İlhami Çiçek

(d. 1954 / ö. 14 Haziran 1983)
Şair, Eğitimci
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Erzurum'un Oltu ilçesinde Kemal Bey ve Letafet Hanım'ın çocuğu olarak dünyaya geldi (Ay 1991: 9; Kaya 1997: 70). Çiçek'in babasının dedesi Mehmet Ağa'nın ailesi, 1829 Osmanlı-Rus savaşında Ahıska sancağından Posof'a göç etti. Aile sırası ile Erzincan ve Muş'ta yaklaşık yarım yüzyıl ikamet ettikten sonra Oltu'ya taşındı (Kemal 2012: 30). Çiçek, çok küçük yaşlarda babasının dedesiyle ve etrafındaki diğer büyükleriyle ilgili destansı anıları dinleyerek büyüdü. Anlatılanlara göre altı yedi yaşlarında kardeşiyle samanlık damında oynarken saman dökülen delikten aşağı düştü. Yirmi dört saat baygın kaldı ve bir hafta kendine gelemedi. Kendine geldiğinde artık onun için ürkeklik, duygusallık ve durgunluk bir mizaç hâline geldi (Ay 1991: 9).

İlk ve ortaöğrenimi Oltu'da okuyan Çiçek'in ilkokul beşinci sınıfa kadar öğretmeni, babası Kemal Bey oldu. Liseyi Erzurum'da bitiren Çiçek; üniversiteye başlamadan önce Hareket dergisinin Erzurum'da açtığı Dergâh Kitabevini çalıştırdı (Çiçek 2016: 8). Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde "Ahilik ve Yaşayan Ahi Gelenekleri" adlı teziyle yükseköğrenimini tamamladı (Ay 1991: 10; Çiçek 2018: 11; Erkal 2000: 63). Üniversitede okurken vekil öğretmenlik yaptı. Üniversiteden sonra 1978'de Kırıkkale Lisesinde edebiyat öğretmenliğine başladı (Ay 1991: 10).

Çiçek, 1979'un yaz aylarından itibaren Edebiyat dergisi çevresine dâhil oldu (Yeşilyurt 1991: 16). Daha sonra İstanbul'a taşındı ve öğretmenliğini Pendik Lisesinde devam ettirdi. 1980'de nişanlandığı Hamiyet Hanım ile 1981'de evlendi. 1982'de Abdurrahman Nuri adında bir oğlu oldu (Ay 1991: 10; "Hece Taşları İlhami Çiçek" 1997: 65). Kırıkkale'de sağlığı bozulmaya başlayan Çiçek'in rahatsızlığı İstanbul'a taşındıktan sonra şiddetlendi (Çiçek 2016: 8; bk. Yeşilyurt 1991: 16-17). 1983'ün mart ayında kısa dönem askerliğini tamamlamak için Tokat'a gitti. Epilepsi tanısı konulan şairin hastalığı askerdeyken daha fazla ilerledi ve bir süre Ankara Mevki Hastanesinde tedavi gördü. İyileşti sanılarak tekrar Tokat'a gönderildi. Ağır ilaçlar kullandığı kısa dönem askerlikte terhisine on beş güne kala 14 Haziran 1983'te kriz geçirip üçüncü kattan atlayarak hayatına son verdi (Ay 1991: 10; Çiçek 2016: 9).

Çocuk yaşta okuma tutkusuna kapılan Çiçek, zaman zaman âşıkların toplantılarına katıldı. Şiire ilgi duydu ve ortaokul ikinci sınıfta Faruk Nafiz'in "Çoban Çeşmesi" şiiriyle katıldığı bir şiir okuma yarışmasında birinci oldu. Lise yıllarında yazdığı, aynı zamanda yayımlanan ilk şiiri olan "Otel Odası", Anadolu Fikir Derneğinin çıkardığı Adımlar dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazandı. Lise yıllarında amatör düzeyde tiyatro çalışmalarına katıldı (Ay 1991: 9-10; Çiçek 2016: 8). 1969'da on beş yaşındayken Erzurum'da Hür Söz gazetesinde "Büyük Emel" adlı şiirini yayımladı (Çiçek 2018: 76-77).

Üniversite yıllarında yerel gazetelerde halk edebiyatına ilişkin yazılar yazdı. Bu yıllarda şiir çalışmalarına ağırlık verdi ve "Son Öğrence" şiirini vekil öğretmenlik döneminde yirmi yaşındayken yazdı. Öğretmen olarak atandıktan sonraki yıllarda Nuri Pakdil'in yönettiği Edebiyat dergisinin sürekli şairlerinden biri oldu. Sağlığının gittikçe kötüye gittiği bu evrede "Satranç Dersleri" ortaya çıktı. Satranç Dersleri'nin kitap olarak yayımlanmasıyla vefatı aynı aya rastladı (Ay 1991: 10).

