Eray, Nazlı

(d. 28 Haziran 1945 / ö. ?)
Öykü, roman, anı, deneme ve çocuk kitabı yazarı
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Ankara’da doğdu. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları ailesinin yaşadığı İstanbul’da geçti. Babası Anayasa Mahkemesi üyeliği ve Türkiye İş Bankası Dışişleri müdürlüğü görevlerinde bulunmuş Lütfullah (Bütün) Bey, annesi Şermin Hanım’dır. Sofya müftüsünün kızı olan anneannesi Süreyya Hanım, İkdam gazetesi başyazarı ve Bağdat büyükelçisi, Atatürk’ün silah arkadaşı ve politikacı Tahir Lütfi Tokay’ın eşidir. Okul çağına geldiğinde babası Nazlı’yı okula göndermeye kıyamamış, eğitimi için evde özel hocalar tutmuştur. Ankara’da anneannesinin yanında, Sarar İlkokulu’na ikinci sınıftan başlamış, üçüncü sınıfa gelince, yine İstanbul’da evde özel hocalardan ders almıştır. Sonraki yıl, Şişhane Yokuşu’ndaki Evliya Çelebi İlkokuluna gönderilmiştir. 1958 yılında İstanbul İngiliz Kız Ortaokulunu, 1962’de Arnavutköy Amerikan Kız Kolejini bitiren Eray, İstanbul Hukuk Fakültesi üçüncü sınıftan ayrılarak Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne geçmiş, ancak öğrenimini yarıda bırakmıştır. 1965’te, kısa bir süre kalmak niyetiyle İstanbul'dan anneannesinin yanına giden Nazlı Eray'ın bundan sonraki yaşamı Ankara’da geçecektir.

Nazlı Eray, Ankara'ya geldiği yıl Turizm ve Tanıtma Bakanlığına “mütercim radyo dinleyicisi” kadrosuyla memur olarak girer. İki yıl sonra, Erses Eray ile evlenir. İkiz kızları Banu ve Ebru’nun doğumuyla 1968’de işinden ayrılır. 1971’de mekanik bağırsak düğümlenmesi nedeniyle Gülhane Hastanesi’nde üst üste üç ameliyat geçiren Eray, bir yıl hastanede kalır. Ancak tedaviden sonuç alınamayınca Londra’ya götürülür. Orada geçirdiği iki ameliyat ve toplam iki buçuk yıl süren hastane günlerinden sonra sağlığına kavuşur. Ölümle burun buruna geldiği bu günlerde yaşadıkları, Türk edebiyatına “Mutluluk” ve “Acının Öyküsü” başlıklı iki eşsiz öykü kazandırmış; hastanede tanıdığı insanlar, öykü ve romanlarında yarattığı birçok kişiye kaynaklık etmiştir.

Nazlı Eray 1975’te eşinden boşanır. On altı yaşında başlayıp uzun süre ara verdiği yazı hayatına dönüş yaparak 1976’da Ah Bayım Ah öykü kitabını yayımlar. 1959’da, ortaokul son sınıftayken kaleme aldığı ilk öyküsü “Mösyö Hristo” bu kitapta yer alır. İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Hintçe, Urduca ve Arapçaya çevrilen ve dünya antolojilerinde yer alan, çocuk yaşta yazdığı bu öykü, Eray’ın kendine özgü yazma tarzının tipik bir örneğini verir. Varlık ve Türk Dili dergisinde ilk öyküleri çıktığı sırada Bilgi Yayınevi'nin yayın yönetmeni olan Attilâ İlhan yepyeni bir öykü tarzıyla karşılaştığını belirterek öykülerini kitaplaştırması için Eray'ı teşvik etmiş ve bu ilk kitabının editörlüğünü yapmıştır.

İlk kitabının yankısı, 1977’de Uluslararası Yazarlar Birliği’nin konuğu olarak, yaratıcı yazarlık dersleri vermek üzere, ABD Iowa City’ye çağrılmasına neden olur. Yolculuğunun ilk durağı New York’tur. Eserlerinde tutkuyla bağlı olduğu şehirleri canlı bir organizma gibi anlatarak Türk anlatı edebiyatına yeni bir boyut getiren Eray, New York'la karşılaşmasını şöyle dile getirir: “Yaşamın nabzının sokaklarda attığı bu ülke görür görmez büyüledi beni. Amerika tam bedenime göre bir ceketti” (Şenkon 1998: 31). ABD Iowa Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesi olarak bir dönem “Yaratıcı Edebiyat” dersi verir. Farklı ülkelerin yazarlarıyla bir araya geldiği bu programda Gabriel Garcia Màrquez’de vardır. Eray, yolunu uzatarak Amerika'dan Türkiye’ye Pasifik üzerinden döner. Honolulu, Manila, Tokyo, Penang ve Singapur gibi Pasifik ülkelerine tek başına yaptığı bu Uzak Doğu seyahatinin izlenimleri, daha sonra Pasifik Günleri (1981) başlıklı gezi-romanını oluşturacaktır.

Eray’ın, sıra dışı bir hayal gücüyle yarattığı fantastik kurgulamaları, zengin, renkli ve mizahlı dili, Türk edebiyatına yepyeni bir hayal dünyasının kapılarını açarken kitapları birbiri ardına gelir. İkinci öykü kitabı Geceyi Tanıdım’ı (1979), Kız Öpme Kuyruğu (1982) izler. Ardından ise ilk romanı Orphée (1983) gelir. Hazır Dünya (1984), Eski Gece Parçaları (1986) Yoldan Geçen Öyküler (1987) kitaplarıyla öyküye devam eder. Bu son kitabında yer alan "Karanfil Gece Kursu" öyküsüyle 1988 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü alan Eray, bundan sonra bütünüyle romana yönelir. 1980 sonrası edebiyat dünyasının en renkli simalarından biri olarak onun zengin hayal dünyasını, içtenlikle dile getirdiği duygularını, ince duyarlığını ve insan sevgisini paylaşan özel bir okur kitlesi oluşur.

1990’da tiyatro ve sanat tarihçisi, bilim adamı Prof. Dr. Metin And ile evlenir. 1992’de CHP İl Meclisine girerek aktif siyaset içinde bulunursa da birkaç yıl sonra ayrılır. Parti’yle ilgili anılarına Sis Kelebekleri (2003) adlı romanında yer veren yazar, bu farklı deneyimi için şöyle diyecektir: “Hayatımda birkaç çok büyük okul var; biri devlet dairesi, biri hastane, biri CHP Genel Merkezi” (Bildirici 20.06.2010).

Eray’ın, Ay Falcısı romanı ve Tozlu Altın Kafes başlıklı anı kitabında göndermeler yaptığı, Metin And’la altı yıl süren evliliği sona erer; 1998’de boşanırlar. 2002’de Aşkı Giyinen Adam romanı ile Yunus Nadi Ödülü’nü alır. 2009’da Türk Kütüphaneciler Derneği En İyi Romancı Ödülü alan Eray'a, 2010’da Başkent Rotary Kulübü Meslek Ödülü verilir. 2014’te Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneğinin Mavi Anka Ödülü’nü ilk alan yazar olur. 2016'da Ankara Kulübü Derneği’nin ‘Ankara’ya Değer Katan Yazar Ödülü’ ve 2019’da Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından Ankaralı yazarlara verilen “Sanat Çınarı Ödülü”, tutkuyla bağlı olduğu ve eserlerinde sıra dışı bir anlatımla yer alan Ankara'nın ona verdiği armağanlardır. Eray'ın aldığı ödüllerden bir diğeri de, 2017 yılında Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı ‘Evrensel Kardeşlikten Dünya Barışına Katkı Ödülü’dür.

Nazlı Eray’ın 2018’de en son olarak yirmi üçüncü romanı Sinek Valesi Nizamettin yayımlanmıştır. 2011’de Kalbinde Kadın Taşıyan Erkekler Birahanesi başlıklı bir öykü kitabı daha yayımlayan yazarın böylece toplam on öykü kitabı olmuştur. Çok üretken bir yazar olan Nazlı Eray'ın anı kitabı ve denemeleri yanında, kendine özgü fantastiğiyle kurguladığı çocuk ve gençlik kitapları Türk çocuk edebiyatını büyülü bir dünyaya taşımıştır. Ayrıca ressamlık yönü de olan yazar, 27 Mart 1998'de kişisel resim sergisi açmıştır.

Varlık, Türk Dili, Adam Öykü, Dönemeç, Oluşum, Gösteri, Yazko Edebiyat, Notos dergilerinde; Cumhuriyet, Güneş, Radikal ve Akşam gazetelerinde öykü ve yazıları çıkan Eray, 1978'ten beri Türkiye Yazarlar Sendikası ve Uluslararası PEN üyesidir. İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Nazlı Eray, edebiyat dünyasına ilk kitabı Ah Bayım Ah'la yeni bir yazma biçimiyle girdiğinde, bu biçimin tanımı sorununu da birlikte getirdi. Öykü, roman, anı ve deneme türündekiler dâhil olmak üzere hemen hepsi, düşsellik ve gerçeklik arasında geçişlerle kurgulanan eserleri bir süre, "fantastik", "fantastik gerçekçi" olarak adlandırıldı. Atillâ İlhan, Cemal Süreya, Ferit Edgü, Gürsel Aytaç ve Yıldız Ecevit gibi eleştirmenlerin Eray’ın eseriyle ilgili değerlendirmeleri fantastik ve fantastik gerçekçilik kavramı çerçevesindeyken Selim İleri, Füsun Akatlı ve Berna Moran bu anlatma biçimi için fantezi terimini kullandılar. Büyülü gerçekçilik akımının Latin Amerika sınırlarından çıkıp dünyanın farklı edebiyatlarında biçim değiştirmesi ve Türkiye’de de tanınmasından sonra, Eray’ın anlatı biçimi bu kavram içinde yerini buldu. En temel özelliğiyle, gerçek ile gerçek dışı; olması mümkün olan ile olağanüstü arasındaki sınırların ortadan kalktığı bir dünya kurgulamasında, olup bitenlerin olağan, sıradan olgularmış gibi sunulması demek olan büyülü gerçekçilik, yazarın kendisi tarafından da benimsenen bir tanım oldu. Eray’ın kurmacasında rüya ögesinin etkin biçimde kullanılması araştırmacıların dikkatini çektiğinden metinlerini rüya olgusuyla da ilişkilendirdiler (Kozalı 2003: 36). Yazarın kendisi de Örümceğin Kitabı ve Ayışığı Sofrası kitaplarından söz ederken yazdıklarını “rüyayaşam” terimiyle niteledi (Çetaku 2005: 27). Nihayet Arslan ise Nazlı Eray'ın kurmaca sistematiğinin “rüya görme”nin mantığıyla benzerliğini ortaya koyarak bu yazma biçimini “rüya formu” olarak yeni bir terimle adlandırdı (Arslan 2008).

Eray’ın, her özgün yazar gibi mevcut retoriğin, türlerin ve akımların ötesinde bir yaratıcılıkla oluşturduğu yapıtlarına genel olarak bakıldığında, hemen ilk bakışta göze çarpan temel özellik, yoğun biçimde fantastik ve otobiyografik ögeleri içermeleridir. Ancak Eray yaratıcılığı ve kullanış biçimiyle bu ögeleri eserinde özgülleştirir. Freud’un “insan daima kendiyle ilgili rüya görür” önermesi, bu fantastik ve otobiyografik ögelerin Eray’a özgü “rüya formu” tekniğinde bütünleşmesini açıklar. Gerçek hayattaki yazar Nazlı Eray'ın hem anlatıcı hem kahraman olarak yer aldığı, üzerinde "roman" yazılı herhangi bir kitabında, gerçeklikle gerçekdışı arasında doğal geçişlerle bir rüyanın akışına benzer biçimde seyreden, çağrışımların sürüklediği bir olay örgüsü kurulur. Böylelikle yaratıcılığın ve kurmacanın ağır bastığı bu yapıtlar, bilinen özellikleriyle otobiyografik romandan ayrılır. Yapıtları bütün olarak ele alındığında kolayca yazarın yaşamöyküsünün izini sürmek mümkün görünüyor olsa da, özellikle mekân ve zamanda sıçramalarla kurmacaya dâhil olan fantastik boyut, gerçekliğin kırılmasına ve anlatının bir oyuna dönüşmesine neden olur. “Eray’ın romanlarında zamanın “durduğu” bir ortamda olaylar o kadar hızlı gelişir ki, okur ana karakterin çocukluğunu, gençliğini ve yetişkinliğini bir anda yan yana görebilir”(Çetaku 2005: 92). Eray’ın, kimi eleştirmenlerin değerlendirmelerinde eğlendirici boyutuna gereğinden fazla vurgu yapılan bu yaratma “oyun”unun temelinde ise varoluşa ilişkin bir arayış vardır. Felsefi düzleme taşınmayan, sanatsallığın sınırları içinde kalan bu arayış Eray’da, hayatın anlamını sezmeye ve duyumsamaya (çözmeye değil) ve varoluşun sızılarına katlanmaya bir yöneliş olarak kendini gösterir.

Eserini oluştururken, zengin bir birikime sahip olduğu müzik, resim, sinema gibi diğer sanatların imkânlarından bol bol yararlanan Nazlı Eray, hayal gücünün ve yazma tarzının kendisine sağladığı özgün bir dil kullanır. Yalın anlatımıyla günlük konuşma dilinin sınırları içinde kaldığı izlenimi yaratan bu dili özel kılan ise fantastiğin yarattığı “tersine dünya” kurgusudur. Bunu sağlayan, Eray’ın, gerçekliğin koşullarını en olmadık biçimde değiştirerek yeni bir dilin gerçekliğini kuran fantastiği çok iyi kullanmasıdır. Böylece Eray’da dil alışılmış statikliğinden kurtulur, başka olanaklara açılır; farklılaşır, şaşırtıcı ve mizahlı bir dil olur. Yazar fantastikle, doğal gerçekliğin kurallarına karşı gelen başka bir gerçekliğin kurallarının egemen olduğu farklı bir düzlemde anlam üretir. Alışılmamış bağdaştırmaların, birbiriyle normalde bir araya gelemeyecek yapıların oluşturduğu söylemler, hem okurun imgeleminin genişlemesine hem de mizaha yol açar. Gerçekliğin mantığına dayalı dilin yerini, rüyanın/fantastiğin mantığına dayalı bir dile bırakan Eray’ın anlatımı, insandan nesneye doğru olan genel bakış açısını değiştirerek nesneden insana yönelen bir bakış açısını hâkim kılar (Arslan 2008).

Eray’ın anlatılarında, fantastik alanının kapsadığı olağanüstü/masal, bilimkurgu, fantezi, büyülü gerçekçilik gibi anlatım biçimleri yanında mitoloji (Orphée, Euridice); dinî/efsaneler (Hızır, Yedi Uyurlar) ve batıl inançlar gibi folklorik anlatı biçimleri ve ögeleri içi içe geçer. Buna karşılık Eray, fantastik edebiyat türünde sık rastlanan özelliklerden gizeme, deliliğe ve korkuya eserlerinde yer vermez.

Eray’ın eserleri, kendini tanıma, hayatın anlamını ve mutluluğu arayış temelinde; aşk, ölüm, geçmişe özlem, aile bağları izlekleri üzerine kuruludur. Tanınmış, tarihe mal olmuş kişiliklerin yanı sıra, sıradan insanların yaşamlarını bireysel yönden ele alarak insanlığın ortak duygu ve hayallerine dokunur.

Postmodern edebiyat tekniklerinden üst kurmacayı sıklıkla kullanan yazar, metinler arası ve sanatlar arası ilişkiler bağlamında biyografi, anı kitabı ve mektup gibi kurgu olmayan edebiyattan aldıklarını eserlerinde kurmacaya dönüştürerek sunar. Doğu edebiyatı geleneğinden gelen çerçeve hikâye tekniğini, postmodern anlayış içinde metin oluşturmada kullanır. Öyküleri, roman ve çocuk kitapları dışında, anı, gezi, deneme gibi kurgusal olmayan türlerdeki eserlerinde de kurmaca unsurlarını kullanan Eray’ın eserleri, postmodern ya da büyülü gerçekçi metinlerde görüldüğü üzere, türlerin sınırlarının ihlal edildiği melez anlatılar olarak biçimlenir.

Kaynakça

Akatlı, Füsun. (1984). “Hazır Dünya”. Milliyet Sanat 98 (Haziran): 48.

Arslan, Nihayet. (2008). Nazlı Eray: Bir Okuma Denemesi. Ankara: Phoenix Yay.

Aytaç, Gürsel. (2001). ‘“Uyku İstasyonu’ Fantastik Bir Nazlı Eray Romanı”. Edebiyat Yazıları: 1995-2000. İstanbul: Multilingual: 116-18.

Çetaku, Drita. (2005). Nazlı Eray’ın Yapıtlarında (Oto)Biyografik Öğeler. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Bilkent Üniversitesi.

Ecevit, Yıldız. (2001). “Yetmiş Sonrası Türk Romanında Estetik Devrim”. Türk Romanında Postmodernist Açılımlar. İstanbul: İletişim Yay. 83-94.

Ertem, Cengiz. (2003). “Fantastik Edebiyat ve Aşkı Giyinen Adam". Edebiyat ve Eleştiri 66 (Nisan-Mayıs): 73-79.

Kozalı, Şükran. (2003). “Bir Rüya Metni Sis Kelebekleri: Nazlı Eray”. Varlık 1155 (Aralık): 36-38.

Moran, Berna. (1998). “Türk Romanında Fantastiğin Serüveni”. Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış III: Sevgi Soysal’dan Bilge Karasu’ya. İstanbul: İletişim Yay. 59-74.

Şenkon, Atilla. (1998). Bütün Düşler Nazlı’dır. İstanbul: Can Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. NİHAYET ARSLAN
Yayın Tarihi: 05.09.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Ah Bayım AhBilgi Yayınevi / Ankara1976Hikâye
Geceyi TanıdımAda Yayınları / İstanbul1979Hikâye
Pasifik GünleriAda Yayınları / İstanbul1981Roman
Kız Öpme KuyruğuAda Yayınları / İstanbul1982Hikâye
OrphéeKaynak Yayınları / İstanbul1983Roman
Hazır DünyaKaynak Yayınları / İstanbul1984Hikâye
Deniz Kenarında PazartesiKaynak Yayınları / Ankara1984Hatıra
Geceyi Tanıdım, Erostratusİletişim Yayınları / İstanbul1985Hikâye
Eski Gece ParçalarıAdam Yayınları / İstanbul1986Hikâye
Phantastische symphonieGalgenberg / Hamburg1986Hikâye
Yoldan Geçen ÖykülerCan Yayınları / İstanbul1987Hikâye
Aşk Artık Burada OturmuyorCan Yayınları / İstanbul1989Hikâye
Arzu Sapağında İnecek VarCan Yayınları / İstanbul1989Roman
Kuş Kafesindeki TenorCan Yayınları / İstanbul1991Hikâye
Ay FalcısıCan Yayınları / İstanbul1992Roman
Yıldızlar Mektup YazarCan Yayınları / İstanbul1993Roman
Uyku İstasyonuCan Yayınları / İstanbul1994Roman
Düş İşleri BülteniÜmit Yayınları / İstanbul1994Deneme
Âşık Papağan BarıCan Yayınları / İstanbul1995Roman
İmparator Çay BahçesiCan Yayınları / İstanbul1997Roman
Örümceğin KitabıCan Yayınları / İstanbul1998Roman
Elyazması RüyalarCan Yayınları / İstanbul1999Roman
Ayışığı SofrasıCan Yayınları / İstanbul2000Roman
Aşkı Giyinen AdamCan Yayınları / İstanbul2001Roman
On Üç Büyülü Öykü 13 Yazar, 13 ÖyküCan Yayınları / İstanbul2002Hikâye
Gece Öyküleri 10 Yazar 10 ÖyküCan Yayınları / İstanbul2002Hikâye
Yalancı Öyküler 9 Yazar, 9 ÖyküCan Yayınları / İstanbul2003Hikâye
Sis KelebekleriCan Yayınları / İstanbul2003Roman
Kapıyı Vurmadan GirKapital Yayınları / İstanbul2004Diğer
Beyoğlu’nda GezersinCan Yayınları / İstanbul2005Roman
Ekmek Arası RüyaCan Yayınları / İstanbul2006Deneme
OrpheusCenter for Middle Eastern Studies, The University of Texas at Austin / Austin2006Roman
Farklı Rüyalar SokağıMerkez Kitaplar Yayınları / İstanbul2007Roman
Kayıp Gölgeler KentiTurkuvaz Yayıncılık / İstanbul2008Roman
Gece Çiçeği İstanbulDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2009Diğer
Naz ve Köşkteki VampirTurkuvaz Kitap / İstanbul2009Diğer
Naz ve Büyülü BahçeTurkuvaz Kitap / İstanbul2009Diğer
Frej Apartmanı'nın Esrarı: Nazlı ile Osman'ın MaceralarıDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2009Diğer
Marilyn: Venüs’ün Son GecesiDoğan Kitap / İstanbul2010Roman
Kalbinde Kadın Taşıyan Erkekler BirahanesiPostiga Yayınları / İstanbul2011Hikâye
Karga Feramuz'un AşkıDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2011Diğer
Tozlu Altın Kafes: Yaşamımdan Anılar 1Doğan Kitap / İstanbul2011Hatıra
Halfeti’nin Siyah GülüDoğan Kitap / İstanbul2012Roman
İki Kafalı Topaç VillyDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2012Diğer
Çığlık Atan MumyaDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2013Diğer
The emperor tea gardenSyracuse University Press / New York2013Roman
Bir Rüya Gibi Hatırlıyorum Seni: Yaşamımdan Anılar 2Doğan Kitap / İstanbul2013Hatıra
Aydaki Adam TanpınarDoğan Kitap / İstanbul2014Roman
Sihirli SarayDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2014Diğer
Bir Böcek SevdimDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2015Diğer
Gören Gözler Duyan KulaklarDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2015Diğer
Rüya YolcusuEverest Yayınları / İstanbul2016Roman
Billur Ahtapot ile Mor İnci: Nazlı ile Osman'ın MaceralarıDoğan ve Egmont Yayıncılık / İstanbul2016Diğer
Geceyi Tanıdım, Yoldan Geçen Öyküler: Toplu Öyküler 1.Everest Yayınları / İstanbul2016Hikâye
Ölüm LimuziniEverest Yayınları / İstanbul2017Roman
Büyülü Beyoğlu-İki Kafalı Topaç VillyEverest Yayınları / İstanbul2017Diğer
Ah Bayım Ah; Kız Öpme Kuyruğu: Toplu Öyküler 2.Everest Yayınları / İstanbul2017Hikâye
Sinek Valesi NizamettinEverest / İstanbul2018Roman
Aşk Yeniden İcat EdilmeliEverest Yayınları / İstanbul2018Roman

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Gemici, Bahattind. 16 Mart 1954 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Yalçın Tosund. 14 Mayıs 1977 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Özge Sönmezd. 12 Eylül 1982 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4RASİM, Rasim Kılıçeld. 1945 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Balkız, Alid. 9 Mart 1945 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Ahmet İğcilerd. 1945 - ö. 2010Doğum YılıGörüntüle
7Nur Akalınd. 08 Şubat 1963 - ö. ?MeslekGörüntüle
8Aydın Arıtd. 1928 - ö. 9 Aralık 2003MeslekGörüntüle
9Yahya Kanbolatd. 1926 - ö. ?MeslekGörüntüle
10Tunca Çaylantd. 15 Ocak 1983 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Ay, Behzatd. 2 Mayıs 1936 - ö. 12 Temmuz 1999Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12Halil İbrahim Göktürkd. 1920 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13MUSTAFA ERAYd. 1922 - ö. 1959Madde AdıGörüntüle
14Canberk, Erayd. 14 Kasım 1940 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15Güler, Nazlı Denizd. 1983 - ö. ?Madde AdıGörüntüle