KABÛLÎ, Mustafa

(d. ?/? - ö. 1829/1144)
tekke şairi
(Tekke / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Mustafa’dır. On sekizinci yüzyılın sonları ile on dokuzuncu yüzyılın başlarında yaşamış Edirne Velilerinden ve Rifaiyye tarikatı şeyhlerinden olan Mustafa Kabûlî Efendi, halk tarafından daha çok “Kutup Mustafa Kabûlî” olarak tanınırdı. Bazı kaynaklarda da doğum yerine nispetle “Edirnevi” olarak geçmektedir. Toplumdaki her türlü kötülüğü düzeltmeye çalışır, herkesi aynı ölçüde sever ve iyiliklerle nasihat etmesinden dolayı halk tarafından “Kabûlî Hazretleri” diye anılırmış. Klasik edebiyatımızda “Kabûlî” mahlasını kullanan altı kişiden birisi olan Mustafa Kabûlî Efendi Edirne’de dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi ile ilgili kaynaklarda herhangi bir bilgi yoktur (Peremeci 1940: 279). Kaynaklarda ailesi ile ilgili bilgiye ulaşılamadı. Sadece Hüseyin Vassâf’ın “Murâselât” adlı eserinde babasının adı “Manevî Muhammed Efendi” olarak geçmektedir. Zamanının âlimlerinden hem zahirî ilimleri hem de bâtini ilimleri alarak iyi bir tahsil görmüş, Arapça ve Farsçayı da çok iyi öğrenmiştir. Daha sonra Şeyh İbrahim Ecel’in yanına gidip onun terbiyesi altında yetişen Kabûlî Mustafa Efendi, şeyhinin vefatından sonra Uzunköprü’ye giderek orada faaliyetlerini yürüten Rifâî şeyhi Müftüzâde Sadeddin Efendi’nin terbiyesi altına girmiş ve ondan tarikat icazetini almıştır. Meslek hayatına küçük yaşlarda çobanlık yaparak başlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra Mahkeme Başkâtipliği görevi ile memuriyet hayatına girmiştir (Akkuş 2011: 1, 262). Bir süre sonra memuriyet hayatını bırakarak tasavvuf yoluna girerek Rifaiyye tarikatına intisap ederek, Selimiye civarındaki evini de dergâh haline getirip bir de kütüphane kurarak, talebe yetiştirerek ömrünün sonuna kadar burada irşad faaliyetinde bulunmuştur. Mustafa Kabûlî Efendi, 1244 / 1829 yılında Rusların Edirne’yi işgalindeki karışıklıklar sırasında Edirne’de vefat etmiştir (Devellioğlu 1973: 3000). Bazı kaynaklar ise vefat tarihini farklı vermiş olsalar da genel kanı onun 1829 tarihinde öldüğü şeklindedir. Mustafa Efendi kendi adıyla anılan dergâha defnedilmiştir. Kabûlî’nin dergâhı ve türbesi yıkılmış olup günümüze kadar ulaşmamıştır. Mezarı ise bugün Edirne’de Meydan Mahallesi, Kabûlî Baba Sokaktadır (Özkan 1995: 94).

Mustafa Kabûlî Efendi ile ilgili Elif Bolat tarafından “Kabûlî Mustafa Dîvânı (Metin-İnceleme)” adıyla Gazi Üniversitesinde yüksek lisans tezi hazırlanmıştır. Ayrıca Selami Şimşek tarafından “Edirneli Kabûlî Mustafa Efendi / Hayatı Eserleri Tasavvufi Görüşleri / Kenzü’l Esrar ve Divan’ı” adında Buhara yayınlarından kitap olarak çıkmıştır. Mustafa Kabûlî Efendi, hattat olması hasebiyle birçok eser istinsah etmiştir. Bunların 1877-1878 senesinde Ruslar’ın Edirne’yi işgal ettikleri sırada hepsinin yağmalandığı ifade edilmektedir. Kabûlî’nin telif ettiği eserler ise şunlardır:

1. Kenzü’l-Esrâr: Tasavvufla ilgili en önemli eseridir. Tasavvuf ve tarikatla ilgili birçok konu işlenmiştir. Mürşid-i kâmilin vasıfları, nefis mertebeleri, rabıta, tarikat adabı, dört kapı-kırk makam, ehl-i beyt sevgisi gibi konulara, ayrıca bazı meşhur sufîlerin sözlerine de yer verilmiştir. Birçok yazma nüshası vardır. İstifade edilen nüsha Süleymaniye Kütüphanesi; H.Reşid Bey, No: 107/1’de kayıtlıdır.