1983'de yayımlanan Satranç Dersleri Çiçek'in hayatında yayımlanan tek kitabıdır. Kitap Göğekin adıyla kardeşi M. Latif Çiçek tarafından Temmuz 1991'de tekrar yayımlandı. Eserde Satranç Dersleri'ndeki şiirlerden başka yayımlandığı hâlde kitaba girmemiş şiirleri, yayımlanmamış şiirleri, notları arasında kalan bir söyleşisi, dört hikâye çalışması, hakkında yazılanlar ve ona adanmış şiirler yer aldı (Çiçek 1991).  Ketebe Yayınları, Çiçek'in tüm şiirlerini ve hikâyelerini 2018'de Bu Hüznün Mesnevisi adıyla tekrar bir araya getirdi. Kitapta Göğekin'de yer almayan; "Yalnız Adam", "Dinle Şair Dinle Sözlerim Sana", "Büyük Emel" adlı şiirlerine de yer verildi (Çiçek 2018).

Çiçek'in şiir hakkındaki görüşlerinin yer aldığı eldeki tek kaynak, kendisiyle poetikası ve “Satranç Dersleri” adlı şiiri üzerine yapılan bir söyleşidir. Çiçek’e göre yoğunlaştırma gerektiren şiirde sözcükler dönüşerek içe doğru sokulgan bir yapı kazanmaktadır. Bütün öteki yazı türlerinde anlatılanların özü şiirde vardır, ama o daha çok anlatılmaz olanın, sözün dile getiremediğinin arkasındadır. İç serüvenin saydam bir parçası olan şiir, görünür gerçeği hep aşar, aşmalıdır (Çiçek 1991: 104). Şiir geleneğini salt bir malzeme yığını olarak değerlendirmemek gerektiğini vurgulayan Çiçek'e göre çağdaş şiirimizin bir türlü insani olamayışının kökünde tarihsel şiire yabancılık yatar. Sanatçıyı yoğunlaşmış ulus olarak addeden Çiçek, sanatın öncülüğüyle insanı içinden kavramanın, sarsıp silkelemenin mümkün olduğunu dile getirdi (Çiçek 1991: 105).

Çiçek'in şiirlerinde belli bir ideoloji, ucu belli bir dünya görüşü için yeterli veri yoktur (Doğan 2006: 283). Hem tematik açıdan hem de kullandığı dil bakımdan sanatkâr, şiirini ideolojiden kurtarıp salt estetik kaygıların üzerine temellendirdi (Sevim 2018: 276). Şiirlerinin merkezinde modern insanın türlü açmazlarıyla bunalımlarını, acılarını, örselenmişliklerini, kimi zaman da umutlarını işledi. Yoğun bir hüzün, yalnızlık, intihar düşüncesi ve anlaşılamamanın trajedisi şiirlerinin temel konu ve izlekleri arasında yer aldı. Herkesin kaba ve kalabalık dünyasından uzak, toplumsal alanla arada açılan mesafede uyumsuz, kırgın ve kötümser bireyin derin sorgulamalarına yer verdi.

Şiir yazmaya başladığı ilk yıllarda geleneksel nazım şekillerini kullanan Çiçek, sonraki dönemlerinde vezin, kafiye gibi ahenk unsurlarına pek aldırış etmeksizin daha ziyade serbest tarzda, metaforik ve imge yüklü şiirler yazdı. Başta İslami ögeler olmak üzere çok sayıda metinler arası unsurları içeren ve "anlatım"ın öncelikli olduğu (Cengiz 2016: 174) şiirleri zengin gönderimleriyle dikkat çekti. Yazdığı az sayıda hikâyede olay örgüsünü geri planda tutan sanatkâr; birtakım kesitleri, psikolojik ve sembolik unsurları esas aldı. Şiirlerinde sıklıkla kullandığı oyun, yol, ay metaforlarına hikâyelerinde de yer verdi ve tabiatın dilini okuyan insanın çağa tanıklık öyküsünü yazdı.

Dostoyevski, Cengiz Aytmatov, Kemal Tahir'i beğeniyle okuyan, Nurettin Topçu'nun tüm eserlerini dikkatle inceleyen Çiçek; Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Cemal Süreya, Attilâ İlhan, Edip Cansever, Asaf Hâlet Çelebi'nin şiirlerini önemsedi (Çiçek 2016: 8). Şiirlerinde divan ve halk edebiyatının, II. Yeni'nin, İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu gibi şairlerin etkisi izlenmekle beraber kendine özgü estetik bir dil geliştirdi (Doğan 1991: 138; Günbaş 2007: 101; Sevim 2018: 277). Yirmi dokuz yaşında hayata veda eden, melankolinin sanatkâr muhayyileyi besleyen ama bir o kadar da tahrip eden yönüyle yaşayan şair, edebiyat dünyasının 'dalgınlığına gel'diği sanatkârlardan biri olarak Türk edebiyatı tarihindeki yerini aldı.

Kaynakça

Ay, Arif (1991). "İlhami Çiçek". Göğekin. Haz. M. Latif Çiçek. Ankara: Çiçek Pazarlama. 9-10.

Cengiz, Metin (2016). "İlhami Çiçek Ya Da Erzurum'da Hüznün Mesnevisi". İntihar Şairleri. Haz. Enver Ercan. İstanbul: Varlık Yayınları.168-175.

Çiçek, İlhami (1991). Göğekin. Haz. M. Latif Çiçek. Ankara: Çiçek Pazarlama.

Çiçek, İlhami (2018). Bu Hüznün Mesnevisi. Haz. M. Latif Çiçek. İstanbul: Ketebe Yayınları.

Çiçek, Mehmet Latif (2016). "[Bir Fotoğraf Bir Hikâye] Münzevi yaşadı münzevi". Röportör: Ayşe Olgun. Yeni Şafak Pazar. 12 Haziran. s. 8-9.

Çiçek, Mehmet Latif (2018). "Önsöz". Bu Hüznün Mesnevisi. Haz. M. Latif Çiçek. İstanbul: Ketebe Yayınları. 11-12.

Doğan, Mehmet H. (1991). "Satranç Dersleri - İlhami Çiçek". Göğekin. Haz. M. Latif Çiçek. Ankara: Çiçek Pazarlama. 138.

Doğan, Mehmet Can (2006). "Kınalı Kaval: İlhami Çiçek". Şair Sözü. İstanbul: YKY Yayınları. 280-287.

Erkal, Abdülkadir (2000). "İlham Çiçek'in Yayımlanmamış Bir Şiiri". Hece. 44: 63-66.

Günbaş, Ahmet (2007). "Göğ Ekini Biçmiş Gibi" - Erken Ölümlü Şairler Antolojisi. Ankara: Hayal Yayınları.

"Hece Taşları İlhami Çiçek" (1997). Hece. 6: 64-68.

Kaya, Rahmi (1997). "Çiçek" Toplantısı". Hece. 6: 70-74.

Kemal, Süavi (2012). "Hüznün Mesnevihan'ı: İlhami Çiçek". Gerçek Hayat. 26 Mart. 30-31.

Sevim, Beşir (2018). ""Kınalı Bir Kaval Kadar Mahzun" Bir Şair: İlhami Çiçek". Dinmez Tarla Kuşunun Şarkısı - Genç Ölümlü Şairler Kitabı. Bursa: Nilüfer Belediyesi Kütüphane. 275-278.

Yeşilyurt, Cahit (1991). ""Şurada Güneşe Ne Kaldı"". Göğekin. Haz. M. Latif Çiçek. Ankara: Çiçek Pazarlama. 13-18.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ZEYNEP TEK
Yayın Tarihi: 28.02.2019
Güncelleme Tarihi: 19.12.2020

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Satranç DersleriEdebiyat Dergisi / Ankara1983Şiir
GöğekinÇiçek Pazarlama / Ankara1991Şiir
Bu Hüznün MesnevisiKetebe / İstanbul2018Şiir

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ŞEHVÂRÎ, Ahmed Şükrüd. 1862/1863 - ö. 1914-1915Doğum YeriGörüntüle
2GAMLI YILMAZ, Yılmaz Bulutd. 03.01.1950 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3EYYUBÎ, Eyyup Demirerd. 03.03.1975 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Mustafa Türkd. 1954 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Hüseyin Hameşd. 25 Aralık 1954 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Alper Aksoyd. 1954 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7GULAMÎ, Nuri Özcand. 1925 - ö. 1983Ölüm YılıGörüntüle
8Baha Dürderd. 8 Şubat 1912 - ö. 17 Temmuz 1983Ölüm YılıGörüntüle
9İLYAS DOĞANd. 1902 - ö. 1983Ölüm YılıGörüntüle
10Faruk Nafiz Çamlıbeld. 18 Mayıs 1898 - ö. 8 Kasım 1973MeslekGörüntüle
11Ömer Faruk Ceyland. 1 Ocak 1925 - ö. 24 Kasım 2013MeslekGörüntüle
12Nedret Çelend. 25 Temmuz 1960 - ö. ?MeslekGörüntüle
13Fatma Bahar Gökfilizd. 7 Ocak 1955 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Nazan Öçalırd. 1963 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Yılmaz Uçard. 20 Ekim 1965 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16İlhami Bekir Tezd. 1906 - ö. 29 Mart 1984Madde AdıGörüntüle
17İLHÂMÎ, Şeyh Mehmed İlhâmî Efendid. ? - ö. 1572Madde AdıGörüntüle
18İLHAMÎ, Yusuf Ziya Başerd. 1907 - ö. 1984Madde AdıGörüntüle