BAHÂYÎ, Küfrî, Hasan Çelebi

(d. ?/? - ö. 1660/?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 17. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

İsmi Hasan’dır. İstanbul’da dünyaya gelen şairin doğum tarihi bilinmemektedir. Şairin hayatı hakkındaki bilgilerimiz oldukça sınırlıdır. Kaynaklardaki bilgiler birbirini tekrardan öteye geçmemektedir. Yıldız ilminde mahâret sahibidir. 1061 Ramazan’ında /Ağustos 1651’de Müneccimbaşı Hüseyin Efendi yerine müneccimbaşılık görevine yükseltilmiştir. Bu göreve yükseltilmiş olmasından hareketle iyi bir eğitim aldığı söylenilebilir. Şiirlerinde Bahâyî mahlasını kullanmıştır. Mahlas kullanmadığı manzumeleri de mevcuttur. Yaratılışı hicve ve mizâha meyilli olduğundan ve manzumelerinde küfür derecesinde ifadelere yer verdiğinden Küfrî-i Bahâyî olarak tanınmıştır. Bazı kaynaklarda Küfrî lakabının Fikrî’den dönüştüğü bildirilmektedir. (Ekici 2018: 1565; Akbayar 1996: 351) 1071 Safer’inde/ Ekim 1660’da İstanbul’da ölmüştür.

Küfrî-i Bahâyî’nin şiirlerinin toplandığı Divân-ı Hezliyyât’ı ve mizahî bir takvimi vardır. Takvimin yazarınca belirlenmiş bir adı bulunmamakla beraber bazı nüshalarda ismi Ahkâm-ı Külliye, bazılarında ise Takvîmü’l-kavîm olarak kayıtlıdır.

Küfrî-i Bahâyî mizahî takviminde hicrî 1056/1646-47 yılında gerçekleşmesi muhtemel hadisat hakkındaki kehânetlerini mizahî ve yer yer müstehcen ifadelerle dolu bir üslupla anlatır. On iki hayvanlı Türk takviminde 1056 yılı köpek yılına denk geldiği için yazarın benzetmelerinin çoğu köpeklerle ilgilidir. Çeşitli meslek zümrelerine ait kimselerin, muhtelif dinî ve toplumsal grupların ve çeşitli milletlere mensup kişilerin başlarına gelmesi muhtemel olaylar yer yer alaycı ve ironik bir şekilde ifade edilmiştir. Klasik Türk edebiyatında birkaç örneğine rastlanan bu mizahî takvim, türünün günümüze ulaşan yegâne örneğidir. Diğer mizahî takvimlerden (Vahyî ve Nasûhî’nin takvimleri) sadece küçük pasajlar günümüze erişmiştir. Küfrî-i Bahâyî’nin mizahî takviminin beş nüshasını tespit eden Ramazan Ekinci, eserin tenkitli metnini neşretmiştir. (Ekinci 2016)

Dîvân-ı Hezliyyât’ın bugün itibariyle bilinen altı nüshası mevcuttur. (Ali Emirî Manzum 768/1; Ali Emirî Manzum 1086; İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi TY 3004, TY 3005, TY 9754; Süleymaniye Kütüphanesi A. Tarlan 10/1 ) Mevcut hâliyle bir divançe hacminde olmasına rağmen nüshalarında divan adıyla kayıtlı eserin en hacimli nüshasında 7 kaside, 7 müseddes, 3 muhammes, 1 müstezad, 62 gazel, 3’ü tarih olan 25 kıta, 2 mesnevi, 2 Farsça rubâî, 12 müfred bulunmaktadır. Ayrıca şairin çeşitli hiciv ve hezel mecmualarında da kayıtlı şiirleri vardır. 

Dîvân-ı Hezliyyât, hemen hemen baştan sona gayr-ı ahlâkî ifadeler ve galîz küfürlerin yer aldığı şiirlerden müteşekkildir. Bunların tamamı edebî açıdan kusurlu; sanat, incelik ve güzellikten yoksundur. Küfrî-i Bahâyî’ye edebiyat tarihinde hiciv ve mizâh şairi olarak ayrı bir yer kazandıran vasfı, şairin küfürden ârî, hiciv ve tezyîfin yoğun olduğu birkaç şiiridir. Her ne kadar şiirlerinin büyük bir kısmı küfür ve hezel ihtiva etse de şairin bazı şiirlerinde sosyal tenkide rastlamak mümkündür. Bilhassa Kadızâdeliler  hareketinin en şiddetli şekilde yaşandığı bir devirde ömür süren Küfrî-i Bahâyî, kesin olarak ne maksatla yazıldığı bilinmese de “zındıklık, mülhidlik” iddiasında bulunanlara yönelik yazdığı müseddesi meşhurdur. Küfrî-i Bahâyî yalnızca şeriat ulemasını tenkit etmekle kalmaz, asıl vazifesi bağlı bulundukları tarikatın öğretilerini yaymak ve kendi dergâhlarında ibadet ve taatle meşgul olmak olan bazı tarikat erbabını da dünyevî uğraş ve zevklere dalmalarından ötürü eleştirmiştir. (Ekinci 2016: 66)

Kaynakça

Abdulkadiroğlu, Abdülkerim (hzl.) (1999). İsmail Beliğ Nuhbetü’l-Âsâr Li-Zeyli Zübdetü’l-Eş‘âr. Ankara: AKM Yay. 30.

