GARİP/HAMZA, Hamza Karabulut

(d. 01.01.1960 / ö. -)
?
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Hamza Karabulut olan âşık, Adana’nın Aladağ ilçesine bağlı İbrişim köyünde doğmuştur. Kimliği altı yaşında çıkarıldığı için doğum günü kesin olarak bilinmemektedir. Babası, Aladağ’a bağlı Yüksekören köyünde yaşayan “Saççılar” sülalesinden Musa Karabulut, annesi Karaisalı ilçesine bağlı Tümenli köyünde yaşayan “Kocabaşlar” sülalesinden Cennet Kocabaş’tır. Bu evlilikten dünyaya gelen on çocuktan biri olan âşık liseyi bitirmiştir. Ailesinin ekonomik durumundan dolayı istemesine rağmen eğitimine devam edememiştir (Altunbaş 2014: 5).

Ekonomik sıkıntılar yüzünden küçük yaşlardan itibaren çeşitli işlerde çalışan Karabulut, köyünde bilinen tek iş orman işçiliği olduğundan askere gidene kadar bu işi yapmıştır. Askerliğini Sarıkamış’ta tamamladıktan sonra, Millî Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı sınavı kazanmış ve Akören İlköğretim Okulu’nda hizmetli olarak göreve başlamıştır. Adana’nın çeşitli okullarında görev yapan âşık 2006 yılında emekli olmuştur. Akören’de görev yaptığı sırada Emine Hanım ile tanışarak evlenmiş ve bu evlilikten Azize ve Hafize isimli iki kızı, Ahmet Yaşar ve Azmi isimli iki erkek çocuğu dünyaya gelmiştir. Erkek çocuklarından Azmi Karabulut kanserden vefat ettiği için yaşadığı acı şiirlerine de yansımıştır (Altunbaş 2014: 6).

Hamza Karabulut’un âşıklığa başlamasında ailesinin ve yaşadığı çevrenin etkisi büyüktür. Babası Musa Karabulut saz çalmasa da türküler söylemektedir. Çocukluk çağında bu türkülerden etkilenmiştir. Gençlik yıllarında ise yazdığı şiirleri saz eşliğinde çalıp söyleyen ağabeyi Cuma Karabulut ve köy kahvesinde dinlediği âşıkların etkisiyle şiir yazmaya heves etmiştir. Geleneksel anlamda bir usta-çırak ilişkisi yaşamasa da ağabeyi Cuma Karabulut onun saz ve söz ustası olmuştur. Âşık Hamza’nın bâdeli âşık olduğuna dair bir bilgi bulunmamakla birlikte, görmüş olduğu bir rüyadan sonra, ilk şiirlerinde kullandığı Garip mahlasını değiştirerek adı olan Hamza’yı mahlas olarak kullanmaya başlamıştır (Altunbaş 2014: 7).

Âşık Hamza’nın şiirleri yayımlanmış bir eseri bulunmamaktadır. Hayatı ve şiirleri üzerine Onur Altunbaş (2014) tarafından bir lisans tezi hazırlanmıştır. Bu çalışmada âşığın doksan beş şiirine yer verilmiştir. Şiirlerinin büyük bir bölümünü hece ölçüsüyle yazan âşığın az da olsa serbest ölçülü şiirler de yazdığı görülür. Daha çok koşma nazım biçimini kullanan âşık; güzelleme, taşlama ve ağıt türünde şiirler kaleme almıştır. Dili sade ve anlaşılırdır. Kullandığı kelimeler günlük konuşma dilinden alınmadır. Şiirlerinde seviyom, varamıyom, gidiyom, ezrail gibi yörenin ağız özelliklerini yansıtan kelimeler kullandığı görülür. Söz sanatlarını fazla kullanmamakla birlikte bazı şiirlerinde “Ateşin odunu yaktığı gibi/ Beni yaktığını bilmiyor musun” mısralarındaki gibi basit teşbihler yapmıştır (Altunbaş 2014: 8).

Şiirlerinde aşk, tabiat, din, vatan, geçim sıkıntısı ve ölüm konularını işlemiştir. Bunlardan aşk, şiirlerinde en fazla işlediği konudur. Aşk konulu şiirlerinin çoğu kavuşulamayan, dert ve ıstırap veren bir sevgiliye hitaben yazılmıştır. Âşık Hamza’nın şiirlerinde anlattığı sevgili tipi “Sen ellerin olun hayalin bende/ Unutur mu Hamza ismin hep dilde” mısralarında da görüldüğü gibi hep rakiplere meyleden bir sevgilidir. Âşık, aslında sevgiliyle dillere destan bir aşk yaşamayı hayal eder. Bu yüzden meçhul sevgiliye sık sık Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı’yı hatırlatarak bunlar gibi bir aşk yaşayamamalarının yarattığı hayal kırıklığını dile getirir.

Âşık Hamza’nın şiirlerinde işlemiş olduğu diğer bir konu dindir. Bu şiirlerinde ibadet, ahiret, cennet ve cehennem gibi kavramlar üzerine yoğunlaşır. “Ne namazı kılar ne oruç tutar/ Müslümanım der Elhamdülillah/ Ne camiyi bilir ne vakit namaz/ Müslümanın der Elhamdülillah” mısralarında da görüldüğü üzere iyi bir Müslüman olabilmek için sadece Müslümanım demenin yeterli olmayacağı, ibadetlerin de yerine getirilmesi gerektiği üzerinde durur. Genç yaşta oğlu Azmi’nin kanserden ölmesi âşığı derinden sarsmıştır. Yaşadığı bu acıyı “Avareyim şimdi dolaşıyorum/ Azrail ile her gün dalaşıyorum/ Çok yakında sana ulaşıyorum/ Kahrımdan ölürüm, ölürüm inan” dörtlüğüyle başlayan “Ölürüm” şiirinde olduğu gibi pek çok şiirinde dile getirmiştir.

Kaynakça

Altunbaş, Onur (2014). Adanalı Âşık Hamza. Lisans Tezi. Kilis: Kilis 7 Aralık Üniversitesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. MEHMET EROL
Yayın Tarihi: 03.01.2019
Güncelleme Tarihi: 07.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1MEHBUB, Mehbub Esgerîd. 1966 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2ZEKERİYA MELEKİd. 1962 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3YUSİF MUSA OĞLU YUSİFOVd. 1909 - ö. 1980Doğum YeriGörüntüle
4MEHBUB, Mehbub Esgerîd. 1966 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5ZEKERİYA MELEKİd. 1962 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6YUSİF MUSA OĞLU YUSİFOVd. 1909 - ö. 1980Doğum YılıGörüntüle
7MEHBUB, Mehbub Esgerîd. 1966 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
8ZEKERİYA MELEKİd. 1962 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
9YUSİF MUSA OĞLU YUSİFOVd. 1909 - ö. 1980Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
10MEHBUB, Mehbub Esgerîd. 1966 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
11ZEKERİYA MELEKİd. 1962 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
12YUSİF MUSA OĞLU YUSİFOVd. 1909 - ö. 1980Madde AdıGörüntüle