HÂFIZ/MÜŞFİK, Hâfız İsmâil Müşfik Efendi

(d. 1825?/1241? - ö. ?/?)
divan şairi, gazeteci
(Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı, İsmâil Müşfik'tir. Kâmûsü'l-Â'lâm'a (1308:1914) göre 1221/1806'da; Hâtimetü'l-Eş'âr (1271: 52), Sicill-i Osmânî (1311: 369) ve Son Asır Türk Şairleri'ne (2000: 1408) göre ise 1241/1825'te doğdu. Doğum yerini Hâtimetü'l-Eş'âr'ın (1271: 52) İstanbul olarak göstermesini Osmanlı Müellifleri (1333: 146) başka bir yer belirtmeden hatalı bulur. Osmanlı Müellifleri (1333: 146), Emirzâdeler olarak tanınan Manastırlı bir aileye mensup bulunduğunu; Son Asır Türk Şairleri (2000: 1408) ise son dönem divan şairlerinden Hersekli Ârif Hikmet'e (ö. 1321/1903) dayanarak, Halepli bir esir tüccarının oğlu olduğunu söyler. Müşfik, sekiz yaşında Kur'an-ı Kerim'i hıfzetti. 1252/1836'da henüz on bir yaşındayken Dîvân-ı Hümâyûn Kaleminin şakirdan, bir yıl sonra da mühimme-nüvisan zümresine katıldı (Fatîn 1271: 52). İbnü'l-Emin, on bir yaşındaki bir çocuğun kalem şakirdanı olmasını mümkün görse de, on iki yaşındaki birinin mühimme-nüvisan zümresine iltihakına şüpheyle yaklaşır (2000: 1408). İsmâil Müşfik, Hersekli Ârif Hikmet'in bildirdiğine göre, sesinin güzelliğiyle dikkati çekti ve 1258/1842'de Başmabeynci Gürcü Hamdi Paşa'nın (ö. 1299/1882) müezzini oldu. Onun yardımıyla Mektubî-i Sadr-ı Âli Odası hulefasına nakledildi (Özcan 2000: 148). Cerîde-i Havâdis'teki yazıları ile şöhret kazandı. Hak etmesine rağmen, Sadrazam Mehmed Emîn Âlî Paşa'nın (ö. 1288/1871) kendisi yerine damadı Salâhaddîn Bey’i Amedî Kalemine terfi ettirmesine gücendiği için Kalemdeki memuriyetinden ayrıldı (Özcan 2000: 1409). Hayatını Cerîde-i Havâdis'teki yazılarıyla idame ettirdi. Halvetiyye tarikatına girdi. Son Asır Türk Şairleri, yine Hersekli Ârif Hikmet'e istinaden Müşfik'in, Halvetî-Şabaniyye tarikatının Kuşadaviyye kolunun kurucusu Kuşadalı İbrahim Efendi'nin (ö. 1262/1846) hulefasından Zeyrek civarındaki Çinili Hamam'ın sahibi Bosnalı Şeyh Mehmed Tevfîk Efendi'ye (ö. 1283/1866-67) intisap ettiğini bildirir (Özcan 2000: 1411). Kırım meselesi esnasında Ceride-i Havâdis'te yazdığı hamasi makalelerle Reşîd Paşa'nın (ö. 1274/1858) övgüsünü kazandı. Reşîd Paşa, onu iftara davet ederek kıymetli bir saat ve 250 altın hediye etti (Özcan 2000: 1412-13; Hâfız İsmâil Müşfik 1270: 8-9). Tarikata dâhil olduktan bir süre sonra cinnet geçirerek muvazenesi kaybetti. Şairle görüşen Nâmık Kemâl'in bildirdiğine göre şairin bağlandığı Bosnalı Şeyh Mehmed Tevfîk, şeyh suretinde ahlaksız bir kimseydi ve şairin henüz yirmi yaşındayken muvazenesini kaybetmesine de o sebep olmuştu (Onan 1950: 32). Müşfik Efendi'nin hayatının bundan sonrası karanlıktır. Osmanlı Müellifleri, İstanbul'da bir süre cünun hâlinde yaşadığını, 1272/1855'te Hindistan'a gitmek bahanesiyle evini ve ailesini bırakıp ortadan kaybolduğunu ve inziva hayatı sürdüğü Medine-i Münevvere'de Uhud Dağı'nda 1294'te vefat ettiğini rivayet kabilinden nakleder (1333: 146). İbnü'l-Emin ise Müşfik'i tanıyan kimselerden olan Hariciye Nezareti Tercüme Odası serhalifesi Cemâl Bey'e istinaden onun Hindistan'a gitmiş olabileceğini, ancak Medine'de vefat etmesinin hakikate muhalif olduğunu söyler. İbnü'l-Emin ayrıca, Hattat Sâmi Efendi (ö. 1330/1912)'nin Müşfik'in Hindistan'a hiç gitmediğini, İstanbul'da sefalet ve mezellet içinde öldüğünü kendisine bildirdiğini de aktararak şaire dair diğer söylentilere yer verir (Özcan 2000: 1411-19). Bu söylentilere göre Müşfik; uzun boylu, esmer, uzunca çehreli, seyrek kara veya kumral sakallı, gür kaşlı, kara gözlü, zayıf ama güzel biridir. Arap lahni üzere okuduğu Kur'an-ı Kerim'i dinleyen Sultan Abdülmecîd (ö. 1277/1861) onu takdir etmiş, saraya çağırarak kendisine ihsanlarda bulunmuştur. Müşfik, önce Gedik Paşa Camii'nin köşesindeki Suyolcu Sâlih Efendi'nin evinde, daha sonra Mütercim Rüşdî Paşa'nın satın aldığı Çıkmaz Turşucu Sokağı'ndaki evde, bir rivayete göre hanımı ve kız kardeşiyle, bir başka rivayete göre ise sadece annesiyle ikamet etmiş; muvazenesini yitirdikten sonra da her akşam namazından sonra Gedik Paşa Camii'nin kapısında durarak gelene gidene selam vermeyi âdet hâline getirmiştir. Bu söylentilerin ne derecede doğru olduğu ve İsmâil Müşfik'in mezarının nerede bulunduğu bilinmemektedir.

Hâfız İsmâil Müşfik Efendi'nin tek eseri, ismine nispetle anılan Müşfiknâme'dir. 1270/1853-54'te Cerîde-i Havâdis Matbaasında taş baskı usulüyle tabedilen 67 sayfalık eserin başında ya da sonunda herhangi bir unvanın bulunmayışı müellifine nispetle anılmasına sebep olmuştur. İbnü'l-Emin, bu kitabı Fatîn Efendi'nin Müşfiknâme ismiyle andığını, buna mukabil 12 Receb 1270/10 Nisan 1854 tarihli Cerîde-i Havâdis nüshasında eserin Münşeât-ı Müşfikiyye adıyla okuyucuya duyurulduğunu haber verir (Özcan 2000: 1414). Ancak iki bölümden oluşan kitabın 2-39 sayfaları arasında münşeâtın, 40-67 sayfaları arasında manzumelerin yer aldığı hesaba katılırsa Müşfiknâme isimlendirmesinin daha isabetli olacağı söylenebilir.

Müşfiknâme'nin münşeât bölümünde istidâ, tavsiye, tebrik, teşekkür, davet, taziye vs. kabilinden 51 mensur metin mevcuttur. Mensur bölüm, altı beyitten oluşan mahlassız bir gazelle biter. Bu bölüm, akıl sağlığını yitiren kabiliyetli bir sanatkârın zor ve bir o kadar acıklı hayatını yansıtan ifadelerle doludur. Dilekçelerinin birinde harap olan evinin tamir ettirilmesini padişahtan isteyen yazar, diğer bir dilekçesinde kimse tarafından aranıp sorulmadığından, geçim derdine düştüğünden şikâyet ederek kendisine bir kaymakamlık verilmesini rica eder. Kitabın manzum kısmı ise ilki Şehzade Mehmed Rüşdî ve Şehzade Şehâbeddîn'in doğumları, ikincisi Serasker Mehmed Alî Paşa'nın medhi için söylenmiş iki kaside; 21 tarih manzumesi, bir sevbiye, altısı tam biri nâ-tamam yedi gazel, bir muamma ile bir Arapça mensur lugazdan ibarettir. Bu manzumelerin en orijinallerinden biri, Üçüncü Napolyon'un (ö. 1873) Fransa cumhurbaşkanı olmasına dair söylenen şiirdir. Hâfız İsmâil, manzumelerinin çoğunda Müşfik mahlasını kullanmakla birlikte Hâfız mahlasıyla söylediği şiirleri de mevcuttur. Fatîn'in Hâtimetü’l-Eş’âr'a aldığı gazel, Müşfiknâme'nin manzum kısmında bulunmamaktadır.

Kaynakça

Akün, Ömer Faruk (1964). "Şinâsi'nin Fatin Tezkeresi Baskısındaki Yeni Biyografik Bilgiler". Türkiyat Mecmuası. C. XIV. İstanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi. 277-336.

Bursalı Mehmed Tâhir (1333). Osmanlı Müellifleri. C. II. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Cunbur, Müjgân (2004). "Hâfız". Türk Dünyası Ortak Edebiyatı Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi. C. IV. Ankara: AKM Yay. 332-33.

Fatîn Dâvud (1271). Hâtimetü’l-Eş’âr. İstanbul: İstihkâm Alayları Litografya Destgâhı.

Hâfız İsmâil Müşfik (1270). Müşfik-nâme. İstanbul: Cerîde-i Havâdis Matbaası.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Mehmet Nâil Tuman, Tuhfe-i Nâilî. C.1. Ankara: Bizim Büro Yay.

Mehmed Süreyyâ (1311). Sicill-i Osmânî. C. IV. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Onan, Necmettin Halil (1950). Namık Kemal'in Talim-i Edebiyat Üzerine Bir Risalesi. Ankara: MEB Yay.

Özcan, Hidayet (hzl.) (2000). İbnü'l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri. C. II. Ankara: AKM Yay.

Şemseddîn Sâmî (1308). "Hâfız Müşfik". Kâmûsü'l-Â'lâm. C. 3. İstanbul. Mihrân Matbaası.

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (1981). “Hâfız Müşfik İsmail Efendi”. C. 4. İstanbul: Dergâh Yay. 16.

Uzun, Mustafa (2006), "Münşeat", İslâm Ansiklopedisi. C. 32. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 18-20.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. RIFAT KÜTÜK
Yayın Tarihi: 24.05.2014

Eserlerinden Örnekler

Gazel

O nev-nihâl ki serv-i revân olur giderek

Yolunda cûy-ı sirişkim revân olur giderek

Önünde şem'-i hidâyet delîl olursa sana

Serâir-i reh-i vahdet ayân olur giderek

Yolunca râh-ı rızâda azîmet ehli olan

Şakî de olsa sa'âdet-nişân olur giderek

Mukârin oldu yüzünde hilâl ile hurşîd

O tıflı gör ki ne sâhib-kırân olur giderek

Gönül hikâye-i Mecnûn gibi senin hâlin

Zebân-ı halkda bir dâsitân olur giderek

Şirâ'a dâr-ı şerîat olanlar elbetde

Resîdegân-ı kenâr-ı emân olur giderek

Elinde sayrefiyân-ı ma'ârifin Hâfız

Bahâ-yı cevher-i nazmım girân olur giderek

Fatîn Dâvud (1271). Hâtimetü’l-Eş’âr. İstanbul: İstihkâm Alayları Litografya Destgâhı. 52.