KURBANÎ, Azerbaycanlı

(d. ?/? - ö. ?/?)
âşık
(Âşık / 16. Yüzyıl / Azeri)

 Ozan geleneğinin âşıklığa evrildiği XVI. yüzyılın, Azerbaycan sahasındaki ilk önemli şahsiyeti olan Kurbanî, Azerbaycan Âşık Edebiyatı üzerine bilgi veren bütün kaynaklarda kendisinden ilk bahsedilen isimdir. İsmi/mahlası etrafında halk hikayeleri meydana getirilmiştir. Adı etrafında teşekkül eden halk hikayelerini kendisinin tasnif ettiğini ileri sürenlerin yanı sıra şiirlerini esas almak suretiyle ölümünden sonra düzenlendiğini iddia eden araştırmacılar da vardır. Hayatı hakkında yazılı kaynaklarda herhangi bir bilgi yoktur. Şiirlerinin çoğunda “Kurbanî” mahlasını kullanır. “Gurban olmuş ismim menim”, “Gurbanî’di menim adım”, “İsmim Gurbanîdi, kendim Diri’di” mısralarında isminin “Gurban/Gurbanî” olduğunu belirtmekle birlikte bu kelimenin, onun mahlası mı yoksa adı mı olduğu kesinlik kazanmamıştır. Bunun dışında Dirili Gurbanî, Dirili Gurban, Tifil Gurbanî, Yetim Gurbani, Yazıg Gurbanî mahlasları da dikkati çeker. Onun hakkındaki bilgiler şiirlerinden ve hayatı etrafında tasnif edildiği belirtilen “Kurbanî-Peri” hikayesinden edinilmektedir. Bu halk hikayesinin varyantlarına göre Kurbanî bir bey oğludur, Diri’de doğmuştur, babasının adı Mirzalı Han (Gence varyantı), Feremez Bey (Diri varyantı)’dir, butası/sevdiği Peri Hanım’dır, mektepte bir molladan ders almak suretiyle tahsilini tamamlamıştır(Tehmasib 1972:334-337; Köktürk 1990:18-19). Ancak araştırmacılar bu bilgilere ihtiyatla yaklaşmak gerektiği konusunda hemfikirdir. Mesleğinin hikayeye göre çiftçilik, şiirlerinden hareketle de âşıklık olduğu söylenebilir “İsmim Gurbani’di, kendim Diri’di/Garadağ’dan Garabağ’a gedirem” (Kazımov 1990:220), “Peri, sene gurban Dirili Gurban”, “Dirili Gurban’ın erz-i halını” (Tehmasib 1972:376), “Gurbani der: Diriliyem men Diri” (Tehmasib vd. 1979:231) mısralarından Kurbanî’nin, Azerbaycan’ın güney bölgesinde Aras nehrine yakın Diri köyünden olduğu anlaşılmaktadır.

XV. yüzyılın son çeyreğinde doğduğu tahmin edilen Kurbanî’nin, “Mürşid-i kâmilim Şeyh oğlu Şah’ım/Bir erzim var gulluğuna Şah menim” mısralarından Şah İsmail Hataî’ye intisap ettiği, hatta bir müddet onun sarayında yaşadığı, onunla görüştüğü anlaşılmaktadır. “Zina ehli bî-heyalar, şerm heyanı atdılar/Gazılar rüşvet alıp şerieti satdılar” mısralarıyla başlayan şiirin 1514 tarihinde Yavuz Sultan Selim’le Şah İsmail arasında geçen Çaldıran savaşıyla ilgili olduğu, “Ezabdan yüz üç keçende/Ecel camın içti Şah’ım/Bu dünyadan köçdü Şah’ım” mısraları ile de Kurbanî’nin Şah İsmail’in ölümüne şâhit olduğu ve “ebced” hesabı ile tarih düşürdüğü, “Yaşı yetirdin elliye, indi üz tut yüze sen” mısralarından da Şah İsmail’in öldüğü H. 930/1524 tarihinde ellili yaşlarda olduğu bilgileri edinilmektedir (Tehmasib 1972:376). Gazenfer Kazımov, “Biz de gonag oldug Garslı Osman’a” mısrasından Kurbanî’nin, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1534’te Azerbaycan’a yaptığı seferden sonra Kars’a götürüldüğünü; “On bir il çekmişem zimistan gahrin” ifadesinden de burada 11 yıl esir tutulduğunu ve 70 yaşlarında iken Şah Tahmasb devrinde serbest kalıp memleketi Diri’ye döndüğünü ileri sürmektedir. (1990:17-20). Ölüm tarihi de kesin olarak belli olmayan Kurbanî’nin mezarı, Aras nehrinin sol sahilindeki Gumlag Köyü ve ona yaslanan Hudaferin köprüsüne yakın olan Dirili dağının zirvesindedir (Tehmasib 1979:494).

Aşk konulu halk hikayeleri grubuna dahil edilebilecek Kurbanî hikayesini, remzî ve mecazî bir eser olarak niteleyen M. Tehmasib, hikayenin Kurbanî tarafından kaleme alınmış olduğunu ve ilahi aşkı terennüm ettiğini ileri sürmektedir. Bunu da, “Gurbanî” mahlasından başlayarak hikayedeki Peri, Abdullah, Salih Sövdayer gibi şahıs isimlerine; Gence, Diri, Mazannene Piri gibi yer adlarına; Diri varyantının vuslat ile bitmeyişine dayandırmaktadır (1972: 335). Hakkında anlatılan hikayenin üç “benzer metin”i mevcuttur. Bunlar içinde en mükemmeli olan Gence rivayetinin epizotları şöyledir:

“Kurbanî, Mirzeli Han adında yoksul bir köylünün oğludur. Mirzeli Han’ın babası, Kür’le Aras nehirlerinin arasında kalan bölgede, Hudaferin köprüsüne yakın yörenin hanlığını yapmıştır. Mirzeli Han’ın bir de erkek kardeşi vardır. Babaları ölünce kardeşi Hüseynalı Han kendi oğullarına arka çıkarak çoluk çocuğu olmayan Mirzeli Han’ı haktan çıkarıp, karı kocayı yalnız başlarına, fakir bir şekilde bırakır. Bunun üzerine Mirzeli Han bütün bunların çocuksuzluk, kimsesizlik yüzünden başlarına geldiğine hükmeder ve bir adak kurbanı alıp, “pir” (bir mübarek zatın mezarı)’de keser, fakir fukaraya dağıtır. Bu kurban Allah tarafından kabul edilir ve bir erkek çocukları olur. Kurban vesilesiyle doğduğu için adını Kurbanî koyarlar. Kurbanî büyür, günlerden bir gün ona Gence Hanı Ziyad Han’ın kızı Peri’yi rüyasında gösterirler, bade içirip buta verirler. Sevgilisi Peri’ye kavuşmak için bir çok “sınag”lardan geçer, başarılı olur ve iki sevgili kavuşur. Hikaye mutlu sonla biter (Tehmasib 1972: 334).

İkincisi, Kurbanî’nin doğduğu yerle ilgili olan Diri rivayetidir. Buna göre;

“Kurbanî Feremez beyin oğludur. Feremez Bey, zengin, varlıklı bir beydir. Ancak zürriyeti yoktur. Mal ve mülkünün çoğunu -Allah kendisine bir oğul versin diye- yetime, esire dağıtır. Bu olaydan sonra Allah ona Kurban bayramında bir erkek evlat verir. Kurban bayramında doğduğu için de çocuğun adını Kurbanî koyarlar. Kurbanî yedi yaşından on dört yaşına kadar molla mektebinde okur, bütün ilimleri hıfz eder. On yedi yaşında babası onu -kendi kendine vermiş olduğu bir söz sebebiyle- ava götürür. Bir dağ keçisi vurup yerler, Mazannene Piri’nde yatarlar. Uykusunda Kurbanî’ye Genceli Abdullah Han’ın bacısı Peri’yi buta verirler. Birçok engeli aşmalarına rağmen Kurbanî’nin ölümü sebebiyle vuslat gerçekleşmez.” (Tehmasib 1972: 335).

M. Tehmasib, “Gülsenem’im menim iki gözümdü”, “Hansenem bağını seyran eyledim” mısralarının yer aldığı koşmalara dayanarak Kurbanî’nin Kurbanî ve Peri, Zengân Versiyası ve Kurbanî ve Gülsenem olmak üzere en az üç hikayesi olabileceğini de ileri sürmektedir (1972: 375).

Aşk ve tabiat konularının yanı sıra sosyal meseleleri de dile getirdiği şiirleri; lirizmi, kelime kadrosu, söz sanatları, muhteva zenginliği ile hemen dikkati çeker. “Elif gaddin, bey gametin, cim canın/Ne yaraşır harf içinde bir dala” mısralarından “ebced” hesabını bildiği; “Ayın lam içinde sin arasında/Yar bize gönderdi bir cövüz indi” (Sevgili, ayın-sin-lam yani “asel (bal) ” içinde ceviz gönderdi) mısralarında da görüleceği gibi Arap asıllı alfabeye imge meydana getirecek seviyede hakim olduğu anlaşılmaktadır.

“Getmiş idim mürşüdüme, derdime derman gıla”, “Terigetden bir yol düşdü elime”, “Mürşüdümsen yetir dermana meni” “Cebinin tecellâ, camalın güneş”, “Camalın şövgünden nezl oldu âye”, “Lâmekân şehrinden geldim câne/Canlar ehli bir cânâne yetişdim/Elden ele gabdan gaba süzüldüm/Gatre idim bir ümmane yetişdim”, “Gırhlar meclisinde söylenir adım”, “İhlas kemerin gurşadılar belime/Me’rifetden bir yol düşdü elime/Hakikatten su bağlandı gölüme/Düşüpdü elime doğru rah menim ve benzeri diğer ifadelerinden onun tarikat ve tasavvuf ehli bir âşık olduğu açıkça görülür.

“Eli dedim eleyinden elendim”, “Pirim olan Şah Merdan’a yetişdim” ve benzer muhtevadaki daha birçok mısrası, Hz. Ali’ye ve onun şahsında ehl-i beyte olan sevgisini yansıtır.

Kurbanî; Şark’ın klasik hikayelerini, mitolojik unsurları, kıssaları, efsaneleri, Şiîlik’le ilgili hususları da iyi bilen bir şahsiyettir: “Sene Leylî, Esli, Şirin demeli”, “Şirin üçün Bîsütun’dan daş kesdim/Münasib adımı Ferhad eyledim”, “Camalı Yusif’in İbn-i Ye’gub’un”, “Hökm olundu Süleymanlar yerişdi”, “Taht-ı Süleyman’a vermerem seni”, “Ye’gub kimi gan ağlaram Ken’an’da/Yusif tek zindanda galan canım hey”, “Sifetde Züleyha, yarı Yusif’in”.

Dinî konularda da bilgili olduğu görülen Kurbanî, konu gereği Arapça, Farsça kelime ve terkipleri de sıkça kullanmıştır: “Gurbanî der, meger âhir zamandı”, Gazılar rüşvet alıp, şerieti satdılar”, “İslam olan mezhebimiz şerifdi”, “Cebrayıl, Mikayıl, İsrafil, Emin/Firişteler gulluğunda nâibdi”, “Şe’nine yazılı “yâ minel-etâ”, “Külli şeyin Hâlık, Allah deyipdi”, “Cebrayıl ki, geldi erş-i e’lâdan/Geldi haber verdi lövh-i ülyâdan”, “Sene dostum dedi Rebbelâlemin”, “İki gab-i govsun, gürretül-eynin”, “Özün nâseh, kelamındı imâmet”, “Ya müşk ü enberdi siyah kâkilin/Ya şeb-i yeldâdı, ya regâyibdi”.

Yukarıda mısralarından da örneklerle dile getirilmiş olan yönleriyle Kurbanî’nin tasavvuf ve divan edebiyatlarından etkilendiğini söylemek mümkündür. Bir kısmı cönklerden, çoğunluğu da halktan derleme yoluyla elde edilmiş olan şiirlerinde tezat, tekrir, teşbih, aliterasyon gibi söz sanatlarının başarılı örnekleri vardır. Azerbaycan âşık şiirinde cinaslı koşma (tecnis) ve gıfılbend (muamma)’in ilk örnekleri Kurbanî’ye aittir. Bunlardan başka geraylı (semai), divani, koşma, deyişme, kıt’a, bayatı (mani) tür ve şekillerine örnek çok sayıda şiiri vardır. Âşıklık geleneğinin ilk güçlü âşığı olduğu için başka âşıklardan etkilendiğini söylemek zordur. Ancak kendisinin, başta Şah İsmail (Hataî) olmak üzere Molla Penaf Vagif, Ercişli Emrah gibi birçok tanınmış âşık-şairi etkilediği M. Tehmasib, H. Araslı, S. Paşayev gibi Azerbaycanlı halkbilimi araştırmacılarının ortak kanaatidir. 

Kaynakça

Abdullayev, Behlül (1978). Azerbaycan Edebiyyatı İncileri. Bakı: Genclik Neşriyyatı.

Ahundov, Ehliman (1983). Azerbaycan Aşıgları ve El Şairleri I. Bakı: Elm Neşriyyatı.

Araslı, Hemid (1960). Âşıg Yaradıcılığı. Bakı.

Aslan, Memmed-Memmedov, Ezizağa (1985). Cinaslar. Bakı.

Aşıglar (1960). Bakı: Azerneşr.

Azerbaycan Edebiyatı Tarihi I (1960). Bakı: Azerbaycan Elmler Akademiyası Neşriyat.

Çelik, Ali (2008). Türk Halk Şiiri Antolojisi. İstanbul: Timaş Yay. 106-107

Efendiyev, Paşa (1981). Azerbaycan Şifahi Halg Edebiyyatı. Bakı: Maarif Neşriyyatı.

Efendiyev, Paşa (1985). Halgın Söz Hazinesi. Bakı: Maarif Neşriyyatı.

Kazımov, Gazenfer (1990). Gurbani. Bakı: Baki Üniversiteti Neşriyyatı.

Köktürk, Şahin (1990). Kurbani ve Peri Hikayesi Üzerine Bir AraştırmaBasılmamış Yüksek Lisans Tezi. Samsun: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Sakaoğlu, Saim-Ali Berat Alptekin-Esma Şimşek (2000). Azerbaycan Âşıkları ve Halk Şairleri Antolojisi I (16-18. Yüzyıllar). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yay.

Tehmasib, Memmedhüseyn (1972). Azerbaycan Halg Dastanları (Orta Eserler). Bakı.

Tehmasib, Memmedhüseyn-T. Ferzeliyev, İ. Abbasov (1979). Azerbaycan Mehebbet Dastanları. Bakı: Elm Neşriyyatı.

Telli Saz Üstadları (1964). Bakı: Azerbaycan Dövlet Neşriyyatı.

Türk Dili ve Edebiyatı Ansikplopedisi (1986). “Kurbanî” ve “Kurbanî Hikayesi” (Hzl. Yavuz Akpınar-Zeynelabidin Makas). C. VI. 5-6. İstanbul.

Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi 1 Azerbaycan Edebiyatı (1993). Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. 396-402.

Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi 2 Azerbaycan Edebiyatı (1993). Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. 317-327.

Veliyev, Vagif (1970). Azerbaycan Şifahi Halg Edebiyyatı. Bakı.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. ŞAHİN KÖKTÜRK
Yayın Tarihi: 13.06.2014

Eserlerinden Örnekler

Semai (Geraylı)

Alçag yerden duman galhar

Dağı dolana dolana

Göz üzünü bulud alar

Mahı dolana dolana

Kimi ağa, kimi nöker

Nöker olan cefa çeker

Bülbül ağlar gan yaş töker

Bağı dolana dolana

Gurbanî murada yetdi

Canan geldi buradan ötdü

Nobat geldi mana yetdi

Sagi dolana dolana 

Ahundov, Ehliman (1983). Azerbaycan Aşıgları ve El Şairleri I. Bakı: Elm Neşriyyatı. 20.

Koşma

Başına döndüyüm ay gaşeng Peri

Adetdi, dererler yaz benefşeni

Ağ nazik elinle der, deste bağla

Ter buhag altında düz benefşeni

Tanrı seni hoş camala yetirmiş

Seni gören aşıg ağlın itirmiş

Melekler mi dermiş, göyden getirmiş

Heyif ki, deribler az benefşeni

Başına döndüyüm, bağa gel, bağa

O gözel hüsnünden bağa nur yağa

Deste deste derib tahar buhağa

Benefşe gız iyler, gız benefşeni

Seher olcag şeyda bülbül ohuşdu

Hökm olundu Süleymanlar yerişdi

Sert gış geldi, gülün vahtı sovuşdu

Daha iylemirik biz benefşeni

Gurbanî der: Könlüm bundan sayrıdı

Ne etmişem yarim menden ayrıdı

Ayrılıg mı çekib boynu eyridi

Heç yerde görmedim düz benefşeni 

Ahundov, Ehliman (1983). Azerbaycan Aşıgları ve El Şairleri I. Bakı: Elm Neşriyyatı. 31-32.

Cinaslı Koşma (Tecnis)

Gözel adam gel Allah’ı seversen

Daldalanma, bir de görgez yara yüz

Yatsana gör yarın astanasında

Gullug eyle, hidmet eyle yara yüz

Sağdan vurdu, soldah çıhdı sağa lam

Sağ goşundu, sol leşkerdi, sağ elem

Nagümanam men bu derdden sağalam

Tabib birdi, derd min birdi, yara yüz

Gurbanî der: Bura geldim yar üçün

Kes ciyerim, doğra bağrım, yar için

Yar odu ki, yardan sonra yar üçün

Zülf dağıda, yaha yırta, yara üz 

Ahundov, Ehliman (1983). Azerbaycan Aşıgları ve El Şairleri I. Bakı: Elm Neşriyyatı. 52.

Muamma (Gıfılbend)

Dost bizi buyurdu hidmet şerife

Dedik ki baş üste, kâf ü lâm ü kâf

Fitne gaşlı, cadu gözlü sevdiyim

Çohların eyleyib hey ü lâm ü kâf

Sidgi dürüst olan yetişer haca

Kimse de kimseye etmez iltica

Mehemmed ki gadem basdı mi’raca

Pişvazine geldi fav ü lâm ü kâf

Mehdi görer goşununun sanını

İnsan üçün gurar hagg mizanını

Bir gün alar Gurbanî’nin canını

O gözleri cellad mim ü lâm ü kâf 

Tehmasib, Memmedhüseyn-Tehmasib Ferzeliyev, İsrafil Abbasov (1979). Azerbaycan Mehebbet Dastanları. Bakı: Elm Neşriyyatı. 214.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1EBÜLFAZ ŞÜKÜR OĞLU MUSAYEVd. 1910 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2DABILOV ABBAZd. 1898 - ö. 1970Doğum YeriGörüntüle
3HASAN BEY ZERDÂBÎd. 1837 - ö. 1907Doğum YeriGörüntüle
4EBÜLFAZ ŞÜKÜR OĞLU MUSAYEVd. 1910 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5DABILOV ABBAZd. 1898 - ö. 1970Doğum YılıGörüntüle
6HASAN BEY ZERDÂBÎd. 1837 - ö. 1907Doğum YılıGörüntüle
7EBÜLFAZ ŞÜKÜR OĞLU MUSAYEVd. 1910 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8DABILOV ABBAZd. 1898 - ö. 1970Ölüm YılıGörüntüle
9HASAN BEY ZERDÂBÎd. 1837 - ö. 1907Ölüm YılıGörüntüle
10EBÜLFAZ ŞÜKÜR OĞLU MUSAYEVd. 1910 - ö. ?MeslekGörüntüle
11DABILOV ABBAZd. 1898 - ö. 1970MeslekGörüntüle
12HASAN BEY ZERDÂBÎd. 1837 - ö. 1907MeslekGörüntüle
13EBÜLFAZ ŞÜKÜR OĞLU MUSAYEVd. 1910 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14DABILOV ABBAZd. 1898 - ö. 1970Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15HASAN BEY ZERDÂBÎd. 1837 - ö. 1907Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16EBÜLFAZ ŞÜKÜR OĞLU MUSAYEVd. 1910 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17DABILOV ABBAZd. 1898 - ö. 1970Madde AdıGörüntüle
18HASAN BEY ZERDÂBÎd. 1837 - ö. 1907Madde AdıGörüntüle