ÂTIF, Mustafa Âtıf Efendi

(d. ?/? - ö. 22 Cemaziyelevvel 1155/25 Temmuz 1742)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 18. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Âtıf’ın asıl adı Mustafa’dır. Âdâb-ı Zurafâ (Erdem 1994: 208) ve Sicill-i Osmânî’de (Mehmed Süreyyâ 1308-15: III/285) isminin Mehmed Emîn olarak kaydedilmesi yanlışlık eseridir. İstanbul’un Bayezid Soğanağa Mahallesi’nde doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. “Âtıf-zâdeler” olarak bilinen varlıklı bir ailede yetişti. Babası Mustafa Efendi, III. Ahmed’in sadrazamlarında Damat Said Ali Paşa (ö. 1128/1715-16) tarafından şer’î bir bahaneyle idam ettirilerek servetinin büyük bir bölümü müsadere yoluyla hazineye mâl edildi. Âtıf, III. Ahmed devrinde Başbâkîkulu kîsedârı İzzet Alî Paşa’nın defterdarlığında Divan Kalemine girip mektupçu, ardından da hâcegân oldu. İzzet Ali Paşa’nın vezirliğinde Rebiülahir 1150/Ağustos 1737’de şıkk-ı evvel defterdarı olarak tayin edildi. Daha sonra kendi isteğiyle azledildi. 1150 başları/1737’de ikinci kez aynı görevde bulundu (Erdem 1994: 209; Mehmed Süreyyâ 1308-15: III/285). Bu görevi, Avusturya ile savaş, idari ve sosyal yapıdaki bozukluklar sebebiyle buhranlı yıllara rastlar. Bu arada ordunun mali işlerini yürütmek üzere Niş’e gönderildi. Fakat Sadrazam Yeğen Mehmed Paşa (ö. 1745) tarafından kusurlu görülerek 1151/1738-39’da görevden alındı. Ertesi yıl İvaz Mehmed Paşa’nın sadareti döneminde ikinci defa başdefterdarlığa getirildi. Devletin içinde bulunduğu sancılı dönemde başarılı hizmetlerde bulundu. 1151/1738-39’da azledilip Şehirköyü’ne gönderildi. Daha sonra Gelibolu’ya sürgün edildi. Muharrem 1152/Nisan 1739’da ikinci defa başdefterdar oldu. 5 Recep 1154/26 Eylül 1741’de görevinde ayrıldı ve o sene hacca gitti. Döndüğünde Rebiülahir 1155/Haziran 1742’de üçüncü kez başdefterdar oldu (Mehmed Süreyyâ 1308-15: III/285). Üçüncü defa tayin edildiği defterdarlık görevindeyken, sıtma hastalığına yakalanarak 22 Cemaziyelevvel 1155/25 Temmuz 1742 tarihinde vefat etti. Mezarı Karacaahmed Miskinler Tekkesi civarında Şerif Kuyusu denilen yerdedir (Kurnaz ve Tatcı 2001: II/620-21). Hâtimetü'l-Eş'âr'da Âtıf Efendi'nin vefat yılının 1151/1738-39 olarak verilmesi yanlıştır (Çifçi: 288). Sicill-i Osmânî’de diğer kaynaklardan farklı olarak Âtıf Efendi’nin Haydarpaşa’da 1135/1722-23 yılında vefat eden Ömer Zühdî Efendi’nin yanına defnedildiği ifade edilir (Mehmed Süreyyâ 1308-15: III/285). Âtıf’ın üç oğlundan ikisi, baba mesleğine intisap etti ve devlet kademelerinde baş muhasebecilik, başdefterdarlık, reisülküttablık ve nişancılık gibi önemli görevlerde bulundu.

Âtıf, başarılı bir devlet adamı olmanın yanında şiir ve inşasıyla da devrinde oldukça meşhur olmuştur. Eserleri şunlardır:

1. Dîvân: Çeşitli kütüphanelerde çok sayıda nüshası olan Dîvân’ın tenkitli metni hazırlanmıştır (Dadaş 1991).

2. Miʻyaru’l-Kelâm: İstanbul Üniversitesi Ktp. nr. 1821’de kayıtlıdır. “Sözün ölçüsü” anlamına gelen bu eser muhteva olarak bir galatat risalesidir. 

3. Hikâye-i Zen-dost: İstanbul Üniversitesi Ktp. nr. 3680’de bulunmaktadır. Eserin aynı kütüphane nr. 3009’da bozuk bir hatla istinsah edilmiş bir nüshası daha vardır. Eserin konusu, kadınlarla sohbet, onların cilveleri, kılık kıyafetlerinin güzelliği gibi konulardır

Âtıf, hattatlığıyla da meşhurdur. Müstakimzâde’nin verdiği bilgiye göre, nesih ve sülüs yazıları Ağakapılı İsmail Efendi (ö. 1118/1706-07) ile oğlu Mustafa Efendi’den öğrenmiş, siyakat ve özellikle dîvanî gibi yazı türlerindeki maharetiyle kendisinden sonra gelen kalem katipleri tarafından örnek alınmıştır (1928: 543). Âtıf, Osmanlı maliyesinde maaşların 1152’den itibaren şemsî yıl hesabına göre verilmesi esasını getirerek devletin zarara girmesini engellemiştir (Balgalmış 1991: 60). Âtıf, Şehremini civarındaki Yavaşca Mehmet Efendi adı ile anılan “Nazmizâde Mescidi”ni harap olduğu için yıktırarak tekke hâline getirmiştir (Erdem 1994:209). Nazmîzâde Tekkesi bir Halvetî Tekkesi olduğundan Mustafa Âtıf Efendi’nin Halvetî tarikatına mensup olması muhtemeldir. Âtıf’ın aynı zamanda Şeyh Ebu’l-Vefâ Türbesi civarında kendi adıyla anılan kütüphanesi vardır. Kütüphane'de birçok eserin tek veya nadir nüshalarının yanında önemli sayılabilecek sayıda müellif hattıyla yazılmış veya meşhur âlimler tarafından istinsah edilmiş pek çok kitap mevcuttur. 

Âtıf, şiir ve inşâda devrinde başarılı bulunmuştur. Arapça, Farsça ve Türkçe şiir yazmada ustadır. Râmiz şiirlerinin güzel olduğu söyler (Erdem 1994: 209). Seyyid Vehbî de, vekâletnâmesinde: “Veli Başbâkîkulı kîse-dârı Âtıf-ı hoş-gû / Güzel hoş-lehçe bir şâir olur incitmeyin anı” diyerek onun sözlerinin hoş ve sohbetinin de güzel olduğunu belirtir. Âtıf Mustafa, mülâyim, güler yüzlü, nüktedan ve hayırsever kişiliğiyle çevresi tarafından daima takdir görmüştür. Fakat Âtıf daha çok bir nazire şairi olarak dikkati çeker. Özellikle gerek ilmî ve edebî yönden, gerekse makam olarak kendisinden üstün olan ve tam bir Nedîm takipçisi olan İzzet Ali Paşa’nın pek çok gazelini tanzir etmiştir. Ayrıca onun için iki kaside kaleme almış, birçok gazel ve beytinde de ondan sitayişle bahsetmiştir. Âtıf’ın inşada da başarılıdır. Mi‘yaru’l-kelâm adlı eserinin konusu da, kelâmın ince ve kibar olmasına mani lafızlardır. Âtıf'ın, gerek şahıslara yazdığı tezkirelerinde, gerekse İzzet Ali Paşa’nın göz ağrısı sırasında yazdığı hatır sual etme gibi mektuplarında insicamlı ve güzel bir üslup vardır.

 

Kaynakça

Balgalmış, Abdülkadir (1991). "Âtıf Efendi".  İslam Ansiklopedisi. C.IV. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 59-60. 

Bursalı Mehmed Tâhir (1333-42). Os­manlı Müellifleri. C.II İstanbul: Matbaa-i Âmire. 314.

Çifçi, Ömer (hzl.).  Fatîn Davud Hâtimetü’l-Eş'âr. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10736,metinpdf.pdf 288. [erişim tarihi: 09.02.2015].

Dadaş, Cevdet (hzl.) (1991). XVIII. Yüzyıl Şairlerinden Âtıf Efendi Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni. Yüksek Lisans Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi. 

Erdem, Sadık (hzl.(1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ’sı. Ankara : AKM Yay. 208-210.

Ergun, Saadettin Nüzhet (1936-1945). Türk Şairleri. C.1.  İstanbul: Bozkurt Matbaası. 149.

Erünsal, İsmail E. (1991). "Âtıf Efendi Kütüphanesi".  İslam Ansiklopedisi. C.IV. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 60-61. 

İnal, İbnülemin Mahmud Kemâl (hzl.) (1928). Müstakîmzâde, Süleyman SadeddinTuhfe-i Hattâtîn. İstanbul: Devlet Matbaası. 543.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatcı (hzl.). (2001). Mehmet Nail Tuman, Tuhfe-i Nâilî, Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. II. Ankara: Bizim Büro Yay. 620-21. 

Mehmed Süreyyâ (1308-15/ 1890-97). Sicill-i Osmânî. C.III. İstanbul: Matbaa-i Âmire. 285. 

M. Şemseddin Sami (1996). Kâmûsü'l-A'lam. C. IV. İstanbul: Kaşgar Neşriyat. 3047.

Mehmet Tevfik Efendi. Mecmuatü't-Teracim. İstanbul Üniversitesi Ktp. nr. 192. vr. 93b.

Müstakim-zade Süleyman Sadeddin (2000). Mecelletü’n-Nisâb fi’n-Nisbi ve’l-Künâ ve’l-Elkâb. (Tıpkı Basım) Ankara: KB. Kütüphaneler Genel Müdürlüğü.vr. 308b.

Suyolcuzade Mehmed Necib. Devhatülküttab. Millet Kütüphanesi. Tarih 800. vr. 232b.

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. İSMAİL HAKKI AKSOYAK
Yayın Tarihi: 16.02.2015
Güncelleme Tarihi: 14.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Vuslatın kadrini mehcûr olmadıkça bilmedim

Âfiyet lutfunu rencûr olmadıkça bilmedim

 

Bâde-i pür-zûr-i aşkın nükte-i keyfiyyetin

Arz-ı kâm etmekte mecbûr olmadıkça bilmedim

 

Âteş-i sevdâ ile yanıp yıkılma neydügin

Aşk ile hem-hâl-i tennûr olmadıkça bilmedim

 

Lûtfunu imdâd-ı ceyş-i neş'e-i câm-ı Cem'ün

Leşker-i ekdâra mahsûr olmadıkça bilmedim

 

Âtıfâ seng-i sitem-pervâz-ı a'dâ neydigün

Câm-ı hâtır gibi meksûr olmadıkça bilmedim

(Dadaş, Cevdet (1991). XVIII. Yüzyıl Şairlerinden Âtıf Efendi Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni. Yüksek Lisans Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi. 66.)

 


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Yusuf Mardind. 16 Mart 1916 - ö. 6 Ocak 1995Doğum YeriGörüntüle
2ALİd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Sabri Gürsesd. 07 Şubat 1972 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Yusuf Mardind. 16 Mart 1916 - ö. 6 Ocak 1995Doğum YılıGörüntüle
5ALİd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Sabri Gürsesd. 07 Şubat 1972 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Yusuf Mardind. 16 Mart 1916 - ö. 6 Ocak 1995Ölüm YılıGörüntüle
8ALİd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9Sabri Gürsesd. 07 Şubat 1972 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10Yusuf Mardind. 16 Mart 1916 - ö. 6 Ocak 1995MeslekGörüntüle
11ALİd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
12Sabri Gürsesd. 07 Şubat 1972 - ö. ?MeslekGörüntüle
13Yusuf Mardind. 16 Mart 1916 - ö. 6 Ocak 1995Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14ALİd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Sabri Gürsesd. 07 Şubat 1972 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Yusuf Mardind. 16 Mart 1916 - ö. 6 Ocak 1995Madde AdıGörüntüle
17ALİd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18Sabri Gürsesd. 07 Şubat 1972 - ö. ?Madde AdıGörüntüle