MÜDAMÎ, Sabit Yalçın Ataman

(d. 1918 / ö. 08.11.1968)
âşık, çiftçi
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Sabit olan âşığın soyadı Yalçın/ Ataman, 1918 yılının nisan ayında Ardahan'ın Posof ilçesinin Varzına (Demirdöven) köyünde dünyaya gelmiştir. Şiirlerinde Müdamî mahlasını kullanan âşık, Posoflu Müdamî olarak ünlenmiştir. 1934'te Soyadı Kanunundan sonra da Ataman soyadını alır. Molla Kahraman ve Ferahnaz (Şerife) çiftinin belki de en küçük çocuğudur. Annesi o üç yaşındayken vefat eder. Sabit (Ataman) ilk eğitimini din adamı olan babasından alır. Daha sonra Ardahan Askerî Rüştiyesine (Ardahan Yetimler Okulu) yatılı olarak başlar ancak dördüncü sınıfa geçtiğinde okulun kapanması üzerine babasının yanına dönmek zorunda kalır ve orada Kur’an kursu hocalığına başlar. Bu dönemde üvey annesinden dolayı eve gelemez ve dışarıda kalmaya başlar. Âşıklığı ile ilgili olarak kaynaklarda yer alan bilgiler temelde onun bâdeli âşık olması üzerinedir. Müdamî, yedi ve on dört yaşında iki kez aynı rüyayı görür ve pir elinden bâde içer. İçtiği bâde sonucunda pîrlerin kendisine gösterdiği Şemsinur’a âşık olur ve bütün bir ömrünü onu aramakla geçirir. Pek çok yer gezen Müdamî’nin âşıklık geleneğini icra ettiği meslek dolayısıyla olsa da o, gittiği yerde Şemsinur’u arar ve bu hayalinden hiç vazgeçmez (Özsoy 2010: 1429-1430; Kalkan 1991: 289, Çelik 2016: 117). Bir gece mezarlıkta uyuyakaldığı sırada gördüğü bu rüyada pirler tarafından kendisine Müdamî mahlası verilir (Çelik 2016: 117, Halıcı 1992: 52). Müdamî’nin anlattığı pirler, Hz. Muhammed, Hz. Osman ve Hz. Ali’dir (Başgöz 1986: 133). Pirler tarafından rüyasında gösterilen Şemsinur adındaki kızın, ailesi hakkında da bilgi veren Müdamî, Şemsinur’un sülalesinin adı Molla Halil oğulları, babasının adı Molla Mevlüt, annesinin adı Gudret’tir. Ayrıca Müdamî rüyasında gördüğü Şemsinur’u Murat yaylasının başında gördüğünü belirtmektedir (Başgöz 1986: 133). Şemsinur’u hayatı boyunca arayan Müdamî, daha sonraki dönemlerde Ramazan imamlığı yaptığı köylerden birinde Şemsinur’u görürse de sevdiğini alamaz ve Posof’a gelir ve yerleşir. Şemsinur için söylediği şiirin ilk dörtlüğü şöyledir: Yedi yaştan bir sevdaya tutuldum/ Sadık dostum ne haldeyim sor beni/Otuz üç senedir yandım yakıldım/Kül etti içimde gizli kor beni (Halıcı 1992: 52). Âşık Müdamî birkaç yıl sonra Posof’a gelir ve Zekiye adlı bir kızla evlenir. Bu evlilikten üçü oğlan biri kız olmak üzere dört çocuğu olur. Çocuklarından ikisinin adı Hikmet Arif ve Halil İbrahim Ataman’dır. Diğer çocuklarının adlarıyla ilgili herhangi bir bilgi mevcut değildir. Yazları çiftçilik ve hayvancılık yapan Müdamî, kışları da âşıklık yaparak hayatını devam ettirir. Babasıyla birlikte gezip dolaşır, Şavşatlı Tevfik Usta’dan âşıklık ve hikâyecilik dersleri alır. Cilavuz Köy Enstitüsü'nde müzik öğretmenliği de yapan Müdamî’nin önemli özelliklerinden biri de halk hekimliğine ilgi duymasıdır. Bunu bölgenin ünlü âşıkları Şeref Taşlıova ve Murat Çobanoğlu da doğrular (Özsoy ve Ataman 1993: 58-59). Posoflu Müdamî, 8 Kasım 1968’de vefat etmiştir.

Âşık bir ailenin çocuğu olan Müdamî'nin dedeleri de âşık olup adları Âşık Üzeyir Fakiri, Ferhad Feryadî ve Süleyman Süreyya'dır. Müdamî’nin ikinci rüyayı görmesinden sonra, Artvin ilinin Şavşat ilçesinin bir köyüne gittiğinde, kahvede bulunan dinleyicilerin, âşıktan usta malı şiirler söylemesini istediklerinde onun usta malı şiir bilmediğini söylediği için, âşık olarak görülmediğini ve daha sonda kahveye gelen, Yaguboğlu Tevfik Usta ile birlikte Kars Yusufeli’ne gittikleri, onunla üç yıl dolaştığı bu arada 13 hikâye öğrendiği kendisi ile yapılan görüşmede dile getirmiştir. Bu üç yılda öğrendiği hikâyelerin adları; Tahir Mirza, Yaralı Mahmud, Şah İsmail, Asüman, Mustafa Beg, Celali Memet Beg, Bolu Beg, Kocabeg, Ahmet Han. Aradan geçen birkaç yıldan sonra askere giden Müdamî, bu dönemde de, Latif Şah, Salman Şah, Sevdakâr, Tufarganlı Abbas, Köroğlu’nun Oğlu Hassan Bey adlı hikâyeleri öğrenir. Aynı görüşmede Müdamî badeli âşık olmasına karşın, sazda ve sözde ustalaşmasını Yaguboğlu Tevfik Usta’dan öğrendiğini belirtir. Kurbanî hikâyesini de âşık Cafer Cevherî’den dinlediğini belirten Müdamî hikâyeleri önce ezberlediğini sonra da defterine yazdığını belirtmektedir. Müdamî’nin ilk anlattığı hikâye, Tahir ile Zühre’dir (Başgöz 1986: 124-128).

Müdamî’nin yetişmesinde bölgenin ünlü âşıkları Kağızmanlı Âşık Cemal Hoca, Ardanuçlu Âşık Efkârî, Bardızlı Âşık Nihanî ve Yusufelili Âşık Huzurî’nin büyük etkisi olmuştur. 1938'de Atatürk’ün ölümü üzerine yazdığı ağıtıyla kısa sürede bütün Türkiye’de tanınan Müdamî, ilerleyen yıllarda da Doğu Anadolu Bölgesi âşıklarının pek çoğunu etkilemiştir. Bunlar arasında İlhami Demir, Yaşar Reyhanî, Davut Sularî, Mevlüt İhsanî, Âşık Sarrafî, Âşık Paşa Yangunî, Âşık Efkârî, Dursun Cevlanî, Murat Çobanoğlu, vb. sayılabilir.

Pertev Naili Boratav’ın derlemelerinde kaynak şahıs olarak da görülen Müdamî, bildiği bütün halk hikâyelerini anlatmıştır. Müdamî halk hikâyeciliği konusunda oldukça iyi bir musanniftir. ‘Ali Şir ile Gül’, ‘Öksüz Vezir Dürrü Gilan’, ‘Seyfi Yülyezen’ adlı (Aslan 1978: 180) hikâyeleri hâlâ anlatılmaya devam etmektedir. Bunların dışında pek çok türkülü kısa hikâye (Yaralı Top Efsanesi) anlatmıştır. Müdamî’nin hikâyecilik yönü oldukça önemlidir. Anlattığı ve yazıya geçirilen hikâyelerin adları şöyledir: Köroğlu’nun İlk Kolu, Köroğlu Koca Bey Oğlu, Köroğlu Demircioğlu Kolu, Köroğlu Bolu Beyi Kolu, Köroğlu Hasan Paşa Kolu, Köroğlu Son Kol, Köroğlu’nun Oğlu Hasan Bey, Celali Bey Oğlu Mehmet Bey, Tahir ile Zühre, Şah İsmail, Kirmanşah, Arslan Bey, Erzurumlu Mahsûnî, Yahudi Kızı, Âşık Garip, Kara Gelin, Kurbanî, Tufarganlı Âşık Abbas, Latif Şah, Sevdakâr, Salman Bey, Erzincan Bağları, Tahir Mirza, Ahmet Han, Yaralı Mahmut, Emrah ile Selvi Han, Asuman ile Zeycan, Mustafa Bey,Koca Beğ, Kerem ile Aslı, Hasta Hasan, Leyla ile Mecnun, Yusuf ile Zeliha, Ferhat ile Şirin, Köroğlu’nun Diğer Kolları, Ali Şir ile Gül. Ayrıca bunlarında dışında pek çok hikâye kayıtlara geçmiştir (Özsoy 1993: 132-133).

Hem aruz, hem de hece ile söylenmiş şiirleri bulunan Müdamî’nin asıl başarılı şiirleri, hece vezni ile yazıp söyledikleridir. Şiirlerinde, aşk, kahramanlık, tabiat, yurt sevgisi ve mutsuzluk gibi konuları işlemiştir. Öğüt ve tasavvufi konuları işleyen şiirleri de vardır. Koşma, yedekli koşma, mâni, varsağı, destan, türkü, divan, selis, semai, kalenderi, satranç, vezn-i aher, rubai, sicilleme; terci-i bent ve muhammes dallarında yüzlerce şiir yazmış / söylemiştir.

Satranç türünde oldukça başarılı olan Müdamî’nin bir dörtlüğü: Ey Müdami bir kusurdur cevher olan sendeki/ Bir kusurdur libiyakut ne varsa haznendeki/ Lebiyakut ne varsa heznendeki lisandaki/ Sendeki haznedeki lisandaki rahmanıdır (Aslan 1978: 181). Atışmada çok başarılı bir âşık olan Müdamî’yi diğer âşıklardan ayıran özellik taşlama yapmamış olmasıdır. Müdamî katıldığı toplantılarda -ikili ve dörtlü- âşık atışmaları bulunmaktadır. Diğer âşıklar gibi başta aşk, kahramanlık, tabiat, yurt sevgisi olmak üzere hemen çok çeşitli konuları şiirlerinde işlemiş, zaman zaman tasavvufi konuları da işlemiş, öğüt vermiştir (Çelik 2016: 116).

Pek çok âşığın şiirlerinde olduğu gibi, Müdamî de daha çok yarım kafiye kullanılmış, diğer kafiye çeşitlerini de yer vermiştir. Şiirlerinde cinaslı kafiyenin örnekleri de görülmektedir. (Özsoy ve Ataman 1993: 83) Müdamî şiirlerinde hem aruz, hem de hece veznini kullanmıştır. Yedekli koşma, mâni, varsağı, destan, türkü, divan, selis, semai, kalenderi, satranç, vezn-i aher, rübai, sicilleme; terci-i bent ve muhammes türünde yüzlerce şiiri olan Müdamî’nin en başarılı eserleri hece vezni ile yazıp söyledikleridir. Hece ile söylediği şiirlerinde sade ve zaman zaman yaşadığı coğrafyanın dil özelliklerini görülmektedir. Aruzla yazdığı şiirlerinde aldığı eğitim ve kullandığı aruz kalıplarına uygun olarak Arapça ve Farsça tamlamalara yer vermiş, söylediği şiirlerin dili de hece ile söylediği şiirlerine göre daha ağır dil özellikleri taşıdığı görülmektedir (Çelik 2016: 116). Müdamî’nin şiirlerinde yaşadığı dönemde insan hayatını zorlaştıran bugün belki de sadece kitaplarda adı bilinen haşeratlarından birisi olan Tahtakurusu için mizahi destan meydana getirmiştir (Özsoy ve Ataman 1993: 79). Bakarsın vücuttan geçmiş bir kola/ Katlanılmaz derttir püsküllü bela/ Vücûdum benzetti kabartma yola/ Yaptı tiren hattı tahta kurusu (Özsoy-Ataman 1993: 79). Müdamî almış olduğu dinî eğitim nedeniyle olabileceği gibi, yaşadığı dönemin şartlarından dolayı çevresindeki insanlara öğüt niteliğinde bazen tasavvuf bazen de atasözleri ile öğütler vermektedir. İnsanoğlunun Bezm-i Elest’te Allah’a verdiği kulluk sözünü hatırlatan, şeytanın onu aldatmaya çalışacağını ve bu tuzağa düşmemesi gerektiğini; iyi, kâmil bir Müslüman’da olması gereken özellikleri anlatan şiirleri bulunmaktadır. Ayrıca “Bir alaca dana bir sürüyü bozar”, “Aheste giden menzile erişir” gibi atasözlerine şiirlerinde yer vererek hem dönemini hem de sonraki nesle öğüt vermektedir. Müdami, Konya Âşıklar Bayramı’nın ilkine (1966) katılmış, bu bayramda türkü dalında birinciliği rahmetli Murat Çobanoğlu ile paylaşmıştır. Hakkında değişik dönemlerde iki doktora tezi (Özsoy 1993; Aydın 2012) hazırlanmıştır.

Kaynakça

Alptekin, A. B. , E. Şimşek (1992). Posoflu Müdamî Bibliyografyası. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.

Alptekin, A. B., S. Sakaoğlu (2008). Türk Saz Şiiri Antolojisi (14-21. Yüzyıllar). Ankara: Akçağ Yay.

Aslan, Ensar (1978). Doğu Anadolu Saz Şairleri. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Basımevi.

Aydın, Oğuzhan (2012). Her Yönüyle Âşık Sabit Müdamî. Doktora Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi.

Başgöz, İlhan (1986). "Poshoflu Halk Şairi Sabit Müdami’nin Hayatı. 1967". Folklor Yazıları. İstanbul: Adam Yay. 124-137.

Çelik, Ali (2016). Feyzi Halıcı ve Yirminci Yüzyıl Âşıkları Üzerine Araştırmalar I. Ankara: Akçağ Yay.

Devellioğlu, Ferit (1970). Osmanlıca -Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Doğuş Matbaası.

Elçin, Şükrü (1988). Halk Şiiri Antolojisi. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay.

Halıcı, Feyzi (1992). Âşıklık Geleneği ve Günümüz Halk Şâirleri Güldeste. Ankara: AYK Yay.

Işık, Mevlüt (1980). Posoflu Âşık Müdamî. Ankara: yyy.

Kalkan, Emir (1991). XX. Yüzyıl Türk Halk Şairleri Antolojisi. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.

Özsoy, Bekir Sami (1993). Posoflu Âşık Müdamî Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Eserleri. Doktora Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi

Özsoy, B. S. , H. İ. Ataman (1993). Posoflu Âşık Müdamî Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Eserleri. Kayseri: yyy.

Sakaoğlu, Saim (1969). “Kayıpların Ardından Müdami Üzerine Bazı Dikkatler”. Karseli Dergisi. Ocak. 55.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. ALİ BERAT ALPTEKİN
Yayın Tarihi: 16.04.2019
Güncelleme Tarihi: 09.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1OZAN SÜLEYMAN, Süleyman Ateşd. 1954 - ö. -Doğum YeriGörüntüle
2DEMİROĞLU, Nuri Demiroğlud. 1948 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3SUNURİ, Umut Sucid. 16.02.1956 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Tarık Buğrad. 2 Eylül 1918 - ö. 26 Şubat 1994Doğum YılıGörüntüle
5Fikret Arıtd. 3 Ekim 1918 - ö. 11 Kasım 1987Doğum YılıGörüntüle
6İsmail Hakkı Yılanlıoğlud. 1918 - ö. 6 Temmuz 1992Doğum YılıGörüntüle
7Tarık Buğrad. 2 Eylül 1918 - ö. 26 Şubat 1994Ölüm YılıGörüntüle
8Fikret Arıtd. 3 Ekim 1918 - ö. 11 Kasım 1987Ölüm YılıGörüntüle
9İsmail Hakkı Yılanlıoğlud. 1918 - ö. 6 Temmuz 1992Ölüm YılıGörüntüle
10Tarık Buğrad. 2 Eylül 1918 - ö. 26 Şubat 1994MeslekGörüntüle
11Fikret Arıtd. 3 Ekim 1918 - ö. 11 Kasım 1987MeslekGörüntüle
12İsmail Hakkı Yılanlıoğlud. 1918 - ö. 6 Temmuz 1992MeslekGörüntüle
13Tarık Buğrad. 2 Eylül 1918 - ö. 26 Şubat 1994Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Fikret Arıtd. 3 Ekim 1918 - ö. 11 Kasım 1987Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15İsmail Hakkı Yılanlıoğlud. 1918 - ö. 6 Temmuz 1992Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Tarık Buğrad. 2 Eylül 1918 - ö. 26 Şubat 1994Madde AdıGörüntüle
17Fikret Arıtd. 3 Ekim 1918 - ö. 11 Kasım 1987Madde AdıGörüntüle
18İsmail Hakkı Yılanlıoğlud. 1918 - ö. 6 Temmuz 1992Madde AdıGörüntüle