HÜSEYNİ/MAHSUN HÜSEYİN, Hasan Hüseyin Orhan

(d. 1900 / ö. 17.11.1945)
?
(Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Hasan Hüseyin Orhan, 1900 yılında Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Mineyik (Kuyudere) köyünde dünyaya gelmiştir. Babası o dönemin fahri nahiye müdürü Hüseyin Efendi, annesi ise yörede Kazo Ana olarak tanınan Keziban Hanım’dır. Hasan Hüseyin Orhan, ilk evre Alevi ocaklarından İmam Zeynel Abidin Ocağı’na mensup bir Alevi ocak ailesinin çocuğudur. Gerek Alevi inancına mensup bir yerleşim yerinde doğup büyümesi gerekse de köklü bir Alevi dede ocağının mensubu olması onun küçük yaşlardan itibaren Alevi cemlerinde ve muhabbet meclislerinde sazın ve sözün içinde büyümesini sağlamıştır (Doğan 2012: 55).

Hayatının tamamını doğup büyüdüğü köy olan Mineyik’te geçiren Hasan Hüseyin Orhan, ekonomik durumu çok iyi olmamasına rağmen gönül verdiği âşıklık ve dedelik dışında herhangi bir iş ile uğraşmamıştır. Yörede yaşadığı dönemde insanlara sevgi, saygı ve hoşgörüyü aşılayan, bilgili ve birikimli bir Alevi dedesi ve âşık olarak tanınmış, yaşamı boyunca yöredeki cem ritüellerini gerçekleştirerek Alevi erkânını sürdürmüştür (Doğan 2012: 55).

Orhan, Sultan Ana ile evlenmiş ve bu evliliğinden Hüseyin Avni, Doğan, Haşim Vehbi adlarında üç erkek ve Akgül, Makbule, Naile ve Halise (Kibara) adlarında dört kız olmak üzere toplam yedi çocuğu olmuştur. Âşık, yakalandığı hastalık sonucu 17 Kasım 1945 tarihinde vefat etmiştir (Temiz 1988: 22).

Hasan Hüseyin Orhan’ın âşıklık geleneğine ve şiire olan merakı çocukluk yıllarına dayanır. Yaşadığı yörenin Alevi inancına mensup olması ve ailesinin İmam Zeynel Abidin Ocağı’na mensup bir Alevi dede ailesi olması çocukluk yıllarından onun cem ritüellerinde ve muhabbet ortamlarında, sazın ve sözün içerisinde büyümesini sağlamış ve kendisini bu gelenek içerisinde yetiştirmiştir. Bağlamayı küçük yaşta öğrenmiş, önceleri önde gelen Alevi ozanlarından Hatayi, Virani, Pir Sultan Abdal, Yemini, Fuzuli, Dertli, Esiri gibi ustalara ait eserleri icra etmiş, daha sonraları bunlara kendi yazdığı şiirlerini eklemeye başlamıştır (Temiz 1988: 20). Şiirlerinde aşk, sevgi, gurbet, ölüm, ayrılık, toplumsal aksaklıklar gibi hemen her konuyu işleyen âşık, doğup büyüdüğü topraklar ile köylünün sosyal ve ekonomik durumunu konu edindiği şiirinde eleştirel ince bir dil kullanmıştır. Kısa süren yaşamının gençlik yıllarında kendi ve çevresindeki yaşamı konu alan, doğa ve toplumsal yaşantıyı, insani duyguları içeren şiirleri ağırlık taşırken sonraları bir Alevi dedesi olmasının da kendisine kazandırmış olduğu öğreti ve geleneksel tutum sayesinde Alevi inanç sistemine özgü tasavvuf anlayışına yönelmiş ve bu konu etrafında şiirler kaleme almıştır (Temiz 1988: 21).

