DERVİŞOĞLU, Recep

(d. 1845 / ö. 27.05.1915)
âşık
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Dervişoğlu, 1845’te Bitlis'in Ahlat ilçesinde doğmuştur. Asıl adı Recep olan âşığın hayatı, şahsiyeti ve yaptığı iş konusunda ayrıntılı bilgi olmamakla birlikte hakkındaki malumatın önemli kısmı, Ekrem Bayındır’ın halktan derleyerek oluşturduğu “Ahlatlı Dervişoğlu Kavalcı Recep” (Bayındır 1951) isimli eserinden edinilir. Hayatı ile ilgili edinilen en net bilgi, ömrünün gençlik yıllarında bir süre iaşe temini maksadıyla Batum’da yaşadığıdır. Bu bilgiyi şiirleri de teyit eder.

Hayatı hakkındaki bilgilerin, şiirleri ve rivayetlerden elde edildiği Dervişoğlu’nun kırk yaşlarında iken dul bir kadın olan Zeliha’ya âşık olduğu ve daha sonra onunla ikinci evliliğini yaptığı bilinmektedir.

Dervişoğlu da diğer halk şairleri gibi gözlemlerini, üzüntü ve sevinçlerini kavalının eşlik ettiği şiirleri ile dile getirir. O, gittiği her yerde şiirleri ile kendini ifade eder ve çoğu kere sempati kazanır. Örneğin; oğlu, Van’da askerlik yapmakta iken rahatsızlanan Dervişoğlu, oğlunu ziyarete gider. Dervişoğlu, meramını Paşaya kavalı eşliğinde söylediği şiiri ile arz ettikten sonra hem oğlu için izin alır hem de paşanın sempatisini kazanarak memleketine döner. Ancak Dervişoğlu, hayatının her döneminde itibar görmüş bir şahsiyet olamaz. Ömrünün önemli bir kısmı yoksulluk içerisinde geçen Dervişoğlu, yaşadığı dönemde sesinin pek güzel olmaması nedeniyle fazla itibar görmemiştir. Bu yüzden yaşadığı dönemde sözlerine değer verilmez. Dervişoğlu bu konudaki serzenişini ve gelecek kuşaktan beklentisini şöyle ifade eder: “Şu benim haklı olarak söylediklerimi yazın, bunların zamanı gelecek kıymeti anlaşılacaktır. Herkes sizin gibi kadir kıymet bilmez değildir. Sesim hoşunuza gitmeyebilir, fakat benden de istifade edeceğiniz başka taraflar da olacaktır” (Bayındır 1951: 11).

Birçok sanatçı gibi Dervişoğlu’nun da dikkatini en fazla çeken konu aşktır. Dervişoğlu'nun, rüyasında bade içtiğini söylediği rivayet edilir (Bayındır 1951: 22). Ancak mevcut şiirlerinde bade içmiş bir âşığın sevda ile maşukunu aramasına rastlanmaz. Dervişoğlu’nun aşk içeren sözleri orta yaş ve sonrasına aittir. Oysa bade içtiğini gençliğinde söylemiştir. Onun diğer aşkları ise güzeller karşısında gelip geçici türdendir. Dervişoğlu’nun şiirlerinde aşkla bağlandığını ifade ettiği güzellerden biri, Gülperi (Alptekin 2011: 173-174); diğeri Elif’tir. Gördüğü anda Dervişoğlu’nu etkileyen bu güzel, komşu mahallenin yeni gelinidir. Toplumun genel değer yargılarının böyle bir aşkı hoş görmeyecek olması ve Elif’in de toplumun kabullerine uygun yaklaşımı nedeniyle, Dervişoğlu aşkını yıllarca dillendiremez. Bu macera, Dervişoğlu’nun yediği tokattan ancak yıllar sonra anlatabildiği ve çevresindekilerin nefes almadan dinlediği bir aşk öyküsüne dönüşür.

Dervişoğlu, aslında önceleri güzel bir sese ve âşıklar meclisinde hasımlarını yendiği için gittikçe artan bir üne sahiptir. Batum civarında bir kasabada yapılacak âşıklar meclisi için gelir, bilgi aldığı hancı ne için geldiğini anlar ve ona bir ayran ikram eder. Hemen ardından sesi kısılan ve aylarca konuşamayan Dervişoğlu, bunun yabancı şairlere kurulan bir tuzak olduğunu sonradan öğrenebilir. Ancak Dervişoğlu'na uygulanan hiçbir tedavi eski sesini yerine getiremez. Âşık, 27 Mayıs 1915’te vefat eder.

Mahlas olarak bazen asıl adı olan Recep'i bazen de babasının adından mülhem Dervişoğlu lakabını kullanan âşığın eserlerinde daha çok halk şiirinin şekil özellikleri görülür. Dörtlük nazım birimi ve hece ölçüsünün ağırlıklı olarak kullanıldığı bu şiirlerde âşık tarzı şiirin yansımaları vardır.

Dervişoğlu, şiirlerinde Arapça, Farsça terkip ve betimlemelere hemen hiç yer vermez. Hatta çoğu kez yerel ağzın söyleyişlerine rastlanılan şiirleri, devrin ağız özelliklerini yansıtması bakımından da dikkate değerdir (Kürüm 2015: 298).

