HÜSEYNÎ/HALVAYÎ, Emir Hüseyin-i Halvâyî

(d. ?/? - ö. 1621-22/1031)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 17. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Emir Hüseyin-i Halvâyî, divan şairlerinden olup Edirne'de dünyaya geldi. Asıl adı Hüseyin'dir. Kaynaklarda, Hüseynî veya Helvayî olarak geçmektedir. Latîfî Tezkiresi'nde şairin "meşrebi şâhî" ibaresiyle Şah İsmail'e bağlılığı vurgular. Daha sonra da "Abdallar meşrebin ve dedeler mezhebin ve Fazlullah-ı Hurûf'i âyînin kullanırdı." diyerek onun Aleviliğini ve aynı zamanda Fazlullah tarzını benimsediğini söyler. Ayrıca kaynaklar Hüseyin Halvayî’nin çok güzel olduğunu bildirirler. Hatta Âşık Çelebi bu konuda; "Öylesine güzellik sahibi birisi idi ki Yezid, Hz. Hüseyin'in soyundan böyle güzel birinin geleceğini bileydi onu şehit et­mezdi” ifadesini kullanır. Şairler ve zarifler de ona değer vermiş ve sevmişlerdir. Bun­ların başında Baba İshak gelir. Baba İshâk, her sabah medreseye giderken onun dükkanının önünden geçerek Hüseynî'yi görmeye çalışırmış.

Yapmış olduğu çeşit çeşit helvalar halk arasında çok büyük ilgi görürdü. Geçimini helvacılıkla sağladığından Halvâyî, kendi adına nispeten Hüseynî mahlâsı kullandı. Halvâyî, helvacılığın yanı sıra sipahilik görevinde de bulunmuştur (Kurnaz 2001: 832/202). Emir Hüseyin Halvâyî, 1031/1621 tarihinde vefat etti. Sicill-i Osmanî ve Nail Tuman vefatı tarihini 1034 /1624 olarak verir. 

Âşık Çelebi kaynakların ittifak ettiği üzere şairin, başkalarının şiirlerini çaldığını ve kendi şiiri imiş gibi gösterdiğini ileri sürer. Âşık Çelebi'nin anlattığına göre Halvâyî, "nazımda yalan söylemek daha güzeldir" sözünü şiar edinmiştir. Şiirde kudreti ve yeteneği yoktur. Âşık Çelebi, Halvayî'nin bir gazelinden örnek olarak üç beyit verir. Bu beyitler Figanî Dîvânı'nda da aynen yer alır. Dolayısıyla Halvâyî, Figanî'nin gazelini kendine mal etmiştir. Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'ara'sında Helvâyî'nin "dırîğ" kafiyeli gazelinin Zâtî'ye; "pehlû" kafiyeli gazelinin de Figânî'ye ait olduğunu ileri sürer (Kurnaz 2001: 832/202).

Kaynakça

Canım, Rıdvan (2000). Latifî Tezkiretü'ş-Şuara ve Tabsıratü'n-Nüzemâ. Ankara: AKM Yay. 229.

İpekten, Halûk vd (1988). Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara : KTB Yay. 221.

Karahan, Abdülkadir (1966). Kanuni Sultan Süleyman Çağı Şairlerinden Figani ve Divançesi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay.1181

Kılıç, Filiz (hzl.)(2010). Meşâirü'ş-Şuarâ İnceleme-Metin. İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü. 625-27.

Kurnaz, Cemal ve M. Tatçı (hzl.)(2001). Mehmed Nâil Tuman Tuhfe-i Nâilî-Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri. Ankara: Bizim Büro Yay.202.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1978-81). Tezkiretü'ş-Şu'araKınalızâde Hasan Çelebi. C.1. Ankara: TTK Yay. 294.

M. Şemseddin Sami (1996). Kâmûsu'l-A'lâm. C.3. İstanbul: Kaşgar Neşriyat .1958

Mehmed Süreyya (1308-15/ 1890-97). Sicill-i Osmânî. C.2. İstanbul: Matbaa-i Âmire.188.

