GÜLCANİ/OZAN OĞLU, Arif Gökçe

(d. 1981 / ö. ?)
âşık, çiftçi
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Arif Gökçe olan âşık, 1981 yılında Kars’ta beş kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelir. İlkokulu bitirdikten sonra eğitimine devam edemez. Ailesinin imkânlarının kısıtlı oluşu nedeniyle çalışma hayatına başlayan âşık, Kars’taki ekonomik koşullar nedeniyle aile efradının yoğun bir şekilde bulunduğu İstanbul’a hareket eder. 15 yaşında İstanbul’a gelen âşık, yaklaşık 15 yıl İstanbul’da çeşitli alanlarda çalışır. Gurbette çalıştıktan sonra tekrar Kars’a dönen âşık hâlen Kars’ta tarım ve hayvancılık yapmaktadır (Şeker 2011: 63).

Kars ve çevresinde âşık tarzı şiir geleneksel anlamda nesilden nesile aktarıldığından ve hemen her kesimden insanın sosyal yaşamı içerisinde dillendirdiği âşık tarzı ürünler olduğundan bölge insanı bu tarza alışkındır. Arif Gökçe de bu anlamda çocukluğundan itibaren bu yapının içerisinde bulunur. İstanbul’da bulunduğu yıllarda gelenekten belirli oranda uzak bulunmasına karşın gerek bulunduğu çevrenin daha ziyade Karslı olması gerekse kişisel olarak dinlemeyi tercih ettiği müzik tarzının âşık tarzında olması gelenekten kopmasını engeller. Geleneğin etkisiyle çocukluk çağlarından itibaren âşık tarzında şiirlere ve müziğe ilgi duyması dolayısıyla, Faik Köroğlu ile birlikte âşık tarzı şiir geleneğini öğrenmek üzere çeşitli mekânlarda bulunurlar. Âşık, İstanbul’da bulunduğu süre içerisinde ilk şiirlerini de vermeye başlar. Bu dönem şiirleri çocukluk yıllarına özlem ve gurbet duygusunun yoğunluğuna yöneliktir. Kendi ifadesine göre âşıklığa başladığı bu dönemde gördüğü bir rüya onu için oldukça önemli bir yerdedir. Bu rüyada aksakallı, ak saçlı bir dede, yanında küçük bir erkek çocuğuyla bir damda oturur. Aksakallı dede çocuğa damın üstünde duran beyaz bir su deposunu göstererek bir maşrapa uzatır ve bunu doldurup getirmesini ve âşığı göstererek ona vermesini söyler. Âşık bu suyu alır ve sudan üç yudum içtikten sonra maşrapayı elinden düşürür, o anda rüyadan uyanır. Uyandığında ağzında çok kötü bir tat vardır ve bu tadı bir daha duymaz. Çevresindeki kişilerin aşk şarabından üç yudum içtiğini, yalnız yarım kalmış olduğunu söylemesi nedeniyle beşeri konulardan ilahi aşka yönelik şiirler yazmaya başlar. Bu rüyayla içine büyük bir ilahi aşk doğar. Bu rüyadan önce beşeri konulu şiirler yazmayı bırakır ve artık ilahi aşkın anlatıldığı şiirler yazmaya ve söylemeye başlar. Şiirlerini söylerken daha ziyade 15 yaşından itibaren kendi kendine öğrendiği sazı ona eşlik eder (Şeker 2011: 65).

Âşıklık sanatının ilerlemesinde kendisine en büyük desteği Faik Köroğlu verir. Yaklaşık dört yıl boyunca Faik Köroğlu ile birlikte bu sanatı icra edebilecekleri çeşitli düğün, sünnet ve meclislerde bulunur ve ayrıca yerel radyo ve televizyon programlarına katılır. Geleneğin en önemli temsilcisi olarak kabul edilen Âşık Şenlik, Sümmani ve bu gün bölgenin en önemli gelenek taşıyıcılarından biri olduğu söylenebilecek Günay Yıldız’ın şiirlerinden etkilenir. Şiirlerinde uzun bir süre Ozan Oğlu mahlasını kullanan âşık çevresinde bu mahlası kullanan başka bir kişinin bulunması nedeniyle Faik Köroğlu’ndan bu konuda görüş istediğini ve ardından ustası olarak adlandırdığı Köroğlu’nun verdiği Gülcani mahlasını kullanmaya başladığını belirtir. Şiirlerinde kaderden yakınma, feleğe sitem, hasret, gurbet, acı, elem ve kederin yoğun olarak görüldüğü Hz. Muhammed, dört halife ve diğer din adamlarına karşı büyük bir sevginin varlığı dikkat çeker. Hecenin farklı kalıplarını şiirlerinde kullanan âşık, 11'li ve 15'li hecelerle şiir yazmaktan daha büyük zevk aldığını ifade eder. Şiirlerinde geleneğe uygun bir şekilde yarım, tam ve zengin kafiyelerin yanı sıra redifler görülür. Kars ağız özelliklerinin baskın bir şekilde görüldüğü şiirlerinde Kuzey Doğu Anadolu âşıklık geleneğinin izleri ve yansımalarını görmek de mümkündür.

Kendisini daha ziyade lebdeğmez ve muamma türlerinde güçlü gördüğünü belirten âşık, Kars’ın yerel bir radyosunda uzun süre “Yörelerimiz Türkülerimiz” adlı bir program yapar. Ayrıca, Kars’ta yapılan Uluslararası Kars Âşıklar Bayramı’nda çeşitli alanlarda dereceleri bulunur.

Şiirlerinin yayımlandığı ve incelendiği bağımsız bir çalışma söz konusu olmamakla birlikte, farklı çalışmaların içerisinde adına yer verilen âşığın iki kaseti bulunur. Kendisinin tasnif ettiği bir hikâye bulunmaz ancak özellikle Murat Çobanoğlu’ndan dinleyerek aktardığı Saraç İbrahim ile Güneş Sultan, Bala Memet ve Döne adlı hikâyeleri icra edebilir.

Kaynakça

Şeker, Mehtap (2011). Âşık Arif Gökçe’nin Hayatı, Sanatı, Şiirleri, Karslı Âşıkların Hayatları, Sanatları ve Şiirlerinden Örnekler. Ed. Kürşat Öncül. Kars: Kafkas Üniversitesi Türk Halkbilimi Araştırma ve Uygulama Merkezi Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. KÜRŞAT ÖNCÜL
Yayın Tarihi: 27.12.2018

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ŞAHSENEM/ŞAHSENEM BACI/OZAN ŞAHSENEM/SENEM BACI, Şahsenem/Senem Akkaşd. 1945 - ö. -Doğum YeriGörüntüle
2REFİKÎ, Mehmet Şanlıd. 1874 - ö. 1949Doğum YeriGörüntüle
3DADAŞOĞLU, Ali Dadaşoğlud. 1934 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Efe Duyand. 1981 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Cihangir Artund. 12 Ağustos 1981 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Ayşegül Taşkınd. 1981 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7ERDEMLİ, Sabahattin Dülgerd. 1950 - ö. -MeslekGörüntüle
8MÜKREMİN, Mükremin Albayrakd. 1948 - ö. ?MeslekGörüntüle
9HACI GURBAN SÜLEYMANîd. 01.01.1920 - ö. 20.01.2008MeslekGörüntüle
10HAŞİM BABA, Haşim Karababad. 1938 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11SEMED H. ABBASOĞLU (ÇİLOVDARLI)d. 1897 - ö. 1986Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12HÜSEYİN ÇALIŞd. 08.04.1957 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13OZAN VELİ, Veli Kırboğad. 1962 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14BEHBUD ELİ OĞLU NEBİYEVd. 1897 - ö. 1972Madde AdıGörüntüle
15ŞİNGKO ŞELİ TUTUNGd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle