Mehmet Eroğlu

(d. 02 Ağustos 1948 / ö. -)
Yazar, Senarist, Mühendis
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

İzmir'in Karşıyaka ilçesinde doğmuştur. Babası edebiyat öğretmeni Faik Bey, annesi ise ev hanımı Nezahat Hanım'dır. İki kardeşin büyüğüdür. Yazar, çocukluğunu babasının görevi icabı Osmaniye, Aydın, Uşak, Edremit gibi yerlerde geçirmiştir. İlkokul eğitimine Uşak'ta başlamış, bu eğitimini Edremit'te devam ettirmiş, İzmir'de tamamlamıştır. Babası o dönemde İngiliz egemenliğinde olan Kıbrıs'ta, Limasol Lisesi'nde, İngiliz hükümetinin daveti üzerine, görev alınca dedesi Ziya Solakoğlu ile anneannesi Vahide Solakoğlu'nun yanında kalmıştır. 1960'ta İzmir'deki Ankara İkokulu'ndan mezun olduktan sonra eğitimine yatılı olarak devam etmiştir. O zamanki adı İzmir Maarif Koleji olan okulda, okulun şimdiki adı İzmir Bornova Anadolu Lisesi'dir, 1967'ye kadar okumuştur. Yazar, okulda geçen yıllarının kendisine olan katkılarını arkadaşlık, yalnızlık, güçlü olmak, direnmek ve okumak şeklinde özetlemiştir. (? 2000: 8) Yazar, 1966'da atletizmin koşu alanında yapılan 4x100 yarışında yıldızlar Türkiye rekorunu kran grubun içerisinde yer almıştır. Eroğlu kolej yıllarında Attila İlhan'ın kardeşi olan felsefe öğretmeni Cengiz İlhan'ın yönlendirmesiyle Karl Marks'ın düşünceleriyle, Marksizm'le tanışır. Bu tanışma onun hayata bakışını değiştirmesi, Marksizme yakın durması sonucunu getirmiştir (Yürek 2012: 14-15).

Eroğlu,1968-1972 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nü okumuştur. Üniversitedeki birinci yılında 1972'da evleneceği İnci Ertaş ile tanışmıştır. Üniversite yıllarında daha önceden aşina olduğu Marksizmi daha tanıma fırsatı bulmuştur. Dönemin hareketliliği içerisinde eylemlere de katılmıştır. Üniversite hayatının son yılında öğrenci derneği başkanlığı yapmıştır. Yazar, mezun olma arefesinde öğrenci derneği başkanı olmasına bağlı olarak yargılanmıştır. 12 Mart 1971'de gerçekleşen askerî darbe sonrası yargılanan yazar, sekiz yıl hapse mahkûm olmuştur. Eroğlu, bu cezadan 1974'te çıkan afla kurtulmuştur. Ancak Marksizme yakın biri olarak görülmesi sonucu 1984 yılına kadar pasaport alamamıştır.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden 1972'de mezun olan yazar aynı zamanda geleceğe yönelik kararlar da almıştır. Yazar, kendine adalet ve eşitlik üzerine bir hayat kurma sözü vermiş, ileride ansiklopedilere bir yazar olarak girme kararı almış ve evleneceği kadını seçmiştir. O, mezuniyetinden hemen sonra Matematik, Fizik dersleri vererek meslekî hayata atılmıştır. Askere gideceği 1975 yılından önce kısa bir süre Devlet Su İşleri'nde çalışmıştır. Askerliğini 1975 yılında kısa dönem olarak İskenderun'da yapmıştır. Askerliğinden sonra ilk olarak İnşaat Mühendisleri Odası'nda çalışmış; daha sonra buradan ayrılarak Turizm Bakanlığı'nda görev almıştır. Bu bakanlıktaki işi 1980'e kadar devam etmiştir. 12 Eylül 1980 askerî darbesi sonrasında Bilim ve Araştırma'daki üyeliğinden dolayı işinden uzaklaştırılmıştır. O dönemde kısa adı BİLAR olan Bilim ve Araştırma hareketi içerisinde yer almıştır. İçerisinde Aziz Nesin, Yalçın Küçük gibi isimlerin de olduğu bu oluşum hakkında komünist ve tehlikeli haberleri yapılmış, Mehmet Eroğlu da bu yüzden işinden olmuştur (Yürek 2012: 16).

1980'den sonra bir daha kamuda görev almayan yazar bu yıl itibarıyla üzel bir şirkette çalışmaya başlamıştır. Eroğlu, buradaki işini 1999'a kadar sürdürmüş bir yazar olmak adına bütün zamanının edebiyata ayırmak için görevinden ayrılmıştır. "25'ime girdiğimde 48'inde ölen babamı hatırlayıp 50 yaşına geldiğimde ne olursa olsun işi bırakacağım ve sevdiğim şeyleri yapacağım" (Yedig 2000: 7) diyen yazar işi bırakma gerekçesini izah etmiştir.

1999'dan sonra sadece sanatla, edebiyatla uğraşmaya başlayan yazar bu doğrultuda dersler verme girişiminde bulunmuştur. Önce Milli Eğitim Bakanlığı'na başvurmuş ve öğretmenlik yapmak istemiştir. Bu isteği pedagojik formasyon eğitimi olmadığı için gerçekleşmeyince Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nda çalışmaya başlamıştır. Bu vakıfta yazma seminerleri veren yazar bu faaliyetine hâlen devam etmektedir. İki çocuk babası olan Eroğlu hayatını Ankara'da sürdürmektedir.

PEN Yazarlar Derneği ve Edebiyatçılar Derneği üyesi olan yazar, 1979'de Milliyet Roman Yarışması'nda Issızlığın Ortasında adlı romanıyla Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğulları adlı eseriyle birlikte birincilik ödülüne, 1985'te Geç Kalmış Ölü adlı romanıyla Madaralı Roman Ödülü ve Orhan Kemal Roman Armağanı'na layık görülmüştür. Bunun yanında kaleme aldığı senaryolardan Yarım Kalan Yürüyüş'ten uyarlanan 80. Adım 1996'da İstanbul Film Festivali'nde En İyi Türk Filmi ve Uluslararası Sinema Yazarları ve Eleştirmenleri Ödülü'nü (FIPRESCI), 8. Ankara Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'ne; Solgun Bir Sarı Gül ise 1997 yılında Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Üçüncü Film Ödülü'ne ve yine aynı yıl içerisinde Antalya Altın Portakal Jüri Özel Ödülü'ne uygun görülmüştür.

Edebiyatla ilişkisi okuma ile başlamıştır. 12 Mart 1971'deki askerî darbe sonrasında Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerinden olan Attila İlhan'ın yönlendirmesiyle başta Paul Nizan, Lawrence Durrell, İlya Ehrenburg, Arthur Koestler, Andre Malraux, Pierre Schoendoerffer gibi isimler olmak üzere çeşitli yazarları okumuştur. Bu okumalar sonucunda da 1971'den itibaren roman yazmaya başlamıştır. İlk romanı olan Issızlığın Ortasında'yı 1977'de tamamlamış ve bu eserle 1979'daki Milliyet Roman Yarışması'nda birincilik ödülü kazanmıştır. Bununla birlikte romanını 1984'e kadar yayımlayamamıştır. Bunun sebebi romanın 1980'deki askerî darbeyle birlikte dönem içerisinde sakıncalı bulunması fazla solcu ve anti-militarist bulunmasıdır.

Yazarın yayımlanmış on beş romanı bulunmaktadır. İlk iki roman olan Issızlığın Ortasında ve Geç Kalmış Ölü birbirinin devamı niteliğindedir. Romanların başkişisi Ayhan İlyasoğlu'dur. Ayhan İlyasoğlu 68 kuşağının bir temsilcisidir. Romanlarda ondan hareketle 68 kuşağı bireyinin 12 Mart 1971'deki askerî darbe sonrası yaşadıkları, bunalımları ve neticede intihara sürüklenişi anlatılmaktadır. (Yürek 2013:141) Birey üzerinde odaklanan romanlarda dönemin Kıbrıs Barış Harekatı gibi çeşitli gelişmelerine de yer verilir. Yarım Kalan Yürüyüş'te de 68 kuşağından biri, Korkut Laçin vardır. Yazar, kendi bakış açısıyla 68 kuşağına yaklaşmakta ve başkişiden hareketle bu kuşağın kendisini insanlığa karşı sorumlu hissettiğini ve bu duyguyla davrandığını ön plana çıkarmaktadır. (Yürek 2012: 96) Yazara göre 68 kuşağı ne yapmışsa insanilik için yapmıştır. İlk iki romanda olduğu gibi burada da 68 kuşağının yaşadığı sıkıntılar, bunalımlar söz konusudur. Adını Unutan Adam'da 68 kuşağının Orta Doğu macerası irdelenmiştir. Bu kuşağın mazlumların yanında zalimlere karşı savaştığı fikri İsrail-Filistin çatışmasıyla aktarılır. 68 kuşağının savaşmak için Orta Doğu'ya gitmesi ve orada Filistinlilere yardım etmesi, onlarla omuz omuza savaşması aracılığıya bu kuşak olumlu bağlamda değerlendirilmektedir. Yürek Sürgünü tematik açıdan önceki romanlara benzemektedir. Yine bir 68 kuşağı temsilcisi, Kadir Solak vardır. Kadir, bir 68'li olarak insanın, toplumun olumsuz yönde değişmesine direnen, idealist kimliğini koruyan biridir. Ondan hareketle romanda insanların yaşanan her türlü gelişmeye rağmen insani değerleri, idealleri kaybetmemeleri gerektiği vurgusu yapılır. Yüz: 1981'in önceki romanlardan en bariz farkı 12 Eylül 1980'deki askerî darbe üzerine yoğunlaşmasıdır. Roman bu darbe sonrası dönemi, darbenin ortaya çıkardığı sonuçları askerî darbe sonrası yüzü değişen ve ismi verilmeyen başkişi üzerinden anlatmaktadır. Romana göre darbe sonrası ortaya çıkan durum her yönüyle olumsuzdur. Başkişinin darbe sonrası değişen yüzü, 1980 sonrasında olumsuz anlamda değişen insanı, toplumu işaret etmektedir. Roman darbeyle birlikte insanlarda bencilliğin arttığını, insanlarda sıradanlık, apolitiklik, sevgisizlik, duyarsızlık, idealsizlik gibi özelliklerin ön plana çıktığını ifade etmektedir. (Yürek 2012: 164) Zamanın Manzarası belirli bir dönemi anlatmakta, onun üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu dönem 1990'lı yıllarla 2000'li yılların başını kapsamaktadır. Romanın adı da bu zaman dilimini anlatma kaygısını içermektedir. Romanın başkişisi olan Barış Utkan odağında belirtilen dönemin yoksulluk, açlık grevleri, Türkiye'nin doğusundaki çatışma ortamı, 2001'deki ekonomik kriz gibi olumsuz gelişmeleri aktarılır. Bunlar gibi olumsuz gelişmeler ekseninde bunalım içerisindeki birey irdelenir. Kusma Kulübü, zenginliği olumsuzlayan, vicdanı ön plana çıkarmaya çalışan bir romandır. Umut Çinici'nin yaşadıklarını, onun kusma kulübüne girerek vicdanı emrine giren biri haline gelişini anlatan roman, Umut'tan hareketle zenginliğin insanlık açısından bir olumsuzluk olduğu, ortadan kaldırılması gerektiği düşüncesini işler. Romana göre zenginlik ortadan kalkınca adalet de sağlanacaktır. (Yürek 2012: 216) Düş Kırgınları, hayalleri gerçekleşmemiş bir düş kırgınını Kuzey Erkil'i anlatan birey odaklı bir eserdir. Yazar, üç roman aradan sonra tekrar bir 68 kuşağı mensubunu ön plana çıkarmaktadır. Kuzey gerek bir 68'li olarak 12 Mart 1971'deki askerî darbe sonrası yenilmiş bir kuşaktan olması gerekse aşk hayatında başarısızlık yaşamasına bağlı olarak bunalımda olan ve bunun sonucunda intihara yönelen biridir. Romanda Kuzey'den hareketle 68 kuşağı bireyinin bunalımları üzerinde yoğunlaşılmaktadır. Belleğin Kış Uykusu adlı roman hayatın çeşitli yönleriyle bir bütün olduğunu vurgulamaktadır. Aslı adı Sadık olan ve fantastik bir tren yolculuğuna çıkarılan M'nin yaşadıkları üzerinden hayatın sevgi, acı, mutluluk, mutsuzluk gibi olumlu ve olumsuz yönleriyle bir bütün olarak algılanması gerektiği fikri işlenmiştir. Bunun yanında romanda 12 Eylül 1980'deki askerî darbe gibi dönemin farklı gelişmelerine yer verilmiş, bunlardan da hayatın bütünselliği fikri bağlamında yararlanılmıştır. Fay Kırığı üç kitaplık bir nehir romandır. Bunlardan birincisi Fay Kırığı- 1: Mehmet ikincisi Fay Kırığı- 2: Emine üçüncüsü ise Fay Kırığı- 3: Rojin adını taşımaktadır. Yazar bu romanlarda kendi bakış açısından hareketle günümüzde yaşanan ayrışmaları, çatışmaları ele almaktadır. Üç romanda da başkişi Mehmet Esen'dir. Fay Kırığı- 1: Mehmet'te Mehmet ve Emine arasındaki aşk anlatılmakla birlikte yoksulluk-zenginlik, laik-müslüman ayrımı üzerinde durulur. Bu da yoksul olan Mehmet'in zengin biri hâline gelmesi ve muhafazakâr bir aileye damat olması aracılığıyla yapılır. Mehmet, zenginleşmek için fırsat kollayan ve bu fırsatı Emine aracılığıyla yakalayan biridir. Aynı zamanda o, zengin olma isteğiyle 2000'li yılların insanını temsil etmektedir. Bu romanda irdelenen laik-müslüman ayrımı Fay Kırığı- 2: Emine'de daha detaylı ele alınır. Laik kesimi temsil eden Mehmet ve muhafazakâr kesimi temsil eden Emine'nin yolunda gitmeyen evliliği üzerinden iki kesim arasındaki çatışma anlatılır. Evliliğin Emine'nin doğum sırasındaki ölümüyle bitmesi iki kesim arasında diyaloğun pek de mümkün olmadığının işareti olarak sunulur. Serinin üçüncü ve son kitabı olan Fay Kırığı- 3: Rojin'de bu kez Türk-Kürt meselesi irdelenir. Geriye dönüş yapılarak Mehmet'in askerlik dönemine gidilir. Türkiye'nin doğusunda yaşanan çatışma hem asker hem de PKK'lılar açısından ele alınıp değerlendirilir. Çatışmanın çözümü için diyalog önerilir. Bu da çatışma sırasında aynı yerde kalmak zorunda kalan asker Mehmet ve PKK'lı Rojin'in kurduğu diyalog aracılığıyla sunulur. 9,75 Santimetrekare, 1990'lı yıllarda askerliğini doğuda yapan ve 9,75 cm'lik yarasından dolayı komando yapılmayan Ahmet'in hikâyesini aktarır. Ahmet, küçük yaşlarda babası tarafından yaralanmıştır. Romanda bir taraftan hem bedeni hem de ruhu yaralı, vicdanlı biri olan Ahmet anlatılırken diğer taraftan Ahmet'in yazmakta olduğu roman sunulmaktadır. Ahmet üzerinde yoğunlaşan roman 2014 yazında gerçekleşen Gezi olayları gibi dönemin gelişmelerine de yer vermektedir. Mermer Köşk ise bir aşk romanıdır. Günümüze yakın bir gönemde 2015'te geçen romanda maddi zenginliğe ulaşmak isteyen genç avukat Uğur Bakıcı'nın zengin bir aile olan Demir ailesiyle ve özellikle onların kızları Ezgi ve Öykü'yle yaşadıkları anlatılır. Öykü'yle karşılıklı olarak birbirlerini sevmelerine rağmen Uğur'un çeşitli sebeplere bağlı olarak hasta olan Ezgi'yle evlenmesi ve bunun sonrasında yaşanan olumsuzluklar sunulur. Romanın sonu oldukça ilginçtir. Üç farklı son vardır ve bütün sonlar bir yıkım hikâyesidir. Kıyıdan Uzakta ise bir kadının kendiyle hesaplaşmasını anlatan bir eserdir.

1970'lerden beri roman yazan Mehmet Eroğlu romanlarında bireyi önceleyen bir yazardır. O, olay anlatımından çok olayların bireydeki yansıması üzerine yoğunlaşmaktadır. Modernist bir yaklaşımla bireyi ele alan yazar, yaşadığı, tanık olduğu dönemleri irdelemektedir. İlk romanlarında 1970'leri değerlendirirken son romanlarında 2000'li yılları ele alır. Ancak hangi dönemi ele alırsa alsın, dönemin çeşitli gelişmelerine bağlı olarak şekillenen bireyini anlatmaktadır. Onun irdelediği bireyler ağırlıklı olarak sol düşünceye yakın olan ve bundan dolayı hem iç hem de dış dünyada sıkıntılar yaşayan bireylerdir. Eroğlu konu ve içerik kadar biçim, kurgu hususlarına dikkat eden yazarlardandır. Onun romanları, yazmanın sadece olay aktarımı olmadığını bilen biçim ve içeriği bir bütün olarak gören bir yazarın eserleridir (Yürek 2012: 321). Birey üzerinde yoğunlaşan romancı, onu en iyi anlatabilecek teknikleri ve kurguyu seçmektedir.

Kaynakça

Akınhay, Osman (2009). "Mehmet Eroğlu Romanı Okumak". Mesele. 28: 7-20.

Demir, Fethi (2009). "Mehmet Eroğlu'nun Romanlarında 1980 Sonrası Dönemin İzleri". Evrensel Kültür. 216: 49-55.

Göktürk, Yücel (2004). "Mehmet Eroğlu'yla 10 Güzel Şarkı". Roll. 2004/5: 41.

Kahraman, Hasan Bülent (1984). "Romanda Bilinçlenme ve Eroğlu'nun Romanı". Sanat Olayı. 26: 26.

Yedig, Serhan (2000). "Kariyerini Terk Etti". Hürriyet Pazar. 7: 12.

Yürek, Hasan (2012). İnsan Manzaralarının Ressamı: Mehmet Eroğlu'nun Romancılığı. Ankara: Otorite Yay.

Yürek, Hasan (2013). "Saati Ölüme Kurulmuş Bir Adam: Ayhan İlyasoğlu". Onlar Ölümü Seçti. yay. ed. Harun Ceylan. Ankara: Sonçağ Yay. 141-156.

? (1979). "Issızlığın Ortası Yazarı Mehmet Eroğlu'ya Sorduk". Dünya. s. 8.

? (2001). "Eroğlu, Mehmet". Tanzimat'tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi. C.II. İstanbul: Yapı Kredi Yay. 389.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. HASAN YÜREK
Yayın Tarihi: 15.02.2019
Güncelleme Tarihi: 19.12.2020

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Issızlığın OrtasındaCan / İstanbul1984Roman
Geç Kalmış ÖlüCan / İstanbul1984Roman
Yarım Kalan YürüyüşCan / İstanbul1986Roman
Adını Unutan AdamCan / İstanbul1989Roman
Yürek SürgünüCan / İstanbul1994Roman
Yüz: 1981Everest / İstanbul2000Roman
Zamanın ManzarasıEverest / İstanbul2002Roman
Kusma KulübüAgora Kitaplığı / İstanbul2004Roman
Düş KırgınlarıAgora Kitaplığı / İstanbul2005Roman
Belleğin Kış UykusuAgora Kitaplığı / İstanbul2006Roman
Fay Kırığı- 1: MehmetAgora Kitaplığı / İstanbul2009Roman
Edebi AforizmalarAgora Kitaplığı / İstanbul2010Diğer
Fay Kırığı- 2: EmineAgora Kitaplığı / İstanbul2011Roman
Fay Kırığı- 3: Rojinİletişim / İstanbul2013Roman
9,75 Santimetrekareİletişim / İstanbul2015Roman
Mermer Köşkİletişim / İstanbul2017Roman
Kıyıdan Uzaktaİletişim / İstanbul2018Roman

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Raif Nezihi Atakuld. ? - ö. 2 Temmuz 1940Doğum YeriGörüntüle
2Suphi Varımd. 03 Mayıs 1960 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Melek Arslanbenzerd. 13 Şubat 1981 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4MUSTAFA CENGİZd. 01.03.1948 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Sabriye Cembolukd. 1948 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6POLAD ALLAHVERDİ OĞLU ALİYEVd. 1948 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Handan Gökçekd. 08 Haziran 1968 - ö. ?MeslekGörüntüle
8Gültekin Emred. 31 Mayıs 1951 - ö. ?MeslekGörüntüle
9Feridun Ulusoyd. 01 Ocak 1940 - ö. ?MeslekGörüntüle
10Mustafa Suphi Yeşilyurtd. 19 Aralık 1969 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Tarhan Gürhand. 17 Nisan 1969 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12Latif Demircid. 31 Ocak 1961 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13MEYDANÎ, İdris Eroğlud. 03.03.1942 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14Mehmet Küçükd. 1952 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15SAÎD/KÂMÎ, Mehmet Sait Efendid. 1860-1861 - ö. 30.12.1940Madde AdıGörüntüle