NİYAZİ DEMİR

(d. 1932 / ö. 06.02.2003)
âşık, işçi
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Âşık Niyazi, 1932 yılında Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Türkmen Alevi köylerinden Seyithasan (Bakacak) köyünde dünyaya gelmiştir. Ailesinin nüfusa yaşını iki yıl geç yazdırması nedeniyle nüfus kayıtlarında doğum tarihi 1934 olarak kayda geçmiştir. Asıl adı Niyazi Demir olan âşığın babasının ismi Ali, annesinin adı ise Meryem’dir. Niyazi’nin çocukluk yılları Seyithasan köyünde geçmiş ve ilkokulu da burada tamamlamıştır. Ailenin tek erkek çocuğu olan Niyazi’nin Fatma adında bir ablası vardır. Ailenin kendisinden önce dünyaya gelen tüm erkek çocukları kısa bir süre yaşadıktan sonra ölmüşlerdir. Ailesi, Niyazi’nin hayatta kalmasını, bağlı oldukları İmam Zeynel Abidin Ocağı Dedesi Abbas Dede’nin Niyazi dünyaya geldiği gün onu yakasından geçirmesine bağlarlar (Akın 2016: 27; Akın 2011: 335-346).

Genç yaşlardayken aynı köyden Gülizar adında bir kıza âşık olan Niyazi, bir gün Abbas Dede’nin kabrine giderek dua ve niyaz edip kendisine üç şey nasip etmesini ister. Bunlardan biri halk içinde çok sevilmek ve bilinmektir. İkincisi âşıklık, üçüncüsü ise Gülizar’dır. Bu olaydan kısa bir süre sonra da irticalen şiir söylemeye başlar. 1952 yılında Gülizar ile evlenen âşık, Devlet Karayollarında greyder operatörü olarak çalışmış ve buradan emekli olmuştur. Yedisi kız üçü erkek olmak üzere toplam on çocuk sahibi olan âşık, 6 Şubat 2003 tarihinde Mersin’de vefat etmiştir (Akın 2016: 28-29).

Âşıklığa çocukluktan hevesi olan Niyazi, ilkokul yıllarından itibaren Şah Hatayi, Pir Sultan Abdal, Seyyid Nizamoğlu, Kul Himmet, Viranî, Noksanî ve Yeminî gibi Alevi-Bektaşi inancına mensup şairlerin kitaplarını okuyarak ve cemlerde deyişlerini dinleyerek büyümüştür. Yine çocukluk ve gençlik yıllarında Kerem ile Aslı, Yusuf ile Züleyha, Tahir ile Zühre, Ferhat ile Şirin gibi halk hikâyelerini kitaplardan okuyarak ve tanıştığı âşıklardan dinleyerek ezberlemiştir. Okuduğu âşık kitaplarının içerisinde onu en fazla etkileyen Karacaoğlan olmuştur. Âşıklığa başladığı yıllardan itibaren birçok muhabbet ve âşık meclisinde bulunan Niyazi, köyün yaşlılarından ve ailesinden aldığımız bilgilere göre, yöreye gelen âşıklardan Âşık Seyyahi, Davut Sulari, Ali Kızıltuğ, Meçhuli ve Vicdani ile karşılıklı çalıp söylemiş ve bu âşıkları bizzat evinde ağırlamıştır (Akın 2016: 29).

Âşık Niyazi, şiir yazmaya ve saz çalmaya genç yaşlarda yaşadığı köydeki cem ritüellerinin ve irfanî muhabbet meclislerinin etkisiyle başlamıştır. Âşık Niyazi, bir ustanın yanında yetişmemiştir. Ama bu eksikliğini ilk aşamada katıldığı cemler ve diğer inanç merkezli ritüellerle ikinci aşamada ise bulabildiği tüm âşıkların ve halk şairlerinin kitaplarını okuyarak, çağdaşı olduğu âşıkların kaset ve plaklarını dinleyerek ve onların meclislerinde bulunup onlarla bilgi alış verişinde bulunarak gidermiştir. Alevi inancına mensup bir köyde doğup büyüyen Âşık Niyazi, çok küçük yaşlardan itibaren katılmaya başladığı cem ritüellerinde tanıştığı dedelerin, âşıkların ve zâkirlerin okudukları deyiş, duvaz imam, tevhit, semah, miraçlama, mersiye vb. gibi Alevi şiir geleneğin ait manzum metinlerin icrasından çok etkilenmiştir. Sayısız âşık, zâkir ve Alevi dedesiyle tanışıp onlarla birlikte cem ritüellerinde ve muhabbet meclislerinde bulunmuş bir anlamda herhangi bir ustadan alamadığı zâkirlik, âşıklık eğitimini bu ortamlarda almıştır (Akın 2016: 30-31).

Âşık Niyazi, 350’den fazla deyiş yazmış, ustalardan derlediği birçok halk hikâyesini sazıyla sözüyle köy kahvelerinde, âşık meclislerinde ve muhabbet ortamlarında halka sunarak sözlü geleneğe katkıda bulunmuştur. Âşık Niyazi, şiirlerini hece vezninin (4+4) 8 ve (6+5 ya da 4+4+3) 11’li kalıplarıyla söylemiştir. 11’li heceyle söylediği şiirlerinde nadir de olsa aynı kıta içerisinde zaman zaman farklı duraklar kullandığını görmemiz mümkündür. Âşık Niyazi, şiirlerinde sade ve anlaşılır bir halk dili kullanmıştır. Şiirlerinde tek tük rastladığımız Arapça ve Farsça kelime ve terkipler, çoğunlukla Alevi-Bektaşi inancıyla ilgili olmakla beraber halkın diline yerleşmiş sözcüklerdir. Âşık Niyazi, şiirlerinde sade ve anlaşılır bir halk dili kullanmıştır. Şiirlerinde tek tük rastladığımız Arapça ve Farsça kelime ve terkipler, çoğunlukla Alevi-Bektaşi inancıyla ilgili olmakla beraber halkın diline yerleşmiş sözcüklerdir (Akın 2016: 32-33). Âşık Niyazi’nin şiirlerinin içerik özelliklerini incelediğimizde, şiirlerinde aşk, sevgi, tabiat, gurbet, ayrılık ve ölüm gibi konuların yanı sıra, Alevilik içerisinde değerlendirebileceğimiz konulara da yer verdiğini görürüz. Diğer taraftan, onun şiirlerinde, son dönem Alevi zâkirlerinin ve âşıklarının benimsediği sosyal, ideolojik ve diğer beşeri konuları işleyen şiir anlayışının etkisini de görmemiz mümkündür.

Âşık Niyazi’yi Diyarbakır yöresindeki diğer âşıklardan ayıran en önemli özelliklerinden biri de hikâyeciliğidir. Bilhassa yöredeki cemlerde gerçekleştirilen “Münakıplık Hizmeti”nin (cemde manzum-mensur karışık menkıbelerin ve cenknâmelerin zâkir tarafından okunması) ve genç yaşlardan itibaren diğer âşıklardan dinleyip kitaplardan okuduğu halk hikâyelerinin onun hikâyeciliğinde önemli etkisi vardır. Niyazi’nin cemlerde öğrendiği menkıbevi anlatmaların ve dinî karakterdeki destanî anlatmaların başında Kesikbaş Hikâyesi, Hayber Kalesi Cengi (Cenknâme), Ebu Müslim Şah-ı Teberdâr (Kıssa-ı Ebû Müslim/Ebû Müslim-nâme) ve Battal Gazi Destanı gelmektedir. Âşığın sazı eşliğinde anlattığı halk hikâyeleri şunlardır:

1. Karacaoğlan Hikâyesi

2. Şah İsmail Hikâyesi

3. Köroğlu Hikâyesi

4. Âşık Kerem Hikâyesi (Kerem ile Aslı)

5. Ferhat ile Şirin

6. Tahir ile Zühre

7. Yusuf ile Züleyha

8. Leyla ile Mecnun

9. Arzu ile Kamber (Akın 2016: 42-43).

Kaynakça

Akın, Bülent (2011). “Alevilikte ‘Yakadan Geçirme’ Ritüeli ve Âşık Niyazi Örneği”. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi. S. 60. 335-346.

Akın, Bülent (2016). Zâkirlik Geleneğinin Değişen Yaratım ve İcra Ortamı: Zâkirlikten Âşıklığa Âşık Niyazi. Ankara: Barış Kitap.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. BÜLENT AKIN
Yayın Tarihi: 03.01.2019

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1HALİL, Halil İbrahim Kılıçd. 1928 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2KUL AHMET, Ahmet Aykutd. 1967 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3ZİYA, Ziya Hızıroğlud. 1936 - ö. 2018Doğum YeriGörüntüle
4LETİF EZİZOV GENCELİd. 1932 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5GÜNAHKÂR ŞEHRİBAN, Şehriban İşlerd. 1932 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Mehmet Aslan Cumalıd. 3 Nisan 1932 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7LETİF EZİZOV GENCELİd. 1932 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8GÜNAHKÂR ŞEHRİBAN, Şehriban İşlerd. 1932 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9Mehmet Aslan Cumalıd. 3 Nisan 1932 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10LETİF EZİZOV GENCELİd. 1932 - ö. ?MeslekGörüntüle
11GÜNAHKÂR ŞEHRİBAN, Şehriban İşlerd. 1932 - ö. ?MeslekGörüntüle
12Mehmet Aslan Cumalıd. 3 Nisan 1932 - ö. ?MeslekGörüntüle
13LETİF EZİZOV GENCELİd. 1932 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14GÜNAHKÂR ŞEHRİBAN, Şehriban İşlerd. 1932 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Mehmet Aslan Cumalıd. 3 Nisan 1932 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16LETİF EZİZOV GENCELİd. 1932 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17GÜNAHKÂR ŞEHRİBAN, Şehriban İşlerd. 1932 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18Mehmet Aslan Cumalıd. 3 Nisan 1932 - ö. ?Madde AdıGörüntüle