2. Divan: Türkçe olarak tertip ettiği bu eserde tasavvufla ilgili Allah aşkı, Hz. Peygamber sevgisi, dört halife, sevgi ve muhabbet, tarikat, vahdet-i vücud, Hallâc-ı Mansûr ve Ene’l-Hak, anasır-ı erbaa, vuslat, şeriat, tarîkat, hakîkat, marifet, vb. birçok konuya temas etmiştir. Yazma Nüshası Süleymaniye Kütüphanesi, İzmir No: 547/2’de kayıtlıdır. Divanının içinde olup da ayrı bir şekilde istinsah edilen Terkib-i Bend ve Mersiyesi de vardır. Terkib-i bend on yedi bentten oluşmuş sekiz varaklık bir eserdir. Derviş Ali Şükri tarafından 1239 yılında istinsah edilen eser, Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmüd Efendi, No.3902’de kayıtlıdır. Mersiyesi ise, Hz.Hüseyin'in Kerbelâ'daki şehâdeti, bundan dolayı duyduğu üzüntüyü ve on iki imamın hayatını hüzünlü bir üslupla dile getirdiği eser, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Eski Eserler Bölümü, İbnü'l-Emin, No:2630/2'de 32-34 varaklar arasında kayıtlıdır (Şimşek 2005: 61-64).

3. Müşki’l-Küşâ: 20 cüzden oluşan Farsça’dan Türkçe’ye bir lügattir.

4. Mûsıletü’l-Hidâye: Kaynaklarda tasavvufla ilgili bir risâle olduğundan başka bir bilgi yoktur.

5. Risâle-i Tasavvuf: Türkçe olarak yazdığı bu eserinde tasavvufla ilgili birçok konuyu ele almıştır. Eserin üslûp ve muhtevâsı Kenzü’l-Esrâr’a benzemektedir.

Daha çok dinî-tasavvufi ağırlıklı olarak eserler veren Kabûlî, on dokuzuncu yüzyılda da etkisi devam eden Türkî-i Basit hareketinden büyük ölçüde etkilenmiştir. Şiirlerinde kullandığı dil dönemine göre oldukça sade, gösterişten uzak, anlaşılır ve İstanbul Türkçesine yakındır. Şiirlerinde vezin kusurları mevcuttur. Gerekli gördüğü zaman Arapça ve Farsça kelimeleri kullanmıştır. İşlediği konulara hâkim bir sûfî şairdir. Bütün şiirlerinde tasavvufi neşveyi görmek mümkündür. Duygu ve fikirlerini kolayca ifade eder, içinden geldiği gibi şiirlerini yazardı. Ayrıca hat sanatını da çok iyi bilen Kabûlî, İsmail Hakkı Bursevî’nin Ruhu’l-Beyân” tefsirini istinsah etmiştir. Peremeci’nin Edirne Tarihi adlı eserinde irili ufaklı iki yüz yetmiş üç kitap istinsah ettiğini ve kendi tekkesine vakfettiğini fakat 1877-78 yılındaki Rusların Edirne’yi işgali sırasında yağmalandığını söylemektedir (Peremeci 1940: 280). Kabûlî, şair Hasan Sezâyî ve Senâî’den çok etkilenmiştir. Divanında Sezâyî’nin bir, Senâî’nin iki gazeline tahmis yazmış, onların üslubundan, fikirlerinden etkilendiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Tasavvufi eserlerini bazen nasihat, öğüt tarzında detaya inmeden anlatır, ayet, hadis ve evliyanın sözlerinden alıntılar yapar. Bazen de ilmî üslupla kaleme alır. Şiirlerini ise tasavvufi meseleleri ele alarak birçok konuya değinmiştir. Bunların başında Allah aşkı, Hz. Peygamber sevgisi ve dört halifeden, büyük velilerden, tarikattan, sevgi ve muhabbet vb. konuları ele almıştır. Birçok ayet ve hadislerden iktibaslar yapmıştır.

Kaynakça

Akkuş, Mehmet - Ali Yılmaz (hzl.) (2011). Osman-zâde Vassaf Sefine-i Evliya. C. 1. İstanbul: Kitabevi Yay.

Bolat, Elif (2005). Kabûlî Mustafa Dîvânı (Metin-İnceleme). Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi.

Canım, Rıdvan (1995). Edirne Şairleri. Ankara: Akçağ Yay.

Devellioğlu, Abdullah (1973). Büyük İnsanlar (3000 Türk ve İslâm Müellifi). İstanbul: Yaylacılık Matbaası.

Kabûlî Mustafa. Divân. Süleymaniye Ktp. İzmir. No: 547/2.

Kabûlî Mustafa. Risâle-i Tasavvuf. Yapı Kredi Bankası Sermet Çifter Ktp. No: 183/1.

Kabûlî Mustafa (1982). Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. C. 5. İstanbul: Dergâh Yay.

Karabulut, A. Rıza. (1984). Meşhur Mutasavvıflar. Kayseri: Seyyid Burhaneddin Vakfı Yay.

Kırboğa, Mehmet Ali (1974). Kâmûsu’l-Kütüb ve Mevzuâti’l-Müellefât. C. I. Konya: Yeni Kitap Basımevi.

Kuyumcu, Fehmi (1978). Evliyanın Dilinden. Ankara: Nur Dağıtım.

Özkan, Selma (1995). Edirne Türbeleri. Yüksek Lisans Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi.

Peremeci, O. Nuri (2011). Edirne Tarihi. İstanbul: (yyy).

Seçkin, Necati (1971). Edirne Evliyâları. İstanbul (yyy).

Şimşek, Selami (2005). Edirne’li Kabûlî Mustafa Efendi, Hayatı, Eserleri, Tasavvufî Görüşleri, Kenzü’l-Esrâr ve Dîvân’ı. İstanbul: Buhara Yay.

Tosyavîzâde, Rıfat Osman (1920). Edirne Rehnümâsı. Edirne: Vilâyet Matbaası.

Vassâf, Hüseyin. Murâselât. Süleymaniye Ktp. Yazma Bağışlar No: 2310.

Yavuz, A Fikri - Özen, İsmail (hzl.) (1972). Bursalı Mehmed Tahir Osmanlı Müellifleri. C. 1. İstanbul: Meral Yay.

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. MEHMET ÜNAL
Yayın Tarihi: 09.09.2013

Eserlerinden Örnekler

Tahmis

Ey gönül eyler ganî Allah bir yüzden dahi

Halk eder merd-i sehî Allah bir yüzden dahi

Edip ikrâm-ı vefî Allah bir yüzden dahi

Şâd eder gamgin dili Allah bir yüzden dahi

Fetheder her müşkili Allah bir yüzden dahi

Nefs-i bedhâh korkarım gayy ettirir bir gün bize

Uymayalım ona hunu kayy ettirir bir gün bize

Terk arzûsun Hüdâ keyy ettirir bir gün bize

Vâdi-i hicranını tayy etririr bir gün bize

Gösterir sırr-ı menzili Allah bir yüzden dahi

Fikr-i dünyâ eyledi mir’ât-ı kalbim kara miğ

Kalmayıp, akl-ı meâşım fakrla oldum diriğ

Devr-i ebvâb eyleyip ettim nice sa'y-ı beliğ

Her kime kim arz-ı matlab eyledim etti diriğ

Verdi maksûdum velî Allah bir yüzden dahi

Matlabın Hazret dile ey dil hemân şâm-seher

Gayr Hakk’a âb-ı rûyun dökmeden eyler heder

Çeşm-i irfânile dâim kıl tecellîye nazar

Çekme gam zulmet görünse sana bir yüzden eğer

Arz eder nûr-ı celî Allah bir yüzden dahi

Dîde-i dilden Kabûlî hark-ı ref-i sırra bak

Bahr-ı ummanı dolan çek kendinî bir sidre bak

Dest-i kudretle yazılmış levh-i dilde satra bak

Nev-be-nev der kârdır âlem Sezâyî sırra bak

Her işin işler belî Allah bir yüzden dahi

Kabûlî Mustafa. Divân. Süleymaniye Ktp. İzmir. No: 547/2. vr. 68a-b9b.

Gazel

Bana gayb-ı hüvviyetten hitâb-ı “ırciî” geldi

Sivâdan keff-i yed etdim makamım oldu kurbu’l-lah

Yazıp bu nüsha-i dilde “tevekkeltü ala’l-lah”

Giyindim eğnime şâlı refikim oldu cezbu’l-lah

“Rameyte” sırrını fehm eyledim küllün minellah’tan

Özüm mahveyledim Hak’tan irişdi bana nasru’l-lah

Okudum mekteb-i irfanda dersim “nahnu kasemnâ”

“Kasemnâ”dan gelir bildim bana elbette rızku’l-lah

Tecellî bahrine daldım Muhammed nurunu gördüm

Hilâfet tâcını giydim şefiîmdir Habîbu’l-lah

Kabûlî gerçi sûrette velî bir katredir ammâ

Ona mevcin urur her dem hezârân kere buhru’l-lah

Kabûlî Mustafa. Divân. Süleymaniye Ktp. İzmir. No: 547/2. vr. 102a.

 

  Risale-i Tasavvuf’tan

Dahi azîzim eğer dirsen ki, benim zâtımda ol tecellî var ise ve fi’l-asl ervâh-ı ezelîde rûhum bu menzil sâhibi ise terbiye-i mürşide ne hâcet? Hakk’a teveccüh, ibâdet, zikrullah ile kendi kendimi uyarırım. Dirsen ki, bu mümkün değildir. Her ne miktar ervâh-ı ezelîde senin rûhun veliyyullah ervâhından pîr olduysa dahi bu alem-i esfel’e nüzûl eyledikte terakkî-i menzil ve kesb-i kemâl için nüzûl edip, terakkî-i menzil dahi elbette ve elbette terbiye-i mürşide muhtaçtır. Eğer terbiye-i mürşid bulunmaz ise, mağbûn olup, menzil-i evveline ‘urûca yol bulamaz. Buna zâhirde bir delil diyelim. Meselâ bir armudu ekledip çekirdeğini yere döksen, ahlât bitip ekle sâlih olmaz. Tekrar armut ağacından kalem vurup aşılamadıkça armutluğunu bulmaz, husûsiyle zâtında armut ise, ve kasse ‘alâ hâzâ.

İmdi azîzim, ol tecellîsinde olup, ezelî ervâhda rûhun güzelce bir olduysa, bu âleme geldikte elbette ve elbette sen bir mürşid terbiyesine girmemen mümkün değildir. Meger ki tecellinde olmayıp rûhun münkir ve gâfil bir ölmüş ola.

İmdi azîz karındaş, bu menâzil-i sâbia’nın her birinin nihâyetlerini ve kat‘-ı menâzil vukûunu bilmek dilersen bu abd-i fakîrin Kenzü’l-Esrâr ismiyle müsemmâ tercüme eylediğim risâleye nazar oluna. Dahi azîz karındaş, bu esrârâtı görüp ve zâhiren öğrenip tahsîl-i kemâl eyledim zannetme. Zira zâhiren bilip ve görmek ile, “kâl ve kıyl” hâlâttan değildir. Cidd cehd eyle ki, bunlar sende hâl olup, vücûdunda bu esrârlar zuhûra gelip, bâtınına dahi âgâh olasın. Çünkü kâl ile anlaşılan zâhiridir. Menzil be-menzil hâl olmadıkça sırrına vâkıf olunmaz. Nitekim ehlullah sâhib-i tasarruf ve sâhib-i nazardır. Ehlullah tayy-i mekân ederler. Bi’l-cümle nâsın bunları inkâra mecâlleri yoktur, meger ki Ebû Cehil ola. Lâkin sâhib-i tasarruf olmayan hâl-i tasarrufu nice bilir. Sâhib-i nazar olmayan kuvvet-i nazarı nice bilir. Tayy-i mekân’a kâdir olmayan tayy-i mekân’ı nice bilir. Gerçi bunların kâl’ine âgâh olup, ehlullaha ikrâr-ı îmân etmek güzel hâl ve saâdettir. Lâkin hâline vâsıl olup, esrârına âgâh olmak saâdet-i kübrâdır. Ciddü cehd eyle ki, Hak Teâlâ’nın mahbûbu olan Muhammed Mustafa aşkına ve ammizâdesi, dâmâdı ve vasîsi olan yâr-i enbiyâ, rehber-i evliyâ İmâm-ı Aliyyü’l-Murtezâ (k.) aşkına ve onların nesl-i pâkinden gelen seyyid-i sâdân İmâm-ı Hasan ve İmâm Hüseyin vesâir imâmân ve pîrler, vesâir evliyâullah aşkına cemî‘ cânu gönülden âşık olanları ve hâk-ı pây-ı Hz. Seyyid Ahmed er-Rifâî (k. s) olan işbu kâtibu’l-hurûf olan Kabûlî Mustafa’yı onların hâlleriyle hâllenmek ve zevkleriyle zevklenmek nasîb eyleye. Âmin sümme âmin, bi-hürmet-i “Vemâ erselnâke illâ rahmeten li’l-âlemîn” Temmeti’l-kitâb bi-avnillahi’lmelikü’l-vehhâb.

Kabûlî Mustafa. Risâle-i Tasavvuf. Yapı Kredi Bankası Sermet Çifter Ktp. No: 183/1. vr.13b-14b.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1RÂHÎd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2DERVİŞÎd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3CİVÂNÎd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4RÂHÎd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5DERVİŞÎd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6CİVÂNÎd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7RÂHÎd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8DERVİŞÎd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9CİVÂNÎd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10RÂHÎd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
11DERVİŞÎd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
12CİVÂNÎd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
13RÂHÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14DERVİŞÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15CİVÂNÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16RÂHÎd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17DERVİŞÎd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18CİVÂNÎd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle