Mustafa Kutlu

(d. 6 Mart 1947 / ö. -)
Hikâyeci, romancı, yayıncı, denemeci, senarist, gezi yazarı, spor yazarı, gazeteci, ressam, öğretmen
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Erzincan’ın Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde, Nahiye Müdürü Nurettin Bey ile Sulhiye Hanım'ın oğlu olarak doğmuştur. Çocukluğunun ilk yılları, babasının işi nedeniyle çeşitli şehirlerde geçmiştir. Nurettin Bey’in 1953'te emekliye ayrılmasının ardından aile Erzincan’a yerleşmiştir. İlk ve orta öğrenimini Erzincan’da tamamlayan Mustafa Kutlu, Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne kaydolmuş ve 1968'de mezun olmuştur.

Öğrenciyken Orhan Okay, M. Kaya Bilgegil, Niyazi Akı gibi hocalarla ve Meddah Behçet Efendi, İsmail Usta gibi halk kültürünün önemli isimleriyle karşılaşmak, edebiyat hayatına yön vermiştir. Orhan Okay'ın odasında Hareket dergisi sahibi Ezel Erverdi'yle tanışmasının ardından ilk desen ve hikâyelerini Fikir ve Sanatta Hareket dergisinde yayımlanmaya başlamıştır. Yazar, üniversite yıllarında iki arkadaşıyla Erzurum Halk Eğitim Salonu’nda bir resim sergisi açmıştır. 1969'da Sevgi Hanım'la evlenen yazarın bu evlilikten iki çocuğu dünyaya gelmiştir.

Kutlu, Tunceli Lisesi (1969-1972) ve İstanbul Vefa Poyraz Lisesi'nde (1972-1974) altı yıl öğretmen olarak görev yapmıştır. 1970-72 yılları arasında şiirleriyle Erzurum'da çıkan Adımlar dergisinin yayınına katkıda bulunmuştur. 1974'te öğretmenliği bırakan yazar, 1979-1982 yılları arasında Hareket dergisinin yazı işleri müdürlüğü görevini yürütmüş, Dergâh Yayınları'nda çalışmaya başlamıştır. Bu yayınevinin çıkardığı Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin 2. cildinden itibaren yayın yönetmenliğini yapmış ve pek çok madde yazmıştır.

Yazar, hayatının çeşitli dönemlerinde senaryo çalışmaları da yapmış, Orhan Kemal’in Uyku, Umran Nazif Yiğiter’in Süslen Berberi, Sabahattin Kudret Aksal’ın Geceye Doğru, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur adlı eserlerini senaryolaştırmıştır. Hikâyelerinden Gönül İşi (Yön: Naci Çelik), Kurtar Beni (Yön:Halit Refiğ), Kapıları Açmak (Yön:Osman Sınav), Uzun Hikâye (Yön:Osman Sınav) ve Mavi Kuş (Yön:Özer Kızıltan) sinemaya uyarlanmıştır.

İstanbul gezintilerindeki izlenimlerini “Bir Demet İstanbul” (1992) ve “Şehir Mektupları” (1993) başlıkları altında yayımlamıştır. 1995'te Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığına başlayan yazar, bu gazetede denemelerinin yanı sıra spor yazıları da kaleme almıştır. TRT2'de "Pazartesi Hikâyeleri", Kanal 7'de (Ekrem Işın'la birlikte) "İstanbul Tekkeleri" ve TRT-1'de "Bir Kitabın Hikâyesi: Müzedeki Şiir" programlarını hazırlamıştır. 1990'dan beri yürüttüğü Dergâh dergisi yazı işleri müdürlüğü görevini 2015 Aralık ayında bırakmıştır.

1981 ve 1983'te Türkiye Yazarlar Birliği hikâye kitabı ödülüne, 2000 yılı Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülüne layık görülmüştür.

Kutlu, hâlen İstanbul'da yaşamakta, Yeni Şafak gazetesi ile Dergâh dergisinde yazı ve edebî eserlerini yayımlamaya devam etmektedir.

Mustafa Kutlu edebiyat dünyasına 1968'de Fikir ve Sanatta Hareket dergisinde yayımladığı eserlerle girmiştir. Aynı zamanda ressam olan yazarın ilk deseni, derginin 28. sayısının kapağında (Nisan 1968) basılmıştır. Derginin 29. sayısında ise (Mayıs 1968) Kutlu'nun "O" adlı ilk hikâyesi neşredilmiştir.

