MÜCRİMÎ, Mehmet Özbozok

(d. 1882 / ö. 28.03.1970)
âşık
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Mehmet Özbozok olan âşık, 1882 yılında Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Karaterzi köyünde dünyaya gelmiştir. Babasının adı Hasan, annesinin adı ise Tamam (Tame) Hanım’dır. Babası aynı zamanda Malatya, Gaziantep ve Kahramanmaraş’a bağlı yerleşim yerlerinde ikamet eden taliplerin hizmetlerini gerçekleştiren Celal Abbas Ocağı’na mensup bir Alevi dedesidir. Özbozok da küçük yaşlardan itibaren bu gezilerin birçoğunda babası Hasan Dede’ye eşlik etmiştir. Gençlik yıllarında köyünde Meryem adında bir kız ile evlenmek istemiş ancak üç kardeşi ve kızın babasının bu evliliğe karşı çıkması üzerine köyünden ayrılarak Gaziantep’in İslahiye ilçesine bağlı Sakçagözü (Keferdiz) köyüne yerleşmiştir. Genç yaşında Karaterzi köyünde Arapça ve Kuran dersleri alan âşık, burada “Yüksük Hoca” namıyla tanınan Hüseyin Hoca’dan dinî ilimler hakkında dersler almış ve kısa bir süre sonra çocuklara Kuran öğretmeye başlamıştır. Âşık, dönemin yöredeki ağalarından Hurşit Ağa’nın Keferdiz’de bulunan Çeltik işleme tesislerini, değirmen ve hanlarını uzun süre çalıştırmıştır. Burada Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinden Sadık Dede’nin kızı Meryem ile evlenen âşık, salgın bir hastalık nedeniyle evliliğinden dört yıl sonra eşini kaybetmiştir. Âşığın eşi Meryem’den Aziz ve Gözel adında iki çocuğu olmuştur. Eşinin vefatından birkaç yıl sonra köyün ileri gelenleri onu İslahiye’nin Kabaklar köyünde yerleşik Ocakoğulları ailesinden Hacı Emir’in kızı Huri ile evlendirmişlerdir. Bu evliliğinden de iki oğlu ve iki kızı dünyaya gelen âşığın Leyla adındaki kızı henüz on dört yaşındayken yakalandığı bir hastalık nedeniyle vefat etmiştir. Evliliğinden yirmi üç yıl sonra eşi Huri Hanım vefat etmiş, bunun üzerine âşık, Hortlar köyünden Döndü (Totle) ile evlenmiştir. Evlendikten bir yıl sonra küsüp köyüne giden eşi bir daha da geri dönmemiştir. Daha sonra da Malatya’nın Ören köyünde yaşayan akrabası Dönü Hanım ile evelenen âşığın bu evliliği vefatına kadar, yani on sekiz yıl sürmüştür (Özdal 2018: 17-18).

Kılık kıyafet devriminde, yaşadığı yörede ilk şapka giyen kişi olan âşık, yazı devriminin ardından da kısa zamanda yeni yazıyı öğrenmiş ve çevresindekilere benimsetmeye ve öğretmeye çalışmıştır. Âşıklığının yanı sıra, civar köylerden taliplerin etrafında toplandığı, sevilip sayılan bir Alevi dedesi olan Özbozok'un seksen yaşından sonra yavaş yavaş görme yeteneği azalmaya başlamıştır. Hayatının son yıllarında gözlerini tamamen yitiren âşık, 1970 yılı mart ayında iyice hastalanmış ve 28 Mart 1970 tarihinde vefat etmiştir. Kabri, Gaziantep’in İslahiye ilçesine bağlı Sakçagözü (Keferdiz) köyünde bulunmaktadır (Özdal 2018: 19-22).

Âşık, babasının da bir Alevi ocak dedesi olması nedeniyle çocukluk yıllarından itibaren Alevi Bektaşi inancının geleneksel yapısı içerisinde büyümüş ve sonraki yıllarda kaleme alacağı şiirleri de büyük ölçüde Alevi Bektaşi edebiyatı ve tasavvufu çerçevesinde şekillenmiştir. Küçük yaşlardayken yanan ocağa düşmüş ve sol elinin parmakları kullanılamayacak derecede yanmıştır. Bu nedenle yaşadığı yörede “Çolak Dede” lakabıyla anılmıştır. Gaziantep’te yaşayan Çepni aşiretinin dedelik hizmetlerini gerçekleştiren Musa-yı Kazım Ocağı mensubu dedesi Musa Kazım onun sol elinin yandığını ve bu elini tam anlamıyla kullanamadığını görünce ona “sen mücrimsin, senin adın Mücrimî olsun” demiş ve Mehmet, bu olaydan itibaren şiirlerinde Mücrimî mahlasını kullanmaya başlamıştır (Özdal 2018: 18-19).

Şiirlerini hece ölçücüyle söyleyen Mücrimi, Arapçayı ve Kuran’ı iyi bilse de şiirlerinde sade bir dil kullanmayı tercih etmiş ve Arapça-Farsça sözcük ve terkipleri kullanırken Alevi Bektaşi inancına ve tasavvufi düşüncesine ait terim ve kavramlar dışına çıkmamıştır. Ömer Özdal tarafından yayımlanan çalışmada yer alan şiirleri incelendiğinde Alevi Bektaşi inancı ve edebiyatının yanı sıra âşık geleneğine ve Türk halk edebiyatına ait motif ve sembolleri yoğun bir biçimde kullandığı görülmektedir.

Mücrimî'nin dinî ve tasavvufî içerikli şiirlerinde sık sık Alevi Bektaşi felsefesinin “eline, diline ve beline sahip olma, olgun (kâmil) insan olma, insana öncelik verme, yalan ve riyadan uzak olma peygamber ve Ali sevgisi” gibi temaları ön plana çıkardığı görülür. Tasavvufi konudaki şiirleri Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre gibi tasavvufi şahsiyetlerin öğretilerinin izlerini taşır. Mücrimî’nin dinî tasavvufi konulu şiirlerinde zaman zaman Yunus Emre’nin yumuşak ve sevgi dolu mistik anlayışına, zaman zaman da Pir Sultan Abdal’ın eleştiren ve başkaldıran söyleyişlerine rastlamak mümkündür. Yine vahdet-i vücut ve Tanrı’ya ulaşma gibi tasavvufi konuları Alevi Bektaşi şairlerine has akıl ve bilgiyle sorgulayan bir tavır ile ele alır. Yeri gelir, Alevi dedelik kurumunu sert bir dille eleştirdiği dizeler söyler. Şiirleri incelendiğinde Alevi Bektaşi edebiyatının en önemli temsilcilerinden Pir Sultan Abdal’ın dışında Türk âşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden Karacaoğlan’ın izlerine de rastlamak mümkündür. Bazı dizelerinde dil, söyleyiş ve duygu bakımından Karacaoğlan’ın şiir anlayışı ile bir özdeşlik olduğu görülür (Özdal 2018: 29-48).

Şiirlerinde dinî ve tasavvufî konuların yanında ayrılık, hasretlik ve sevgi gibi temaları ele aldığını, ayrıca vefasızlık, riyakârlık, cehalet, bilgisizlik, inanç sömürüsü ve adaletsizlik gibi olumsuz durumları eleştirdiğini görmek mümkündür. Sevgi üzerine yazdığı şiirlerinde sevgiyi kutsallığı ve yüceliği ile ele aldığı görülür. Bu nedenle de onun şiirlerinde sevgiden ve sevgiliden gelen her türlü cefa, zorluk ve acının kutsal olduğu ve bu yaradan kurtulmak yerine sabırla ve tevekkülle ona katlanmak gerektiği vurgulanır (Özdal 2018: 39-53).

Mücrimi’nin çok sayıda şiiri TRT repertuvarına girmiş ve Arif Sağ, Yavuz Top, Ahmet Aslan, Ulaş Özdemir ve Özlem Özdil gibi ses ve saz sanatçıları tarafından çok sayıda eseri çeşitli albüm, konser ve TV programlarında seslendirilmiş, yine Türk Haberler Ajansı tarafından kendisi hakkında hazırlanan belgesel TRT Avaz'da yayınlanmıştır.

Kaynakça

Özdal, Ömer (2018). Âşık Mücrimi-Harmanımı Yel Aldı. İstanbul: Demos Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. BÜLENT AKIN
Yayın Tarihi: 07.04.2019

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1BEKTAŞ, Bektaş Kaymazd. 1919 - ö. 21.07.1978Doğum YeriGörüntüle
2HAMMAL/MİRZE GÜLZAR, Bayrameli Abbaszaded. 1859 - ö. 03.06.1926Doğum YeriGörüntüle
3İSMAYIL ELİBEYLİd. 1868 - ö. 1940Doğum YeriGörüntüle
4SÜRAYİ, Gabrail Demirçovd. 1882 - ö. 1972Doğum YılıGörüntüle
5NURETTİN SEYFİ (ALİ BABA), Ali Verimd. 1882 - ö. 1942Doğum YılıGörüntüle
6Yalkut, Sabri Cemild. 01 Eylül 1882 - ö. 12 Ağustos 1957Doğum YılıGörüntüle
7SÜRAYİ, Gabrail Demirçovd. 1882 - ö. 1972Ölüm YılıGörüntüle
8NURETTİN SEYFİ (ALİ BABA), Ali Verimd. 1882 - ö. 1942Ölüm YılıGörüntüle
9Yalkut, Sabri Cemild. 01 Eylül 1882 - ö. 12 Ağustos 1957Ölüm YılıGörüntüle
10SÜRAYİ, Gabrail Demirçovd. 1882 - ö. 1972MeslekGörüntüle
11NURETTİN SEYFİ (ALİ BABA), Ali Verimd. 1882 - ö. 1942MeslekGörüntüle
12Yalkut, Sabri Cemild. 01 Eylül 1882 - ö. 12 Ağustos 1957MeslekGörüntüle
13SÜRAYİ, Gabrail Demirçovd. 1882 - ö. 1972Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14NURETTİN SEYFİ (ALİ BABA), Ali Verimd. 1882 - ö. 1942Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Yalkut, Sabri Cemild. 01 Eylül 1882 - ö. 12 Ağustos 1957Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16SÜRAYİ, Gabrail Demirçovd. 1882 - ö. 1972Madde AdıGörüntüle
17NURETTİN SEYFİ (ALİ BABA), Ali Verimd. 1882 - ö. 1942Madde AdıGörüntüle
18Yalkut, Sabri Cemild. 01 Eylül 1882 - ö. 12 Ağustos 1957Madde AdıGörüntüle