FEDÂÎ, Abdürrahîm

(d. ?/? - ö. 1885/1303)
tekke Şairi
(Tekke / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Abdürrahîm Fedâî, şiirlerinde "fedakâr olan, feda eden" anlamlarına gelen "Fedâî" mahlasını kullanmıştır. Prizren’de doğan Fedâî'nin doğum tarihi bilinmemektedir. Abdürrahîm Fedâî, üçüncü devre Melamilerinin piri ve kutbu olan Muhammed Nûrü’l-Arabî’nin damadı ve halifesidir. (Güleç 2011: 46) Fedâî’nin ailesi, Prizren’in ileri gelen ailelerindendir. Dedesi Maksut Bey ve babası Ali Bey'dir. Katlanova ve Doyran’da han, hamam ve arazileri vardır. Babası Ali Bey, Fedâî’nin eğitimine önem vermiştir. İlk eğitimini Üsküp’te alan Fedâî, Mısır el-Ezher’de eğitimini tamamlamıştır. Daha sonra Üsküp’e dönen Fedâî, Üsküp Medresesi’nde zahirî ilimler alanında müderrislik yapmaya başlamıştır. Üsküp’te müderrislik yaptığı yıllarda Muhammed Nûrü’l-Arabî’nin sohbetlerine katılmıştır. Muhammed Nûrü’l-Arabî’nin ilimle ilgili görüşlerinden etkilenen Fedâî, ona biat etmek istediğini açıklamış ve Muhammed Nûrü’l-Arabî, kızı Latife Hanım'la evlenmesi şartıyla bu isteğini kabul etmiştir. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen, Latife Hanım’la evlenmiş ve bu evlilikten Hacı Kemal Efendi, Hakkı Efendi ve Ali Efendi olmak üzere üç oğlu olmuştur (Şahin 2009: 4). Muhammed Nûrü’l-Arabî’nin soyu oğlu Şerif Efendi’nin çocuğu olmadığı için, Fedâî ve Latife Hanım’ın çocuklarından devam etmiştir. Fedâî, Üsküp Melami dergâhında Muhammed Nûrü’l-Arabî’nin baş halifesi olarak görev yapmıştır (Şahin 2009: 5).

1884 yılında Muhammed Nûr'un ikinci kez hac ziyaretine Abdürrahîm Fedâî, oğlu Kemal Efendi'yle katılmıştır. Hac yolculuğu dönüşünde, 1303/1885 yılının Muharrem ayının birinci günü vefat etmiş ve Süveyş civarında Ayn-ı Musa denilen yerde defnedilmiştir. (Bursalı Mehmet Tahir 1333: I/132) Fedâî'nin vefatının ardından, oğlu Kemal Efendi Üsküp Melami dergâhına şeyh olmuştur (Gölpınarlı 1931: 304; Şahin 2009: 5).

Tevhit ilminde hızla yükselen Fedâî, yaşamı boyunca manzum ve mensur çok sayıda eser yazmıştır. Fedâî’nin manzum eserleri şunlardır; Dîvân, Kasîde-i Nûniyye, Kasîde-i Tâiyye, Merâtibü’l-Vücûd, Risâle-i Vehbiyye, Şerh-i Sırr-ı Ene’l-Hak, Şerh-i Şâfiyye. Mensur eserleri ise; Hediyetü’l-Hac, Hakîkatü’l-Melâmiyye, Risâle-i İrâde-i Cüz'iyye, Mecmu'â-yı İlâhiyyât, Risâle-i Ahvâl-i Melâmiyye, Risâle-i Rûh-i Kızıl alâ Esrâr-ı Mebzûl Muammâ-yı Sırr-ı Ezel, Şerh-i Beyt-i Hâfız Şirâzi, Tasavvufta Iyd, Tefsîr-i Sûretü’l-Kevser'dir (Şahin 2009: 5-6).

Muhammed Nûrü’l-Arabî’nin vahdet-i vücût ve tevhit anlayışından etkilenen Fedâî, eserlerinde Melâmet-i Nûriyenin tasavvufi görüşlerini ele almıştır (Şahin 2009: 11-12). Fedâî, eserlerinde genellikle tevhit ilmi ve mertebelerini konu etmiştir (Güleç 2011: 49). Eserlerini edebî bir zevkten ziyade, didaktik bir amaçla kaleme alan Fedâî'nin manzum eserlerinde çeşitli kusurlar bulunmaktadır. Risâle-i Vehbiyye adlı eseri, devrik cümle yapısı ve kafiye bakımından başarısız olması nedeniyle eleştirilmiş olmasına rağmen, Melami öğretisinde yenilikleri ele alması ve tevhit makamlarının rabıtalarındaki yenilikler bakımından önemli bir risaledir (Şahin 2009: 6). Kasîde-i Nûniyye, varlık mertebelerini ve Melamiliğin hallerini konu eden, 1363 beyitlik bir eserdir. Kasîde-i Tâiyye ve Merâtibü’l-Vücûd, adlı eserlerinde Fedâî'nin tevhidi işlediği şiirleri bulunmaktadır (Güleç 2011: 50). Özellikle mensur eserleriyle başarılı bulunan Fedâî için, Abdulbaki Gölpınarlı Fedâî'nin tek Arapça eseri Tefsîr-i Sûretü’l-Kevser adlı eserini kastederek; "keşke bu risâleden başka risâle yazmasaydı; hele nazma hiç özenmeseydi” yorumunu yapmıştır (Gölpınarlı 1931: 305). Hediyetü’l-Hac adlı küçük eserinde, Fedâî fena ve beka mertebelerini hacc menasiki üzerinden anlatmıştı. Bir sayfalık Tasavvufta Iyd (Risâle-i Iydiyye) adlı eserinde bayramlarda yapılan işleri ve kılınan namazları açıklayan Fedâî, tasavvufi bir yorum yapmaktadır (Güleç 2011: 50).

 

Kaynakça

Bursalı Mehmet Tahir (1333). Osmanlı Müellifleri. C.I. İstanbul: Matba-i Amire. Osmanlı Müellifleri I-II-III ve Ahmed Remzî Akyürek Miftâhu’l-Kütüb ve Esâmî-i Müellifîn Fihristi (Tıpkıbasım-Dizin) Hzl: Mustafa Tatçı; Cemal Kurnaz. Ankara: Bizim Büro Basımevi Yayın Dağıtım San. 2000. I/132-133.

Gölpınarlı, Abdülbaki (1931). Melâmîlik ve Melâmîler. İstanbul: Devlet Matbaası.

Güleç, İsmail (2011). "Prizrenli Bir Veli: Abdurrahim Fedâî ve Risâle-i İydiyyesi". Balkan Studies II History & Literature, ed. Deniz Ekinci vd. İstanbul: Ciril Metedhiy University. 45-53.

Şahin, Mine (2009). Abdürrahim Fedai’nin Kaside-i Nuniyyesi (Transkripsiyon-Nesre Çeviri-İnceleme). Yüksek Lisans Tezi. Sakarya: Sakarya Üniversitesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. GONCA KUZAY DEMİR
Yayın Tarihi: 26.09.2013

Eserlerinden Örnekler

İlahi

Dalarken bahri vahdette

Çıkardın türlü gevherler

Beni bu gün bulan sâlik

Bulur ol türlü dilberler

Muhakkak nûri Hakkım

Ben o iklimi hakikatta;

Tecelli eyledi bedrim

Göründi ruyî dildarlar

Okundu Besmele ismim

Verildi Fatiha ismim

Göründü her benim cismim

Bulan bu yüzü izzetler

Göründü dil bana mutlak

Görenler buldular ıtlak

Muhakkak yüzüdür hem Hak

Bunu bulandı Kanberler

Adım Şehri Melamette

Duyulmuş ankayı mugrıb

Okundu hutbede levlâk

Bu sırrı Hakka çenberler

Niceler cehdederler hem

Göremezler bu gün veçhim

Anın çün zahidân bana

Dediler dahi ekferler

Küfürdür sırrımın zülfü

Dahi ol hâli ruhsârım

Bu gün tutmuş hep âfâkı

Budur sırrı pey[g]emberler

Kulillahu sümme zerhüm hem

Bu gün sırrı bana geldi

Budur râhı hakikat bil

Sakın olma o serserler

Bu gün benden guyan Hak'tır

Sakın sanma ki insandır

Fedâî şehri itlakta

Kuruldu veche minberler

Gölpınarlı, Abdülbaki (1931). Melâmîlik ve Melâmîler. İstanbul: Devlet Matbaası. 308.


Der- Makâm-ı Niyâz-ı Güftârest

Bismillâhirrahmânirrahîm

İlâhî kangı dillerle idelim şükr ile hamdın

Kamumuz 'âciz olmuşuz nicedir hamd-ı 'âcizân

Ehadsin gayrı yok senden tecellî sana sen itdin

Göründün kendine kendin çün oldun cümleye 'ayân

Bilen kendini kendisin sıfâtınla zuhûr itdin

Kamu esmâ’ı hem giydin mukadessün sen ey Sübhân

Hüviyyetinle hem birsin tekessür itmedin aslâ

Ezelî lâ-yezelîsin zuhûratın gelür her-ân

Tagayyur gelmedi aslâ ki sen mutlak mukaddessün

Cemî' sûretleri tasvîrine kim var 'arş u ferşiyyân

İdersin ism-i zâhirle düzersin nüsha-i kevni

İki nüshada hem vechin göründi 'âlem ü insân

Mufassal çün zuhûr itdin göründi âyet-i âfâk 

Çün oldun besmele ol yine fâtihâ-ı insân

Nice icmâl idin ol yine tafsîl dahi sensin

Mufassal hem dahi mücmel ki sensin sana yok gayrân

Görinen sûret-i kesret senin esmâ’ sıfâtındır

Vâhidiyyetle gelüpdür yok sana noksân

Velâkin 'ayn-ı zâtında kamu esmâ’ sıfâtından

Münezzehsin mukaddessün nedir ol vasf-ı vâsıfân

Ki zâtın zâtına mirât ki sûret zâtına sensün

Ki ol rûh-ı a'zamla zuhûr itdinodur Rahmân

İşitdin ﻤﻦ ﺮﺃﻨﻰ hem hadisin eyledin güftâr

Çün itdin Ahmedi mirât göründün sureti insân

Gören ol vech-i pâki Ahmedi bi-şüphe hem bildi

Münevver vech-i pâkindir mukaddessün sen ey Sübhân

Muhammed Ahmed ü Mahmûd müsemmâ nice esmâyla

Göründün evvel ü âhir ki ﺼﻠﻮﺍ didi hem Kur'ân

Göründün sûret-i Ahmed ki sensin dahi ol sûret

Ki mirât-ı vücûdunda ana salat iden ey Sübhân

Salât çün ana itdük yine ﺼﻠﻮﺍ bize dirsin

Nice ol zât-ı pâke hem salât eylesün insân

O zat-ı pâk-i Ahmede salât itmek nedir bilsem

O salât-ı salât haktır odur hem matlub-ı insân

İderken Hak salâvâtlar kalur mı arada kimse

'Aceb mirât u sûretler miyânında nedir gayrân

Anınçün cümlemiz 'aciz bulunduk i'tirâf itdik

Arada kalmadık aslâ odur Hâmid u Mahmûdân

Odur mirât cemâl oldur yine kendini kendinde

Göründi hem dahi bildi o durur hem musalliyân

Dahi ol âl-i ashâb ki göründi anlara Ahmed

O cemâl-i mukaddesde ki cânlar atmış ol yârân

Yine ‘âciz dahi geldik selâmlar eylemek bizler

Ki zirâ mirât-ı Ahmed çü gelmişler bilür ihvân

O mirât-ı mirât hakdır göründi sûret-i Ahmed

Anınçün ﻠﺤﻤﻚ ﻠﺤﻤﻰ gelüpdür anlagil bürhân

Odur âşık dahi dilber ider kendini hem takdis

Musalli kendine kendi kamu elsine-i insân 

Selâmlar itdiler gerçi yine selâm iden kendi

Şühûd-ı ehl-i tahkikde muhakkak bildiler ihvân

İlâhi kanâı yüzlerle idelim tesbih ü takdis

Salâtlar hem selâmlar hem kamumuz olmuşuz bi-cân

Cihât-ı sittede mahbûs nice ‘alâyik u perde

Gelüpdür ortada sensiz oluruz cümle ma‘dûmân

Kamu zerrâtımızda sen zuhûr itmişsin ey cânân

Kanı bir söz kanı bir göz kanı ol görinen insân

Kanı diller ider tesbih kanı gözler görür vechin

Kanı eller alur hakkı kanı ol kalb bulur Yezdân

Kanı ayak gider hakka kanı âzân ŧuyar hakkı

Eger tevfikin olmazsa oluruz cümlemiz hüsrân

Velâkin yalvarız cümle ki sensin evvel ü âhir

İdersin cûd u faslından ne kim var cümleye garkân

Husûsâ Hasret-i Ahmed ki kıldın cümleye rahmet

Şefi‘ kıl bizlere yâ Rabb idersin bizlere gufrân

Be câh-i zâtıke yâ Hak ve câh-i seyyid-i Ahmed

Ve câh-i ehl-i beyt-i Musŧafâ yâ hasret-i Mennân

Ve câh-i Sıddık-ı Ekber ve câh-i hasret-i Fâruk

Ve câh-i hasret-i ‘Osmân ve câh-i ol şir-i Merdân

Ve câh-i hasret-i Zehrâ ve câh-i hasret-i Hasan

Ve câh-i hasret-i Hüseyn ki anlar vech hem pâkân

Ve câh-i hasret-i zevcât mutahharât ki olmuşlar

Ve câh-i hasret-i ensâr dahi câh-i muhâcirân

Tevessül eyledim cümlesini Rabbim mutahhar kıl

Bizi dûr itme dûr itme idersen cümleye ihsân

 Şahin, Mine (2009). Abdürrahim Fedai’nin Kaside-i Nuniyyesi (Transkripsiyon-Nesre Çeviri-İnceleme). Yüksek Lisans Tezi. Sakarya: Sakarya Üniversitesi. 42-45.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Altay Suroyd. 24 Eylül 1949 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Hasan Mercand. 1944 - ö. 2006Doğum YeriGörüntüle
3SA’YÎ, Mustafâd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Altay Suroyd. 24 Eylül 1949 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Hasan Mercand. 1944 - ö. 2006Doğum YılıGörüntüle
6SA’YÎ, Mustafâd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Altay Suroyd. 24 Eylül 1949 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8Hasan Mercand. 1944 - ö. 2006Ölüm YılıGörüntüle
9SA’YÎ, Mustafâd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10Altay Suroyd. 24 Eylül 1949 - ö. ?MeslekGörüntüle
11Hasan Mercand. 1944 - ö. 2006MeslekGörüntüle
12SA’YÎ, Mustafâd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
13Altay Suroyd. 24 Eylül 1949 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Hasan Mercand. 1944 - ö. 2006Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15SA’YÎ, Mustafâd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Altay Suroyd. 24 Eylül 1949 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17Hasan Mercand. 1944 - ö. 2006Madde AdıGörüntüle
18SA’YÎ, Mustafâd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle