KUL BİÇARE

(d. 1840/? - ö. ?/?)
âşık
(Âşık / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Abdurrahman olan âşığın 1840’lı yıllarda dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Nerede doğduğu hususunda bir bilgi bulunmamakla beraber İran Türklerinden olduğu bilinmektedir. Suriye, İran sınırı ve Şanlıurfa’da yaygın olarak tanınan Türkmen Bediroğulları sülalesindendir. Osmanlı Devleti ile olan uyuşmazlıklarından dolayı göçe zorlanan bu aile ile birlikte Kul Biçare de Suriye’nin Rakka şehri yakınlarındaki Türkmen Culabı (Türkmen akarsuları) denilen bölgeye yerleşir. Yörede anlatılanlara göre Bediroğulları’ndan Abdurrahman’ın Türkmen Culabı’nda rahat bir hayat sürmesine ve maddi durumunun oldukça iyi olmasına karşın yeni bir zorunlu iskân ve Türk olan bir yerleşim biriminde hayatını sürdürmek istemesi sebebiyle bütün maddi varlığını Rakka’daki Türkmen Culabı’nda bırakarak daha önce adını duyduğu ve yaşamak istediği yer olan Kısas’a gelir ve buraya yerleşir. Yörede Abdurrahman Bediroğlu adıyla tanınır. Kısas’ta oldukça yoksul bir yaşantı süren Abdurrahman, burada oğluyla birlikte ağaların yanında azaplık yaparak geçimini sağlamıştır. Diğer taraftan, Kul Biçare’nin herhangi bir eğitim alıp almadığı hususunda da kaynaklarda bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ne zaman vefat ettiği hususunda kaynaklarda herhangi bir bilgiye ulaşılamayan Kul Biçare’nin Cumhuriyet’in ilanından önce Şanlıurfa'nın Kısas köyünde vefat ettiği bilinmektedir. Çocukları Soyadı kanunun çıkmasıyla “Türkmen” soyadının almışlardır (Atılgan vd. 2001: 112).

Kul Biçare badeli âşıklardandır. Rüyasında bir Pir O’na “Kul Biçare” diye seslenerek bade ikram eder. Badeyi içerken gaipten bir el Biçare’nin elindeki badeyi yere döker. Kul Biçare dökülen badenin bulaştığı yerleri yalar. Bu sebeple “Ben âşık değil, bulaşığıyım” diye hayıflandığı rivayet edilir. Âşıklığın yanı sıra tabiplik yönünün de olduğu bilinen Kul Biçare’nin şiirleri Kısas beldesinde yaşayan cem zakirleri ve âşıklar tarafından söylenmektedir (Atılgan vd. 2001: 112).

Müstakil bir eseri bulunmayan Kul Biçare’nin şiirleri yöredeki zakir ve âşıkların defterlerinde kayıtlı olup onlar tarafından cem törenlerinde ya da uygun ortamlarda söylenmektedir. “Göçerem göçerem derdin inanmaz idim /Nasıl oldu göçtü ebnim sevdiğim /Sabahtan kalktım göçün kapıda /Aldı hayallerim gitti sevdiğim” dörtlüğü ile başlayan şiiri Kısas beldesinde âşıklar tarafından yöreye has bir ağız ve ezgi ile okunan meşhur eserlerindendir.

Şiirlerini oldukça sade ve anlaşılır bir Türkçe ile yazan Kul Biçare’nin akıcı ve coşkun bir söyleyişe sahip olduğu görülür. Şiirlerinde yöre ağzını oldukça nadir kullandığı görülür. Alevi-Bektaşi inancı ile ilgili temel kavram ve terimleri yoğun kullanmakla beraber Arapça ve Farsça sözcük ve terkiplere oldukça az yer verdiği görülür.

Kul Biçare’nin şiirlerinin başlıca konusu Alevi-Bektaşi inanç sistemini kapsamaktadır. Şiirlerinde “Miraç hadisesi”, “Kesik Baş” ve “Hayber kalesi” gibi Hz. Muhammed ile Hz. Ali arasında cereyan eden olayları ve onların kerametlerini konu edinen Alevi-Bektaşi edebiyatına özgü anlatmalara sık sık gönderme yaptığı görülür. Hz. Ali ve Alevi-Bektaşi inanç önderleri hakkında yazdığı ve Alevi-Bektaşi inanç ve erkânının kurallarını öğütleyen nasihat konulu şiirlerinin yanı sıra ölüm konusunu işleyen bir şiiri de mevcuttur.

Kaynakça

Atılgan, Halil, M. Acet (2001). Harran’da Bir Türkmen Köyü Kısas. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. BÜLENT AKIN
Yayın Tarihi: 09.09.2013

Eserlerinden Örnekler

Nefes

Âlemler umudu bir sultan gördüm

Dertlilere derman olandır Haydar

İlm-i cavidandan okuyan bilen

Âşığı sevdaya salandır Haydar

 

İrakibin sözü zehirden acı

Muhammed giyindi hırkayı tacı

Emir aldı gezdi arşı mihracı

Arslan olup yolu tutandır Haydar

 

Bir kesik baş geldi âmâna düştü

Muhammed ağlayıp dideler yaştı

Bin beş yüz esirin carna ulaştı

Öldürüp ol devi çekendir Haydar

 

Hayber kalesinde havada uçtu

Cümle kâfirlerin tedbiri şaştı

Ağ devin bendini bağlayıp açtı

Ağ devin bendini çözendir Haydar

 

Kul Biçare düşmüş böyle sevdaya

Arif âşık dalar ilm-i bahriye

Cenaze yüklendi beyaz deveye

Devenin başını çekendir Haydar

 

Atılgan, Halil, M. Acet (2001). Harran’da Bir Türkmen Köyü Kısas. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay., 151-152.

Koşma

Deli gönül ne gezersin serseri

Gözleyen var gözeten var gören var

Ceht eyle seçesen türlü cevheri

Gözleyen var gözeten var gören var

Bu fakir halime sen nazar eyle

Tecellide ne olduğumu kim bile

Hacı Bektaş Veli sen himmet eyle

Gözleyen var gözeten var gören var

Beyandır her halim pir sana beyan

Kalbe mihman olup demeden duyan

Bir katre meniden nişanın koyan

Gözleyen var gözeten var gören var

Muhammed Mustafa gönlümün varı

Aliyyel Murtaza Hüseyn’in nuru

Fahri kainatsın şefaat kâni

Gözleyen var gözeten var gören var

Biçare ararken derdime derman

Aşk atına bindik gezdik bir zaman

Dü çarkın sahibi Mürvet el aman

Gözleyen var gözeten var gören var

Atılgan, Halil, M. Acet (2001). Harran’da Bir Türkmen Köyü Kısas. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay., 151-152.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1OSMAN, Murgullud. 1840 - ö. 1901Doğum YılıGörüntüle
2RÛHÎ, Abdülkerim Ruhi Efendid. 1840 - ö. 1905?Doğum YılıGörüntüle
3KARACEMİRLİ KASIM, Kasım Hacı Ali oğlud. 1840 - ö. 1916Doğum YılıGörüntüle
4OSMAN, Murgullud. 1840 - ö. 1901Ölüm YılıGörüntüle
5RÛHÎ, Abdülkerim Ruhi Efendid. 1840 - ö. 1905?Ölüm YılıGörüntüle
6KARACEMİRLİ KASIM, Kasım Hacı Ali oğlud. 1840 - ö. 1916Ölüm YılıGörüntüle
7OSMAN, Murgullud. 1840 - ö. 1901MeslekGörüntüle
8RÛHÎ, Abdülkerim Ruhi Efendid. 1840 - ö. 1905?MeslekGörüntüle
9KARACEMİRLİ KASIM, Kasım Hacı Ali oğlud. 1840 - ö. 1916MeslekGörüntüle
10OSMAN, Murgullud. 1840 - ö. 1901Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11RÛHÎ, Abdülkerim Ruhi Efendid. 1840 - ö. 1905?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12KARACEMİRLİ KASIM, Kasım Hacı Ali oğlud. 1840 - ö. 1916Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13OSMAN, Murgullud. 1840 - ö. 1901Madde AdıGörüntüle
14RÛHÎ, Abdülkerim Ruhi Efendid. 1840 - ö. 1905?Madde AdıGörüntüle
15KARACEMİRLİ KASIM, Kasım Hacı Ali oğlud. 1840 - ö. 1916Madde AdıGörüntüle