CÂMÎ, CÂMÎ-İ MISRÎ

(d. ?/? - ö. ?/?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Gelibolu’da doğdu. Asıl adı Ahmed’dir. Gençlik yıllarından sonra Mısır’a gitti. Molla Câmî (ö. 898/1492) ile karıştırılmaması için "Câmî-i Rûmî", uzun bir süre Mısır’da kaldığı için de “Câmî-i Mısrî” sanıyla meşhur oldu. Kendi dönemindeki aynı mahlası taşıyan diğer bazı şairlerle karıştırılan Câmî-i Rûmî hakkında en doğru bilgi, Saâdet-nâme adındaki kendi eserinin mukaddimesinde bulunmaktadır. Buna göre sipahi oğlanları zümresine mensup olan şair, Kanuni devrinde Mısır’da Hazîne-i Âmîre kâtipliği yapmıştır. Burada çıkan bir veba salgınında dört oğlunu birden kaybedince Kanuni tarafından Kâbe’nin tamiri işine nezaret etmek üzere Mekke’ye gönderildi ve 1551-1555 yılları arasında üç yıl süren tamir sırasında burada kaldı. Görevinin sona ermesi üzerine İstanbul’a giden Câmî, padişah tarafından mükafatlandırıldıktan sonra daha üst bir görevle Mısır’a döndü. Bu dönemde Hüseyin Vâiz-i Kâşifî’nin Kerbelâ Vakası’na dair Ravzatü’ş-Şühedâ isimli eserini Saâdet-nâme adıyla tercüme ederek padişaha ithaf etti. Bu eseriyle İstanbul şairleri ve uleması arasında daha iyi tanındığı gibi şöhreti de yayıldı. Belki de bu sebeple Mısır’da bir sancak beyliğine tayin edilerek mükafatlandırıldı (Uzun 1993: 102). Cihan Okuyucu, Câmî’nin oğlu Kemâlî’nin Seher-nâme adlı eserinde şairle ilgili bazı beyitlerden hareketle Câmî’nin Yemen defterdarlığını müteakiben muhtemelen Mekke’de öldüğü bilgisini vermektedir (2011: 300-301).

Mürettep bir divanı bulunmayan Câmî’nin şiirlerine çeşitli mecmualarda rastlanmaktadır. Kaside, gazel ve müseddeslerinden güçlü bir şair olduğu ve divan şiirine her yönüyle vâkıf bulunduğu anlaşılmaktadır. Bazı tezkirelerde yer almaması, İstanbul dışında yaşamasına ve divan tertip etmemesine bağlanabilir. Bir kısım şiirleri, Câmî mahlasını kullanan diğer şairlerin manzumeleriyle karışmıştır. Nitekim tezkirelerde örnek olarak kaydedilen şiirlerinden yalnız Riyâzî ve Kaf-zâde Fâizî’dekiler ona aittir. Şiirleri arasında “şem’” redifli kasidesiyle Habîbî’nin “dedim-dedi” redifli müseddesine yazdığı nazire en tanınmış eserleri arasındadır (Uzun 1993: 102). Sadeddin Nüzhet Ergun, bu nazire ile birlikte çeşitli mecmualardan derlediği bazı şiirlerini yayımlamıştır (1936: 902-904).

Câmî’nin en tanınmış eseri, Saâdet-nâme adıyla yaptığı Ravzatü’ş-Şühedâ tercümesidir. Bu eserin tercümesinde gösterdiği başarı şaire asıl şöhretini sağlamıştır. Sade bir dille kaleme alınıp yer yer şairin duygularına tercüman olan manzum ve mensur ifadelerle süslenen Saâdet-nâme, bazı Türk ve İran şairlerinin konuya uygun şiirleriyle de zenginleştirilmiştir. Eser, aslına bağlı kalınarak on bab halinde tercüme edilmiş, başında ve sonunda Kanûnî’yi öven parçalara yer verilmiştir (Uzun 1993: 102-03).

Şairin bahsettiği bu on bölüm sırasıyla şunlardır:

1. Bazı peygamberlerin ibtilâları: Bu meyanda Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve İsmail, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Zekeriya ve Yahya’nın çektiği eziyetler

2. Hz. Peygamber’e Kureyş’in eziyetleri

3. Hz. Peygamber’in vefâtı

4. Hz. Fâtıma’nın doğumundan ölümüne kadar bazı olaylar

5. Hz. Ali’nin doğumundan şahadetine kadar yaşadığı bazı olaylar

6. Hz. Hasan’ın doğumundan şahadetine kadar yaşadığı bazı olaylar

7. Hz. Hüseyin’in Kerbela’ya kadar olan hayat hikâyesi

8. Müslim b.Akil b. Ebi Tâlib bahsi

9. Hz. Hüseyin ve akrabalarının Kerbela Vakası’nda yaşadıkları

10. Bölüm iki fasıldır: Katliamdan geride kalanların yaşadığı çileler ve zalimlerin akıbeti (Okuyucu 2011: 308).

Kütüphanelerde birçok yazma nüshası bulunan eserin bilinen en eski tarihli nüshası 986/1578’de istinsah edilmiş olup Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde Revan 1092 numarada kayıtlıdır.

Kaynakça

Ergun, Sadettin Nüzhet (1936). Türk Şairleri. C. 2. İstanbul.

İpekten, Halûk, M. İsen, R. Toparlı, N. Okçu ve T. Karabey (1998). Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara: KTB Yay.

İsen, Mustafa (hzl.) (1994). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Akçağ Yay.

Kaf-zâde Fâ’izî, Zübdetü’l-Eş’âr. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Belediye 11. vr. 34b-35b.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Mehmet Nâil Tuman, Tuhfe-i Nâilî- Dîvân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. 1. Ankara: Bizim Büro Yay.

Okuyucu, Cihan (2011). “Câmî-i Rûmî (Mısrî) ve Sa’âdetnâme’si”. Türkiyat Mecmuası. C. 21. 297-327.

Riyâzî, Riyâzu’ş-Şu’arâ. Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu, 06 Hk 1275. vr. 30a-b.

Uzun, Mustafa (1993). “Câmî-i Rûmî”. TDV İslâm Ansiklopedisi. C. 6. 102-03.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. YUNUS KAPLAN
Yayın Tarihi: 26.02.2014

Eserlerinden Örnekler

Çocuklarının ölümü üzerine söylediği gazel

Dür degüldür bu akan cism-i figârumdan benüm

Girye eyler her ser-i mû rûzgârumdan benüm

Bir musîbetdür bana iren ki her mâtem-zede

Kendüye virür tesellî hâl-i zârumdan benüm

Taşı taş üzre komasın âkıl ü dânâ olan

İbret alsun her kişi dâr u diyârumdan benüm

Cûy-ı hûn akıtsa çeşm-i eşk-bârum yiridür

Gitdi ol serv-i sehîler çün kenârumdan benüm

Kanlu yaşlar arasından çıkdı yir yir dûd-ı âh

Servler peydâ olupdur lâlezârumdan benüm

Ergun, Sadettin Nüzhet (1936). Türk Şairleri. C. 2. İstanbul. 904.

 Terkîb-i Bend

 I 

Gördüm çemende seyr ider ol serv-i ser-bülend

Yanınca sâye-veş sürinür niçe derd-mend

Nergis gözümden irmemek içün ana gezend

Rengîn lebinde hâli komış âteşe sipend

Ol la’l ü bu ne müşk-i Hutendür didüm didi

Cânunda tâze dâg nihânun durur senün

 II

Dendânın anup aglamadın çeşm-i eşk-bâr

Agardı nitekim sadef-i dürr-i şâhvâr

Benzetmek içün ana binâ-gûşun ol nigâr

Takındı gûş-vâre-i rengîn ü tâb-dâr

Yâ Rab bu ne ‘akîk-i Yemendür didüm didi

Kirpüklerün ucundaki kanun durur senün

 III

Hızr-ı zamâne var ise hatt-ı ‘izârıdur

Âb-ı hayât lebleri cân çeşme-sârıdur

Çâh-ı zekan yanında anun bir bekârıdur

Yâ havz-ı dil-güşâ yeri gül-şen kenârıdur

Yâ âşiyân-ı murg-ı çemendür didüm didi

Bâg-ı cinân içinde mekânun durur senün

 IV

Sünbüllerin ki bâd-ı sabâ itdi târ-mâr

Kıldı beni hevâ ile âşüfte rûz-gâr

Yine dönüp olunca ger hakîr u tâb-dâr

Baht-ı siyehden oldı niçe ‘ukde âşikâr

Cân riştesinde bu ne şikendür didüm didi

Gönlün sınıklıgına nişânun durur senün

 V

Câm-ı lebün ki toptolu sâfî şarâbdur

Bu dâne dâne benlerün anda hâbâbdur

Yâ şehd ü şekr üstüne konmış rebâbdur

Yâ goncadur ki jâleleri müşg-i nâbdur

Ol gocada bu jâle nedendür didüm didi

Ayn-ı sevâd-ı dîde-i cânun durur senün

 VI

Dil bend olalı kâkül ‘anber-feşân ile

Gelmez beyâna ‘ukde-i hâlüm zebân ile

İllâ ki Hızr olup hat-ı sebz ol dehân ile

Gamdan emân virür yine mühr ü nişân ile

Bu nice hatdur ol ne resendür didüm didi

‘Akd-i lisân u hırz-ı emânun durur senün

 VII

Ol tıfl-ı nâzenîn ki dahı nâ-resîdedür

Bu hüsn ü bu letâfet ile nûr-ı dîdedür

Terlikde tâzelikde semendin güzîdedür

İllâ nidem ki serv gibi ser keşîdedür

Ol kad ne kadd ü ne bendendür didüm didi

Ömr-i dırâz u baht-ı cevânun durur senün

 VIII

Seyr ide sebze-zâra gelüp itdi çün karâr

Hayretde kaldı anı görüp serv-i cûy-bâr

Şol denlü dökdi varını yolında şâh-sâr

Oldı şükûfe-zâr kamu hâk-i reh-güzâr

Ey gül yanaklu bu ne semendür didüm didi

Şol katre katre eşk-i revânun durur senün

 IX

Câmî bu devr içinde eyâ husrev-i cemâl

Vasf-ı miyânun eylemede ‘arz idüp kemâl

Cân-riştesine söz diyü nazm eylemiş le’âl

Başdan ayaga nükte-i bârîk ü pür hayâl

Yâ Rab bu niçe nazm-ı çemendür didüm didi

Dürr-i hayâl u silk-i beyânun durur senün

Ergun, Sadettin Nüzhet (1936). Türk Şairleri. C. 2. İstanbul. 903-04.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1İBÂDÎ, Kadrî-zâde Yusufd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2YAZICIOĞLU MEHMED EFENDİ, Şeyh Mehmed Efendid. ? - ö. 1451Doğum YeriGörüntüle
3ZA’ÎFÎ, Mehmed, Gelibolulu Za’îfîd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4İBÂDÎ, Kadrî-zâde Yusufd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5YAZICIOĞLU MEHMED EFENDİ, Şeyh Mehmed Efendid. ? - ö. 1451Doğum YılıGörüntüle
6ZA’ÎFÎ, Mehmed, Gelibolulu Za’îfîd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7İBÂDÎ, Kadrî-zâde Yusufd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8YAZICIOĞLU MEHMED EFENDİ, Şeyh Mehmed Efendid. ? - ö. 1451Ölüm YılıGörüntüle
9ZA’ÎFÎ, Mehmed, Gelibolulu Za’îfîd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10İBÂDÎ, Kadrî-zâde Yusufd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
11YAZICIOĞLU MEHMED EFENDİ, Şeyh Mehmed Efendid. ? - ö. 1451MeslekGörüntüle
12ZA’ÎFÎ, Mehmed, Gelibolulu Za’îfîd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
13İBÂDÎ, Kadrî-zâde Yusufd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14YAZICIOĞLU MEHMED EFENDİ, Şeyh Mehmed Efendid. ? - ö. 1451Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15ZA’ÎFÎ, Mehmed, Gelibolulu Za’îfîd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16İBÂDÎ, Kadrî-zâde Yusufd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17YAZICIOĞLU MEHMED EFENDİ, Şeyh Mehmed Efendid. ? - ö. 1451Madde AdıGörüntüle
18ZA’ÎFÎ, Mehmed, Gelibolulu Za’îfîd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle