GARİP/GARİP KAMİL, Kamil Tezerdi

(d. 01.06.1960 / ö. -)
?
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Kamil Tezerdi olan âşık, 1 Haziran 1960’ta Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesine bağlı Savran köyünde doğmuştur. Henüz altı aylıkken geçirdiği menenjit hastalığıyla gözlerini kaybetmiştir. Okula gidemeyen âşığın çocukluğu köyde tarım işleriyle uğraşan ailesiyle birlikte geçmiştir. Tezerdi, 1991 yılında kendisi gibi görme engelli olan ve aynı zamanda Mihrumah mahlasıyla şiirler söyleyen Nejla Hanım’la evlenmiştir. Evliliklerinden Didar ve Cem Onur adlı iki çocukları olmuştur (Fidan 2013).

Güneydoğu Anadolu’da bir Türkmen köyünde yaşayan âşık, çevredeki Bektaşî muhitlerle sürekli iletişim hâlinde bulunarak sanatını geliştirmiş, Bektaşilik öğretisi hakkında bilgisini artırmıştır. Aynı zamanda cemlerde bulunarak deyişler söylemiş, zakirlik yapmıştır. Bir cem esnasında Malatya’da saz yapımcısı olarak faaliyet gösteren Nurhaklı Ali Yıldız, âşığa bir saz gönderme sözü vermiş ve bir müddet sonra da sazı göndermiştir (Fidan 2013). Zaten gelenek içinde yetişen âşık, kısa sürede saz çalmaya da başlamış; saz eşliğinde deyişler, türküler söylemiştir. Saz çalmaya başladıktan üç yıl sonra da köye ziyarete gelen “Hacı Bektaş-ı Veli evlatlarından” diye nitelendirdiği Bektaş Ulusoy ve kendisi gibi âşık-zakirlerden Dertli Divanî’den “Garip” mahlasını almıştır. Aynı zamanda âşıklığa başlamada bir icazet olan bâdeyi/doluyu rüyada değil de köye gelen Bektaş Ulusoy’un elinden içmiştir.

“Bir yaz günü köylüler yaylada iken Bektaşi babalarından Mehmet Baba, köye Bektaş Ulusoy’un geldiğini bildirmiş, yayladakiler de apar topar köyle gelmişler. Babalar, Kamil’i gelenlere köyün âşığı olarak tanıtmışlardır. Bunun üzerine Bektaş Ulusoy, sofradaki tek bardaktan âşığa dolu sunmuştur. “Sofradakiler “Bir himmet et, bunun gözünü aç” demişler; Bektaş Ulusoy’un da “özünü mü istiyorsun, gözünü mü istiyorsun” şeklindeki sorusuna karşılık “Efendim, ben gözümü istemiyorum, gözü alsam ne yapayım; özümü bana ver yeter” diyerek karşılık vermiştir. Bunun üzerine Bektaş Ulusoy’un sunduğu badeyi içmiştir. Badeden sonra yanık yanık türküler söylemiştir. Âşığın pir olarak gördüğü Bektaş Ulusoy, “Artık benim âşığımsın” der ve Garip mahlasını verir. Aynı sohbette bulunan Dertli Divanî de onaylar” (Koçak 2013: 112-113).

Mahlasını aldıktan sonra dergâhta kendi şiirlerini de söylemeye başlayan âşık Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ın çeşitli ilçe ve köylerindeki cemlere katılmış, buralardaki âşıklarla icralarda bulunmuştur. Bölge dışından da birçok ilde icrada bulunan Garip Kamil, âşıklar bayramına katılmamıştır. Âşıkların yarışmasını, şiirlerin yarıştırılmasını doğru bulmadığını belirtmektedir. Âşık daha çok cemlerde ve çeşitli Alevi Bektaşi derneklerinin organizasyonlarında bulunmuş, deyişlerini söylemiştir. Televizyon ve radyodaki âşık programlarına davetli olarak katılan Garip Kamil, çağdaşı âşıklardan Çağlayanceritli Ali Ateş’le mektup yoluyla atışmaktadır. Ayrıca Almanya ağırlıkta olmakla birlikte Avusturya, Hollanda, İsviçre, Fransa gibi Avrupa ülkelerinde icralarda bulunmuştur. On beş yaşından beri saz çalan Garip Kamil’e 1995’te Kültür Bakanlığı tarafından “halk ozanı” kartı verilmiştir. Âşık aynı zamanda MESAM üyesidir.

Pir Sultan Abdal geleneğine bağlı şiirler söyleyen Garip Kamil; Nesimî, Harabî, Mahzunî Şerif ve Dertli Divani’den etkilenmiştir. Eserlerinde daha çok sevgi, aşk, barış ve özgürlük gibi evrensel konuları işlemekle birlikte insan yaşamına dair çeşitli duygular şiirlerinde tema olarak yer alabilmektedir. Tasavvuf eksenli eserlerinin yanında gündelik hayatta karşılaştığı bazı olumsuzlukları mizahî bir üslupla ele aldığı deyişlerine de rastlanmaktadır. Eserlerini irticâlen söyleyen Garip Kamil, icralarından çeşitli ses kayıtları alınmış olsa da şiirleri kitap olarak bir araya getirilememiştir. Sayısı tam olarak bilinmeyen eserlerinin yüzden fazla olduğu söylenebilir. Hakkında çeşitli çalışmalar yapılan (Şahin 2013; Belice 2016) âşık, “Bektaş Dost” ve “Yol Üzülmesin” adlı iki albümünde çoğunlukla kendi deyişlerini okumuştur. İlk albümünde Bektaş Ulusoy’un bir trafik kazasında ölümü üzerine söylediği “Bektaş Dost” eserinin yanında “Savran yöresinden ezgisi anonim, sözleri Arifzade’ye ait bir semaha da yer vermiştir. Semahın en hızlı bölümü olan yeldirmenin söz ve müziği Garip Kamil’e aittir” (Koçak 2013: 117). Aynı kasette yer alan “İnsanız İnsan Severiz” şiiri, tıpkı kendisi gibi erken yaşta gözlerini kaybeden 20. yüzyılın usta âşıklarından Âşık Veysel’i çağrıştırmaktadır.

Garip Kamil, şiirlerini genellikle 8 ve 11'li hece ölçüsüyle söylemektedir. Son dörtlükte mahlasına yer veren âşık koşma nazım biçimine uygun olarak çapraz ve düz kafiye düzeni kullanmakta, şiirlerini çoğunlukla tam kafiyeli ve redifli söylemektedir. Şiirlerinde evrensel ahlak ve değerleri, insanî duyguları ön planda tutarken ozanın, dünyanın neresinde olursa olsun insanların dertleriyle hemhâl olması gerektiği görüşündedir. Âşığın yetiştiği çevre, dünya görüşü, inancı şiirlerini etkilemiş; ağırlıklı olarak tasavvuf, Bektaşilik, Bektaşî uluları, dört kapı kırk makam gibi konuları ele almıştır. Örneğin “Aşkın Ataşında Yanıp Kavrulan” şiirinde dört kapı kırk makama olan bağlılığını belirtmiş, tarikatın gereğinin yerine getirenlerin yüzünün güleceğini, iyi insan olmanın huzurunu yaşayacağını dile getirmiş; bu yoldan şüphe duyanların, nefsine yenilenlerin ise huzuru bulamayacağını belirtmiştir (Şahin, 2013: 5). Bazen de Yunusça bir eda ile sevgiyi merkeze almakta “İnsanlar iyi bilinsin/ Ağlanmasın da gülünsün/ Kin ile nefret silinsin/ Hem sevelim hem sevilelim” demektedir (Şahin, 2013: 9). Âşıktaki bu sevgi gözlerinin görmesiyle arttıkça artmış ve söze yansımıştır. Annesini bedenen görememiş olması onda ayrı bir özlem ortaya çıkarmıştır. Bu özlem anne sevgisini işlediği şiirlerde görülebilmektedir (Fidan 2013).

Âşığın hayatında ister istemez önemli bir yer tutan yoksulluk şiirlerine de yansımıştır. Yoksulluk ve gariplik etrafında oluşan şiirlerde bir yandan kendi sıkıntısını üst perdeden dile getirirken bir yandan da toplumun sesi olmaktadır. Garip Kamil bazı şiirinde yine bir sosyal konu olan ulaşımı mizahî bir üslupla ele almıştır. İlçedeki bir törende okuduğu şiiriyle kaymakamın dikkatini çekmiş, yolun düzeltilmesinde katkısı olmuştur (Şahin 2013: 10-11).

Kaynakça

Belice, Elif (2016). “Kamil Tezerdi (Garip Kamil)”. Sazın ve Sözün Sultanları 11. Ed. Fatma Ahsen Turan ve A. Yılmaz, Ankara: Gazi Kitabevi. 268-272.

Kamil Tezerdi, Savran/Adıyaman, 1962, okula gitmemiş, âşık [30.12.2013 tarihinde Süleyman Fidan tarafından yapılan görüşme].

Koçak, Ahmet (2013). “Âşık Garip Kamil”. Aynı Bahçenin Gülleri-Serçeşme Dergisinde Sanatçılarla Söyleşiler. İstanbul: Alev Yay. 111-118.

Şahin, Sermin (2013). Âşık Garip Kamil’in Eserleri Üzerine Bir İnceleme. Yayımlanmamış Bitirme Tezi. Gaziantep: Gaziantep Üniversitesi Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarı.


Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ SÜLEYMAN FİDAN
Yayın Tarihi: 07.01.2019
Güncelleme Tarihi: 07.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1KUL EMSALÎ, Muharrem Akkayad. 20.10.1949 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2YUSİF MUSA OĞLU YUSİFOVd. 1909 - ö. 1980Doğum YeriGörüntüle
3ALİ KOCAd. 1926 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4KUL EMSALÎ, Muharrem Akkayad. 20.10.1949 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5YUSİF MUSA OĞLU YUSİFOVd. 1909 - ö. 1980Doğum YılıGörüntüle
6ALİ KOCAd. 1926 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7KUL EMSALÎ, Muharrem Akkayad. 20.10.1949 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
8YUSİF MUSA OĞLU YUSİFOVd. 1909 - ö. 1980Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
9ALİ KOCAd. 1926 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
10KUL EMSALÎ, Muharrem Akkayad. 20.10.1949 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
11YUSİF MUSA OĞLU YUSİFOVd. 1909 - ö. 1980Madde AdıGörüntüle
12ALİ KOCAd. 1926 - ö. ?Madde AdıGörüntüle