ARMAĞAN

(d. ?/? - ö. ?/?)
tekke şairi
(Tekke / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Armağan, 16. yüzyılda yaşamıştır. Hayatı hakkında bilgi yoktur. Eski yazma dergilerde şiirlerine rastlanmaktadır (Kocatürk 1968: 226). Ergun, Türk Şairleri (2.C.) adlı eserinde 16. asır mutasavvıflarından Armağan’ın hayatına ait malumata rastlamadığını belirtir. “Vehhabı Ümmî” mahlasıyla ilahiler yazan Abdülvehhab’ın ve Armağan’ın şiirlerine Osman Ergin’deki bir mecmua mecmua parçasında tesadüf etmekteyiz. Armağan’ın da Abdülvehhab gibi Halvetilerden olduğu tahmin olunabilir. Burada şairin dört manzumesine yer verilmiştir (Ergun yty: 493): “Armağan’em hem bâkiyem/ Kanduraram hem sâkiyem/ Ol lâhûtun ben zâtiyem/ Kevn ü neme gerek.”, “ Armağan’em birlik hâlüm/ Hak bendedir söyler dilüm/ Mi’rac-ı Hakk’a kulağuz/ Enbiyâ sırdaşun benüm.”, “Armağan’um arz-ı hâlüm/ Sen bilürsin ey pâdişâh/ senin vuslatun sırrına/ Dost şikâre geldüm bu gün.” Armağan’ın da Abdülvehhab gibi Halvetîlerden olduğu tahmin olunabilir. (Ergun yty: 493-495; Ergun yty: 493). Armağan’ın asıl adı olup olmadığı bilinmemekle birlikte şiirlerinde Armağan mahlasını kullandığı görülmektedir. Doğum tarihi hakkındaki bilinmezlik ölüm tarihi için de geçerlidir.

Ergun, Türk Şairleri adlı eserinde şairin dört şiirini nakletmektedir (yty: 493). Dinî- tasavvufi söyleyişe sahip olan Armağan’ın dili sade ve anlaşılırdır. İlahi tarzında söylediği şiirlerinde gayet samimi ve içten olduğu göze çarpmaktadır.

Kaynakça

Ergun, Sadettin Nüzhet (yty). Türk Şairleri. C. 2. yyy.

Kocatürk, Vasfi Mahir (1968). Tekke Şiiri Antolojisi. Ankara: Ayyıldız Matbaası.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. EMİNE ÇAKIR
Yayın Tarihi: 04.12.2014
Güncelleme Tarihi: 05.12.2020

Eserlerinden Örnekler

İlahi

Bihamdillah şükür Hakk’a

Maksudumu buldum bugün

Işk bahrine gavvas olub

Ummânuma daldum bugün

 

Geçtüm zerre vü katreden

Düştüm ummâne ummânem

Girdüm vahdet bâzârına

Cânâ cânun aldum bugün

 

Benüm benlik hayâlümle

Hiçbir eserim kalmadı

Dost varlığum yağma itdi

Mahv-ı garkda kaldum bugün

 

Gelmişem ışk meydanına

Ol duşda can virmek içün

Pervâneyem dîzârına

Düşüb kurban oldum bugün

 

Ayrılık firkâtin geçdüm

Birlik vahdetine düşdüm

Kurbiyyet şerâbın içdüm

Mest oluben güldüm bugün

 

Ben tarikat pûtesinde

Nice kerre kal olmışam

Dost zülfüne bend oluben

Asıluben öldüm bugün

 

Sırr-ı vahdet âleminden

Bir nidâ irişdi câna

Yütürdüm akl ile rûhı

Ben bilmezem noldum bugün

 

Düşdüm lâmekân sırrına

Nâm u nişânum kalmadı

Geçtüm mekân u zamandan

Mahv-ı i sırfda kaldum bugün

 

Armağan’um arz-ı hâlim

Sen bilürsin ey pâdişâh

Senün vuslatun sırrına

Dost şikâre geldüm bugün

Ergun, Sadettin Nüzhet (yty). Türk Şairleri. C. 2. yyy. 495.

İlahi

Safi nurdan aşk şarabı

Cürasını dolu gördüm

Şöyle içtim mest olmuşum

Kendözümü deli gördüm

 

Ben bir şuride bülbülüm

Ergan etmez işim benim

Dost bağının iştetinde

Ol açılan gülü gördüm

 

Benim dilimdeki tevhid

Kur’an’ın lübbüdür, zahid!

Sırat-ı müstakim içre

Dosta giden yolu gördüm

 

Tevhid-i zatın mânisin

Revz eyledim anlar isen

Hakk-el-yakîn ol dost ile

Birlikteki hali gördüm

 

Yaktı beni aşk ateşi

Her ne desem aceplemen

Feryad edip Enelhak der,

Mansur’daki dili gördüm

 

Geldi rehber oldu bana

Hakk-el-yakîn vuslat için

Evliyanın serçeşmesi

Tanr’aslanı Ali gördüm

 

Evliyalardır kardeşim

Enbiyalardır sırdaşım

Muhammed’in izzetini

Cümlesinden ulu gördüm

 

Bu kelamı dinlemeye

Ârif gerek anlamaya

Bu gönlümü aşk içinde

Safi nurdan veli gördüm

 

Zahidâ! Mürde kalb oldun

Mekr eyledi zühdün sana

Aşk şarabı içmeyeni

Diri değil, ölü gördüm

 

Arşa çıktım münacata

Haktan nasibim almağa

Enbiyaya evliyaya

Kısmet veren eli gördüm

 

Armağan’ım bana kısmet

Olan Hakk’ın didarıdır

Ben kendimi ol Hazret’in

Kapısında kulu gördüm

Kocatürk, Vasfi Mahir (1968). Tekke Şiiri Antolojisi. Ankara: Ayyıldız Matbaası. 226-227.