Hareket dergisinde art arda hikâyeleri çıkmaya başlayan yazarın Sait Faik'in Hikâye Dünyası adlı ilk kitabı, 1968'te Hareket Yayınları arasında basılmıştır. Üniversite bitirme tezi olan bu çalışmanın ardından 1970'te yazarın ilk hikâye kitabı Ortadaki Adam neşredilmiştir. 1972'de Sabahattin Ali üzerine biyografik bir çalışma yayımlayan Kutlu'nun ikinci hikâye kitabı Gönül İşi ise 1974 yılında basılmıştır.

Kutlu'nun ilk hikâyelerinde, romantik bir Anadoluculuk göze çarpar. Nurettin Topçu'nun fikirleri ve Taşralı (1959) adlı hikâye kitabı doğrultusunda oluşan bu Anadolucu bakışa paralel olarak, Ortadaki Adam ve Gönül İşi'nde Anadolu'daki köy ve kasaba insanlarının gündelik hayatlarından parçalar anlatılmıştır. Daha sonraki hikâye kitaplarında belirginleşecek olan ressam bakış açısı, mizahi tutum ve lirik anlatımın örnekleri, yazarın bu ilk hikâye kitaplarında kendini göstermiştir. Yıllarca hükümet ve aydınların ihmallerinden yılmış, hasta, cahil, çaresiz bırakılmış, toprağı verimsiz konulmuş Anadolu insanının türlü görünüş ve hâlleri, bu iki kitapta bazen romantik çoğu zaman da gerçekçi bir bakış açısıyla hikâyeleştirilmiştir.

Ortadaki Adam ve Gönül İşi'nde yazar, zaman zaman hikâye kişilerini ağız özellikleriyle konuşturmuş, okuyanda renkli kartpostallar intibaı uyandıran insan, köy ve kasaba tasvirleri çizmiştir. Kendisiyle yapılan bir konuşmada "anlattığım şeylerde değil de anlatma tarzımda bir değişim vuku bulmuştur" (Barbarosoğlu, 2001:24) diyen Kutlu, ilk kitaplarında ele aldığı bazı konuları ve hikâye kişilerini daha sonraki hikâye kitaplarında yeniden işlemiştir. Örneğin Ortadaki Adam kitabındaki Yorgancı Hafız Yaşar, yazarın daha sonraki hikâye kitaplarında da bir figür olarak işlenmiş; Gönül İşi'nin ilk hikâyesi "Kapıları Açmak" daha sonra Kutlu'nun uzun hikâyelerinden birine isim olmuştur. Bu durum, yazarın gittikçe gelişen hikâyecilik anlayışına ve anlatma tarzlarındaki değişime işaret etmektedir. Daha çok Sait Faik, Sabahattin Ali ve Nurettin Topçu etkisi hissedilen Ortadaki Adam ve Gönül İşi, kendi hikâyesini arayan bir yazarın ilk denemeleri olarak değerlendirilebilir. Nitekim yazar, bu iki kitabını tekrar yayımlamamıştır.

Yokuşa Akan Sular (1979) adlı hikâye kitabıyla Mustafa Kutlu'nun hikâyeciliği farklı bir doğrultuda ilerlemeye başlamıştır. Yazar, bu kitapta sanayileşmenin ortaya çıkardığı problemleri, göç olgusu etrafında farklı bir tarzda işlemiştir. Bu eser, yazarın klasik Şark üslubundan hareketle geliştirdiği hikâye tarzının ilk örneğidir. Bu eserinde Kutlu, köyden şehre göç eden Cevher Bican'ın uzun hikâyesi ekseninde sosyal değişme olgusunu irdelemiştir. Yokuşa Akan Sular'ı oluşturan on hikâye kendi içinde bir bütün, hikâyeler birleştirilince de eser başlı başına bir bütündür. Bu hikâye tarzında, okuyucu aktif olmak, bir yap-bozun parçalarını birleştirmek zorundadır. Çünkü hikâyelerdeki şahıslar ortak, anlatılanlar birbiriyle bağıntılıdır. Yokuşa Akan Sular, romanın kapısında duran ama sonuçta hikâye olarak kalan bir eserdir. Yazar, bu hikâye tarzına kıssa geleneğini örnek alarak ulaşmıştır. Eser, şiirde olduğu gibi hikâyede de gelenekten faydalanılabileceğinin örneğidir. Bu hikâye tarzı, Türk hikâyeceğilinde Mustafa Kutlu'ya özgünlük kazandırmıştır.

Mustafa Kutlu'nun Engin ve Süheyla aşkı çerçevesinde hayata tasavvufi-İslami bir yorum getirmeye çalıştığı Yoksulluk İçimizde (1981) adlı eseri, yazarın klasik Şark üslubundan hareketle geliştirdiği hikâye anlayışının en olgun örneği kabul edilmektedir. Yoksulluk İçimizde'yi bir camiyi inşa eden mimar gibi düşünerek kurguladığını belirten Kutlu (Çetin, 1981:39), hikâyeler arasına ele alınan konuyla bağıntılı levhalar yerleştirmiştir. Kutlu, modern bir Leyla ve Mecnun hikâyesi olarak nitelendirdiği bu eserinde, hikâye kişilerinin başlarından geçenlerden ziyade kapitalistleşmenin çeşitli alanlarda yarattığı yıkım ve değişimleri estetik bir bakış açısıyla hikâyeleştirmiştir. Eşyaya ve maddi zevklere bağlı dünya hayatına bir eleştiri olan Yoksulluk İçimizde (Tonga, 2016:23), Türkiye Yazarlar Birliği 1981 yılı Hikâye Kitabı Ödülünü kazanmıştır.

Yazarın sosyal değişme olgusunu işlediği nehir hikâye serisinin üçüncü kitabı Ya Tahammül Ya Sefer'dir. 13 hikâyeden oluşan kitapta yazar, klasik şark üslubundan faydalanmaya devam etmiştir. Bu kitapta, Prof. Asım, dava delisi Kerim ve Murat karakterleri örneğinde yakın geçmişimizde dini gruplardan ayrılan insanlar ve onların hayatları konu edinerek 1980'li yıllardaki fikir hareketlerinin muhasebesi sade, akıcı bir dille yapılmıştır. Ya Tahammül Ya Sefer'le yazar, 1983 yılı Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Kitabı Ödülü'nü kazanmıştır.

Kutlu, Bu Böyledir'de (1987) iki dünya arasında kalan ve seçtiği dünyanın yabancısı olduğu için çıkmazlardan bir türlü kurtulamayan insanları hikâyeleştirmiştir. Bu kitapta sembolik anlatım belirgindir. Kitabın ismi, Kuran-ı Kerim'de en çok tekrar edilen ifadelerden biridir (kezalik:bu böyledir) ve eserde lunapark imgesiyle dünya hayatı sembolize edilmiştir ve lunaparktan çıkışın olmaması, dünyanın faniliğine işaret eder.

Nehir hikâye serisinin son kitabı Sır'da (1990) toplumumuzda sosyal değişme olgusundan en az etkilenmesi beklenen bir dinî kurum ve temsilcilerindeki değişim işlenmiştir. Sır'da mürit ve mürşit ekseninde bir tekkede olup bitenler, tasavvufi bir dille hikâyeleştirilmiştir. İlkin Yoksulluk İçimizde'de karşımıza çıkan, Bu Böyledir'de alegori ile harmanlanan tasavvufi dil, ele alınan konuya bağlı olarak Sır'da daha da belirgin bir nitelik kazanmıştır.

Mustafa Kutlu, 1995-2000 yılları arasında iki hikâye kitabı yayımlamıştır: Arkakapak Yazıları (1995) ve Hüzün ve Tesadüf (1999). Çoğu Dergâh dergisinde yayımlanan kısa hikâyelerin toplandığı bu iki eser, muhteva ve form bakımından önceki beş hikâye kitabından farklılık göstermektedir. Yazar, bu iki kitabında çocukluk, aşk, çevre, kasaba hayatı gibi konular üzerine yoğunlaşmış, çoğu hikâye olmak üzere deneme türünden bazı metinleri de bu iki kitapta yayımlamıştır.

Yazar; kendi hayat hikâyesinden izler taşıyan Uzun Hikâye’de (2000), Göçmen Ali ve oğlunun başından geçenleri, bir devrin panoramasını çizerek, sade ve akıcı bir üslupla hikâyeleştirmiştir (Tonga, 2008:471-484). 2000 yılı Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülünü kazanan Uzun Hikâye, Osman Sınav yönetmenliğinde sinemaya da uyarlanmıştır.

Mustafa Kutlu, Uzun Hikâye'yle uzun hikâye dönemine girmiş ve hemen her yıl bir uzun hikâye kaleme almıştır. Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (2002), Tufandan Önce (2003), Rüzgârlı Pazar (2004), Chef (2005), Menekşeli Mektup (2006), Kapıları Açmak (2007), Huzursuz Bacak (2008), Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı (2009), Zafer Yahut Hiç (2010), Hayat Güzeldir (2011), Anadolu Yakası (2012), Sıradışı Bir Ödül Töreni (2013), Nur (2014), Trende Bir Keman (2015), Hesap Günü (2015) ve İyiler Ölmez (2016) Mustafa Kutlu'nun günümüze dek yayımladığı diğer uzun hikâyelerdir. Bu uzun hikâyelerin çoğu, sayfa sayısı itibariyle pek çok romandan daha hacimlidir. "Hikâye ile roman arasında, romandan çok hikâyeye yakın" eserler edebiyatımızda çok azdır ve Kutlu yayımladığı bu uzun hikâyelerle bu eksikliği âdeta tek başına doldurmuştur.

Yazar, uzun hikâyelerinde toplumsal zeminden kopmadan fertlerin iç dünyalarında olup bitenleri aksettirmeye çalışmıştır. Onun hikâyelerinde fert; yalnızlaşan, içine kapanan biri olarak değil daima içinde yaşadığı toplumun bir parçası olarak sunulmuştur. Yazar; uzun hikâyelerinde çocukluk, köy-kasaba-varoş hayatı, yolculuk, çevre, siyaset, ölüm, kitap tutkusu, müzik gibi çeşitli temalar üzerine yoğunlaşmıştır. Bu tematik zenginleşme ile birlikte uzun hikâyelerin arka planında "sosyal değişme" olgusu yer almaktadır. Örneğin Chef'te (2005), üç kişiden oluşan bir çekirdek aile örneğinde (Hüseyin Hüsnü Şen, Arzu ve Özgür) aile kurumunun çözülüşü anlatılmıştır. Pek çok hikâyesinde olduğu gibi kahramanlarına hikâyedeki konumlarına ve özelliklerine göre isimlere veren Kutlu, kitabına verdiği isimle de dilimizdeki yozlaşmaya işaret etmiştir.

Mustafa Kutlu'nun uzun hikâye döneminde, özellikle Uzun Hikâye, Mavi Kuş, Tufandan Önce, Beyhude Ömrüm, Kapıları Açmak, Sıradışı Bir Ödül Töreni kitaplarıyla, hikâyeciliğinin ilk döneminde olduğu gibi köy/kasaba hayatına yöneldiği görülmektedir. Yazar, uzun hikâyelerinde farklı tematik açılımları da denemiştir. Bunun en güzel örneği Kapıları Açmak'tır. Önce sinemaya uyarlanan (1992,Yön.:Osman Sınav) daha sonra 2005'te dizi filmi çekilen Kapıları Açmak, bir "ters hikâye" olarak dikkat çekmektedir. Bu eserde şehirde kötü yola düşmüş bir kızın köyüne dönmesi ve hayata tutunma çabası anlatılmıştır.

Yazar, uzun hikâyelerinde, hikâye içinde pek çok hikâye anlatır. Tek bir olay ve dar bir şahıs kadrosu ile sınırlı olmayan uzun hikâyeler, bir omurgaya bağlı birbirini bütünleyen çerçeve hikâyelerin birleşmesinden oluşmuştur. Bu anlamda yazarın bir önceki dönemde kıssalardan ilhamla geliştirdği çerçeve hikâye anlayışını, uzun hikâye formuyla ve farklı bir tarzda devam ettirdiği söylenebilir. Sade, akıcı, rahat ve içten anlatım uzun hikâyelerin diğer bir ortak özelliğidir. Uzun hikâyelerinde argodan ve halkın konuşma dilinden faydalanan, atasözü ve deyimlere sıkça yer veren Kutlu; atlattıklarının hakikat değil, kurmaca olduğunu âdeta okurla sohbet edercesine belirtmiştir. Uzun hikâyelerde hikâye kişilerine zaman zaman müdahalede bulunarak ve aralara girip okuru bilgilendirerek Ahmet Mithat Efendi'yi hatırlatmaktadır. Kutlu'nun uzun hikâyeleri, yazmaktan çok anlatma esasına dayanan, halk hikâyeciliği geleneğimizden beslenmiş eserlerdir.

Mustafa Kutlu, çoğu gazetelerde yayımlanmış deneme türünden yazılarını Şehir Mektupları (1995), Akasya ve Mandolin (1999), Yoksulluk Kitabı (2004), Vatan Yahut İnternet (2014), Dem Bu Demdir (2014), Vitrinde Olmak (2015) ve İlmihal yahut Arzuhal (2018) kitaplarında toplamıştır. Denemelerinde İstanbul, yoksulluk, toplumsal değişme, tasavvuf, aile gibi çeşitli konular üzerine yoğunlaşan yazar, sade, akıcı bir dil kullanmıştır. Yazar, daha önce Hece dergisinde yayımlanan Yıldız Tozu adlı hikâyesini, 2004'te çocuk kitabı olarak yayımlamıştır.

Yazarlık hayatında kırk yılı geride bırakan Mustafa Kutlu, Türk hikâyeciliğinde yerli bir damar yakalamış ve bu sayede edebiyatımızda kendine has bir yer edinmiştir. Mustafa Kutlu'nun hikâyeciliğini bir bütün halinde değerlendirdiğimizde akla gelen ilk kavram "sosyal değişme"dir. Bu bağlamda Kutlu, hikâyelerinde zamanla değişen toplum yapımızın insanda, tabiatta, kültürde, siyasette, inançta yaptığı yıkıntıları; kısacası kabuk değiştirirken değerlerini yitiren/yitirmemeye çalışan Türkiye'yi gerçekçi bir bakış açısıyla işlemiştir. Hikâyelerinde modernle geleneği harmanlayan Kutlu, uzun yıllar yönettiği Dergâh dergisinde Nazan Bekiroğlu, Cihan Aktaş, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Abdullah Harmancı, Nihan Kaya, Sibel Eraslan, Kâmil Yeşil, Mukadder Gemici gibi genç hikâyeci kuşağının yetişmesini sağlamıştır.

Kaynakça

Andı, M.Fatih; Aslan Bahtiyar (Haz., 2012). Aynanın Sırrı:Mustafa Kutlu Sempozyumu Bildirileri Kitabı. İstanbul:Küçükçekmece Belediyesi Yay.

Aykut, Kemal; Özcan Nusret (2001). Mustafa Kutlu Kitabı.İstanbul: Nehir Yay.

Barbarosoğlu, Fatma Karabıyık (Söyleşiyi yapan, 2001). Mustafa Kutlu Kitabı içinde, ss.22-32. İstanbul: Nehir Yay.

Çetin, Mehmet (1981). "Yoksulluk İçimizde Üstüne Mustafa Kutlu İle Konuşma". Yönelişler, S.3:39-40.

Tonga, Necati (2008). "Yazar-Hayat-Eser Bağlamında Mustafa Kutlu'nun Uzun Hikâye Adlı Eserinin Tahlili". Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 1(2): 471-484.

Tonga, Necati (2016). Mustafa Kutlu ve Yoksulluk İçimizde. Ankara: Akçağ Yay.

Tosun, Necip (2004). Türk Öykücülüğünde Mustafa Kutlu. İstanbul: Dergâh Yay.

Yıldırım, Ercan (2007). Mustafa Kutlu Hikâyeciliği Varoluş Yabancılaşma Hakikat. Ankara: Ebabil Yay.

Yılmaz, Ercan (Ed., 2013). Cüz Gülü'nün Kokusu. İstanbul: Meserret Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. NECATİ TONGA
Yayın Tarihi: 09.08.2018
Güncelleme Tarihi: 12.10.2021

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Sait Faik'in Hikâye DünyasıHareket Yayınları / İstanbul1968İnceleme
Ortadaki AdamHareket Yay. / İstanbul1970Hikâye
Sabahattin AliHareket Yay. / İstanbul1972İnceleme
Gönül İşiHareket Yay. / İstanbul1974Hikâye
Yokuşa Akan SularDergâh Yay. / İstanbul1979Hikâye
Yoksulluk İçimizdeDergâh Yay. / İstanbul1981Hikâye
Ya Tahammül Ya SeferDergâh Yay. / İstanbul1983Hikâye
Bu BöyledirDergâh Yay. / İstanbul1987Hikâye
SırDergâh Yay. / İstanbul1990Hikâye
Arkakapak YazılarıDergâh Yay. / İstanbul1995Hikâye
Şehir MektuplarıDergâh Yay. / İstanbul1995Deneme
Hüzün ve TesadüfDergâh Yay. / İstanbul1999Hikâye
Akasya ve MandolinDergâh Yay. / İstanbul1999Deneme
Uzun HikâyeDergâh Yay. / İstanbul2000Hikâye
Beyhude ÖmrümDergâh Yay. / İstanbul2001Hikâye
Mavi KuşDergâh Yay. / İstanbul2002Hikâye
Tufandan ÖnceDergâh Yay. / İstanbul2003Hikâye
Rüzgârlı PazarDergâh Yay. / İstanbul2004Hikâye
Yoksulluk KitabıDergâh Yay. / İstanbul2004Deneme
Yıldız TozuErdem Yay. / İstanbul2004Diğer
ChefDergâh Yay. / İstanbul2005Hikâye
Menekşeli MektupDergâh Yay. / İstanbul2006Hikâye
Kapıları AçmakDergâh Yay. / İstanbul2007Hikâye
Huzursuz BacakDergâh Yay. / İstanbul2008Hikâye
Tahir Sami Bey'in Özel HayatıDergâh Yay. / İstanbul2009Hikâye
Zafer Yahut HiçDergâh Yay. / İstanbul2010Hikâye
Hayat GüzeldirDergâh Yay. / İstanbul2011Hikâye
Anadolu YakasıDergâh Yay. / İstanbul2012Hikâye
Sıradışı Bir Ödül TöreniDergâh Yay. / İstanbul2013Hikâye
NurDergâh Yay. / İstanbul2014Hikâye
Vatan Yahut İnternetDergâh Yay. / İstanbul2014Deneme
Dem Bu DemdirDergâh Yay. / İstanbul2014Deneme
Tirende Bir KemanDergâh Yay. / İstanbul2015Hikâye
Hesap GünüDergâh Yay. / İstanbul2015Hikâye
Vitrinde OlmakDergâh Yay. / İstanbul2015Deneme
İyiler ÖlmezDergâh Yay. / İstanbul2016Hikâye
Tarla Kuşunun SesiDergâh Yay. / İstanbul2018Hikâye
İlmihal Yahut ArzuhalDergâh Yay. / İstanbul2018Deneme
Fırtınayı KucaklamakDergâh Yay. / İstanbul2019Deneme
Kalbin Sesi ile Toprağa DönüşDergâh Yay. / İstanbul2020Deneme
Akıntıya KarşıDergâh Yay. / İstanbul2021Deneme
Selâm OlsunDergâh Yay. / İstanbul2021Deneme
Topkapı’dan Topkapı’yaDergâh Yay. / İstanbul2021Gezi

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Hüseyin Alacatlıd. 13 Şubat 1967 - ö. 23 Mayıs 2002Doğum YeriGörüntüle
2Tamer Dursund. 08 Ağustos 1970 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3SALİM, M. Salim Kırkgözd. 1905 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Fikret Terzid. 1947 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5KARANİ, Mustafa Karakılçıkd. 1947 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6SU BABA, Celal Metind. 1947 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Ahmet Köklügillerd. 15 Aralık 1939 - ö. ?MeslekGörüntüle
8İsmail Gümüşd. 05 Temmuz 1938 - ö. 05 Ekim 2015MeslekGörüntüle
9Necdet Evliyagild. 1927 - ö. 02 Nisan 1992MeslekGörüntüle
10M. Nafiz Akınoğlud. 1912 - ö. 24 Aralık 1995Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Bahaeddin Özkişid. 19 Haziran 1928 - ö. 9 Kasım 1975Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12Vartan İhmalyand. 22 Mart 1913 - ö. 29 Ocak 1987Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13ÂŞİR, Re'is-zâde Mustafa Efendid. 1729 - ö. 1804Madde AdıGörüntüle
14Mustafa Necati Karaerd. 2 Nisan 1929 - ö. 15 Mart 1995Madde AdıGörüntüle
15PEYREVÎ, Mustafa Peyrevî Çelebid. ? - ö. 1737-38Madde AdıGörüntüle