KEMÂLÎ, Osman Kemâlî Ozan

(d. 1862 / ö. 08.01.1954)
şair, müderris, mutasavvıf
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Osman Kemal Efendi, 1862'de Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Güllüköy’de doğmuştur. Doğum yılı nüfus kaydına göre 1881 olsa da şairin ifadesinden 1862 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır (Doğramacı 1977: 11). Soyadı, Ozan'dır. Bir buçuk yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sebebiyle görme duyusunu kaybetmiştir. Kendi köyünde hafızlık derslerine başladıysa da ilerleme kaydedememiştir. Bunun üzerine Erzurum’a gönderilmiş, burada da ehil olmayan bir hoca sebebiyle çokça vakit kaybetmiştir. Nihayet, on sekiz yaşında, Seyyid Mustafa Efendi’nin talebesi olarak bir sene içinde hem hafız olmuş hem de kıraat ilminden icazet almıştır. Bu sırada Taşkesenli Şeyh Ahmed Efendi’nin derslerine devamla ilim icazeti almıştır. Arapça ve Farsçayı çok iyi derecede öğrenmiştir. Aynı zamanda Hafız-ı Şirazî ve Fuzulî divanları ile Mevlana’nın Mesnevî’sini ezberlemiştir (Doğramacı 1977: 11-13).

Bu sırada tasavvufa ilgi duyarak Şettariyye’den Kolağası Ali Rıza Efendi’nin sohbetlerine devam etmiştir. Bu sohbetlerin sonucunda ilahi aşkın etkisiyle yirmi sekiz yaşındayken on bir yıl sürecek bir seyahate çıkmış ve Diyarbakır, Musul, Bağdat, Necef ve Kerbela’ya gitmiştir. Ehl-i beyt için mersiye ve kasideler söylemiştir. Buradan Trablusşam’a gelip on bir ay kalmıştır. Daha sonra İskenderun ve Antakya’ya gitmiştir. Bu süreçte ondaki ehl-i beyt muhabbeti sebebiyle Alevi olarak isimlendirilmiştir. Antakya’dan Halep’e gelerek buradaki mevlevihanede bir süre kalmıştır. Buradan da Konya’ya gitmiş ve Abdülvahid Çelebi’nin misafiri olmuştur. Abdülvahid Çelebi’nin oğlu Abdülhalim Çelebi ile dostluk kurmuştur. Bu sırada Kemâlî Efendi’ye mesnevihanlık verilerek sikke giydirilmiştir (Doğramacı 1977: 14-16).

Kemâlî Efendi 1901’de İstanbul’a gelmiş ve burada bostan bekçiliği ve arzuhalcilik yapmıştır. Kendisini Erzurum’dan tanıyan Fatih medresesi müderrislerinden Hacı Nazmi Efendi’nin ısrarı üzerine Fatih camiinde Mesnevi derslerine başlamıştır. Ayrıca Hacı Nazmi ve Manastırlı İsmail Hakkı Efendilerden de ilim icazeti almıştır. 1903 yılında üç aylarda halka vaaz etmek için Selanik’e gönderilmiştir. Burada İttihad ve Terakki Partisi’nin bazı ileri gelenleriyle tanışmıştır. İstanbul’a döndüğünde Kanuni Sultan Süleyman’ın Şehzadebaşı’nda kurduğu Âmâlar Medresesine yerleşmiştir. Ancak buranın vakfının işletilmediğini görerek durumu II. Abdülhamid’e arz etme fırsatı bulmuştur. Padişah vakfın yeniden ihyasını emirle Osman Kemâlî Efendi’yi âmâlar şeyhliğine tayin etmiştir. Kemâli Efendi, 1904 yılında Üsküdar’da bir oda kiralayıp Mecelle okutmaya başlamıştır. Talat Paşa’nın dahiliye nazırlığı sırasında bu medrese kapatılmıştır (Doğramacı 1977: 16-19).

Kemâlî Efendi’nin şeyhi Abdülkadir-i Belhî, Bayramî-Melâmî tarikatına mensuptu. Silsilesi, Seyyid Bekir Reşad Efendi ve diğer Bayramî-Melâmî şeyhleri vasıtasıyla Hamza Bâlî’ye ve ondan da Hacı Bayram’a ulaşır. Ayrıca Abdülkadir-i Belhî, babası Süleyman-ı Belhî’den gelen Alevî-Nakşibendî yolundan da hilafet almış ve bu iki tarikatı mecz etmiştir. Bu sebeple Osman Kemâlî Efendi, her iki yoldan da hilafet sahibidir. Ayrıca Muhammed Nuru’l-Arabî’nin Nakşibendilikle Melamiliği mecz ederek Rumeli’de oluşturduğu tarikattan da Nuru’l-Arabî’nin halifesi Abdülkerim Fedai’nin halifesi Hacı Abdürrâuf Efendi vasıtasıyla hilafet almıştır. Böylece Kemâli Efendi, Bayramî Hamzavî Melamiliği ile Nakşibendi Melamiliğini şahsında birleştirmiş, dolayısıyla tüm Bayramî-Melamîler nezdinde kutup olarak tanınmıştır (Doğramacı 1977: 39-41; Azamat 2002: 235).

1904 yılında Kemâlî Efendi, Fazlullah Rahimî ile Eyüpsultan’da bulunan Şah Murad dergahına giderek ve burada Seyyid Abdülkadir-i Belhî’ye bağlanmıştır. On sekiz yıl bu zâta hizmet etmiştir. Sofular semtindeki bir tekkenin şeyhliği kendisine verilmesine rağmen, şeyhine hizmeti tekke şeyhliğine değişmemiştir. Abdülkadir-Belhî’nin 1923 yılındaki vefatından sonra Şah Murad dergâhı yakınlarındaki evinde münzevi bir hayat geçiren Osman Kemâlî Efendi, 8 Ocak 1954’te vefat etmiştir. Şair, 10 Ocak 1954’te Edirnekapı mezarlığına defnedilmiştir (Doğramacı 1977: 11-26).

Osman Kemâlî’nin iki eserinden ilki olan Kemâlî Dîvânı’ndan Aşk Sızıntıları, onun şiirlerinden oluşmaktadır. Çoğunluğu aruz, bir kısmı ise hece vezninde yazılmış doksan dokuz şiirden oluşan eser, Kemâlî’nin ne kadar güçlü bir şair olduğunun delilidir. Fuzûlî, Bağdatlı Rûhî ve Niyazî-i Mısrî’ye tahmisler yazan, Yunus Emre’ye olan hayranlığını bir şiir ile dile getiren Kemâlî, geleneği iyi bilen bir şairdir. Nitekim bu duruma işaret eden İbnü’l-Emin Mahmud Kemal, şair için Gözsüz iken nice gözlüden daha iyi sözler söylemiştir.” (İnan 1999: 1736) hükmünü vermektedir. Vahdet-i vücûd ana temasının hâkim olduğu şiirlerinde az da olsa siyasi ve toplumsal konulara değinildiği görülür. Örneğin Çanakkale Zaferi için kaleme aldığı Ey Türk! Bu yerlerden geçme bigâne mısraıyla başlayan şiirinde şair (Doğramacı 1977: 84-88), destan sesini yakalamıştır. Yine köyüyle ilgili yazdığı bir şiirde (Doğramacı 1977: 96-101) oldukça pastoral bir üslup kullandığı görülür. Arapça ve Farsçayı iyi derecede bilmesi şiirlerinde yer yer ağır bir dil kullanması sonucunu doğurmuştur. Ancak bu ağır dilin özellikle ağır tasavvufi konular söz konusu olduğunda tercih edildiği görülmektedir. Ahlaki ve dinî nasihatler içeren şiirlerinde ise dil iyice sade hâle gelir. Külfetsiz bir söyleyiş tüm dîvânına sinmiştir. Şiirlerinin tasavvufi bakımdan klasik tarzdaki bir şerhini Mustafa Tatcı (2018) yapmıştır.

Kemâlî’nin diğer eseriyse İrfân Sızıntıları adını taşır. Düzyazı olan bu eserde imanın şartları, namaz, abdest, hac, Kur’an, insan ve kurban tasavvufi bir bakış açısıyla değerlendirilmiş; tasavvufun mertebeleri hakkında bilgi verilmiştir. Kemâlî’nin şiirlerini tamamlayan ve şerh eden bir niteliğe sahiptir.

Kaynakça

Azamat, Nihat (2002). "Kemâlî Efendi". TDV İslâm Ansiklopedisi, 25. Cilt. s. 234-236.

Doğramacı, Baha (1977). Kemâlî Dîvânı’ndan Aşk Sızıntıları. İstanbul: yyy.

İnal, İbnü’l-Emin Mahmud Kemal (1999). Son Asır Türk Şairleri, IV. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yay.

Ozan, Osman Kemâlî (1987). İrfan Sızıntıları. İstanbul: Yayınevi Bilgisi Yok.

Tatcı, Mustafa (2018). Osman Kemâlî Aşk Sızıntıları Şerhi. İstanbul: H Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ GÜROL PEHLİVAN
Yayın Tarihi: 23.02.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Kemâlî Dîvânı’ndan Aşk Sızıntılarıyy. / İstanbul1977Şiir
İrfan Sızıntılarıyy / İstanbul1987Diğer

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1BÎHUZUR BABA, Bayram Sarıoğlud. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2RAHMİ, Abdurrahîm Efendid. ? - ö. 1808-09Doğum YeriGörüntüle
3KARASU, Yaşar Turhand. 01.01.1967 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4HÜMÂYÎ, Mehmed Emîn Beyd. 1862 - ö. 1884Doğum YılıGörüntüle
5MİNHACÎ, Alid. 1862 - ö. 1901Doğum YılıGörüntüle
6SÂBİR, Mirza Ali Ekber Tahirzaded. 1862 - ö. 1911Doğum YılıGörüntüle
7HÜMÂYÎ, Mehmed Emîn Beyd. 1862 - ö. 1884Ölüm YılıGörüntüle
8MİNHACÎ, Alid. 1862 - ö. 1901Ölüm YılıGörüntüle
9SÂBİR, Mirza Ali Ekber Tahirzaded. 1862 - ö. 1911Ölüm YılıGörüntüle
10HÜMÂYÎ, Mehmed Emîn Beyd. 1862 - ö. 1884MeslekGörüntüle
11MİNHACÎ, Alid. 1862 - ö. 1901MeslekGörüntüle
12SÂBİR, Mirza Ali Ekber Tahirzaded. 1862 - ö. 1911MeslekGörüntüle
13HÜMÂYÎ, Mehmed Emîn Beyd. 1862 - ö. 1884Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14MİNHACÎ, Alid. 1862 - ö. 1901Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15SÂBİR, Mirza Ali Ekber Tahirzaded. 1862 - ö. 1911Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16HÜMÂYÎ, Mehmed Emîn Beyd. 1862 - ö. 1884Madde AdıGörüntüle
17MİNHACÎ, Alid. 1862 - ö. 1901Madde AdıGörüntüle
18SÂBİR, Mirza Ali Ekber Tahirzaded. 1862 - ö. 1911Madde AdıGörüntüle