KUL HALİL/BERDÂRİ, İbrahim Halil Elveren

(d. 20.08.1968 / ö. ?)
âşık, müzisyen
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı İbrahim Halil Elveren olan âşık, 1968 yılının Ağustos ayında Şanlıurfa’nın (o zamanki adıyla Urfa) Kısas köyünde (bugün merkez Haliliye ilçesine bağlı mahalle) dünyaya gelmiştir. Bektaş ile Fadime’nin evliliklerinden dünyaya gelen âşık, üçü kız üçü erkek olmak üzere altı kardeştir. İlkin Kul Halil mahlasını kullanan âşık daha sonra Âşık Doksandaon’un (İsmail Kondu) bir sözünün ilhamıyla mahlasını Berdâri olarak değiştirir. Ataları zamanında değirmecilikle uğraştıklarından sülaleleri Hamaçlar olarak adlandırılmıştır. Soy isimleri de yardımseverlikleri ile bilindiklerinden Elveren olarak verilmiştir. Küçük yaşlardan itibaren köy işlerine yardım etmekle beraber eğitimine devam etmiş, 1985 yılında Şanlıurfa Endüstri Meslek Lisesi Ağaç İşleri ve Mobilya bölümünden mezun olmuştur. 1988-1990 yılları arasında askerlik görevini yapmıştır. Askerliğini İzmir Subay Orduevi’nde müzisyen olarak tamamlamış, köyüne dönünce halk edebiyatına ve sanata duymuş olduğu ilgiden dolayı derleme yapmaya başlamış;yaşlılardan maniler, hikâyeler derlemiştir. 1993-1997 yılları arası Kısas Belediyesi’nde başkâtip olarak dört yıl çalışmıştır. Ardından hâlihazırda devam ettiği Ankara Çankaya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nde müzisyen olarak çalışmaya başlamıştır (İlhan 2018).

Âşıklığa olan meylinin (kendi ifadesiyle ozanlığa) daha anne karnındayken gittiği Cemler ile başladığını belirtmiştir. Berdâri, Cemde birçok bağlamanın akort edilip hep birlikte çalınmasındaki tınının onu etkilediğini ifade etmiştir. 13-14 yaşlarında bağlama sahibi olamadığı için, tahta yün tokacına un eleğinin altındaki ince misinaya benzeyen naylon telleri çıkarıp çiviyle alttan ve üstten iki üç tane tel takıp, mızrabını da eski plastik deterjan kaplarından yapıp öyle kendi kendine bağlama talimi yapmıştır. Ağabeyi on dokuz yaşlarındayken amcaları ağabeyine saza özenmesi ve çalması için bir divan bağlama hediye etmiş ancak ağabeyi askere gidince bağlama Berdâri’ye kalmıştır. Divan sazın âşığın cüssesine büyük gelmesine ve akort yapmayı bilmemesine rağmen Cemde duyduklarını bozuk akortla da olsa çalmaya çalışmıştır. Bağlamayı kendi imkânları ile öğrenmiş olan Berdâri, âşıklık feyzini Âşık Doksandaon (İsmail Kondu), Âşık Mahzûni Şerif (Şerif Cırık) ve Âşık Hüdâi’den (Sabri Orak) almış ve bu isimlerle beraber muhabbet ortamının içinde bulunmuştur. Badeli âşık değildir (İlhan 2018).

Berdâri, birçok Cem ve âşıklık icra ortamında bulunmuştur. Kısas’ta Doksandaon, Halit Aşan, Üryani, Âşık Sefâî, Meftûni, Hâlimi, Dertli Divani, Devrâni, Celâli, Ceylâni, Engîni, Âşık Helâli gibi birçok âşık ile birlikte bulunmuştur. Aynı köyde yaşadıklarından dolayı gerek aşure etkinliklerinde, gerek pilav günlerinde, gerek muhabbet ortamlarında gerek Cemlerde beraber saz çalıp söz söylemişlerdir. Bunun yanında Âşık Mahzûni Şerif, Âşık Hüdâi, Mahrûmi, Garip Kâmil, Emrah Mahzûni, Gönüllü Coşkun, Âşık Dîdâri, Mehmet Gökçe, Yanık Ahmet Şahinoğlu, Kul Kemal Işık, Sefil Ahmet ve Kul Hasan ‘la beraber meşk etmiştir (İlhan 2018).

Çocukluğundan itibaren el sanatları ve el işlerinde yeteneğini geliştirmiştir. Ağaçtan bağlama, kara saban ve at arabası gibi eşyalar yapmıştır. Meslek lisesine gidince bunların çok faydasını görmüştür. Alevi-Bektaşi geleneğine ve müziğe olan derin tutkusundan dolayı lise eğitiminin gerekliliği üzerine değil daha çok sosyal ve kültürel uğraşılar içinde yer almıştır. 1993–1997 yılları arasında o zaman belediye olan Kısas’ta başkâtip olarak hem sosyal hem de kültürel çalışmalar konusunda çalışmalar yürütmüştür. 1998 yılında Ankara’ya taşınmıştır. O zamandan bugüne saz sanatçısı ve solist olarak Çankaya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nde müzisyenlik görevini yürütmekte ve birçok sahne ve konser çalışmasında görev almaktadır. Berdâri, Türkiye’nin birçok yerinde birçok programa katılmış ayrıca yurtdışında Almanya, Avusturya, Hollanda, Belçika, Fransa gibi ülkelerde bulunmuş icralarını gerçekleştirmiştir. Berdâri 1994 yılında Yıldız Hanım ile evlenmiştir. Yıldız Elveren, Milli Eğitim Bakanlığı’nda matematik öğretmeni olarak çalışmaktadır. Çiftin Doğa adında bir oğlu vardır (İlhan 2018).

Berdâri, bir usta âşığa çıraklık yaparak âşık olmamıştır. Âşıklık sanatını Cemlerden ve büyük ölçüde Âşık Doksandaon, Âşık Mahzûni Şerif ve Âşık Hüdai’den almıştır. Bu üç ismi sanatkârlığının ustaları olarak kabul etmiştir. Âşık, bütün şiirlerini hece ölçüsü ile yazmıştır. Yarım ve tam kafiyeye ağırlık vermiştir. Şiirlerinin büyük bir kısmını koşma nazım biçiminde oluşturmuştur. Bunun dışında bazı serbest ölçülü şiir denemeleri de vardır. Berdâri âşıklığını Cemlerde ve özel günlerde ortaya koyar, profesyonel denilebilecek müzisyenlik mesleği doğrultusunda icra eder. Hem usta malı hem de kendi şiirlerini okur (Atılgan 1992:130-138; Atılgan-Acet 2001:147-149,153; İlhan 2018; Sezgin 1998:148–191).

Şiirleri belli ölçeklerde özellikle üç kitap ve bir yüksek lisans tezinde yer almıştır (Atılgan 1992; Atılgan-Acet 2001; Sezgin 1998). Ayrıca Cem Vakfı Kısas Yayınları dizisinde yer alan deyişler-maniler kitabında iki şiirine yer verilmiş; dizinin diğer kitaplarında da derlemelerine ve bilgisine başvurulmuştur (Kolektif 2007; Sezgin Türkkol 2007; Ulubey 2007). Bunların yanında Melih Duygulu’nun TRT repertuarında da yer alan çalışmalarında derlenen olarak yer almıştır.

Âşık, önceleri yalnızca Halil ismini kullanmış, Halil Atılgan’ın 1992 yılında yayınlanan kitabı için hazırlıklar yapıldığı sırada kendisine mahlası sorulduğunda Kul sözünü ekleyerek Kul Halil mahlasını ortaya çıkarmıştır. 1990’lı yılların başında hızlandırdığı mani, fıkra, ninni, ağıt, deyiş vs. derleme işinde gösterdiği azami gayretten ötürü bir gün Âşık Doksandaon “sen kendini bu kültüre berdâr etmişsin” der. Doksandaon’un âşık için “sen kendini bu kültüre asmışsın; sen kendini bu kültüre feda etmişsin” anlamında kullandığı bu ifade İbrahim Halil Elveren’in nihai mahlası olur (İlhan 2018).

Berdâri de geleneğin vazgeçilmez olarak kabul ettiği üzere tapşırmaya önem vermiş bütün şiirlerinin son kıtasında mahlasını anmıştır. Sırasıyla Halil, Kul Halil ve Berdâri mahlaslarını kullanmıştır. Dilini sade bir Türkçenin kelime kadrosuyla zenginleştirmiştir. Gündelik yaşamda mevzubahis kelimeleri “Görmedim balayı,bilmem diskotek/ ‘Ayol,pardon' hiç anlamam ne demek?” gibi mısralarda, mahalli söyleyişleri ise “Yarimin kokusun selden alıram”, “Dil inen sevmekte yârış mı olur?” gibi mısralarda görmek mümkündür. İrticalen söyleme gücü kuvvetli olan âşığın karşılaşmalar arasında Adıyamanlı Âşık Garip Kâmil ile yaptığı “Bize safa geldin Kamil/ Sizde safa bulduk Halil” redifli atışmaları en bilinenidir. Diğer ölçülerde şiirleri bulunsa da yaygın olarak 11’li hece ölçüsünü kullanmıştır (Sezgin 1998:148–191; Atılgan 1992:130–138; Atılgan-Acet 2001:147–149,153).

Âşık Berdâri’nin şiirleri içerik yönünden ele alındığında deyişlerin ve toplumsal eleştirinin çalışmalarında yoğun biçimde yer aldığı görülür. Lirizmin yoğun olduğu güzelleme denemeleri de bulunmaktadır. Âşık kendini, Hz. Ali ve Atatürk sevgisinin yanında güncel konulardan bahseden, halkın sorunlarını dile getirmeye çalışan bir ozan olarak görmektedir. Kısas’ta maddi durumu iyi olmayan insanları hem tahkiye etmekte hem de şiirlerine konu etmektedir.

Âşık tarzı şiir geleneğinin yanında dini tasavvufi halk edebiyatı konuları, şiirinin iki güçlü ayağıdır. Konularına göre tasnif edildiğinde güzellemeler, nasihatlar, taşlamalar ve deyişler en yaygın kullandığı dört konu arasında yer almaktadır. Doğrudan, nasihat ve hitap yoluyla, dedim dedi’li, atasözleri, deyimler, telmihler ve yergiler yoluyla anlatımı göze çarpanlardır.

Hikâyeciliğinde telif çalışmalar ortaya koymasının yanı sıra otuz yıldan fazla bir zamanda derlemiş olduğu hikâyeleri de aktarmaktadır. Hatıralarının, derlemelerinin, şiirlerinin ve hikâyelerinin yer aldığı geniş çaplı bir eser üzerinde çalışmaktadır.

Kaynakça

Akbıyık, Abuzer (2012). “Halk Şiirinde Kısaslı Âşıklar”. Şurkav Şanlıurfa Kültür Sanat Tarih ve Turizm Dergisi. S.13. s. 42–46.

Atılgan, Halil (1992). Kısaslı Âşıklar. Şanlıurfa: Özdal Bas.Yay.

Atılgan, Halil, Mehmet Acet (2001). Harran’da Bir Türkmen Köyü: Kısas –Tarihçe, Kültür, Saz-Söz Ustaları, Âşıklar, Deyişleri, Türküleri. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.

İbrahim Halil Elveren, Kısas,1968, Lise Mezunu, Âşık/Müzisyen [M.Emir İlhan tarafından 05.12.2018 tarihinde yapılan görüşme].

Kolektif (2007). Kısas Deyişleri-Manileri. İstanbul: Cem Vakfı Yay.

Sezgin, Fatma (1998). Günümüzde Şanlıurfa Kısas Köyü Âşıklık Geleneği ve Kısaslı Âşıklar. Yüksek Lisans Tezi. Adana: Çukurova Üniversitesi.

Sezgin Türkkol, Fatma (2007). Kısas Masalları. İstanbul: Cem Vakfı Yay.

Soyyer, A.Yılmaz (1992). Şanlıurfa’nın Kısas Beldesi’nde Bir Toplumsal ve Kültürel Yapı Çözümlemesi. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Ulubey, Fatma (hzl.) (2007). Bir Şehir-Bir Belde Kısas. İstanbul: Cem Vakfı Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ M.EMİR İLHAN
Yayın Tarihi: 06.01.2019

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1BABACAN, Ahmet Ali Babacand. 1912 - ö. 23.03.1975Doğum YeriGörüntüle
2KAPLANÎ, Abuzer Kapland. 1955 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3MUHLİSÎ, Alid. 1880'li Yıllar - ö. 1950'li YıllarDoğum YeriGörüntüle
4BABACAN, Ahmet Ali Babacand. 1912 - ö. 23.03.1975Doğum YılıGörüntüle
5KAPLANÎ, Abuzer Kapland. 1955 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6MUHLİSÎ, Alid. 1880'li Yıllar - ö. 1950'li YıllarDoğum YılıGörüntüle
7BABACAN, Ahmet Ali Babacand. 1912 - ö. 23.03.1975MeslekGörüntüle
8KAPLANÎ, Abuzer Kapland. 1955 - ö. ?MeslekGörüntüle
9MUHLİSÎ, Alid. 1880'li Yıllar - ö. 1950'li YıllarMeslekGörüntüle
10BABACAN, Ahmet Ali Babacand. 1912 - ö. 23.03.1975Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11KAPLANÎ, Abuzer Kapland. 1955 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12MUHLİSÎ, Alid. 1880'li Yıllar - ö. 1950'li YıllarAlan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13BABACAN, Ahmet Ali Babacand. 1912 - ö. 23.03.1975Madde AdıGörüntüle
14KAPLANÎ, Abuzer Kapland. 1955 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15MUHLİSÎ, Alid. 1880'li Yıllar - ö. 1950'li YıllarMadde AdıGörüntüle