HURREM, İbrâhim, Çankırılı

(d. ?/? - ö. 1824/1240)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Çankırı'da doğdu. Asıl adı İbrâhim'dir. Şiirlerinde Hurrem mahlasını kullandı. Hânî-zâde veya Hancı Emîr-zâde sanlarıyla tanındı. Hakkındaki tek kaynak olan Çankırı Şairleri'nde Hurrem'in asil bir aileden geldiği, zamanının ulema ve fuzalasından çok saygı görmüş alim, şair ve oldukça zengin bir zat olduğu, zamanın valileriyle ayrıca o devirde sadrazam olan Gâlib Mehmed Paşa ile münasebeti bulunduğu, yine o devrin önemli şairlerinden Mâhî ile tanıştıkları, zamanın fuzalasından sayıldığı anlatılmaktadır (Ahmet Talat 1932: 6, 7). Hurrem'in hayatının safhaları, tahsili, varsa yaptığı görevleri ve hizmetleri vs. konusunda adı geçen eserde bilgi verilmemektedir. Hurrem'in Mevlevîliğe meyilli olduğu da şiirlerinden anlaşılmaktadır. Hurrem'in, zamanın hükümet erkanı ile geçinemediği için izzet-i nefsini muhafaza kaygısıyla İnandık köyüne çekilerek, şair Hayrî ve bir Ermeni doktorun söz ve sazını dinleyerek hayatının son demlerini geçiren Hancı Emîr-zâdelerden Âkif adlı bir oğlu olduğu ve bunun 1280/1863 senesinde genç yaşında vefat ettiği ayrıca bir kızı olduğu da adı geçen kaynakta belirtilmektedir (Ahmet Talat 1932: 5). Hurrem, 1240/1824 yılında Çankırı'da vefat etmiştir. Çankırılı şair Nikâbî tarafından yazılıp mezar taşına kazılan dört beyitlik vefat tarihinin son beyti şöyledir: "Ya'nî Hânî-zâde İbrâhîm Hurrem hakkına / Dedi târîhin Nikâbî "afv idüp cürmin Hudâ". 

Çankırı Şairleri'nde Ahmet Talat, Hurrem'in bir Dîvân'ı olduğunu, bu müretteb Dîvân'ın daha sonra kızından torunu Hacı Hurrem Efendi tarafından şiirden anlamayan bir hattata temize çektirildiğini, kendisinin bu Dîvân'ı bizzat görüp incelediğini söylemekte ve Dîvân'da olmayan pek çok tarih, gazel ve koşmaları daha bulunduğunu da ifade etmektedir (Ahmet Talat 1932: 7). Yine Ahmet Talat'a göre Hurrem'in Dîvân'ından başka eserleri de olması muhtemeldir. Kitaplarının büyük bir kısmı torunu Hacı Hurrem Efendi'ye, daha sonra da bunun oğlu Feyzî Efendi'ye intikal etmiştir. Bu kitapların hâlâ Feyzî Efendi-zâdeler'de olduğu bilinmektedir. Bu nedenlerle bu kitapların arasında Hurrem'in bizzat yazdığı başka ilmî eserlerin olduğu muhakkaktır (Ahmet Talat 1932: 9)

Hurrem'in müretteb Dîvân'ında hece vezniyle yazılmış şiirler olmamakla beraber mecmualarda bazı koşmalarına tesadüf edilmektedir. Hayatında şiirlerini kaydettiği Dîvân'a koşmalarını almadığı yahut temize çektirilen nüshaya torununun bunları yazdırmadığı ihtimaller arasındadır. Hurrem gibi kudretli bir divan şairinin ara sıra koşma söylemesi dikkate değer. Hece veznine bu iltifatının sebebini memleketindeki halk şairlerinin, âşıkların tesirine atfetmek gerekir. Çünkü sohbetlerde, hususi toplantılarda millî ve mahalli şairler arasında kendi eserlerinin de okunduğunu duymak her şairin tatmak istediği bir hazdır. Çankırı'nın o zamanki ulema ve şuara meclisleri, sohbet meclisleri, âşıkların saz çaldıkları kahvehaneler birer mahfil-i şuarâ hâlinde olduğu, saz ve söz erbabının iltifat gördüğü bilinmektedir. Kendini tanıtmak isteyen kudretli bir şair için ara sıra hece vadisine de temayül etmek pek doğaldır. Ahmet Talat'a göre Hurrem, Çankırı şairlerinin en kuvvetlilerindendir. Gazellerinde Nâbî ve Koca Râgıb Paşa'nın izleri görülür. Kasidelerinde ahenkli kelimeler, terkipler kullanmasına bakılarak onun bir Nef'î ve Nâbî takipçisi olduğu söylenebilir. Bir çok divan şairinde olduğu gibi Hurrem de kafiyenin sevkiyle şiir yazmış, yani kafiye kelimelerinin hatırı için fikir bulmaya çalışmış, doğal olarak bu nedenle bazı soğuk ve zayıf beyitler de meydana getirmiştir. Enderunlu Vâsıf ve Enderunlu Fâzıl ile muasır olduğu hâlde bunların şiir anlayışlarına ilgi duymamış daha ziyade Nâ'ilî-i Kadîm ve Nâbî vadisini takip etmiştir. Bununla beraber Hurrem'in arasıra Nedîm tarzına da temayül ettiği, şuhluk gösteren bazı gazellerinin görülmesinden anlaşılmaktadır. Hurrem, devrinde kendi çağdaşı olan Mâhî'nin şiirlerini beğenirdi ve onun bir şiirine nazire de yazmıştı. Kendisinden çok da güçlü olmayan Mâhî'nin şiirlerinin dilden dile dolaşması, onlara başka şairler tarafından da birçok nazireler yazılması Hurrem'in şiirlerinde daha çok hakimane tarzı tercih etmesinden kaynaklanmış olmalıdır. Arapça ve Farsçaya da fevkalade vukufu olan Hurrem'in bu dillerde de şiirleri bulunmaktadır. Hurrem'in yüze yakın gazeli ayrıca kaside, tahmis, murabba, müseddes, tarih örnekleriyle bir koşması Çankırı Şairleri'ne örnek olarak alınmıştır (1932: 10-104).

Kaynakça

Ahmet Talat (1932). Çankırı Şairleri. C. II. Çankırı.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET ARSLAN
Yayın Tarihi: 25.02.2015
Güncelleme Tarihi: 02.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Ey gül-i hurşîd hazer gülşende şeb-nemden sana

Üstüne toz konmasın nem gelmesin nemden sana

Bülbül-i şûrîde eyler tûtî-güftârın senin

Verdiler mi yoksa bezm içre güli demden sana

Ey dil-i haste figân u âhını etme dırâz

Yokladım çıkmaz devâ ol hokka-i femden sana

Lâle-gûn oldı yine ruhsâr-ı zîbâ germ ile

Sâkiyân-ı câm-ı Cem mey verdi mi Cem'den sana

Künc-i gamda yâd idüp ahvâlini hiç sormadın

Nice kemlik geldi bu bî-çâre Hurrem'den sana

Murabba'

Men o bir Kays'ım ki gelmez kalbime Leylâ nedir

Aşk ile ser-geşte oldum aşk-ı bî-hemtâ nedir

Bu hakîkat gencinin ferzânesi oldum velî

Genc nedir kim bilmezem ben mahrem-i esrâ nedir

Bir aceb pervâneyim ki yanarım kendim peşîn

Tanıyıp bu hâlimi etdim feşâne göz yaşın

Câme-i aşk-i İlâhî'de olursun hem-nişîn

Terk edersin cümlesin dersin ki bu gavgâ nedir

Aşka ser koymuş dilâ bizler biraz dîvâneyiz

Mest olup câm-ı mahabbetden ne gam mestâneyiz

Sâkî-i gül-çihrenin destinde hem peymâneyiz

Biz gibi serhôşlar hiç anlamaz dünyâ nedir

Bağrımın hûn olmağı ol la'l-i gevherden midir

Bilmezem ki ol gül-i zîbâ-yı ahmerden midir

Bu belâ-yı nâ-gehân dilden mi dilberden midir

La'l nedir gevher nedir yâ dilber-i ra'nâ nedir

(Ahmet Talat (1932). Çankırı Şairleri. C. II. Çankırı. 14, 87.)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Ahmet Tellid. 1946 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Ali Hikmet Erend. 10 Mart 1972 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3OZAN MORSULTAN, Ahmet Mortaşd. 1944 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Ahmet Tellid. 1946 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Ali Hikmet Erend. 10 Mart 1972 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6OZAN MORSULTAN, Ahmet Mortaşd. 1944 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Ahmet Tellid. 1946 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8Ali Hikmet Erend. 10 Mart 1972 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9OZAN MORSULTAN, Ahmet Mortaşd. 1944 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10Ahmet Tellid. 1946 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Ali Hikmet Erend. 10 Mart 1972 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12OZAN MORSULTAN, Ahmet Mortaşd. 1944 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Ahmet Tellid. 1946 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14Ali Hikmet Erend. 10 Mart 1972 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15OZAN MORSULTAN, Ahmet Mortaşd. 1944 - ö. ?Madde AdıGörüntüle