Alim Ersoy

(d. 1926 / ö. -)
Şair, Veteriner
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Sivas/Suşehri’inde Lütfü ve Gülsüm Ersoy çiftinin beş çocuğundan dördüncüsü olarak dünyaya geldi. İlköğrenimini 1938’de, ortaöğrenimini 1942’de Suşehri’nde tamamlayan Âlim Ersoy, liseyi 1942-1945 yılları arasında Sivas Lisesi’nde okur. 1945-1946 yıllarında Sivas/Gözköy’de bir yıl vekil öğretmenlik yapar. 1946-1951 yılları arasında Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde eğitim gören Âlim Ersoy, 1951'de Artvin/Çoruh’ta veteriner hekim olarak göreve başlar ve 1954'e kadar burada kalır. Daha sonra memleketi Suşehri’ne tayini çıkan Ersoy, 1954-1957 yılları arasında Suşehri’nde veteriner hekim ve kaymakam vekilliği görevlerinde bulunur. 1957-1960 yıllarında Kızılcahamam’da veteriner hekim olarak görev yapar. 1964-1966 yılları arasında ise Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü'nde kamu yönetimi eğitimi görür. Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın taşra ve merkez örgütünün teknik ve idari çeşitli kademelerinde görev yapan Ersoy, 1960-1962 yıllarında Bakanlık Merkez Teşkilatında Şube Müdür Yardımcısı, 1963-1966 yıllarında Zat İşleri (Personel İşleri) Müdürü, 1966-1973’te ise Personel Genel Müdürü olarak görev yapar. 1973-1977’de Tetkik ve İstişare Kurulu Üyesi olan Ersoy, 1977’de emekli olur. 1978’de hizmetine duyulan ihtiyaçtan dolayı Bakanlık Teknik Başmüşaviri olarak göreve geri döner. 1 yıl çalıştıktan sonra 1979 yılında ikinci kez emekli olur. 1950 yılında Vicdan Ersoy ile evlenen Âlim Ersoy’un bu evlilikten iki çocuğu dünyaya gelir. İzmir’in Seferihisar içesinde ikamet etmekte olan Âlim Ersoy’un iki tane yayımlanmış şiir kitabının yanı sıra yayımlanmamış şiirleri bulunmaktadır. Ersoy, o zamanki adıyla 4 Eylül Üniversitesi olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin kuruluşunda aktif rol alır.

Âlim Ersoy’un ilk şiiri 1939’da Kızılırmak Gazetesi'nde yayımlanır. Doğup büyüdüğü Suşehri’nin doğal güzelliği ve Sivas’ın zengin halk kültürü, onun hayata bakış açısını belirlediği gibi sanat görüşünü de etkiler. Ortaokulda tanıştığı Âşık Veysel ile daha sonrasında birçok kez Ankara ve Sivas’ta görüşürler. Birbirlerini karşılıklı olarak etkileyen bu iki şahsiyet, dost meclislerinde bir araya gelerek atışmalarda bulunur. Şiirlerinde sade, akıcı ve yalın bir dil kullanarak halk söyleyişine yer veren şair, sanatın toplum üzerinde eğitici bir işlevi olduğunu ifade eder. Bu bağlamda, toplumcu bir şair olarak nitelendirilebilecek Ersoy’un şiirlerinde, didaktik özellikler dikkat çeker. Onun şiirlerindeki ben, toplumun kendisidir.

Şiirlerinde ateş, kül, yangın metaforları yaygındır. Ona göre birey; kimi zaman toplumsal problemler nedeniyle dışsal yangın içinde, kimi zaman ruhsal çatışmalardan dolayı içsel yangın içindedir. Metinlerinde yer yer sitem, karamsarlık olsa da genel olarak gelecekten ümitli olma, tabiata, insana, memlekete, ülkeye ve tüm mahlûkata duyulan sevgi; şiirinin merkezini oluşturur. Vatan-millet sevgisi, tabiat, çocuk, metafizik, kimi zaman da bunaltı ve yalnızlık şiirlerinin genel izleğidir. Batık imgeyi yoğun olarak kullanan Ersoy’un şiirlerinde, tabiata ait unsurlar belirgin önem arz eder. O; tabiatı, insan-evren ilişkisi dâhilinde yorumlar ve şiirlerinde insan ile tabiatı özdeşleştirir. Onun şiirleri, millî ve manevi değerlerin özünü barındırır. 1945 yılında, Stalin’in Kars ve Ardahan’ı istemesi üzerine, Rusya’yı protesto etme amacıyla irticalen söylediği “Hak Yolunda” şiiri, dönemin TBMM başkanı Kazım Karabekir tarafından TBMM’de seslendirilir. Öte yandan içinde bulunduğu dönemde Türk insanının bir kimlik sorunu yaşaması, Ersoy’un şiirlerinde Doğu-Batı meselesi üzerine eğilmesini sağlar.

Şiir dünyasında, eşi Vicdan Hanım’ın da büyük etkisi vardır. Eşi için yazdığı “Karıma” adlı şiiri, Nâzım Hikmet’in "Karıma Mektup" şiiriyle karşılaştırılarak Zafer ve Ulus gazeteleri arasında polemiğe neden olur. Nâzım’ı savunan Ulus gazetesi ile Ersoy’u savunan Zafer gazetesi arasındaki bu polemik, Ersoy’u rahatsız eder ve şair, derin bir aşkla bağlı olduğu karısı için bir daha şiir yazmaz.

Ersoy, yazın hayatı boyunca mahalli gazetelerin yanı sıra Türk Yurdu, Defne, Bizim Türkiye, Çaba, Ilgaz, Çağrı ve Türkiye gibi dergilerde de yazmıştır.

Kaynakça

Ersoy, Âlim (1957). Çekirdek. İstanbul: Duygu Matbaası.

Ersoy, Âlim (1965). Serpinti. Ankara: Ege Matbaası.

Geçen, Sevda (15.05.2018). Âlim Ersoy ile Söyleşi.

Işık, İhsan (2007). "Ersoy, Âlim". Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi ( 2. Baskı). Ankara: Elvan Yayınları. C. 4. s.1295.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: SEVDA GEÇEN
Yayın Tarihi: 02.12.2018

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
ÇekirdekDuygu Matbaası / İstanbul1957Şiir
SerpintiEge Matbaası / Ankara1965Şiir

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1GÜLHANIM, Gülhanım Yıldırımd. 1942 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2İLHAMİ, İlhami Arslantaşd. 25.09.1960 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3BEKİR, Bekir Karadenizd. 1949 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Fatma Günerd. 16 Mart 1926 - ö. 05 Aralık 2004Doğum YılıGörüntüle
5MUHAMMED HÜSEYİN YEGÂNEd. 1926 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Gürkan, Turhand. 18 Mart 1926 - ö. 2001Doğum YılıGörüntüle
7Fatma Günerd. 16 Mart 1926 - ö. 05 Aralık 2004Ölüm YılıGörüntüle
8MUHAMMED HÜSEYİN YEGÂNEd. 1926 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9Gürkan, Turhand. 18 Mart 1926 - ö. 2001Ölüm YılıGörüntüle
10Fatma Günerd. 16 Mart 1926 - ö. 05 Aralık 2004MeslekGörüntüle
11MUHAMMED HÜSEYİN YEGÂNEd. 1926 - ö. ?MeslekGörüntüle
12Gürkan, Turhand. 18 Mart 1926 - ö. 2001MeslekGörüntüle
13Fatma Günerd. 16 Mart 1926 - ö. 05 Aralık 2004Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14MUHAMMED HÜSEYİN YEGÂNEd. 1926 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Gürkan, Turhand. 18 Mart 1926 - ö. 2001Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Fatma Günerd. 16 Mart 1926 - ö. 05 Aralık 2004Madde AdıGörüntüle
17MUHAMMED HÜSEYİN YEGÂNEd. 1926 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18Gürkan, Turhand. 18 Mart 1926 - ö. 2001Madde AdıGörüntüle