Akbayar Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyya Sicill-i Osmânî. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 351.

Cunbur, Müjgan (2002). “Bahâ’î”. Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi. Ankara: AKM Yay.

Çapan Pervin (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş‘âr. Ankara: AKM Yay. 100.

            Ekinci, Ramazan (2014). “Türk Hiciv Edebiyatının Sıra Dışı Bir Şairi: Küfrî-i Bahâyî ve Eserlerinden Örnekler”. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Mecmuası 24: 33-58.

            Ekinci, Ramazan (2016). “Klasik Türk Edebiyatında Mizahî Takvimler”. Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 17: 55-90.

            Ekinci, Ramazan (hzl.) (2018). Şeyhî Mehmed Efendi, Vekâyi‘u’l-Fuzalâ, Şeyhî’nin Şakâ’ik Zeyli. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yay. 1565.

Ergun, Saadet Nüzhet (yty). Türk Şairleri. C. 2. İstanbul. 663-664.

İpekten, Haluk vd. (1988). Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara: KB Yay. 63.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Mehmed Nâil Tuman, Tuhfe-i Nâilî-Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri. C.1. Ankara: Bizim Büro Yay. 412.

Müstakim-zâde Süleymân Sa‘deddin Efendi (2000). Mecelletü’n-Nisâb. Tıpkıbasım. Ankara: KB. Yay. vr. 150b.

Özcan, Abdülkadir (hzl.) (1989). Şeyhî Mehmed Efendi Vekâyiü’l-Fuzalâ. İstanbul: Çağrı Yay. 660-661.

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (1977). “Bahâî”. C.1. İstanbul: Dergâh Yay. 288.

Yılmaz, Kâşif (hzl.) (2001). Güftî ve Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâsı. Ankara: AKM Yay. 109-110.

Zavotcu, Gencay, (hzl.) (2009). Rıza Tezkiresi. İstanbul: Sahhaflar Kitap Sarayı.106-107.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. RAMAZAN EKİNCİ
Yayın Tarihi: 11.09.2013

Eserlerinden Örnekler

Müseddes

Zâhidin her ne kadar ta‘nı firâvân olsa

Ana gam çekmez idik zerrece irfân olsa

Rafz u ilhâd nedir anlasa iz‘ân olsa

Sıdk ile mezheb-i İslâm’da pûyân olsa

Bize mülhid diyenün kendüde îmân olsa

Dahl iden dînimize bâri müselmân olsa

 

Gerçi kim nefse uyup itmedeyiz sehv ü hatâ

Biliriz cürmümüzi itmeziz inkâr asla

Gam değil aybımuzı söylese dâim a‘dâ

Kâiliz hak söze biz gerçi Bahâyî ammâ

Bize mülhid diyenün kendüde îmân olsa

Dahl iden dînimize bâri müselmân olsa

 (Ekinci, Ramazan (2014). “Türk Hiciv Edebiyatının Sıra Dışı Bir Şairi: Küfrî-i Bahâyî ve Eserlerinden Örnekler”. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Mecmuası 24: 46.)

 

Nef‘î’yi Tehzil Ettiği Gazeli

 Yâve-gû zâg-ı siyâhım dir isen lâf değil

Tûtiyim dime ki mir’âte dilin sâf değil

 

Ulemâ düşmeni bir hâin-i bî-dînsin sen

Ehl-i dildir dinilürse sana insâf değil

 

Toludur nüsha-i hicv ile derûn-ı Nef‘î

Tab‘ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

 ......

 

Müseddes

Zümre-i eşrâfdan her şeb gezek eksük degül

Birbirin her gün ziyâfet eylemek eksük degül

Gerçi her sohbetde bir dûn u mugek eksük degül

Meclis-i irfânda ammâ bir eşek eksük degül

Hâsılı ehl-i dile cevr-i felek eksük degül

Kanda varsan bir dede bir dünbelek eksük degül

 

Mesken oldı şimdi dervîşâna eşrâfun evi

Ber-tarafdur gûşe-i uzletde olmak münzevî

Oldı bunlar mihnet-i sûrî belâ-yı ma‘nevî

Hâsılı ehl-i dile cevr-i felek eksük degül

Kanda varsan bir dede bir dünbelek eksük degül

 

Âlem içre bir nefes ehl-i dile râhat mı var

Yâ huzûr ile nihânî sohbete fırsat mı var

Bir sakîl-i bî-nevâ harsız meğer sohbet mi var

Def ü nây ü dünbeleksiz şimdi cem‘iyyet mi var

Hâsılı ehl-i dile cevr-i felek eksük degül

Kanda varsan bir dede bir dünbelek eksük degül

 

Eyler oldı Mevlevîler ehl-i dünyâya hücûm

Hâşa li’llâh kim buna râzî ola Mollâ-yı Rûm

Sûr u mâtemde ider bunlar icrâ-yı rüsûm

Âlemi tutdı sadâ-yı nây u gülbâng-i kudûm

Hâsılı ehl-i dile cevr-i felek eksük degül

Kanda varsan bir dede bir dünbelek eksük degül

 (Ekinci, Ramazan (2014). “Türk Hiciv Edebiyatının Sıra Dışı Bir Şairi: Küfrî-i Bahâyî ve Eserlerinden Örnekler”. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Mecmuası 24: 49.)

 

Mizahî Takviminden Bir Parça

İmdi delâlet ider ki mahâdim-i zî-şân ve süfehâ-yı dervânun sürûr u hübûrlarına hadden bîrûn evzâ‘-ı garîbeleri ve adden efzûn cünûn-ı acîbeleri zuhûr idüp dârü’ş-şifâlarda sohbetler olup gül-âbîye ri‘âyet itmeleriyle ahlâk-ı hamîdeleri ve etvâr-ı pesendîdeleri meşhûr-ı ‘âlem ü âlemiyân olmasına ve zümre-i dânişmendân ve etrâk-i dânişmendân-ı medâris-nişînân ulûm-ı fâhire ve fünûn-ı bâhireye çalışup kelâm-ı mantıkdan nutka kâdir olmayup ekseri Hayâtü’l-Hayavân ve Geyik Dâstânı’ndan mesâ’il-i amîka ve delâ’il-i dakîk istihrâc eyleyüp birbirleriyle harren fahren mübâhese vü münâkaşadan hâlî olmamalarına ve umûmen küttâb ve erbâb-ı aklâmun ma‘îşetleri tenezzülde olup âşıkları çok fâhişelere ve zıbıkçı kahbelere ve kocaların sihr ile eşek itmiş sehhârelere nâmeler ve şîrînlikler yazup geçinmelerine ve dahi şu‘arâ tâ’ifesinün erbâb-ı devlete ve ashâb-ı izz ü rif‘ate virdükleri kasâ’id-i selîse vü tevârîh-i nefîse zımnında sıle vü ihsân me’mûl iken cevr-i firâvâb, belki değnek ve kötek yimelerine ammâ Kayıkcı Mustafâ deyişlerine ve Köroğlı tekerlemelerine ziyâde tevkîr u i‘tibâr itmelerine ... ( Ekinci, Ramazan (2016). “Klasik Türk Edebiyatında Mizahî Takvimler”. Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 17: 74.)

 


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Necdet Ökmend. 1924 - ö. 17 Mayıs 1995Doğum YeriGörüntüle
2Atay, Falih Rıfkıd. 25 Ocak 1894 - ö. 20 Mart 1971Doğum YeriGörüntüle
3Nİ\\\'MET, Ni\\\'metullâh Efendid. 1700 - ö. 1773Doğum YeriGörüntüle
4Necdet Ökmend. 1924 - ö. 17 Mayıs 1995Doğum YılıGörüntüle
5Atay, Falih Rıfkıd. 25 Ocak 1894 - ö. 20 Mart 1971Doğum YılıGörüntüle
6Nİ\\\'MET, Ni\\\'metullâh Efendid. 1700 - ö. 1773Doğum YılıGörüntüle
7Necdet Ökmend. 1924 - ö. 17 Mayıs 1995Ölüm YılıGörüntüle
8Atay, Falih Rıfkıd. 25 Ocak 1894 - ö. 20 Mart 1971Ölüm YılıGörüntüle
9Nİ\\\'MET, Ni\\\'metullâh Efendid. 1700 - ö. 1773Ölüm YılıGörüntüle
10Necdet Ökmend. 1924 - ö. 17 Mayıs 1995MeslekGörüntüle
11Atay, Falih Rıfkıd. 25 Ocak 1894 - ö. 20 Mart 1971MeslekGörüntüle
12Nİ\\\'MET, Ni\\\'metullâh Efendid. 1700 - ö. 1773MeslekGörüntüle
13Necdet Ökmend. 1924 - ö. 17 Mayıs 1995Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Atay, Falih Rıfkıd. 25 Ocak 1894 - ö. 20 Mart 1971Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Nİ\\\'MET, Ni\\\'metullâh Efendid. 1700 - ö. 1773Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Necdet Ökmend. 1924 - ö. 17 Mayıs 1995Madde AdıGörüntüle
17Atay, Falih Rıfkıd. 25 Ocak 1894 - ö. 20 Mart 1971Madde AdıGörüntüle
18Nİ\\\'MET, Ni\\\'metullâh Efendid. 1700 - ö. 1773Madde AdıGörüntüle