DERTLİ, İbrahim

(d. 1772/1186 - ö. 1845/1261)
âşık
(Âşık / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı İbrahim olan âşık, ilk dönem şiirlerinde Lütfi daha sonrakilerde ise Dertli mahlasını kullanmıştır. Bolu’nun Gerede ilçesinin eski adı Yeniçağa olan Reşadiye nahiyesinin Şahnalar köyünde 1186 (1772) yılında dünyaya gelmiştir. Dertli’nin babası, Bayraktar Ali Ağa; annesi ise aynı köyden Ayşe isimli bir kadındır. Karahasanoğulları diye bilinen sülaleye mensup olan Dertli’nin babası (Keleş 2007: 99) kaynakların kiminde bir rençper (Onay 1928: 9); kiminde varlıklı bir çiftçi (Uyguner 1991: 9); kiminde de bir ırgat olarak belirtilmiştir (Kutlu 1979: 11). İbrahim’in eğitim alıp almadığına dair yazılı ve sözlü kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak geleneksel kültür içerisinde adeta bir usta-çırak ilişkisi içinde yetişen Dertli’nin eğitiminde seyahatleri esnasında bulunduğu şehirlerdeki kültür ortamlarının önemli bir rolü olduğu söylenebilir. Yirmi beş yaşlarında İstanbul’a gelen İbrahim (Kutlu 1979: 13), kendisini koruyup kollayacak, destek olacak nüfuzlu bir kimseden yoksun olduğu için burada fazla kalamayarak Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli kültür merkezlerinden biri olan Konya’ya gider. İbrahim, Konya’da, Hacı Asım Usta’nın işlettiği kahvede ocakçılık yapar (Kutlu 1979: 13). Bu zaman diliminde kahveye gelen ilim ve sanat erbabının da desteğiyle kendisini yetiştiren, saz çalmaya ve şiir söylemeye başlayan İbrahim’e, burada Lütfî mahlası verilir. İbrahim Lütfî, Konya’dayken, o yıllarda Konya Mevlevî dergâhı postnişini bulunan ve güzel sanatlara olduğu kadar saza, şiire ve musikiye düşkün, rind meşrep bir zat olan Mehmet Hemdem Sait Çelebi tarafından kollanmış, Konyalı âşıklar, Mevlevî şair ve neyzenleri ile birlikte onun Meram’daki konağında düzenlenen fasıllara iştirak etmiştir (Halıcı 1982: V-VI). Bazı kaynaklara göre üç (Onay 1928: 11; Köprülü 1940: 644; Okay 1960: 4); bazı kaynaklara göre de beş yıl (Kutlu 1979: 13; Çınar 1990: 17; Uyguner 1991: 10; Albayrak 2007: 2) burada kalan İbrahim Lütfî, saz şairlerinin geleneğine uyarak Konya’dan ayrılır, Halep ve Şam’a uğradıktan sonra Mısır’a, Kahire’ye gider (Kutlu 1979: 14). İbrahim, burada Mehmet Ali Paşa tarafından kollanır ve saraya kahvecibaşı olarak alınır (Onay 1928: 5-6). Yaklaşık on yıl Mısır’da kalan İbrahim (Çınar 1990: 18), tekkelerde tasavvufun inceliklerini öğrenmiş, âşık kahvelerinde ve zengin konaklarında bu düşünce sistemine uygun eserler vermiştir. Bu uzun seyahatlerden sonra tekrar köyüne dönen Dertli, Saray köyünden Hafize adlı bir kadınla evlenir (Onay 1928: 12). Dertli’nin bu evliliğinden, Ömer ve Seyit Ali adında iki oğlu olur. Dertli, bu yıllarda da zaman zaman Anadolu’nun sanat merkezleri durumunda olan Sivas, Amasya, Kastamonu, Çankırı, Ankara gibi şehirlerinde dolaşır (Öztelli 1964: 3).

Saz ve sözdeki ustalığını iyice geliştirmiş, şöhretini Anadolu’nun geniş bir coğrafyasında duyurmuş olan Dertli, yıllar sonra tekrar İstanbul’a gider. Ahmet Talat Onay’a göre, Dertli’nin İstanbul’a gelişi H.1241 (M.1824) tarihine rastlamaktadır. Zira bu tarihlerde Hüsrev Paşa, sadrazam olarak görev yapmaktadır (Onay 1940b: 281). Dertli’nin İstanbul’a geldiği bu dönem, âşıklara ve Âşık Edebiyatı’na olan sempatinin arttığı, halktan saraya kadar bu edebiyata ve mensuplarına karşı ilginin yoğunlaştığı bir dönemdir. İşte böyle bir ortamda İstanbul’a gelen Dertli, İstanbul semai kahvelerinde çalıp söylemeye başlar. Kendisini kısa bir süre içerisinde çevresine kabul ettirir. Semai kahvelerinde adı dilden dile dolaşmaya başlar. Dertli’nin giderek artan şöhretinden rahatsızlık duyan şairlerin hazırladıkları muammayı çözmesi ve kazandığı parayı da orada bulunan âşıklar arasında paylaştırması onun şöhretini daha da arttırır (Kutlu 1988: 20-22; Uyguner 1991: 14). Dertli’nin bu başarısı üzerine bir ara Bolu mutasarrıfı olarak da görev yapan Hüsrev Paşa, Dertli’yi himayesi altına alarak onu sarayına “Şamdan Ağası” yapar (Köprülü 1940: 645). Bu arada fes yeniliğini öven şiirinin padişah tarafından beğenilmesiyle de Çağa’ya âyan olarak görevlendirilir (Onay 1928: 22). Çağa’ya âyan olarak görevlendirilen Dertli, bu vazifede uzun süre kalamaz ve bazı nedenlerle görevinden alınır (Tek 2011: 37). Dertli, görevinden alındıktan bir süre sonra boğazını usturayla keserek intihar etmek ister. Ancak yanında bulunanların müdahalesiyle ölmekten kurtulur (Tek 2011: 38). Şairin bu hadisesinden sonra “Lütfî” mahlasını bırakarak “Dertli” mahlasını kullanmaya başladığı belirtilir (Onay 1928: 23; Köprülü 1940: 647; Tek 2011: 38-39).

Son yıllarını Bolu ve Ankara ile bu iki kentin ilçelerinde geçiren Dertli’nin bu zor günlerindeki en büyük dayanağı, koruyucusu ve sığınağı Alişan Bey’dir (Köprülü 1940: 647; Onay 1946: 13-14; Kutlu 1979: 26). Dertli, pek çok şiirinde Alişan Bey’in iyilikseverliğinden yardım ve ihsanından bahseder. Ömrünün büyük bir bölümünü gurbetlerde yoksulluk ve sefalet içerisinde geçiren Dertli, H. 1261/ M. 1845 yılında 73 yaşında Alişan Bey’in konağında vefat eder. Cenazesi Samanpazarı semtindeki Koyunpazarı Camisi'nin kabristanına defnedilir (Onay 1928: 28). Dertli’nin naaşı, 1955 yılında Gerede kaymakamı Mehmet Berberoğlu’nun başkanlığında kurulan bir dernek tarafından köyünün karşısına yaptırılan anıt mezara kaldırılır.

Diğer âşıklar gibi Dertli’nin şiirleri de gerek kendisi hayattayken gerekse de ölümünden sonra cönk ve mecmualara kaydedilmiştir. Yazılı kültür ortamıyla beraber 19. yüzyılda âşıkların şiirlerini içeren müstakil divanlar da tertip edilmiştir. Bu bağlamda Dertli’nin şiirleri de divan hâlinde basılmıştır. Dertli divanlarının H. 1287 (M. 1871), H. 1299 (M. 1883) ve H. 1329 (M. 1913) yıllarında İstanbul Litografya Destgâhı’nda ve Şirket-i Sahhafiyye-i Osmaniye matbaasında 48, 57, 60 ve 64 sayfalık taş baskısı baskılarının yapıldığı kaynaklarda belirtilmektedir (Özege 1971: 268; Cumbur-Kaya 1994: 79-80). Divanların üzerindeki tarihlerden, bunların âşığın ölümünden sonra basıldığı görülmektedir. Bunun yanında Dertli divanının üzerinde basıldığı yer, matbaa ve tarih gösterilmemiş 64 sayfalık muhtelif baskılarının olduğu da ifade edilmektedir (Özege 1971: 268).

