KÂNÎ, Mustafa Kânî Bey

(d. ?/? - ö. 1850/1266)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mustafa Kânî Bey'dir. Şiirlerinde Kânî mahlasını kullandı. Enderûn-ı Hümâyûn peşkir ağalarından Mehmed Ağa'nın oğludur. Tahsil ve terbiyesini Enderun'da gören Mustafa Kânî Bey, Enderun'da sarıkçıbaşı olarak göreve başladı, 1233/1818 senesinde kahvecibaşı ve mabeynci oldu. Padişaha yakınlığı sebebiyle Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'nın Vehhâbi meselesinde yaptığı hizmetler karşılığında taltif için gönderilecek kılıç ve kürkü götürmek üzere Sultan II. Mahmûd tarafından 1234/1819 tarihinde Mısır'a gönderildi. Mehmed Ali Paşa kendisine ziyadesiyle ikram etmiş, iltifat göstermiş ve iki bin keseden fazla ihsanda bulunmuştur. Ancak Mustafa Kânî Bey, bunların hepsini oradaki Kalenderî fakirlerine dağıttığı için padişahın öfkesine hedef olmuştur. Bunun üzerine İstanbul'a döner dönmez kahvecibaşılık ve mabeyncilikten azledildi. Bu durum yirmi beş gün sürdü ve Kânî bu muameleden çok müteessir oldu. Yirmi altıncı günü kendisine aylık olarak bin beş yüz kuruş verildiği silahdar ağa tarafından müjdelendi ise de evine çekildi. Enderun halkını da üzen bu durum uzun sürdü. Sonra tekrar padişahın teveccühüne kavuştu, 1236/1820 yılında hacelik rütbesi verildi ve Masraf-ı Şehriyârî oldu. 1240/1824 senesinde Cizye Muhasebecisi, 1251/1835 yılında Eshâm Mukataacısı olarak tayin edildi. Bundan sonra sıra ile 1252/1836 yılında Duhan Gümrükçülüğüne, 1253/1837 yılında da Meclis-i Vâlâ üyeliğine getirildi. Akabinde 1254/1838 tarihinde Başvekâlet muavinliğine tayin edildi. Ayrıca Meclis-i Ziraat Riyaseti vekâleti de verildi. 1255/1839 yılının Safer ayında tekrar Meclis-i Vâlâ üyeliğine getirildi ise de kısa zaman sonra azledildi. Sonra Bursa Mütesellimliği görevine getirildi. 1258/1842 yılında Evkaf Nazırlığına tayin edildi. 1260/1844 yılında Defter Emini, 1261/1845 yılının Ramazan ayında Ziraat Meclisi reisi oldu. 1262/1846 yılının başlarında ikinci defa Duhan Gümrüğü emini olarak atandı ve bu görevini üç yıl sürdürdü. 1265/1849 senesinde yeniden defter mini oldu. Bu görevindeyken Cemaziyelahir 1266/1850 yılında İstanbul'da vefat etti (Yavuz 2010: XXI; Mehmed Süreyya 1311: 74).

Kânî'nin bilinen tek eseri Telhîs-i Resâ'il-i Rumât'tır. İki yılda yazılan bu eser 1252/1836 yılında tamamlanarak Sultan II. Mahmûd'a sunulmuştur. Eser bir mukaddime ile dört ana bölümden oluşmaktadır. Okçuluk tarihi açısından çok önemli olan bu eserin mukaddime kısmında Peygamberimizin okçuluk ve atıcılık ile ilgili kırk hadisine yer vermiştir. Diğer bölümlerde ise okçulukla ilgili hemen her şey en geniş şekilde ele alınıp anlatılmıştır (Yavuz 2010: XXII). Eser 1263/1847 senesinde 278 sayfa hâlinde İstanbul'da basılmıştır. Bilinen tek yazma nüshası ise İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Nadir Eserler Bölümü Türkçe Yazmalar kısmında T.6891 numarada kayıtlıdır.

Okçuluğunun yanında aynı zamanda şair ve iyi bir hattat olan Kânî Bey sülüs ve nesih hattında maharet göstermiştir. Hat sanatında hocası meşhur hattatlardan İsmail Zühdî Efendi'dir. Sultan Ahmed Camii civarında Helvacıbaşı Mahallesi'nde konağı bulunan Mustafa Kânî Bey, okumaya çok düşkün bir zattı. Özellikle okçuluk sanatıyla, ok ve yay ile ilgili bilgileri en ince teferruatına kadar öğrenmiş ve okçulukla ilgili bütün meseleleri hemen her yönü ile, padişaha sunduğu eserinde anlatmıştır.

Kaynakça

Hüseyin Hüsâmeddin - İbnü'l-Emîn Mahmud Kemal (1335). Evkâf-ı Hümâyûn Nezâretinin Târihçe-i Teşkilâtı ve Nuzzârın Terâcüm-i Ahvâli. İstanbul.

İrtem, Süleyman Kâni (1939). Türk Kemankeşleri. İstanbul.

Kunter, Halim Bâki (1938). Eski Türk Sporları. İstanbul.

Mehmed Süreyya (1311). Sicill-i Osmânî. C. IV. İstanbul.

Yavuz, Kemal - Mehmed Canatar (hzl.) (2010). Mustafa Kânî Bey - Okçuluk Kitabı - Telhîs-i Resâ'ilât-ı Rumât. İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET ARSLAN
Yayın Tarihi: 27.11.2014

Eserlerinden Örnekler

Müsâbakat-ı Menzilde Etvâr-ı Vücûd

Müsâbakat-ı menzilde müstakîmü'l-etvâr turılup mecmû‘-ı vücûdda inhırâf göstermemek lâzımdır ancak sağ omuzı tarafına meyillenmesi ya'nî azacık meyl göstermek izdiyâd-ı menzil-i tîri mûcib olur zîrâ ki küşâd keskin virilmege sebeb olur nitekim puta atışında sol tarafa meyillenme müsellem ve memdûh oldugu misillü ve müsâbakat-ı menzilde hîn-i küşâdda hareket-i vücûdiyye lâzımdır nitekim putada sebât-ı sükûnet-i vücûd nişâna isâbet-i tîri mûcib olduğu gibi müsâbakâtda hareket-i vücûdiyye kavsi suhûletle çeküp şiddetle küşâda sebeb olmagla izdiyâd-ı menzil-i tîri mûcibdir.

Yavuz, Kemal - Mehmed Canatar (hzl.) (2010). Mustafa Kânî Bey - Okçuluk Kitabı - Telhîs-i Resâ'ilât-ı Rumât. İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti Yay. 285.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Hanhan, Ziyad. 27 Mayıs 1906 - ö. 26 Temmuz 1977Doğum YeriGörüntüle
2KÂZIM, Çorluluzâde Eyyûbî Kâzım EfendiNDİd. ? - ö. 1726-27Doğum YeriGörüntüle
3HALEF/HALEFÎ, Şeyh Halef Mehmed Efendid. ? - ö. 1776Doğum YeriGörüntüle
4Hanhan, Ziyad. 27 Mayıs 1906 - ö. 26 Temmuz 1977Doğum YılıGörüntüle
5KÂZIM, Çorluluzâde Eyyûbî Kâzım EfendiNDİd. ? - ö. 1726-27Doğum YılıGörüntüle
6HALEF/HALEFÎ, Şeyh Halef Mehmed Efendid. ? - ö. 1776Doğum YılıGörüntüle
7Hanhan, Ziyad. 27 Mayıs 1906 - ö. 26 Temmuz 1977Ölüm YılıGörüntüle
8KÂZIM, Çorluluzâde Eyyûbî Kâzım EfendiNDİd. ? - ö. 1726-27Ölüm YılıGörüntüle
9HALEF/HALEFÎ, Şeyh Halef Mehmed Efendid. ? - ö. 1776Ölüm YılıGörüntüle
10Hanhan, Ziyad. 27 Mayıs 1906 - ö. 26 Temmuz 1977MeslekGörüntüle
11KÂZIM, Çorluluzâde Eyyûbî Kâzım EfendiNDİd. ? - ö. 1726-27MeslekGörüntüle
12HALEF/HALEFÎ, Şeyh Halef Mehmed Efendid. ? - ö. 1776MeslekGörüntüle
13Hanhan, Ziyad. 27 Mayıs 1906 - ö. 26 Temmuz 1977Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14KÂZIM, Çorluluzâde Eyyûbî Kâzım EfendiNDİd. ? - ö. 1726-27Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15HALEF/HALEFÎ, Şeyh Halef Mehmed Efendid. ? - ö. 1776Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Hanhan, Ziyad. 27 Mayıs 1906 - ö. 26 Temmuz 1977Madde AdıGörüntüle
17KÂZIM, Çorluluzâde Eyyûbî Kâzım EfendiNDİd. ? - ö. 1726-27Madde AdıGörüntüle
18HALEF/HALEFÎ, Şeyh Halef Mehmed Efendid. ? - ö. 1776Madde AdıGörüntüle