GÜNÂHÎ

(d. ?/? - ö. 1580/81/988)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Hasan’dır. “Hasan Baba”, “Baba Hasan” veya “Hasan Dede” olarak anıldı. Vardar Yenicelidir. Mevlevî dergâhlarındaki tahsili dışında düzenli bir eğitim aldığına dair bilgi yoktur. Gülşen-i Şuarâ’da, Mevleviliğe bağlanan şairin derviş tabiatlı, temiz huylu ve sağlam inançlı biri olduğu hâlde kendisini Allah katında suçlu ve günahkâr addettiği kaydedilerek Günahkâr mahlasını aldığı ima edilir. Mevlevîlik yolunda Yûsuf-ı Sîneçâk’ın yetiştirmesi olduğu ve Âşık Çelebi’nin tezkiresini yazdığı sırada Selânik’te Farsça dersleri vermekle meşgul olduğu bilinmektedir. Gelibolu ve Konya Mevlevihanelerinde bulundu. Kaynaklarda şair Hayretî’yle ve özellikle de Hayretî’nin kardeşi Yûsuf-ı Sîneçâk’la yakınlıkları vurgulanmıştır. Hayretî kör olduktan sonra onunla yakından ilgilendi. Konya, Tırhala, Edirne, Gelibolu, Selanik gibi muhtelif şehirlerde ikamet etti, hac için Hicaz’a gitti. Özellikle Mevlevî dergâhlarının bulunduğu yerleri dolaştı. Diğer kaynaklardan farklı olarak Künhü’l-ahbâr’da Konya Mevlevîhanesi’ndeki bir gönül macerasından bahsedilir. 988/1580/81’de az bir ücretle Farsça öğretmenliği yaptığı Selanik’te öldü. Nail Tuman, “Sicill’in Hayretî’nin biraderi demesi ve vefatını 987 göstermesi ve Esrar Dede’nin 1080’de vefat ettiğini yazması doğru değildir” tespitinde bulunur. Esrar Dede gibi Ali Enver de ölüm tarihini 1080 olarak verir ki Hayâlî ve Hayretî’nin çağdaşı olduğunu kendilerinin söylediği ve üstelik 1018/ 1609/10’de yazılan Riyâzu’ş-şuarâ’da ölüm tarihi kayıtlı olan şairin 1080/1669/70’de ölmüş olması imkânsızdır. Bu yanlış bilgi günümüze de yansımıştır. Şiirlerinin devrinde rağbet gördüğü anlaşılmaktadır. Âşık Çelebi, “Vardarlı şairlerin serdarı” olarak takdim ettiği Günâhî’nin kaside, kıt’a ve mesnevi tarzındaki şiirlerini kuvvetli, gazellerinin “anlamlarını ince ve orijinal, üslûbunu temiz ve nazik” bulmaktadır. Âşık Çelebi’nin, şairin 40 civarında kasidesini gördüğünü bildirmesine karşılık Gelibolulu Âlî, Âşık Çelebi’ye atıfla Günâhî’nin bir tane bile kasidesine rastlayamadığını vurgular. Hasan Çelebi şairi övmekle birlikte beğenmediği kimi beyitlerini de eserine nakleder. Esrar Dede’ye göre Hasan Çelebi, mutasavvıfâne söylenmiş bu şiirleri “avam şiirleri”yle karıştırdığı ve tasavvuftan anlamadığı için doğru değerlendirememiştir. Esrar Dede, şairin Hayâlî ve Hayretî’yle dostluklarından dolayı şiirlerinin çoğunun onlara nazire olduğunu kaydeder. Kitabının Semâî maddesinde, Günâhî’nin Semâî’nin şiirinden etkilendiğini belirtirken Dervîş Tâbî ve Za’fî maddelerinde ise bu şairlerin şiirlerinin birçoğunun Günâhî’ye nazire, tahmis vs. olduğunu söyler. Herhangi bir eseri bilinmeyen şairin Pervâne Bey Mecmuası’nda üç, Câmi’u’n-Nezâ’ir’de iki, Nazmî’nin Mecma’u’n-Nezâir’inde bir şiiri bulunmaktadır. Şiirlerine Mevlevî şairlerin ağırlıkta olduğu şiir mecmualarında rastlanır. Günâhî’nin şiirleri, yaşadığı dönemde halk arasında yaygınlık kazanmıştır.

Kaynakça

Akbayar, Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmanî. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Ali Enver (1309). Semâ’-hâne-i Edeb. İstanbul: Âlem Matbaası.

Eğridirli Hacı Kemâl. Câmi’u’n-Nezâ’ir. Bayezıd Kütüphanesi No. 5782, vr. 145b, 266a.

Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (İnceleme-Metin). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay.

Solmaz, Süleyman (hzl.) (2005). Ahdî ve Gülşen-i Şu’arâsı. Ankara: AKM Yay.

Sungurhan Eyduran, Aysun (hzl.) (2008). Beyânî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür Bakanlığı e-kitap: http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-83502/beyani----tezkiretus-suara.html (erişim tarihi: 20.03. 2013).

Genç, İlhan (2000). Esrar Dede, Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: AKM Yay.

“Günâhî” (1979). Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. C. 3. İstanbul: Dergâh Yay. 404.

İsen, Mustafa (1994). Künhü’l-ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.

Kaf-zâde Fâizî. Zübdetü’l-Eş’âr. Milli Kütüphane, Yz. A. 679, vr. 93a.

Köksal, M. Fatih (2004). “Günâhî”. Türk Dünyası Ortak Edebiyatı Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi. C. 4. Ankara: AKM Yay. 259.

Köksal, M. Fatih (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1978). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: TTK Yay.

Pervâne Bey. Mecmû’a-i Nezâ’ir. Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat No. 406, vr. 15b, 325a, 630b.

Riyâzî. Riyâzü’ş-Şu’arâ. Süleymaniye Kütüphanesi, Es’ad Ef. No. 3871, vr. 92b.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Nail Tuman, Tuhfe-i Nâ’ilî. Ankara: Bizim Büro Yay.

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET FATİH KÖKSAL
Yayın Tarihi: 06.09.2013

Eserlerinden Örnekler

  Bu cihânda bir güzellik virmiş Allâh’um saña

 Pâdşehler kul olursa yaraşur şâhum saña

 

 On sekiz biñ âleme kâr eyledi âhum benüm

 Ne aceb kâr itmedi âh-ı sehergâhum saña

 

 Zerrece gam kalmadı göñlümde eksildi benüm

 Gün gibi rûşen nazar eyleyeli mâhum saña

 

 Kâmetün hecrüñ elinden dâla dönmişdür velî

 Râstî kaddüñ gibi dogrı varur râhum saña

 

 Düşmene uyup Günâhî’den çevürdüñ yüzüñi

 Gâlibâ çok nesnedür agyâr-ı bed-hâhum saña


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1HAYÂLÎd. ? - ö. 1557Doğum YeriGörüntüle
2BEYÂZÎ, Mehmed Çelebid. - - ö. 1615-1616 / 1626-1627Doğum YeriGörüntüle
3USÛLÎd. ? - ö. 1538Doğum YeriGörüntüle
4HAYÂLÎd. ? - ö. 1557Doğum YılıGörüntüle
5BEYÂZÎ, Mehmed Çelebid. - - ö. 1615-1616 / 1626-1627Doğum YılıGörüntüle
6USÛLÎd. ? - ö. 1538Doğum YılıGörüntüle
7HAYÂLÎd. ? - ö. 1557Ölüm YılıGörüntüle
8BEYÂZÎ, Mehmed Çelebid. - - ö. 1615-1616 / 1626-1627Ölüm YılıGörüntüle
9USÛLÎd. ? - ö. 1538Ölüm YılıGörüntüle
10HAYÂLÎd. ? - ö. 1557Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11BEYÂZÎ, Mehmed Çelebid. - - ö. 1615-1616 / 1626-1627Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12USÛLÎd. ? - ö. 1538Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13HAYÂLÎd. ? - ö. 1557Madde AdıGörüntüle
14BEYÂZÎ, Mehmed Çelebid. - - ö. 1615-1616 / 1626-1627Madde AdıGörüntüle
15USÛLÎd. ? - ö. 1538Madde AdıGörüntüle