevfîk b. Osmand. 1827 - ö. 1901Ölüm YılıGörüntüle
10Can Göknild. 3 Ağustos 1945 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Erdal Alovad. 17 Haziran 1952 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12Mehmed Tevfîk b. Osmand. 1827 - ö. 1901Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Can Göknild. 3 Ağustos 1945 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14Erdal Alovad. 17 Haziran 1952 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15Mehmed Tevfîk b. Osmand. 1827 - ö. 1901Madde AdıGörüntüle