Özcan, Abdulkadir (hzl.) (1989). Şeyhî Mehmed Efendi Şakâ’ik-i Nu’mâniyye ve Zeyilleri “Vakâyiü’l-Fuzalâ”. C. 3. İstanbul: Çağrı Yay. 103.

Sungurhan, Aysun. Kınalızade Hasan Çelebi-Tezkiretü’ş-Şuarâ. ekitap.kulturturizm.gov.tr.[erişim tarihi: 1.1.2014]. 243 

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi(1977-1986). C.4. İstanbul: Dergâh Yay. 303.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. İSMAİL HAKKI AKSOYAK
Yayın Tarihi: 08.11.2014

Eserlerinden Örnekler

Semend-i nâza süvâr olur o nev-res giderek

Kemend-i zülfine diller şikâr olur giderek

O mâh burc-ı şarkdan henûz dogmışdur

Şuâ'-ı mihr-i ruhı tâb-dâr olur giderek

Visâli bâgına yârün irem diyü her dem

Sirişk-i dîdelerüm cûybâr olur giderek

(Kurnaz, Cemal ve M. Tatçı (hzl.)(2001). Mehmed Nâil Tuman Tuhfe-i Nâilî-Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri. Ankara: Bizim Büro Yay. 202).

Tâ ki açıldı tama'la ahz u rüşvet kapusı

Gitdi begler veh yapıldı lutf u himmet kapusı

Virme alma art kapusından birisinde tolaş

Halka bir taglıt içün ön kapu sûret kapusı

Şol ki evden gelmedi tuymadı aslâ kapuyı

Üstine açılmadı anun sa'âdet kapusı

Art kapusını sorarsan kethüdâ beg kethudâ

Tuhfeni arz eyle var feth ola himmet kapusı

Pîş-keş makbûle geçer ise işün bitdi bil

Tezkeren al irte var yapıldı hizmet kapusı

(Canım, Rıdvan (hzl.)(2000). Latifî Tezkiretü'ş-Şuarâ ve Tabsıratü'n-Nüzemâ. Ankara: AKM Yay. 229.)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Günçe, Ali Ersind. 20 Ocak 1943 - ö. 14 Ocak 2012Doğum YeriGörüntüle
2NAÎMÎ, Naîmî Efendid. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3ŞEREF, Şerefüddîn Şuayb Efendid. 1841 - ö. 1911Doğum YeriGörüntüle
4Günçe, Ali Ersind. 20 Ocak 1943 - ö. 14 Ocak 2012Doğum YılıGörüntüle
5NAÎMÎ, Naîmî Efendid. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6ŞEREF, Şerefüddîn Şuayb Efendid. 1841 - ö. 1911Doğum YılıGörüntüle
7Günçe, Ali Ersind. 20 Ocak 1943 - ö. 14 Ocak 2012Ölüm YılıGörüntüle
8NAÎMÎ, Naîmî Efendid. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9ŞEREF, Şerefüddîn Şuayb Efendid. 1841 - ö. 1911Ölüm YılıGörüntüle
10Günçe, Ali Ersind. 20 Ocak 1943 - ö. 14 Ocak 2012MeslekGörüntüle
11NAÎMÎ, Naîmî Efendid. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
12ŞEREF, Şerefüddîn Şuayb Efendid. 1841 - ö. 1911MeslekGörüntüle
13Günçe, Ali Ersind. 20 Ocak 1943 - ö. 14 Ocak 2012Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14NAÎMÎ, Naîmî Efendid. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15ŞEREF, Şerefüddîn Şuayb Efendid. 1841 - ö. 1911Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Günçe, Ali Ersind. 20 Ocak 1943 - ö. 14 Ocak 2012Madde AdıGörüntüle
17NAÎMÎ, Naîmî Efendid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18ŞEREF, Şerefüddîn Şuayb Efendid. 1841 - ö. 1911Madde AdıGörüntüle