1937 ile 1938 yılları arasında çok sayıda şiiri Ankara Devlet Konservatuarı tarafından o dönemin ses kayıt cihazlarıyla kayıt altına alınarak derlenmiştir. 1938 yılında İstanbul’da 18 adet taş plak yapmıştır. Günümüzde kaybolmuş olan bu taş plaklarda toplam otuz altı adet eser icra etmiştir. “Telli Turnam” ve “Karşıda Kara Erik” türkülerini Türkiye Radyo Televizyon Kurumu repertuvarına kazandıran Orhan’ın, ayrıca Türkiye Radyo Televizyon Kurumu arşivinde çok sayıda yöresel türkü ve oyun havasını seslendirdiği arşiv kayıtları mevcuttur. Hatay’ın Türkiye topraklarına katılması üzerine yazmış olduğu şiiri döneminde çok sayıda gazete ve mecmuada yayımlanmıştır. Dönemin Halkevleri arşivlerinde çalışmalar yapan Orhan, Malatya Halkevi tarafından her yıl Cumhuriyet Bayramı’nda konuk edilerek eserlerini icra etmiş ve bu sayede eserlerinin yörede tanınması ve yayılması sağlanmıştır (Temiz 1988: 21).

Şiirlerinde kendi isminin yanı sıra, Âşık Hüseyni ve Mahsun Hüseyin mahlaslarını da kullanmıştır. Âşığın, bağlamayı pençe ya da şelpe adı verilen el ile çalma tekniği ile oldukça hünerli bir biçimde çaldığı tespit edilmiştir. Muharrem Naci Temiz, Orhan’ın sazının perdelerini kesmek suretiyle sazını perdesiz olarak icra ettiğini ve bunun da yalnızca bu âşığa özgü bir durum olduğunu aktarmaktadır. Âşık Veysel, Ruhsati, Âşık Daimi gibi, birçok âşık ile sazlı sözlü meclislerde bulunan Hasan Hüseyin Orhan, yaşadığı dönemde birçok âşığı etkilemiş ve yörede kendisinden sonra âşıklık geleneğini sürdürecek bir kuşak bırakmıştır. Böylece Mineyik köyünün âşıklık geleneği günümüze kadar devam etmiştir. Bu kuşak içerisinde, her biri aynı zamanda birer Alevi dedesi olan İbrahim Mamo Temiz (Seyyid Meftuni), Hüseyin Avni Orhan (Efendi Dede), Haşim Vehbi Orhan, Hüseyin Temiz (San Dede), Muharrem Naci Orhan (İkrari), Hasan Temiz, Hüseyin Orhan ve Bayram Aksüt gibi âşıkları saymamız mümkündür. Hasan Hüseyin Orhan’ın 100'ün üzerinde şiiri mevcuttur (Temiz 1988: 22).

Kaynakça

Doğan, Metin (2012). Derviş Muhammed Kolunda Gelenek, Etkileşim, Eğitim ve Âşıkî’nin Şiir Anlayışı. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi.

Temiz, Muharrem Naci (1988). Âşık Hasan Hüseyin Orhan'ın Hayatı ve Eserlerinin Belgelerle Tespiti. Yayımlanmamış Bitirme Tezi. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. BÜLENT AKIN
Yayın Tarihi: 11.03.2019
Güncelleme Tarihi: 08.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1MUSTAFA ÇAMd. 1959 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2TIRSÎ, Abdurrahimd. ? - ö. 1519-1527?Doğum YeriGörüntüle
3PERİŞAN GÜZEL, Güzel Kösed. 1918 - ö. 2000Doğum YeriGörüntüle
4FAHRİ ÇAVUŞ, Fahri Yazıcıd. 1900 - ö. 1966Doğum YılıGörüntüle
5TURAN YILMAZd. 1900 - ö. 1982Doğum YılıGörüntüle
6CEVLÂNÎ, Dursun Kılıçd. 1900 - ö. 20.01.1975Doğum YılıGörüntüle
7FAHRİ ÇAVUŞ, Fahri Yazıcıd. 1900 - ö. 1966Ölüm YılıGörüntüle
8TURAN YILMAZd. 1900 - ö. 1982Ölüm YılıGörüntüle
9CEVLÂNÎ, Dursun Kılıçd. 1900 - ö. 20.01.1975Ölüm YılıGörüntüle
10FAHRİ ÇAVUŞ, Fahri Yazıcıd. 1900 - ö. 1966Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11TURAN YILMAZd. 1900 - ö. 1982Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12CEVLÂNÎ, Dursun Kılıçd. 1900 - ö. 20.01.1975Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13FAHRİ ÇAVUŞ, Fahri Yazıcıd. 1900 - ö. 1966Madde AdıGörüntüle
14TURAN YILMAZd. 1900 - ö. 1982Madde AdıGörüntüle
15CEVLÂNÎ, Dursun Kılıçd. 1900 - ö. 20.01.1975Madde AdıGörüntüle