Güzide Sabri

Güzide, Güzide Osman
(d. 1883 / ö. 1946)
Yazar
(Yeni Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

1883'te doğan Ayşe Güzide Sabri Hanım, devrin Adliye Nezâreti memurlarından Salih Reşat Bey ile Koniçeli Kâzım Paşa'nın yeğeni olan Nigâr Hanım kızıdır. Kendisinde yazma zevk ve arzusunu uyandırdığını söylediği Koşu Yolu'ndaki köşkleri, yazarın çocukluk cennetidir (Karaca 2004). Bu devrede Tahir Efendi isimli kibar bir zattan edebiyat dersleri alır, diğer derslere karşıysa ilgisizdir. Yazarın babası Reşat Bey, Sultan II. Abdülhamid'in kararıyla önce Sivas'a, sonra da Tokat'a sürülür. Yazarın babasını hiç göremediği beş yıllık Sivas devresinde, ruhunda derin yaralar açılır. Güzide'nin zayıf bedenine Sivas'ın ikliminin iyi gelmeyeceği doktorlarca belirtildiği için babasından ayrı İstanbul'da kalır. Reşat Bey'in Tokat'a sürülmesinin ardından annesiyle birlikte bu şehre giden ve bir süre Tokat'ta yaşayan yazar, babasına kavuşur ancak bir yandan yükselen melankolisi ve diğer yandan da yine hastalığı nedeniyle doktorlarca İstanbul'a yönlendirilir. Babasından ayrı iken babasını, babasının yanında iken de İstanbul'u şiddetle özleyen yazarın ruhunda kırılmalar ve şiddetli bir melankoli hâkim olur. Babasının sürgün yerinin Bursa olarak değişmesinin ardından yazar, babasının yanında daha uzun süre kalabilme imkânı bulur. Beyoğlu birinci kâtibi Ahmet Sabri Bey ile evlenir ve bu evliliğin ardından edebî hayatı kısıtlanır. Yine de müstearlarla el altından eser vermeye devam eder (Doğan, 1993). Yaşadığı dönemde geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Güzide Sabri 1946 yılında Giresun'da vefat eder (TBEA, 2003).

Güzide Sabri, "tesadüfen yazan" ve "tesadüfen meşhur olan" (Örik, 1943) bir yazar olarak değerlendirilir. Edebiyat dünyasında popüler mahiyette aşk romanları ile tanınır ve devri içerisinde çok okunur (Bekiroğlu 1992). Romancı kimliği ön planda olmasına rağmen, Süs, Kadınlar Dünyası, Firuze, Perşembe Mecmuası, Hanımlara Mahsus Gazete, Bilgi Yurdu Işığı gibi periyodiklerde yazan sanatçı, hikâye, şiir, mensur şiir ve eleştiri alanlarında da eserler kaleme alır.

Henüz on altı yaşındayken yazdığı ilk romanından itibaren yazar, eserlerinde genel olarak iyi tanıdığı köşk hayatını ve köşklerde yaşanan aşk maceralarını (Uraz 1941), santimantal duyarlıkla işler. "Sade ve samimi hatta biraz da kadınca üslûbuyla" anlattığı (Güvemli, 1954) bireysel trajediler, verem ve kurgulanan felaketli sonlar, kara sevda romanlarının genel karakteridir. Yazarın ilk romanı Münevver'dir. Münevver, yazarın arkadaşlık yaptığı ve ıstırabına tanık olduğu, gerçek ismi Hasene olan, gerçekten de veremden ölen bir kişidir (Hikmet Münir, 1938). Romanda, amcasının oğlu Şefik ile aynı köşkte, birlikte büyüyen Münevver'in hikâyesi vardır. Şefik'in babasının vasiyeti üzerine iki genç nişanlanır. Her şey kusursuz giderken Şefik vereme yakalanır ve Münevver'i mutsuz etmemek için başkasına âşık olduğunu söyleyerek, nişanı atar. Münevver, başka biriyle nişanlanır ancak Şefik'i bir türlü unutamamaktadır. Nihayetinde Münevver, Şefik tarafından babasına yazılmış bir mektup bulur ve bu mektup vasıtasıyla gerçekleri öğrenir. Sevdiğine koşar ancak cenazesine yetişir. Bunun üzerine vereme yakalanarak, ölür. Ölmüş Bir Kadının Evrâk-ı Metrûkesi, Ara Nesil'den beri devamlı işlenen bir tekniğe ve temaya yaslanır ve katartik etki uyandırmak hedeflenir. Yasak aşkın konu edildiği romanın kahramanları Fikret ve Dr. Nejat'tır. Fikret, annesini küçük yaşta kaybetmiş, babasının ihtimamıyla yetişmiştir. Babası taşrada görevlendirilir ve gittiği yerde bir kadınla evlenir. Bunun üzerine Fikret, sinir buhranlarına kapılır. Hastalığını tedavi eden evli ve iki çocuk babası Dr. Nejat ile Fikret arasında bir aşk doğar. Nejat'ın evlilik teklifini, yuva yıkmamak adına kabul etmeyen Fikret, babasının yanına gider ve Nejat'tan uzaklaşır. Kendisinden yaşça çok büyük, kıskanç birisi olan Sait ile evlenir. Nejat, görev dolayısıyla onların yaşadığı şehre gelir ve ikili tekrar karşılaşır. Fikret, Nejat'a yaklaşmaz ve sonunda Nejat ağır bir tifoya yakalanır. O iyileştiğindeyse Fikret ölür. Yitirdiği aşkının acısıyla Nejat, aklını kaçırır. Bu eserin devamı Nedret romanıdır. Fikret'in kızı Nedret ile Nejat'ın oğlu Nihat'ın maceralı ancak mutlu bir sonla birbirlerine kavuştuklarını görürüz.Yaban Gülü yine oldukça sevilen ve filme de aktarılan bir romandır. Kahraman Leyla, annesi babası vefat etmiş ve evlat edinilmiş bir kızdır. Eşinin tanıdıklarından Feridun ile birbirlerini çok severler fakat Feridun'un annesi Leyla ile gizlice konuşarak, oğlunu terk etmesi konusunda baskı yapar. Feridun'un zarar görmemesi adına Leyla ondan ayrılır ve kendisini isteyen zengin Mısırlı ailenin engelli oğluyla evlenir. Feridun, gerçekleri öğrendiğinde artık alkol ile kendisini zehirlemiş vaziyettedir. Leyla'nın İstanbul'dan Mısır'a gitmesi ise Feridun için sonu başlatır ve delikanlı aklını yitirir, annesi de fakirliğe düşer. Leyla, eşi öldükten sonra İstanbul'a döner, Feridun'u ve dilencilik yapan annesini yanına alır, Feridun'un tedavisiyle ilgilenir. Feridun, Leyla'nın piyanosundaki ezgi sayesinde yitirdiği hafızasını tekrar kazanır, olanları hatırlar ve ikili mutlu olurlar. Hüsran, kimsesiz Nermin'in Faruk ile olan ilişkisini konu edinir. Nermin, Nazıma Hanım'ın konağında kalmaktadır ve kadın, konaktaki veremli akraba Faruk ile bir gönül ilişkisi içerisindedir. Kadın, hakkındaki şüphelerin gitmesi için Nermin ile Faruk'u sahte bir nişana ikna eder fakat gençler birbirlerini gerçekten severler. Daha sonra Nermin, bir tesadüf sonucu Nazıma'nın kendi annesi olduğunu öğrenir ve İstanbul'u terk ederek Anadolu'ya kaçar. Faruk ise veremden vefat eder. Hicran Gecesi romanında Serap ve Celâl arasındaki yasak aşk işlenir. Evlatlık olan Serap, kendisini olduğu gibi kabul eden Fazıl Şükrü Bey ile evlenir fakat, Fazıl Bey'in manevi evladı olan Celâl'e aşık olur. Aralarında ilişki başlar, sonrasında Fazıl Bey'in kızı Emel'in bu ilişkiyi öğrenmesi üzerine Serap, Celâl'i yakın arkadaşı İlhan ile evlendirir. İkili anlaşmalı evlense de birbirlerine gerçekten aşık olurlar ve her şeyi geride bırakarak hayatlarına devam ederler. Serap ise trafik kazasında vefat eder. Nejlâ romanında yazar, sınıf çatışmasını konu edinir. Alt orta sınıftan Nejla, üst sınıftan Kâmi ile aşk yaşar. Ayrılıklar ve sınıfsal pek çok problemin ardından sonunda mutlu olurlar. Mazinin Sesi romanında ise yazar, entrik düğümlerle macerasını kurar. Geçmişte âşık olduğu Kâmuran Hanım'ın oğlu ile kızı Server'in evlilikleri karşısında Feriha ile kendi aşkından vazgeçmek durumunda kalan Hüseyin Şakir Bey'in yaşadığı mutsuzluk, Feriha'nın fedakarlığı romanın konusudur. Yazar, hikâyelerinde de romanlarında olduğu gibi yaşanmışlığa ve santimantal etkilere yer verir. Katartik etkinin sağlanması adına mektup ve günlük anlatım teknikleri tüm romanlarda kullanılır. Eserlerinin büyük kısmı filme aktarılmış, farklı dillere çevrilmiştir. Yazarın şiirlerini de tabiat, aşk ve ölüm duygusu örer. Ayrıca eserlerinde, otobiyografik veriler de yoğun olarak kullanılır.

Kaynakça

Bekiroğlu, Nazan (1992): "Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca': Edebiyatımızda Güzide Sabri İmajı". Dergâh. 24/25/26.

Doğan, Abide (1993). Güzide Sabri Aygün. Ankara: KB.

Güvemli, Zahir (1954). Türk Romanları. İstanbul: Türkiye.

Hikmet Münir (1938). "Değerli Bir Kadın Romancı" Yedigün. 271.

Örik, Nahit Sırrı. (1943). Hayat ile Kitaplar. İstanbul: Kanaat.

Tanzimat'tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi (2003). 1. İstanbul: YKY.

Uraz, Murat (1941). Kadın Şair ve Muharrirlerimiz. İstanbul: Tefeyyüz.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. DİLEK ÇETİNDAŞ
Yayın Tarihi: 06.08.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Münevverİkbal / İstanbul1901Roman
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı MetrukesiOrhaniye / İstanbul1921Roman
Yaban GülüOrhaniye / İstanbul1923Roman
NedretAmedî Matbaası / İstanbul1928Roman
HüsranGündoğdu / İstanbul1928Roman
Gecenin EsrarıTürkiye Matbaası / İstanbul1934Hikâye
Hicran GecesiSemih Lütfi / İstanbul1937Roman
NeclâGüven / İstanbul1941Roman
Mazinin Sesiİnkılap / İstanbul1944Roman

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ŞEYHÎ (LÂLÎ,) Şeyh Mehmed Memiş Efendid. ? - ö. 1723-24Doğum YeriGörüntüle
2Çavdaroğlu, Şerifd. 28 Teşrinisani 1289/11 Aralık 1873 - ö. 3 Eylül 1958Doğum YeriGörüntüle
3Bahaeddin Özkişid. 19 Haziran 1928 - ö. 9 Kasım 1975Doğum YeriGörüntüle
4HACI, Âşık Hacıd. 1883 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5EHMED İSMAYIL OĞLUd. 1883 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Aczî, İbrahim Aczî Kendid. 1883 - ö. 1965Doğum YılıGörüntüle
7DERUNÎ, Hüseyin Avni Başokd. ? - ö. 1946Ölüm YılıGörüntüle
8AHMED CELALEDDİN DEDE, Ahmet Celalettin Baykarad. 1853 - ö. 1946Ölüm YılıGörüntüle
9Aygün, Güzide Sabrid. 1886 - ö. 1946Ölüm YılıGörüntüle
10Yusuf Samedoğlud. 25 Aralık 1935 - ö. 17 Ağustos 1998MeslekGörüntüle
11Çambel, Hasan Cemild. 1879 - ö. Aralık 1967MeslekGörüntüle
12Tarık Binatd. 1915 - ö. 2001MeslekGörüntüle
13Arı, Şevketd. 1888 - ö. 9 Ekim 1979Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Tepeyran, Ebubekir Hazımd. 1864 - ö. 5 Haziran 1947Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Güntekin, Reşat Nurid. 26 Kasım 1889 - ö. 7 Aralık 1956Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Erendoruk, Ömer Osmand. 12 Şubat 1934 - ö. 19 Ekim 2006Madde AdıGörüntüle
17Tayyip Atmacad. 10 Haziran 1962 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18UMUR, Osman Önderd. 1899 - ö. 09.05.1976Madde AdıGörüntüle