HARÂBÎ, Ahmed Edîb

(d. 1853/1269 - ö. 1916/1334)
divan ve tekke şairi
(Divan-Tekke / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Ahmed Edîb’dir. 1269/1853 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğu, tahsili ve okul hayatı hakkında kaynaklarda pek bilgi bulunmamaktadır. Ancak Rıza Tevfîk, onun uzun uzadıya mekteplerde zaman harcamadığını, bahriye mektebinin ilk sınıflarından ayrıldığını ifade etmektedir (1944: 2). S. Nüzhet Ergun da şairin ilmî müktesebatının pek yüksek olmadığını söylemektedir (1930: 80) Ancak onun uzun yıllar bahriyede gemi kâtipliği yapması, belli bir seviyede eğitim aldığını göstermektedir. Bu görevi esnasında Preveze, Limni, Çanakkale gibi Osmanlının birçok şehrini dolaşmıştır. Buna karşın bazı kaynaklar, onun deniz levazım binbaşılığı görevinde bulunduğunu da belirtmektedir (Özmen 1998: 521). 1285/1869 yılında 17 yaşında iken Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’ya intisap etmiştir. Edîb Harâbî 1334/1916’da yılında ölmüştür. Fakat mezarının nerede olduğu hakkında bilgi bulunmamaktadır.

Harâbî’nin bilinen tek eseri Dîvân’ıdır. Şairin kendi el yazısıyla telif ettiği Dîvân, 570 sayfadır. Gayr-ı müretteb olan Dîvân’ın bir nüshası, Süleymaniye Kütüphanesi İhsan Mahvi Balkır kitapları arasında 98 numarada kayıtlıdır. Dîvân’ın iki defterden ibaret bir diğer nüshası da İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığında K. 542 numaradadır. Dîvân’da 1 kaside, 28 tarih, 27 murabba, 5 muhammes, 7 müseddes, 4 mersiye, 8 müstezad, 295 gazel, 7 kıt’a, 1 lugaz, 38 müfred, 1 semai, 7 satranç, 66 nefes 17 koşma bulunmaktadır. Dîvân üzerine bir doktora tezi yapılmıştır (Üçüncü 2002). S. Nüzhet Ergun, Bektaşî Şairleri’nde elli bir şiirini neşretmiştir (1930: 82-115). Dîvân’ından seçme şiirler, Hüseyin Hüsnü Erdikut (1950) ve Sefer Aytekin (1959) tarafından yayımlanmıştır. Dîvân’ındaki bütün şiirler ise önce 2002 yılında Şevki Koca ve Dursun Gümüşoğlu tarafından sonra 2008 yılında Dursun Gümüşoğlu imzasıyla tekrar yayımlanmıştır.

Dîvân’da ağırlıklı olarak divan edebiyatı nazım şekilleri yer alsa da şairin aruz vezninde başarılı olduğunu söylemek güçtür. Şiirlerinde aruz hataları oldukça fazladır. Heceyle söylediği şiirlerinde daha başarılıdır. Harâbî’nin şiirinde geleneksel dinî-tasavvufi Türk edebiyatının yansımaları sıklıkla görülmektedir. Manzumelerinde irşat ve tebliğin ön plana çıkması, didaktik bir üslubu tercih etmesi onun bir yönüyle tekke şairi olarak nitelendirilmesine de sebep olmuştur. Şiirlerinde Harâbî ve Edîb mahlaslarının yanı sıra iki nefesinde Zehrâ ve Lütfiye mahlaslarını kullanmıştır. Şiirlerinin bir kısmı Saâdet ve Yeni Mecmua gibi devrin gazete ve dergilerinde yayınlanmıştır.

Harâbî’nin hayatında Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’nın önemli bir yeri vardır. Şair, ona intisap ettikten sonra yeniden doğduğunu ifade etmektedir. Fakat Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’dan icazet almadan Bektaşî geleneğine göre babalık yaptığı şeklindeki söylentiler, Bektaşîlerin tepkisini çekmiştir. Ancak yirmi kadar nefesinin Alevî-Bektaşî çevrelerinde hâlâ icra ediliyor olması onun şiirlerinin sevildiğini göstermektedir. Ayrıca bazı kaynaklar, onun Hacı Bektâş postnişîni Türbedâr Mehmed Baba’dan babalık icazeti aldığını ve Feylosof Rıza Tevfîk’in de mürşidi olduğunu belirtmektedir (Koca vd. 1987: 152). Edîb Harâbî’nin hayatında Nâmık Kemâl’in ayrı bir önemi vardır. Aynı zamanda müridi olan Rıza Tevfîk, Edîb Harâbî’nin Nâmık Kemâl’den himaye, insaniyet ve teşvik gördüğünü, Nâmık Kemâl’in onu evlat edindiğini söylediğini ve derin bir minnettarlıkla onu yad ettiğini belirtir (1944: 3). Nâmık Kemâl’in coşkulu ve didaktik üslubu, Harâbî’nin üslubunun oluşumunda etkili olmuştur. Edîb Harâbî’nin Nâmık Kemâl’in bazı şiirlerini tahmis etmesi bu yakınlığın bir göstergesidir.

Edîb Harâbî; üretken, çok açık yazan, rind-meşreb bir Bektaşî ozanıdır. Kalenderî ve Bektaşî bir tasavvuf anlayışına sahiptir (Ergun 1930: 79-80). Şiirlerinin çoğunu irticalen söylemiştir. Özellikle deyişlerinde Yûnus’un sevgi ve birlik duygusuna, Seyyid Nesîmî’nin sertliğine, Kaygusuz Abdal’ın hiciv ve istihzâsına, Pir Sultan Abdâl’ın cesaretine rastlanır (Özmen 1998: 522). Şiirlerinin ana eksenini insan ve bu çerçevede insân-ı kâmil oluşturmaktadır. Harâbî’nin anlayışında dinin zâhirî emirlerinden ziyade asıl olan bâtındır. Bunun için insanın yaratılış itibariyle ilâhî bir öz taşıdığını ayet, hadis ve kıssalardan alıntılarla ispat etmeye çalışmıştır. Bu yönüyle vahdet-i vücûd anlayışının savunucusudur. Bu çerçevede şiirlerinin fikrî arka planında Muhiddîn Arâbî’nin vahdet-i vücûd nazariyesinin izleri vardır.

Harâbî, şiirlerinde sosyal konulara da yer vermiştir. Özellikle kadınların ikinci plana atılmasını kınamış, onların da erkeklerle hür ve eşit olması gerektiğini savunmuştur. Toplumsal konulara eğilmede hiciv ve mizahı bir araç olarak kullanan Harâbî, şiirlerinde bu yüzden bazen argo ve küfre yönelmiştir. Hiciv ve mizah onun şiirinde bir muhalefet üslubu olarak dikkat çekmektedir. Şiirlerinin büyük bir bölümü Osmanlı Devleti’nin en ücra köşelerindeki Alevî-Bektâşilerce bilinip ayinlerde müzik eşliğinde icra edilmiştir. Ayrıca Harâbî'nin şiirlerinden bazıları Rumca ve Arnavutçaya da çevrilmiştir. Şiirlerinde söylemek istediğini doğrudan söylemiştir.

Kaynakça

Bölükbaşı, Rıza Tevfik (1944). “Edîb Harâbî Erenler”. Yeni Sabah Gazetesi. (21 Temmuz). N. 2216.

Ergun, Saadettin Nüzhet (1930). Bektaşi Şairleri. İstanbul: Devlet Matbaası.

Gövsa, İbrahim Alaettin (1943). Türk Meşhurları Ansiklopedisi. İstanbul: Yedigün Neşriyat.

Gümüşoğlu, Dursun (2008). Ahmed Edib Harâbî Dîvânı Yaşamı ve Tüm Şiirleri. İstanbul: Can Yay.

Koca, Turgut, Z. Onaran (1987). Güldeste Nefesler-Ezgiler. Ankara: yyy.

Kurnaz, Cemal, Mustafa Tatcı (hzl.) (2001). Mehmet Nâil Tuman, Tuhfe-i Nâilî-Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri. C. I. Ankara: Bizim Büro Yay.

Noyan Dedebaba, Bedri (2003). Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik. C. VI. Ankara: Ardıç Yay.

Özmen, İsmail (1998). Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi. C. 4. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.

Üçüncü, Kemal (2002). Edib Harabi Divanı: İnceleme-Metin. Doktora Tezi. Elazığ: Fırat Üniversitesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. HAKAN YEKBAŞ
Yayın Tarihi: 03.04.2014
Güncelleme Tarihi: 07.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Ey gönül lutf eyle dünyâdan da uhrâdan da geç

Hakkı istersen eger lâdan da illâdan da geç

“Leyletü’l-esrâ”da kalma menzil-i maksûd degil

Gayret ile “kâbe kavseyni ev ednâ”dan da geç

“Mâ arefnâke” buyurmuşdur Habîb-i Kibriyâ

Sırr-ı hakkı halka ihfâdan da ifşâdan da geç

Yoklugu varlıkda bul sen varlıgı yoklukda hem

Boş yere ugraşma esmâdan müsemmâdan da geç

Ne azâba kâ’il ol hem ne sefâya sâ’il ol

Nâr u dûzahdan da geç firdevs-i a’lâdan da geç

Hûr u gılmân ravza-i Rıdvânı aklından çıkar

Eyleme terk-i edeb bu mâl ü hulyâdan da geç

Ey Harâbî cümleden geç söylerim ammâ demem

Sâkîden peymâneden meyden de mînâdan da geç

Gazel

Yâ Rab beni ol dilber-i ra’nâdan ayırma

Bir lahza ser-i kûy-ı dil-ârâdan ayırma

Ben bülbül-i âteş dem-i nâlendesi oldum

Lutf u kerem it ol gül-i zîbâdan ayırma

Zencîr-i cünûn oldı bana halka-i zülfi

Bu Kays-ı dili gayrı o Leylâ’dan ayırma

Gîsû-yı semen-bûsına koma beni hasret

Rahm eyle bana zülf-i semen-sâdan ayırma

Yâ Rab bu Harâbî kuluna merhamet eyle

Bir lahza dil-i zârı bu sevdâdan ayırma

Üçüncü, Kemal (2002). Edib Harabi Divanı: İnceleme-Metin. Doktora Tezi. Elazığ: Fırat Üniversitesi. 173, 189.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Nezihe Muhittind. 1889 - ö. 10 Şubat 1958Doğum YeriGörüntüle
2ENVERÎ, Hâce-zâde Mehmed Enverî Efendid. ? - ö. 1694Doğum YeriGörüntüle
3DAİMİ, İsmail Aydınd. 1932 - ö. 17.04.1983Doğum YeriGörüntüle
4SA\'DÎ, Muallim Sa\'dî Efendid. 1853 - ö. 1916Doğum YılıGörüntüle
5ALİ RÛHÎ, Darbaz-zâded. 1853 - ö. 1890Doğum YılıGörüntüle
6ZEKÂYÎ, Ahmed Efendid. 1853 - ö. 1920Doğum YılıGörüntüle
7SA\'DÎ, Muallim Sa\'dî Efendid. 1853 - ö. 1916Ölüm YılıGörüntüle
8ÂGÂHÎ, Veliyüddind. 1874 - ö. 1916Ölüm YılıGörüntüle
9KÖR MUSTAFA, Zevaitlid. ? - ö. 1916Ölüm YılıGörüntüle
10RAHÎMÎ, Habeşî-zâde Abdurrahîm Rahîmî Beyd. ? - ö. 25 Kasım 1727MeslekGörüntüle
11ÂKİF, Emîrî-zâde Ahmed Âkif Efendid. ? - ö. 1892MeslekGörüntüle
12SA’ÎD, Ferâ’izî-zâde Mehmed Sa’îd Efendid. ? - ö. 1835MeslekGörüntüle
13PESENDÎ ALİ DEDE, Kütahyalıd. 1813 - ö. 1913Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14NESÎBÂ, Nesîbâ Tevfîka Hanımd. ? - ö. 1844Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15ÂTIFÎ, Çorumlud. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16ŞEVKÎ, Hasan Şevkîd. 1832 - ö. 1903Madde AdıGörüntüle
17LEBÎB, Şeyh Seyyid Mahmûd Efendid. ? - ö. 1737Madde AdıGörüntüle
18NAHîFî, Süleymand. 1665-66 - ö. 1738Madde AdıGörüntüle