ÎSÂ MAHVÎ, Sukûkî-zâde, Şeyh Îsâ Mahvî Efendi

(d. 1047/1637/38 - ö. 22 Ramazan 1127/21 Eylül 1715)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 17. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Asıl adı İsa’dır. Gerede’ye bağlı Sarıkadılar köyünde 1047 / 1637/38 tarihinde dünyaya geldi. O zaman Gerede’ye bağlı olan Sarıkadılar köyü, bugün Mengen ilçesine bağlıdır. Kazasker Sükûkî Ali Efendi ile dönemin önemli devlet adamı ve şairi olan Ganî-zâde Nadirî’nin kız kardeşinin oğludur. Çocukluğu hakkında ayrıntılı bilgi olmamasına rağmen temel eğitimini memleketinde aldıktan sonra tahsilini ilerletmek için İstanbul’a gittiği biliniyor. İstanbul’da hangi medreselerde ve kimlerden ders aldığına ilişkin kaynaklarda ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Ancak üstlendiği görevlere bakılırsa önemli medreselerde ciddi bir din eğitimi aldığı anlaşılıyor. Halvetî tarikatı şeyhi Abdülehad Nûrî Efendi’nin halifelerinden olan büyük mutasavvıf Bülbülcü-zâde Şeyh Abdülkerim Fethî Efendi (ö. 1106/1694)’ye intisap etmiştir. Bir yandan dini ilimleri ikmal ederken diğer yandan tarikattaki seyr ü sülukunu tamamlayarak hilâfete mazhar olmuştur (Özcan : II / 427-28; Mehmet Süreyya III / 612; Bursalı Mehmet Tahir C. I/ 126-127.)

Tasavvufî alanda olduğu gibi zahirî ilimler alanında da kendisini yetiştiren İsa Efendi, 1076/1665-66 senesi başlarında Alaca-zâde Şeyh Mehmet Efendi yerine Orta Câmi Vaizliğine getirildi. On yıla yakın burada tarikat mensuplarını ve halkı irşat görevini üstlendi. Kanuni Sultan Süleyman’ın Tercümanlarından Dırağman Yunus ya da Tercüman Yunus tarafından Fatih semtinde Mimar Sinan’a yaptırılan külliyenin şeyhi Osman Efendi’nin 1095/1683-84 yılında vefatı üzerine 1096/1684-85 yılında bu tekkenin şeyhliğine getirildi. (Koçu 1958 : 4543; Sâlim Efendi 1315: 612-613). Şeyh İsa Mahvi Efendi’nin hac yolundayken Şam’da vefatı üzerine Dırağman Tekkesi şeyhliğine oğlu Mehmed Salih Efendi getirilmiştir. 1105/1694 yılı Cemaziye’l-âhiresinde (Ocak/Şubat) görevlendirildiği Sultan Selim Camii’nde 15 yıl kadar vaizlik yaptıktan sonra 1120 Cumade’l-âhiresinde/ Ağustos/Eylül 1708 Fatih Sultan Mehmet Camii’ne getirildi. İki yıl sonra Sultan Bayezid-i Veli Camii’ne nakil olundu. 1122/ 1710 yılı Şevval (Kasım/Aralık) ayında geldiği Süleymaniye Camii onun son görev yeri oldu. 1127 Recep /1715'te hacca gitmek için izin aldı. Mekke-yi Mükerreme’ye gitmek üzere İstanbul’dan hareket etti.

Hac yolculuğu esnasında Şam’da rahatsızlandı ve 22 Ramazan 1127 / 21 Eylül 1715 günü vefat etti (Özcan : II / 427-28) 

Müstakim-zâde’nin ifadesine göre katılanların izdihamı dolayısıyla cenaze namazı iki defa kılınmıştır. (Müstakim-zâde Süleyman Saadeddin Efendi 2000: 387). Şam’ın Selahiye mevkiinde Muhyiddin-i Arabî Türbesi yakınlarına defnedilmiştir. Tuhfe-i Naili’ye göre "mâte îsâ ve lem yemut hubb" sözüyle tarih düşürülmüştür. Bir başka tarih de "Geldi zamânı, kıldı nüzulü me’vâ-yı Şam’a Îsâ Efendi" biçiminde düşürülmüştür. Birbirinden naklen İsa Mahvî’nin ölüm tarihiyle ilgili bilgi veren kaynaklardan kimisi hac yolculuğunda, kimisi hac dönüşü vefat ettiğini kaydetmektedir. Hicri Ramazan ayında olduğuna göre hacca giderken vefat etmiş olması gerekir.

Kaynakların verdiği bilgilere göre Bugün İstanbul Vatan Caddesi üzerinde Fenarî-İsâ Camii adıyla bir cami yer almaktadır. Miladi 10. yüzyıl başlarında bir donanma komutanı olan Konstantinos Lips tarafından Moni Tu Libos Manastırı adıyla kurulan bu yapı, sonraki yüzyıllarda yapılan ilavelerle birbirine bitişik iki kilise ve müştemilatından oluşmaktaydı. İstanbul’un fethinden sonra mescit olarak kullanılmaya başlanan bu yapının kilisesi, II. Bayezit döneminde Fenarî-zade Ali Efendi tarafından camiye çevrildi. 17. yüzyıl sonu ve 18. yüzyıl başlarında büyük değişiklikler yapılan caminin manastırdan kalma hücrelerini İsa Efendi de Halveti zaviyesine dönüştürmüştür. Bu tarihi yapıda iki önemli değişiklik yapan Fenarî-zâde ile İsa Efendi’den dolayı Fenarî-İsa Camii adı verildi. (Osman-zâde Hüseyin Vassâf 2006 : 505-506; Koçu  1958: 4543; Eyice : C.1 / 277-278).

İsa Mahvî nin Divan’ından başka, bilinen iki eseri daha vardır: Müfîdü’l-İ‘râb ve Fezâilü’ş-Şuhûr ve’l-Eyyâm. Kaynakların çoğunda din ve tasavvuf konularında bazı meseleler üzerine yazdığı risalelerinden bahsedilmesine rağmen isimleri verilmemektedir (Müstakim-zâde Süleyman Saadeddin Efendi 2000: 387). Tarikat mensubu olması münasebetiyle ağırlıklı olarak dini ve tasavvufi konularda didaktik şiirler yazmıştır. Mutasavvıf şairlerin öncelikli amacı, dini bilgileri halka ulaştırmak olduğu için halkın kullandığına yakın bir dil kullanırken şiiri de amaç değil araç olarak görürler. Şiirlerinde aruz ölçüsüne de hece ölçüsüne de rastlanmaktadır. Şiirlerinden bazıları 17. yüzyılın meşhur bestekarı Ali Şîrûganî Dede tarafından ilahi formunda bestelenmiştir (Soydaş 2007) Şiirleri, kendisi de mutasavvıf bir şair olan oğlu Mehmed Salih Mahvî Efendi tarafından tertip edildi. Divan'ının bir nüshası Milli Kütüphane’de, diğeri Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi Türkçe Yazmaları bölümündedir.

Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şeriflerle uğraşmak isteyenler için gerekli olan Arapça kaideleri öğretmek amacıyla kaleme alınan Müfîdü’l-İ’râb (Süleymâniye Ktp., Hacı Beşir Ağa, nr. 611; Pertev Paşa, nr. 548.) adlı eser, Nahiv (Arapça cümle bilgisi) konusunda yazılmış ve üzerinde iki ayrı yüksek lisans çalışması yapılmıştır (Kızılcık 1997; Kahyaoğlu : 1995.) Fezâilü’ş-Şuhûr ve’l-Eyyâm adlı eserin bir yazması Kayseri Kütüphanesi Râşid Efendi bölümünde bulunmaktadır (Kayseri Râşid Efendi Ktp., Râşid Efendi, nr. 662.).

 

Kaynakça

Abdulkadiroğlu, Abdülkerim (2000). “Osmanlı Döneminde Geredeli Alimler, Mutasavvıflar, Şairler ve Diğerleri”, Gerede: Geçmişten Günümüze Gerede Sempozyumu. 

Bursalı Mehmet Tahir Efendi (1299/1915). Osmanlı Müellifleri I  (hzl. Fikri Yavuz- İsmail Özen). İstanbul: Meral Yay. 133.

Bursalı Mehmet Tahir (1333). Osmanlı Müellifleri. C. I. İstanbul: Matbaa-i Amire. 126-127.

Bolu Valiliği (1998). “Geredeli Mahvî”. Bolu 1998 Yıllığı. 201.

Birgören, Hamdi (haz.) (2008). “İsa Mahvî Efendi”. Bolu Vilayeti Salnamesi. Bolu: Bolu Belediyesi Bolu Araştırmaları Merkezi. 390.
Kahyaoğlu, Yasin (1995). İsa b. Ali El-Bolevî ve Müfidü’l-İ’rab Adlı Eseri. Yüksek Lisans Tezi. Şanlıurfa: Harran Üniversitesi.

Kızılcık, Abdullah (hzl.)(1997). İsa b. Ali El-Bolevî, Hayatı ve Eserleri ve Müfîda’l-İ’râb. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul:  Marmara Üniversitesi. 

Kurnaz, Cemâl ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Mehmed Nâil Tuman, Tuhfe-i Nâilî -  Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri. Ankara: Bizim Büro Yay.

Koçu, Reşad Ekrem ve Mehmet Ali Akbay (1958). İstanbul Ansiklopedisi. C. 8. İstanbul. 4543.

Müstakim-zade Süleyman Saadeddin Efendi (2000). Mecelletü’n-Nisâb. KB  Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, Tıpkıbasım, Ankara. 387.

Mehmed Süreyya (1996). Sicill-i Osmanî. C.3. İstanbul: KB ve Tarih Vakfı Yurt Yay. 929.

Osmanzâde Hüseyin Vassâf (2006). Sefîne-i Evliyâ. C. III. İstanbul: Kitabevi Yay. 505-506.

Reşad Ekrem Koçu ve Mehmet Ali Akbay (1958). İstanbul Ansiklopedisi. C. 8. İstanbul.  4543.

Sâlim Efendi (1315). Tezkire-i Sâlim. Dersaadet: İkdam Matbaası. 612-613.

Semavi Eyice (1995). "Fenari İsa Camisi".  Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. C.1. İstanbul.  277-278.

Soydaş, M. Emin (2007). “Unutulmuş Bir Osmanlı Bestekarı: Ali Şîrüganî Dede”. Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi.  4(2): 1-11.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: HAMDİ BİRGÖREN
Yayın Tarihi: 05.11.2014
Güncelleme Tarihi: 10.12.2020

Eserlerinden Örnekler

I

Derdmendim mücrimim dermâna geldim yâ Resûl

Sâilim muhtacınım ihsâna geldim yâ Resûl

 

Ka’be-i vaslın yolunda sa’y idüp düşdüm garîb

Gayri neyim cânımı kurbâna geldim yâ Resûl

 

Nâr-ı hasret câna geçdi cân atup cânım sana

Aşk ile dîdârını seyrâna geldim yâ Rasûl

 

Akl u fikrim aldılar hep râh-ı Hak düşmenleri

Baş açık yalın ayak dîvâna geldim yâ Resûl

 

İntisâb-ı zât-ı pâkin afv-ı cürme çün sebeb

Sen şefâat hem mürüvvet kâna geldim yâ Resûl

 

İtme Mahvî bendeni red ey şefâat ma’deni

Sen gibi ihsânı çok sultâna geldim yâ Resûl

II

Bıraktım aşkın ile nâm u ârım Yâ Rasûlallâh

Unuttum şevkin ile cümle kârım Yâ Rasûlallâh

 

Bu gönlüm bülbülü aslâ cihânın bağına bakmaz

Yüzün görmek gülistânın ararım Yâ Rasûlallâh

 

Gönül pervâneveş ditrer visâlin şem’ine dâ’im

Tükendi kalmadı sabr ü karârım Yâ Rasûlallâh

 

Derûnum hânesi yandı duhânım çıktı eflâke

Dem-â-dem hadden aştı âh u zârım Yâ Rasûlallâh

 

Bu Mahvî bendene rahm it firâkın nârına yanmış

Katî hayli zaman oldu yanarım Yâ Rasûlallâh

 

III

Sivâ efkârının cündü gönül mülkün harâb etdi
Elim al düşmüşem kaldır meded Mevlâ-yı Rahmân’ım

Emel ârzûsunun odu yakıp bagrım kebâb etdi
Elim al düşmüşem kaldır meded Mevlâ-yı Rahmân’ım


Hulûs üzre ‘ibâdetde teveccüh eylesem sana
Gelir kalbe sivâ fikri komaz hergiz beni bana


Dilimde kuvvetim yokdur cevâbın vermege ana
Elim al düşmüşem kaldır meded Mevlâ-yı Rahmân’ım

 

***

Bulmak dilersen dâ’im saâdet

Cân ü gönülden Allah’a yalvar

Gaflette kalma eyle ibâdet

Cân ü gönülden Allah’a yalvar

 

Aldanma zinhâr fânî cihâna

Takvâ vü zühdü kût eyle câna

Uçmak dilersen bâğ-ı cinâna

Cân ü gönülden Allah’a yalvar

 

Kaldır dilinden kesret hicâbın

Merginde oku vahdet kitâbın

İçmek dilersen vuslat şarâbın

Cân ü gönülden Allah’a yalvar

 

Yoklukta yokla ma’nâyı Mahvî

Maksûdu anla Sarf ile Nahvi

Merdûd-ı râh ol gel iste sahvi

Cân ü gönülden Allah’a yalvar

 

***

Yokluğunda var olan varlıkda bilmez yokluğu

Sohbet-i yâr lezzetin bilmez beğim ağyâr olan

 

***

Sivâ efkârının cündü gönül mülkün harâb itdi

Elim al düşmüşüm kaldır meded Mevlâ-yı Rahmân’ım

 

Emel arzûsunun odu yakıp bağrım kebâb etdi

Elim al düşmüşüm kaldır meded Mevlâ-yı Rahmân’ım

(Birgören, Hamdi (hzl.) (2008). “İsa Mahvî Efendi”. Bolu Vilayeti Salnamesi. Bolu Belediyesi Bolu Araştırmaları Merkezi. 390.)

 


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1FİGÂNÎ, Seyyid Ahmedd. 1814 - ö. 1895Doğum YeriGörüntüle
2AZİZ, Geredeli Şeyh Halil Halvetîd. 1785 - ö. 1843Doğum YeriGörüntüle
3MUSTAFA RÛMÎd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4FİGÂNÎ, Seyyid Ahmedd. 1814 - ö. 1895Doğum YılıGörüntüle
5AZİZ, Geredeli Şeyh Halil Halvetîd. 1785 - ö. 1843Doğum YılıGörüntüle
6MUSTAFA RÛMÎd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7FİGÂNÎ, Seyyid Ahmedd. 1814 - ö. 1895Ölüm YılıGörüntüle
8AZİZ, Geredeli Şeyh Halil Halvetîd. 1785 - ö. 1843Ölüm YılıGörüntüle
9MUSTAFA RÛMÎd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10FİGÂNÎ, Seyyid Ahmedd. 1814 - ö. 1895MeslekGörüntüle
11AZİZ, Geredeli Şeyh Halil Halvetîd. 1785 - ö. 1843MeslekGörüntüle
12MUSTAFA RÛMÎd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
13FİGÂNÎ, Seyyid Ahmedd. 1814 - ö. 1895Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14AZİZ, Geredeli Şeyh Halil Halvetîd. 1785 - ö. 1843Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15MUSTAFA RÛMÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16FİGÂNÎ, Seyyid Ahmedd. 1814 - ö. 1895Madde AdıGörüntüle
17AZİZ, Geredeli Şeyh Halil Halvetîd. 1785 - ö. 1843Madde AdıGörüntüle
18MUSTAFA RÛMÎd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle