MAHGÜL, Mehmet Kılıçoğlu

(d. 1919 / ö. 09.09.2004)
âşık, çiftçi
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Mehmet Kılıçoğlu’nun mahlası Mahgül’dür ve yörede adı ile değil, mahlası ile bilinir. Gaziantep’in Nizip ilçesi, Büyükşemik köyünde 1919 yılında dünyaya gelir. Babası Muhammed Hanifi, annesi Emine Hanımdır. On dört on beş yaşlarında iken ailesi ile birlikte Nizip ilçe merkezine taşınır. Askerlik çağına geldiğinde aynı zamanda ustası da olan babası Muhammed Hanifi’yi kaybeder. Hiç okula gitmeyen âşık, okuma yazmayı askerliği sırasında öğrenir. Mahgül, askerlik dönüşü, amcasının kızı Aynızılha ile evlenir ve bu evlilikten birisi erkek diğerleri kız, on bir çocuk dünyaya gelir; fakat bunlardan sadece altı kız çocuğu yaşar, diğerleri vefat eder. İlk eşi Aynızılha’nın vefatı üzerine ikinci eşi Besime ile evlenir, bu evlilikten hiç çocuğu olmaz (Ersoy 2003: 84; Ersoy 2009: 70-71). Âşık Mahgül, kendi ustası olarak babasını, babasının ustası olarak, babasının dayısı olan Derviş’i, Dervişin de ustası olarak Daşbaşoğlu’nu sıralamakta ve hepimizin başı dediği Kılıçoğlu’nun da asıl kökleri olduğunu ifade etmektedir (Ersoy 2003: 89). Barak sözlü tarih repertuvarında (Ersoy: 2009) Feriz Bey’in hem göç hem de iskân süreçlerinde yanından ayırmadığı Dedemoğlu ve Kılıçoğlu adlı iki âşığı vardır. Âşık Mahgül, bu âşıklardan Kılıçoğlu’nun soyundan geldiğini ve sanatının kendisine bu soydan miras olduğunu ifade etmiştir (Ersoy 2003: 86; Ersoy 2009: 72). Âşık Mahgül, geçimini babasından miras kalan tarım arazilerinin kira geliri ile sağlamış, bunun dışında gelir getiren herhangi bir işte çalışmamıştır. Âşık, 9 Eylül 2004'te vefat etmiştir.

Baraklı Âşık Mahgül’ün çocukluk ve gençlik yıllarında yetiştiği yörede Barakların yoğun olarak yaşadıkları Nizip ve Nizip’e bağlı Barak ovası köylerinde hikâyecilik geleneği çok canlı bir şekilde yaşamaktadır. Hikâyecilik geleneğinin yöredeki en önemli icra ortamı/mekânı olan Barak odaları yapısal ve işlevsel olarak geleneksel yapısını korumaktadır. Âşık Mahgül’ün de hikâye anlatıcılığına ilk adım attığı ortamlar Barak odalarıdır. Teknolojinin yeterince yaygınlaşmadığı, teknolojik kültür ortamının etkilerinin henüz hissedilmediği bir dönemde, Barak odalarında yöreye özgü icra töresinin varlığını sürdürmesi, Barak sözlü kültür ürünlerinin doğal ortamında icra edilmeleri, var olan repertuvarın aktarımının sağlanmasına büyük katkı sunmuştur. Bu yönüyle icra ortamının kendisi, yani Barak odaları, usta çırak ilişkisinin çok geniş bir şekilde gerçekleştiği ortamlardır. Âşık Mahgül de bu bağlam içerisinde usta-çırak ilişkisi ile yetişir ve kendisini yetiştirir. Mahgül, yetiştiği toplumun yani Barakların sözlü tarihi ile ilgili (Ersoy: 2009) anlatıları ve halk bilgisi ürünlerini öncelikli olarak icra ortamında öğrenir (Ersoy 2003: 72-83).

Âşık Mahgül’ün hikâyecilik geleneğine ilgisi ve icra ortamlarına hâkimiyeti ilk ustası olarak kabul ettiği babası Muhammed Hanifi’nin çok iyi bağlama çalması ve sesinin güzel olması ile dinleyicileri etkileyecek biçimde iskân türkülerini icra etmesi ile doğrudan ilişkilidir (Ersoy 2003: 87).

Âşık Mahgül, halk hikâyeleri ve yörede var olan iskân türkülerini hem repertuar olarak hem de icra tarzı itibariyle babasını gözlemleyerek ve taklit ederek öğrenmeye başlar. Ancak babası Mahgül’e bağlama çalmasını öğretmez ve kendi yolundan gitmesini istemez. Mahgül, babasının bütün uyarılarına rağmen, babasının coşku dolu icralarından etkilenir. Babasının ölümünden sonra Barak odalarındaki meclislere daha yoğun bir şekilde katılmaya başlar. Âşık Mahgül’ün halk hikâyeleriyle ilgili repertuvarının oluşmasında babasının yakın arkadaşı olan Kör Hasan’ın önemli katkısı olmuştur. Köroğlu kollarını ise Nizip’te Kara Kulak Kahvesinde, Ramazan ayında Köroğlu kollarını anlatan Etlez Bilal adlı hikâyeciden öğrenmiştir (Ersoy 2003: 88).

Âşık Mahgül, babası gibi kendisinin de askerlik sürecinde bir rüya gördüğünü ve rüyasında pirlerin kendisine, “Hak üzerine söyle, dünya üzerine söyleme.” dediklerini; ancak rüyasında verdiği sözü tutamadığı için de çok hayıflandığını söylemektedir. Âşık Mahgül’ün rüyası, kendisinin anlattığına göre kısaca şöyledir:

Birgün rüyasında tıpkı babasının rüyasında anlattığı ak sakallı, nur yüzlü pirler gibi iki kişinin kendisini alıp büyük bir çöle götürdüğünü; ama bu gidiş esnasında yüzlerindeki nurun parıltısından ak sakallı pirlerin yüzüne bakamadığını söylemektedir. Çöle vardıklarında kocaman bir binanın içine girerler; bu binanın içinde gözünün alabildiği kadar uzunlukta yan yana dizilmiş küçük muma benzer şişeler vardır. Bu şişelerden birini, ak sakallı pirlerden birisi kendisine verir; içmesini söyler. Mahgül bu şişedekini içer, diğer ak sakallı pir de “Hak üzerine söyle evladım, Hakk üzerine” der ve Mahgül telaşlı bir biçimde uyanır, uyandığında içinin içine sığmadığını ve yüreğinin kabardığını söyler. Ancak Mahgül, bu nasihate uygun hareket edemediğini de ifada eder (Ersoy 2003: 89).

Âşık Mahgül, Barak sözlü kültür geleneğinin son dönemde yetişmiş en önemli icracılarından biridir. Mahgül, halk hikâyelerini icra ederken, bağlama kullanmakta, bazı manzum kısımları ezgi eşliğinde telden icra ederken, bazı kısımları şiir olarak okumakta ve dilden icra etmektedir. Bu yönüyle bağlamaya olan hâkimiyetinin yanı sıra, yöre ezgilerini icra etmekteki başarısı ile Türk halk hikâyeciliği içerisinde önemli bir yeri vardır. Baraklı Âşık Mahgül’den tespit edilen halk hikâyeleri Köroğlu kolları (Sekiz kol),  Hurşud ile Mahamiri (Hurşid ile Mâh-ı mihri),  Emraah ile Selvinaz (Emrâh ile Selvihan), Hıtemtay ile Gız Pâdişâh (Hatem-i Tâyî ile Kız Pâdişâh),  Elbeylioğlu (Elbeylioğlu), Gul Mustafa (Kul Mustafa),  Misgin Ali (Miskin Ali) ve Öksüzoğlan'dır.

Kaynakça

Ersoy, Ruhi (2003). Baraklı Âşık Mahgül ve Repertuvarı. Doktora Tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi.

Ersoy, Ruhi (2009). Sözlü Tarih Folklor İlişkisi Baraklar Örneği Disiplinler Arası Bir Yaklaşım Denemesi. Ankara: Akçağ Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. RUHİ ERSOY
Yayın Tarihi: 11.01.2019
Güncelleme Tarihi: 08.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1KASIM GÖYÇELİd. 1880 - ö. 1945Doğum YeriGörüntüle
2MUHAMMET-ZÜLFİKAR, Muhammet Kılıçd. 1966 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3MİRZE BAYRAMOVd. 1888 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Muvaffak Sami Onatd. 26 Ağustos 1919 - ö. 15 Şubat 1986Doğum YılıGörüntüle
5Hikmet Şinasi Önold. 1919 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6CERRAHÎ, Behzat Tokdemird. 1919/1925? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Muvaffak Sami Onatd. 26 Ağustos 1919 - ö. 15 Şubat 1986Ölüm YılıGörüntüle
8Hikmet Şinasi Önold. 1919 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9CERRAHÎ, Behzat Tokdemird. 1919/1925? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10Muvaffak Sami Onatd. 26 Ağustos 1919 - ö. 15 Şubat 1986MeslekGörüntüle
11Hikmet Şinasi Önold. 1919 - ö. ?MeslekGörüntüle
12CERRAHÎ, Behzat Tokdemird. 1919/1925? - ö. ?MeslekGörüntüle
13Muvaffak Sami Onatd. 26 Ağustos 1919 - ö. 15 Şubat 1986Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Hikmet Şinasi Önold. 1919 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15CERRAHÎ, Behzat Tokdemird. 1919/1925? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Muvaffak Sami Onatd. 26 Ağustos 1919 - ö. 15 Şubat 1986Madde AdıGörüntüle
17Hikmet Şinasi Önold. 1919 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18CERRAHÎ, Behzat Tokdemird. 1919/1925? - ö. ?Madde AdıGörüntüle