Şiirlerinin tamamını hece ölçüsü ile söyleyen Dervişoğlu’nun, daha çok hece ölçüsünün 11’li kalıbını kullandığı söylenebilir. Kavalcı Recep’in diğer kalıpları kullandığı örneklerin hemen hepsinde hece sayısında tutarsızlıklar göze çarpar. Bu durum aktarılma esnasındaki değişikliklere de bağlanabilir. Şiirlerinde kullandığı nazım biçimlerine bakıldığında divan şiiri tesiri görülmez. Dervişoğlu’nun mevcut şiirlerinde halk şiiri nazım biçimlerinin ve özellikle de koşma nazım biçiminin özelliklerine rastlanır. Âşık, şiirlerinde genellikle koşma nazım biçiminin uyak kaidelerine sadık kalır. Dervişoğlu, bazı şiirlerinde ufak değişikliklerle birlikte genellikle aaab/cccb/dddb ya da abab/cccb/dddb kafiye örgülerini kullanır (Kürüm 2015: 298).

Dervişoğlu’nun şiirlerinin muhtevası; aşk, dinî konular, ölüm, toplumsal meseleler, geçim sıkıntısı ve gurbet gibi başlıklarda gruplandırılabilir. Şiirlerinin büyük bölümünün konusu aşktır. Kimi şiirlerinde dinî duyarlıklara da değinir ancak onun dine yaklaşımı bir mutasavvıf gibi derin ve soyut değildir. Dinî içerikli şiirlerinde daha çok kul ile Allah ilişkisine değinir ve kendisini dinleyenlere bu konuda nasihatlerde bulunur. Ölüm düşüncesi karşısında kayıtsız kalmayan Dervişoğlu'nun birçok şiirinde ölüm teması tekrarlanır. Onun şiirinde ölüm teması iki şekilde aksini bulur. Bu yansımalardan biri ölümün felsefi boyutudur. Ölüm ve ötesi Dervişoğlu’nu sürekli düşündürür ve inanan bir Müslüman olarak öte âleme hazırlanmak gerektiğini öğütler. Âşıkta ölüm temasının bir diğer ifade biçimi genç ölümlere duyulan üzüntüyü dile getirmek şeklindedir. Şairin özellikle genç İbrahim’in Çoruh nehrinde boğularak can verişini anlattığı ağıtı bugün bile canlılığını korur (Kürüm 2015: 300).

Kaynakça

Alptekin, Ahmet (2011). Ahlat Şiir Antolojisi. Ankara: Ahlat Kültür ve Eğitim Vakfı Yay.

Bayındır, Ekrem (1951). Ahlatlı Dervişoğlu Kavalcı Recep. İstanbul: Ahmet Sait Matbaası.

Kürüm, Esra (2015). “19. Yüzyıl Halk Şairi Ahlatlı Dervişoğlu Kavalcı Recep’in Şiirlerinde Şekil ve Muhteva Özellikleri İle Halk İrfanı ve Yaşayışının Yansımalarına Bir Bakış”. III. Uluslararası Ahlat-Avrasya Bilim, Kültür ve Sanat Sempozyumu Bildirileri (22-24 Eylül 2014, Ahlat-Bitlis). ed. Prof. Dr. Mahmut Doğru ve Prof. Dr. Ercan Aksoy. Ankara: Bitlis Eren Üniversitesi Yay. S. 296-302.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ESRA KÜRÜM
Yayın Tarihi: 16.11.2018

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1HAZRET, Muhammedin Ziyauddind. 1855?/1858? - ö. 1924Doğum YeriGörüntüle
2Doruk, Zaferd. 1956 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Şahin, Feritd. 5 Temmuz 1950 - ö. 1 Ekim 1997Doğum YeriGörüntüle
4FAHRİ, Ayaşlı Ahmedd. 1845 - ö. 1918Doğum YılıGörüntüle
5HAMDÎ, Muhammed Hamdî Babad. 1845 - ö. 1908Doğum YılıGörüntüle
6BAHÂEDDÎN MEHMED, İstanbullud. 1845 - ö. 1917Doğum YılıGörüntüle
7FAHRİ, Ayaşlı Ahmedd. 1845 - ö. 1918Ölüm YılıGörüntüle
8HAMDÎ, Muhammed Hamdî Babad. 1845 - ö. 1908Ölüm YılıGörüntüle
9BAHÂEDDÎN MEHMED, İstanbullud. 1845 - ö. 1917Ölüm YılıGörüntüle
10FAHRİ, Ayaşlı Ahmedd. 1845 - ö. 1918MeslekGörüntüle
11HAMDÎ, Muhammed Hamdî Babad. 1845 - ö. 1908MeslekGörüntüle
12BAHÂEDDÎN MEHMED, İstanbullud. 1845 - ö. 1917MeslekGörüntüle
13FAHRİ, Ayaşlı Ahmedd. 1845 - ö. 1918Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14HAMDÎ, Muhammed Hamdî Babad. 1845 - ö. 1908Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15BAHÂEDDÎN MEHMED, İstanbullud. 1845 - ö. 1917Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16FAHRİ, Ayaşlı Ahmedd. 1845 - ö. 1918Madde AdıGörüntüle
17HAMDÎ, Muhammed Hamdî Babad. 1845 - ö. 1908Madde AdıGörüntüle
18BAHÂEDDÎN MEHMED, İstanbullud. 1845 - ö. 1917Madde AdıGörüntüle