İSMETÎ/İSMET/İSMET NAMLI, Abdülkadir Namlı

(d. 18.10.1934 / ö. 04.03.2018)
?
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Abdulkadir Namlı olan İsmetî, Horasan ve Halep üzerinden Sivas'ın Kâhyalı köyüne gelip yerleşen İlbeyli Türkmenlerindendir. İsmetî, daha önce başlarından çeşitli evlilikler geçmesine rağmen bir türlü erkek çocukları olmamış bir çiftin dünyaya gelen ve yaşayan ilk erkek çocuğudur. Sivas'ın Kahyalı köyünde 18 Ekim 1934'te dünyaya gelmiştir. Babasının adı Mustafa, annesinin adı Servinaz olan âşığın kendinden üç yaş küçük Nurettin adında bir de erkek kardeşi vardır. 1946 yılında babası vefat eden ve üç ay kadar sonra da anneleri tarafından terk edilen Abdulkadir ve küçük kardeşi Nurettin çok zor şartlar altında büyümüştür. Abdulkadir, resmî anlamda herhangi bir tahsil görmemiştir. Yaşıtlarından okuma yazmayı öğrenmiştir. İlerleyen yıllarda işe girebilmek için ilkokul diploması lazım olunca 1961'de dışarıdan okuyup ilkokul diplomasını almıştır. 1951 yılında Döndü Hanım ile dünya evine giren sanatçının bu evlilikten 8 çocuğu dünyaya gelir. 1955-1957 yılları arasında vatani görevini Isparta'da yapmıştır. 1979'da Sivas Çimento Fabrikasından emekli olmuştur. Namlı, 4 Mart 2018'de vefat etmiştir. Kabri Sivas'ta Yukarı Tekke Mezarlığındadır.

Âşık İsmetî, ilk şiirini babasının vefat ettiği 1946 yılında yazmıştır. Abdulkadir'in henüz çocuk sayılabilecek bir yaşta, 12 yaşında şiir yazabilmesi, onda doğuştan gelen bir şairlik yeteneğinin bulunduğu anlamına gelmektedir. Abdulkadir'de bulunan bu yeteneğin gün ışığına çıkıp işlenmesinde elbette ki yetiştiği kültürel atmosferin etkisi büyüktür. Babasının onu sık sık köy odalarına götürmesi ve orada dinlediği türküler, halk hikâyeleri ve cenknâmeler, onun şiir yazma/söyleme kabiliyetini olgunlaştırıp keskinleştirmiştir. Bu toplantılarda babasının verdiği "sessiz ol" nasihatlerini kulak arkası eden ve köy odalarında bazı konulara girip boyundan büyük laflar eden Abdulkadir, çevresinde çok bilmiş, zeki ve akıllı bir çocuk imajı çizmiştir. Bu sebeple de kendisine dönemin siyasi lideri İsmet İnönü benzetmesi yapılmış ve İsmet olarak anılmaya başlanmıştır. O da kendisine zamanla İsmetî mahlasını seçmiştir. Şiirlerinde İsmetî mahlasının dışında bazen vezin ve kafiye gereği İsmet ve İsmet Namlı mahlaslarını da kullanmıştır (Topçu 2012: 31).

İsmetî badeli bir âşıktır. Rüyasına giren pirler, ona sevdalandığı kızı göstererek elleriyle bade sunmuşlardır. Âşık da bu pir dolusu badeyi içmiştir. İsmetî, rüyasında görüp gönlünü verdiği kızı, Isparta'da askerlik yaparken bir çarşı izninde görmüştür. O günden sonra ürettiği şiirler de düşük oranda aşk temalı lirik şiirler olmuştur.

Âşık İsmetî en çok hemşerisi Ruhsatî ve Abdurrahim Karakoç'tan etkilenirken; etkilediği âşıklar arasında Furkanî, Şükrü Toprak, Talip Kılıç, Nasuhî, Zihni Taştan, Mehmet Şengül, Zekeriya Müezzinoğlu, Kul Mehmet, Mustafa Gülüm, Refik Kutlu ve Recep Kızılkaya gibi isimler zikredilebilir.

Şiir üretmeye başladığı ilk yıllarda şiirlerini halbur kasnaklarından kendi yaptığı bir saz ile söyleyen âşık, zamanla sözün ezgiden önemli olduğunu düşündüğü için saz çalmayı bırakmıştır. Şiirlerini yazarak üretmektedir (Kaya 1984: 10-11).

Âşık İsmetî şiirlerini hece ölçüsüyle oluşturmaktadır. En çok kullandığı ölçü 11'li hece ölçüsüdür. Bunu sırasıyla 8'li, 14'lü, 7'li, 16'lı ve 15'li ölçüler takip etmektedir. En çok kullandığı ayak türü ise döner ayaktır. Tek ayağa oranla döner ayağı daha çok tercih etmesi ve bunda başarılı olması, onun şiirde teknik açıdan iyi durumda olduğu anlamına gelmektedir (Başaran 2015: 71-73).

Şiirlerini çok büyük oranda dörtlükler biçiminde kurgulayan âşığın en çok kullandığı nazım şekli koşmadır. Bunu sırasıyla semai, divan, destan, mani ve mesnevi nazım biçimleri takip etmektedir. Divanları ve mesnevisi aruz ölçüsüyle değil hece ölçüsüyle oluşturulmuştur. Âşık İsmetî'nin şiirleri nazım şekilleri açısından böyle bir tablo çizerken nazım türleriyle ilgili olarak 18 farklı nazım türüne ilişkin örnekler sunmaktadır. Kullanım yoğunluğu bakımından sırasıyla dertlenme, öğütleme, övgüleme, şikâyetlenme, taşlama, alkışlama, güzelleme, bilgileme, ağıt, arzulama, koçaklama / yiğitleme, ilahi, kargışlama, öyküleme, dertleme, karşılama, devriye ve uğurlama sanatçının şiirlerinde tercih ettiği nazım türleridir (Başaran 2015: 109-122; Benek Kaya 2002).

Âşık, şiirlerinde önemli ölçüde ikileme, atasözü, deyim, klişe tamlama gibi konuşma dili unsurlarına da yer vermiştir. İsmetî'nin şiirlerinde yöresel kelimelere ve söyleyiş biçimlerine de tesadüf edilmektedir. Bundan ötürü şiirlerde yöresel söyleyişlerden kaynaklanan kimi ses düşmesi ve türemesi hadiseleri kendini göstermektedir. Âşık bunu çoğu zaman farkında olmayarak doğup büyüdüğü yerin konuşma özelliklerini günlük konuşma dilinde nasıl kullanıyorsa şiirlerinde de muhafaza etmiştir. Bu da âşığın daha ziyade sözlü kültür ortamından beslendiği, kelime ve kavramları okuyarak değil de daha çok duyarak öğrendiği anlamına gelmektedir (Başaran 2015: 122-139).

Âşığın şiirleri konularına göre incelendiğinde şiirlerinin büyük bölümünün lirik şiirler olduğu görülmektedir. Bunu da sırasıyla didaktik, satirik, epik ve pastoral şiirler izlemektedir. Buna göre âşığın duygusal yönü çok ağır basan ve şiirlerinin konusunun büyük oranda duygu yüklü temalardan oluştuğu yorumu yapılabilir. Bunun yanında didaktik ve satirik şiirlerinin olması da onun yanlış gördüklerini eleştirmekten kaçınmayan ve kendi doğrularını başkalarına da aşılamak isteyen bir insan olduğunun göstergesidir

İsmetî'nin şiirlerine muhteva kadroları bakımından bütüncül bir bakış sergilendiğinde söz konusu kadrolar duygu ağırlıklı ve düşünce ağırlıklı olmak üzere iki gruba ayrılır. Âşık kimi şiirlerinde duygu ağırlıklı konuları işlerken kimi şiirlerinde düşünce ağırlıklı konuları ele almıştır. Bazı şiirlerinde ise her iki konu da işlenmiştir. Buna göre İsmetî'nin duygu ve düşüncelerinin birbirinden net bir şekilde ayrılmadığı; düşüncelerini duygularının, duygularını da düşüncelerinin beslediği sonucu çıkarılabilir.

İsmetî'nin şiirlerindeki duygu ağırlıklı konuların çoğunluğu üzen duygulardır. Buna göre duygu yoğunluğu bakımından üzücü hisler, sevindirici hislere göre daha fazladır. Bu da en azından İsmetî özelinde üzen duyguların şiir oluşturmada daha etkin olduğu anlamına gelmektedir. Kullanım sıklığı bakımından sevindiren duygular insan sevgisi, cinse duyulan sevgi (aşk), vatan - millet - devlet ve bayrak sevgisi, tabiat - memleket sevgisi, Allah ve peygamber sevgisi, anne - baba - evlat ve eş sevgisi iken üzen duygular çekilen dert ve sıkıntılar, ayrılık - aşk acısı, karamsarlık, ölüm acısı, yokluk, kin, nefret, geçmişe özlem, pişmanlık, sıla özlemi - gurbetlik ve yalnızlık duygularını işlemiştir. İsmetî'nin şiirlerinde işlediği düşünce ağırlıklı konular ise sırasıyla tecrübi bilgiler ve felsefî çıkarımlar, ahlakî, dinî durum ve değerleri önceleyen toplumsal ve kültürel değerlerdir (Kaya 1984: 18-31, Başaran 2015: 181-243).

İsmetî, âşıklık geleneğinin önemli unsurlarından olan atışma ve deyişme dalında da boy göstermiştir. Zor Zibo, Gürünlü Gülhanî, Kaptanî, Polat Ali ve Püryanî atıştığı / deyiştiği isimlerdir.

Âşık, bir dönem de mani yazmaya yönelmiştir. Birçoğunu 1952-1959 yılları arasında yazdığı manileri müstakil bir kitap olarak da bastırmıştır (Namlı 2016). İsmetî, maniye basit ve zahmetsiz olduğu için yöneldiğini ancak bunların şiir olmadığına kanaat getirdikten sonra yazmayı bıraktığını ifade etmektedir. Söz konusu maniler klasik mani şeklindedir (Başaran 2015: 861-874).

İsmetî'nin başından geçen bir aşk macerasını konu edinen "Âşık İsmetî ile Kapı Güzeli" adını taşıyan bir de halk hikâyesi vardır. Söz konusu halk hikâyesi birçok bakımdan klasik halk hikâyeleriyle benzerlik gösterse de gerek bir âşık tarafından bir enstrümanla icra edilmemesi, gerek farklı varyantlarının bulunmaması ve dolayısıyla türkülü hikâye formuna dönüşememesi sebebiyle klasik halk hikâyelerinden ayrı olarak değerlendirilebilir (Pürlü 2008; Başaran 2015: 995).

Kaynakça

Başaran, Uğur (2012). "Âşık İsmetî ile Kapı Güzeli Hikâyesi Bağlamında Türk Halk Hikâyelerinin Değişim ve Dönüşüm Dinamikleri",Turkish Studies Dergisi, 7 (3): 573-581.

Başaran, Uğur (2015). Âşık İsmetî Monografisi. Doktora Tezi. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi.

Benek Kaya, Ayşe (2002). Âşık İsmetî Tepedeki Işık Divanî Şiirler. Sivas: Es-Form Ofset.

Karagöz, Özgür (2015). Âşık İsmetî Gölgemi Göremedim. Sivas: Es-form Ofset.

Kaya, Doğan (1984). Âşık İsmetî Hayatı ve Deyişleri. Sivas: Esnaf Matbaası.

Kaya, Doğan (2009). Sivas Halk Şâirleri. C. 3. Sivas: Önder Matbaacılık.

Pürlü, Kadir (2008). Âşık İsmetî ile Kapı Güzeli. Sivas: Es-Form Ofset.

Tonca, Özlem (1997). Mektup Şiirler. Bitirme Tezi. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi.

Topçu, Necaattin (2011).Âşık İsmetî Yorgun Geldim Kapına. Sivas: Asitan Yay.

Topçu, Necaattin (2012). Âşık İsmetî. Sivas: Buruciye Yay.

Yasak, İbrahim (2009). Âşık İsmetî. Sivas: Buruciye Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ UĞUR BAŞARAN
Yayın Tarihi: 23.03.2018
Güncelleme Tarihi: 08.12.2020

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Hak Var DedikEmel Matbaası / Ankara1970Şiir
Gönül PazarıSimtaş / Sivas1994Şiir
Geçen GünlerimEsform Ofset / Sivas2005Şiir
Derdimi DiyemedimEsform Ofset / Sivas2016Şiir

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1HASAN, Hasan İskenderîd. 1947 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2HÜSEYİN SAÎd. 1966 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3NÛRÎ, Abdülahadd. 1595 - ö. 1651Doğum YeriGörüntüle
4HASAN, Hasan İskenderîd. 1947 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5HÜSEYİN SAÎd. 1966 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6NÛRÎ, Abdülahadd. 1595 - ö. 1651Doğum YılıGörüntüle
7HASAN, Hasan İskenderîd. 1947 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8HÜSEYİN SAÎd. 1966 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9NÛRÎ, Abdülahadd. 1595 - ö. 1651Ölüm YılıGörüntüle
10HASAN, Hasan İskenderîd. 1947 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11HÜSEYİN SAÎd. 1966 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12NÛRÎ, Abdülahadd. 1595 - ö. 1651Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13HASAN, Hasan İskenderîd. 1947 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14HÜSEYİN SAÎd. 1966 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15NÛRÎ, Abdülahadd. 1595 - ö. 1651Madde AdıGörüntüle