Dertli divanından hareketle araştırmacılar tarafından çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu bağlamda A. Talat Onay 1928 yılında Âşık Dertli Hayatı, Divanı adlı eseriyle Dertli hakkındaki ilk kitabı yayımlar. Bunu 1940 yılında M. Fuat Köprülü’nün Âşık Dertli- XIX. Asır Saz Şâiri, yine 1940 yılında M. Z. Korgunal’ın Âşık Dertli Divanı, 1943’te Saime Çelikel’in Âşık Dertli Divanı, 1958’de Haşim Nezihi Okay’ın Bolulu Dertli Divanı, 1964’te Cahit Öztelli’nin Dertli-Seyrani Hayatı, Sanatı, Şiirleri, 1979’da Şemsettin Kutlu’nun iki ciltlik Şâir Dertli-I, II, 1990’da Ali Abbas Çınar’ın Âşık Dertli Bibliyografyası, 1991’de Muzaffer Uyguner’in Dertli Yaşamı, Sanatı, Şiirlerinden Seçmeler, 1995’te Cevat Alparslan’ın Bolu’nun Kültürel Değerleri Âşık Dertli, Âşık Figani ve Köroğlu, 1998’de Adil Ali Atalay Vaktidolu’nun Âşık Dertli Baba, 2007’de Nurettin Albayrak’ın Dertli ve 2011’de Dilaver Düzgün’ün Dertli Divanı adlı eserleri takip eder. 1946 yılında İstanbul Üniversitesinde Neriman Süslüoğlu XIX. Asır Halk Şairlerinden Âşık Dertli adlı 37 sayfalık bir bitirme tezi hazırlamış 2011 yılında da Erciyes Üniversitesi!nde Recep Tek tarafından Türk Edebiyatında Dertli Olgusu Âşık Dertli ve Eserleri (İnceleme-Metin) adlı bir doktora tezi yapılmıştır.

19. yüzyılın önemli kültür merkezlerinde bulunarak, şairliğe yatkın olan tabiatı ve zekâsı sayesinde kendisini geliştiren Dertli, bu yüzyıla damgasını vurmuş, kendisini kanıtlamış, kendisinden sonra gelen saz şairlerine üstat olmuş ve kendi ismiyle bilinen bir âşık kolunun oluşmasına öncülük etmiştir. Bolu, Kastamonu, Çankırı yörelerinde etkili olan bu kol içerisinde Dertli, onun çırağı Figânî, Figânî’nin çırakları Çankırılı Pinhanî, Kastamonulu Cudi, Ilgazlı Nâilî ve onun çırağı Yorgansız Hakkı yer alır (Albayrak 2004: 30). Köprülü, Âşık Dertli’nin, Figanî’nin yanı sıra Âşık Meydanî ve Mudurnulu Âşık Emin’i de yetiştirdiğini belirtir (Köprülü 1940: 650). Ayrıca Konyalı Âşık Şem’i (Kutlu 1979: 178), Erzurumlu Emrah (Kutlu 1979: 240, 280), Âşık Nazif (Kutlu 1979: 176), Âşık Fahir (Kutlu 1979: 223), Çankırılı Sabri (Kutlu 1979: 280), Ardunuçlu Şöhreti, Kastamonulu Âşık Kemalî (Çınar 1990: 36), Seyrani (Onay 1933: 273; Kutlu 1979: 277), Tokatlı Nuri (Onay 1933: 273), Âşık Pesendi (Bayrı 1941: 269) gibi saz şairlerini de etkilemiştir. Osman Cemal Kaygılı, çalgılı kahveler ve bu kahvelerde eserleri okunup çalınan şairlerden bahsederken bu kahvelerde Emrah, Zihnî, Seyrani, Gevherî, Âşık Ömer, Kuloğlu gibi isimleri bilmeyenlerin bulunabileceğini ancak Dertli’yi herkesin bilip tanıdığını hatta onun kesik kerem şeklinde bestelenip terennüm edilen “Haraba kul olduk bezm-i âlemde” mısrasıyla başlayan koşmasının çok sevildiğini belirtir (Kaygılı 1937: 7).

Dertli, şiirlerinde hem hece veznini hem de aruz veznini kullanmıştır. Ancak onun sanat gücünü daha çok heceli şiirlerinde görürüz. Hece ile söylediği rindane ve âşıkane şiirlerinde lirizm ve orijinallik en üst noktaya çıkar. Heceli şiirlerinde genellikle on birli hece ölçüsünü ve koşma nazım şeklini tercih etmiştir. Bu tarz şiirlerinde anlaşılır bir dil kullanmakla beraber zaman zaman yabancı sözcük ve tamlamalara da yer vermiştir. Ancak bunların sayısı çok fazla değildir. Dertli, aruzlu şiirlerinde hecedeki kadar başarılı değildir. Diğer âşıklarda olduğu gibi birtakım dil hataları, aruz kusurları onun şiirlerinde de görülür. Ancak bazı mısra ve beyitleri bir divan şairinin söyleyebileceği ustalıkta güzel ve mükemmeldir. Aruzlu şiirlerinde Fuzulî’nin tesirinde kalmıştır. Köprülü, bu tesirin hem heceli hem de aruzlu şiirlerinde görüldüğünü ve ondan etkilenerek söylediği şiirlerin yanı sıra Fuzulî’de çok geçen kelime ve terkipleri de kullandığını belirtir (Köprülü 1940: 652; Kutlu 1979: 42-43). Şiirleri arasında Fuzulî’den etkilenerek söylediği beyitler vardır (Mazıoğlu 1987: 42). Köprülü, Dertli’nin Nedim’in ve Bağdatlı Ruhi’nin de şiirlerine yabancı olmadığını belirtmektedir (Köprülü 1940: 653). Dertli, aruzlu şiirlerinde divan, semai, kalenderi, satranç nazım şekillerini kullanmıştır. Bu tarz şiirlerinde koşmalarına nazaran ağır bir dil kullanmış, Arapça ve Farsça pek çok sözcük ve tamlamaya yer vermiştir. Güzellemeler, taşlamalar, nefesler, devriyeler, münacaatlar, na’tlar, mersiyeler söyleyen Dertli, bu şiirlerinde aşk, tabiat, felekten şikâyet, gurbet-özlem, din ve tasavvuf konularını işlemiştir. Dertli, gerek heceli şiirlerinde gerekse de aruzlu şiirlerinde tasavvufa ait kavramlar kullanmış, şiirlerine sure ve ayetlerden parçalar almış, yerel söyleyişlerden, atasözü ve deyimlerden, klasik şiirin sıkça kullanılan mecaz ve benzetmelerinden bolca yararlanmış, şiirlerinde farklı anlatım biçimlerini denemiştir (Tek 2011: 166-186).

Kaynakça

Albayrak, Nurettin (2004). Ansiklopedik Halk Edebiyatı Terimleri Sözlüğü. İstanbul: L&M Yay.

Albayrak, Nurettin (2007). Dertli. İstanbul: Kapı Yay.

Alparslan, Cevat (1995). Bolu’nun Kültürel Değerleri Aşık Dertli, Aşık Figanî ve Köroğlu. Ankara: Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı.

Alpman, İhsan (1954). “Şair Dertli”. Esentepe (3-4 Mayıs): 1-4.

Alptekin, Ali Berat (1986). “Şeytan Bunun Neresinde Redifli Koşma Kimindir?”, Erciyes Dergisi. 9 (102): 5-11.

Altuğ, Mehmet Lütfi (1964). “Dertli”. Karahöyük. 1 (1): 17-21.

Aslangül, Cevdet (2001). “Âşık Dertli”. (2. Folklor ve Halk Edebiyatı Kongresi/ 27-28 Ekim 2000, 2. Folklor ve Halk Edebiyatı Kongresi/27-28 Ekim 2000). Konya: Konya Büyükşehir Belediyesi Konya Kültür ve Turizm Vakfı. s. 129-133.

Coşar, Kerim (1984). “Şair Dertli”. Üçüncü Yeni. 1 (3): 12-13.

Cunbur, Müjgan; Dursun Kaya (1994). Türkiye Basmaları Toplu Kataloğu (1729-1928). C. 3. Ankara: Milli Kütüphane Başkanlığı Yayınları.

Çelikel, Saime (1943). Aşık Dertli Divanı. İstanbul: Ak-ün Matbaası.

Çınar, Ali Abbas (1990). Aşık Dertli Bibliyografyası. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay.

Çubukçu, İbrahim Agâh (1997). “Dertli’nin Tasavvuf Anlayışı.” Bolu’da Halk Kültürü ve Köroğlu Uluslararası Sempozyumu. Bolu: Abant İzzet Baysal Üniv. Basımevi. s. 56-61.

Ergun, Sadettin Nüzhet (1928). “Âşık Derdli, Hayatı, Divanı.” Halk Bilgisi Mecmû’ası. 1 (1): 162-164.

Esen, Ahmet Şükrü (1928). “Dertli Divanı.” Adana Mıntıkası Maarif Mecmû’ası. 1 (9): 12.

Halıcı, Feyzi (1982). Aşık Şem’i Hayatı ve Şiirleri. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay.

Karabey, Turgut (1977). “Dertli”. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. C. 2. İstanbul: Dergâh Yay. s. 253-256.

Kaygılı, Osman Cemal (1937). İstanbul’da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri. İstanbul: Bürhaneddin Basımevi.

Keleş, İdris (2007). Yeniçağa Tarihi-1: Çağa ve Köylerinin Tarihi. Ankara: Yücel Ofset Matbaacılık.

Korgunal, M. Z. (1940). Âşık Dertli Divanı. İstanbul: Emniyet Kütüphanesi.

Köprülü, M. Fuat (1928). “Âşık Derdli”. İkdam. 11320: 4.

Köprülü, M. Fuat (1929). “Âşık Dertli, Hayatı ve Divanı”. Edebiyat Fakültesi Mecmû’ası. s. 131.

Köprülü, M. Fuat (1940). Âşık Dertli-XIX. Asır Saz Şairi. İstanbul: Kanaat Kitabevi.

Kutlu, Şemsettin (1979). Şair Dertli-I. İstanbul: Kervan Kitapçılık Basın Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Kutlu, Şemsettin (1979). Şair Dertli-II. İstanbul: Kervan Kitapçılık Basın Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Kutlu, Şemsettin (1988). Dertli. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay.

Mazıoğlu, Hasibe (1987). “Bolu ve Çevresinden Yetişen Şairler ve Dertli.” Bolu İli Halk Edebiyatı Sempozyumu/2-4 Mayıs 1986. Bolu: Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Yay. s. 39-43.

Nasrattınoğlu, İrfan Ünver (1987). “Sofya’da Bulunan Bir Cönkte Yer Alan Şair Dertli ve Bolulu Diğer Üç Ozan.” Bolu İli Halk Edebiyatı Sempozyumu/2-4 Mayıs 1986. Bolu: Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Yay. 54-59.

Oğuz, M. Öcal (1996). “Âşık Dertli’nin Tarikatı Meselesi.” Yeniçağa Tarihinden Çizgiler ve Âşık Dertli Paneli (Yeniçağa/Bolu 15 Eylül 1996). Bolu. s. 13-21.

Okay, Haşim Nezihi (1960). Bolulu Dertli Divanı. İstanbul: İstanbul Maarif Kitaphanesi ve Matbaası.

Onay, Ahmet Talat (1928). Âşık Derdli Hayatı, Divanı. Bolu: Bolu Vilayet Matbaası.

Onay, Ahmet Talat (1932). “Dertli’ye Dair.” Atsız Mecmû’a. 1 (9): 227.

Onay, Ahmet Talat (1933). Âşık Tokatlı Nuri. Çankırı: Çankırı Matbaası.

Onay, Ahmet Talat (1940a). “Âşık Dertli’ye Dair İki Yeni Vesika-I.” Halk Bilgisi Haberleri. 9 (107): 253-258.

Onay, Ahmet Talat (1940b). “Âşık Dertli’ye Dair İki Yeni Vesika-II.” Halk Bilgisi Haberleri. 9 (108): 277- 282.

Onay, Ahmet Talat (1946). “Dertli”, Abant. 2 (9): 13-15.

Onay, Ahmet Talat (1954). “Dertli ve Seyranî Eseri Münasebetiyle.” TFA. 3 (63): 1006-1009.

Onay, Ahmet Talat (1955). “Dertli’nin Ölümü.” TFA. 3 (72): 1145-1146

Özege, M. Seyfettin (1971). Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Katalogu. İstanbul: Fatih Yayınevi Matbaası.

Özen, Kutlu (1987). “Dertli’nin Cönklerde Geçen Şiirlerindeki Mısra ve Kelime Değişiklikleri”, Bolu İli Halk Edebiyatı Sempozyumu/2-4 Mayıs 1986. Bolu: Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Yay.

Özkaya, Yücel (1987). “Şair Dertli’nin Tarihi Şahsiyeti ve Özellikleri”, Bolu İli Halk Edebiyatı Sempozyumu/2-4 Mayıs 1986. Bolu: Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Yay. s. 50-53.

Öztelli, Cahit (1964). Dertli- Seyrani, Hayatı, Sanatı, Şiirleri. İstanbul: Varlık Yay.

Öztelli, Cahit (1969). “Şeytan Bunun Neresinde ve Kaynağı”, TFA. 12 (236): 5230-5231

Sakaoğlu, Saim (1989). “Dertli”, Başlangıcından Günümüze Kadar Büyük Türk Klasikleri. C. 9. İstanbul: Ötüken-Söğüt. s. 235-238.

Süslüoğlu, Neriman (1946-1947). XIX. Asır Halk Şairlerinden Âşık Dertli. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Mezuniyet Tezi.

Tecer, Ahmet Kutsi (1930). “Dertli-Figani”, Halk Bilgisi Haberleri. 1 (3): 35-38.

Tek, Recep (2011). Türk Edebiyatında Dertli Olgusu Âşık Dertli ve Eserleri (İnceleme-Metin). Yayımlanmamış Doktora Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi.

Tunçer, Vahap (1946). “Âşık Derdli”, Abant, 2 (8): 14-22.

Uyguner, Muzaffer (1991). Dertli Yaşamı, Sanatı, Şiirlerinden Seçmeler. Ankara: Bilgi Yayınevi.

Vaktidolu, Adil Ali Atalay (1998). Aşık Dertli Baba. İstanbul: Can Yay.

Varlık, Şadi (1940). “Dertli Hakkında Konuşma”, Duygular. 1 (8): 1-2, 8.

Yakıcı, Ali (1996). “Konya Âşıklık Geleneği İçinde Dertli’nin Yeri ve Önemi”, Yeniçağa Tarihinden Çizgiler ve Âşık Dertli Paneli (Yeniçağa/Bolu 15 Eylül 1996). Bolu. s. 23-28.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ RECEP TEK
Yayın Tarihi: 23.06.2013

Eserlerinden Örnekler

Âzad Olsak Da Bir Olmasak Da Bir

Harâba kul olduk bezm-i âlemde

Bünyâd olsak da bir olmasak da bir

Düşdük çâre nedir dâm-ı âlemde

Âzâd olsak da bir olmasak da bir

Aşk odına yanmış ciger-pâreyiz

Hicr ile ağlamış dide pür-âbız

Yıkılmış yapılmış hâne harâbız

Âbâd olsak da bir olmasak da bir

Bir Şirin elinden aşk meyi içdik

Hakkıle bâtılı fark edip seçdik

Varlık dağlarını deldik de geçdik

Ferhâd olsak da bir olmasak da bir

Ey Dertli âlemde bir şâh-ı diliz

Hakdan hakikatten âgâh-ı diliz

Tarik-i esrâra ervâh-ı diliz

İrşâd olsak da bir olmasak da bir

Tek, Recep (2011). Türk Edebiyatında Dertli Olgusu Âşık Dertli ve Eserleri (İnceleme-Metin). Yayımlanmamış Doktora Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi. 365-366.

Derdile Mihneti Bana Mı Verdin

Nahnü kasemnâda taksimde Mevlâ

Bu noksan kısmeti bana mı verdin

Âleme safâlar eyledin ata

Derdile mihneti bana mı verdin

İçirdin feleğin câm-ı zehrini

Aldı gam leşkeri gönül şehrini

Bunca yıldır çekdim yeter kahrını

Diyâr-ı gurbeti bana mı verdin

Geleli dünyaya rahm-ı mâderden

Gönül şâd olmadı gamdan kederden

Dürlü serencamlar geçirdim serden

Hem kahrı kesreti bana mı verdin

Bu nasıl tecelli bilmem ne hikmet

Cihâna serpilmiş dâne-yi kısmet

Dertliyi gurbette aldı kasâvet

Firâkı hasreti bana mı verdin.

Tek, Recep (2011). Türk Edebiyatında Dertli Olgusu Âşık Dertli ve Eserleri (İnceleme-Metin). Yayımlanmamış Doktora Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi. 324-325.

Cihân Mülkünde Her Bir Varlığın Yokluktur Encâmı

Mefâîlün/ Mefâîlün/ Mefâîlün/ Mefâîlün

Sür ey sâki ayağın gel irişdir câm-ı gülfâmı

Cihân mülkünde her bir varlığın yokluktur encâmı

Felek bir pehlivandır kim ayağın kimseler çelmez

Sakın meydâna at sürme bilirsün gûr-ı Behram’ı

Ne denlü padişah olsan felekden kam alur sanma

Biraz gün gösterir amma nihayet eyler akşamı

Ne peygamber ne mürsel ne veli kalmıştır âlemde

Gelüb geçdi fenâdan kaldı dillerde serencâmı

Terezzuk kaydına düşme sakın âlemde sen Dertli

Seni mesrûr ider bir gün Hüdâ’nın lütf u ihsânı

Tek, Recep (2011). Türk Edebiyatında Dertli Olgusu Âşık Dertli ve Eserleri (İnceleme-Metin). Yayımlanmamış Doktora Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi. 420.

Tut Harâbât Râhını Gitme Yabâna Ey Gönül

Fâilâtün/ Fâilâtün/ Fâilâtün/ Fâilün

Vâsıl olmaksa merâm zât-ı zamâna ey gönül

Tut harâbât râhını gitme yabana ey gönül

Vâiz-i gümrâhların beyhûde pendin dinleme

Nâr-ı duzah korkusun çekdirme câna ey gönül

Cân azim bir padişahtır çâr anâsır içre kim

Vakt olur kim hükm ider kevn ü mekâna ey gönül

Dâmenin muhkemce tut irşâd ider birgün seni

Sıdk ile hidmetler it pir-i mugâna ey gönül

Şimdiki divâne sanman Derdli-yi nâçârı sen

Tâ elest kâtipleri yazmış divâna ey gönül

Tek, Recep (2011). Türk Edebiyatında Dertli Olgusu Âşık Dertli ve Eserleri (İnceleme-Metin). Yayımlanmamış Doktora Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi. 440.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1HÂLÎMÎ, Halim Geray Sultand. 1772 - ö. 1823?/1824?Doğum YılıGörüntüle
2ŞERÎFÎ, Muhammedd. 1772 - ö. 1844Doğum YılıGörüntüle
3ŞÂDÎ BABA/BABA ŞÂDÎ-İ SOFYAVÎd. 1772 - ö. 1862Doğum YılıGörüntüle
4FÂ'İZ, Mehmed Fâ'iz Efendid. 1823 - ö. 1845Ölüm YılıGörüntüle
5HAKKI, İsmâil Hakkı Efendi, Silivrilid. 1819 - ö. 1845Ölüm YılıGörüntüle
6ÜVEYSÎ/VEYSÎ, Cehând. 1779 - ö. 1845Ölüm YılıGörüntüle
7KUL HÜSEYİNd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
8SEVDAYÎ, Hırtızlıd. ? - ö. 1890Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
9KADER, Hasan Ağad. 1841 - ö. 1906Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
10İBRAHİM, Zilelid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
11FEHMÎ, Süleymân Paşa-zâde İbrâhim Fehmî Beyd. ? - ö. 1853Madde AdıGörüntüle
12KARAOĞLAN, Hüseyind. 1690 - ö. 1765Madde AdıGörüntüle