OZAN GÜRBÜZ, Gürbüz Değer

(d. 10.01.1955 / ö. 22.11.2006)
âşık, teknisyen
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Gürbüz Değer, 10 Ocak 1955'te, Kars'ın Susuz ilçesine bağlı İncesu köyünde doğmuştur. Babasının adı Sadi, annesinin adı İpek’tir. Nüfus kayıtlarına göre annesinin asıl adı Pamuk, soyadı Akgöz’dür. Babasının babası Mustafa, babasının annesi Mesme; annesinin babası Şehri, annesinin annesi Medine’dir. Sülâlelerine Işıklılar adı verilir. Dokuz çocuklu ailenin ikinci çocuğudur. Kardeşleri sırasıyla Yıldız (d.1951), Sündüz (d.1956), Muzaffer (d.1961), Filiz (d.1964), Abdulkadir (d.1966), Atakan (d.1968), Ersoy (d.1974) ve Mehmet'tir (d.1976). 1961-1967 yılları arasında İncesu Köyü İlkokulunda okur. 1967-1969 yılları arasında, dayısının yanında Göle Ortaokuluna devam eder. Kayseri'ye taşınmaları sebebiyle, 1969-1971 yılları arasında Kayseri Fevzi Çakmak Ortaokulunda okur ve buradan mezun olur. 1972'de Kayseri Akşam Lisesine kaydını yaptırır, fakat maddi sebeplerle okuldan ayrılır. Hamallık, amelelik, fabrika işçiliği, hurdacılık, düğünlerde çalgıcılık gibi işler yapar. 1975-1976 yılları arasında Ankara ve Amasya'da askerlik yapar. Askerlik dönüşü bir süre bir fabrikada işçi olarak çalışır. 1978'de Kayseri Emniyet Müdürlüğü bünyesinde telsiz teknisyeni olarak çalışmaya başlar ve 1998'te aynı kurumdan emekli olur.

1978'de Hayriye (Tekcan) Hanım ile evlenir. Eşi Hayriye (d.1955), Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Pulpınar köyünden Derviş ile Fadime’nin kızıdır. Bu evlilikten ikisi kız, biri erkek olmak üzere üç çocukları olur. Çocuklarından Mine 1982, Melike 1985, Mustafa 1988 doğumludur.

Âşıklığa yönelmesinde en önemli etki babası Sadi Değer/Âşık Hasretî’nin ünlü bir âşık oluşudur. Kardeşlerinden Atakan ve Kadir de âşık tarzı şiirler söyler ve yazarlar. Sazlı, sözlü ortamlarda büyümesi âşıklığa heveslendiren sebeplerdendir. Babasının âşık oluşu sebebiyle çocukluğu âşık edebiyatı geleneklerinin yaygın olarak yaşatıldığı sazlı, sözlü ortamlarda geçer. Âşık kahvehanelerinde, düğünlerde, şenliklerde usta âşıkları görme imkânı bulur. Usta malı deyişler söylemeye başlar. Şenlik, Zülalî, Müdamî, Hasretî gibi usta âşıkların deyişlerini söyler. Ayrıca çok küçük yaşta Gülsefa adlı bir kıza sevdalanması da şiir söylemeye/yazmaya yönelten sebepler arasındadır. Sevdiği kızın başkasıyla evlendirilmesi, yoksulluk, gurbete çıkma, sıla hasreti gibi sebeplerle âşıklığa devam eder. Adını mahlas olarak kullanır. Ayrıca adının önüne Garip, Dertli, Ozan gibi sıfatlar getirerek Garip Gürbüz, Dertli Gürbüz, Ozan Gürbüz mahlaslarıyla da şiirler söyler/yazar. Dudakdeğmez şiirlerinde ise soyadını (Değer, Ozan Değer) tapşırır.

Şiirlerini sazı eşliğinde söyler. Saz çalmayı -babasından gizli olarak- kendi kendine 1972’de öğrenir. Sazda ve sözde geleneğe uygun bir ustası bulunmadığını söyler. Babası Hasretî’nin kendisine ustalık etmediğini, fakat yine de manevî olarak ustası olduğunu ifade eder. Rüyasında ak sakallı birini gördüğünü, kendisine üç güzelin gösterildiğini fakat bade içmediğini söyler.

Kayseri Halk Şairleri Kültür Derneğine üye olur. Mahallî televizyon ve radyolarda yapılan âşık programlarına katılarak sanatını sergiler. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, Kayseri Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, ERÜ, Kars Belediye Başkanlığı, Kayseri Halk Şairleri Kültür Derneği gibi çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen Ozanlar Şöleni (Ankara, 27- 28 Ekim 2003), ERÜ Edebiyat Şöleni (Kayseri, 13 Mayıs 2003), Murat Çobanoğlu 1. Türkiye Kars Âşıklar Bayramı (Kars, 6- 8 Mayıs 2005), Âşık Veysel’i Anma Programı (Kayseri, 20 Mart 2005), Âşık Hasretî’yi Anma Programı, Âşık Ali Çatak’ı Anma Programı, vd. gibi Kayseri, Ankara ve Kars’ta yapılan âşık toplantılarına ve şenliklere katılır. Seyit Burhanettin Vakfı tarafından Kayseri’de yapılan Seyit Burhanettin konulu şiir yarışmasında “Üçüncülük Ödülü” (2003), Kars Âşık Şenlik Kültür ve Yaşatma Derneği tarafından Kars’ta yapılan âşıklar yarışmasında “Âşık Mikail Azaplı Ödülü” (2005) kazanır. Babası Sadi Değer/Âşık Hasretî 20. yüzyılın güçlü âşıklarındandır. ERÜ Onkoloji Hastanesi’nde tedavi görürken, 22 Kasım 2006 Çarşamba günü vefat eder. Talas Asrî Mezarlığı’na defnedilir (Durbilmez 2007: 13- 21).

Şiirlerinin nazım birimi çoğunlukla dörtlüktür. Birkaç şiiri ise beş dizeli bentlerle oluşmuştur. Hece ölçüsünün 7, 8, 11 ve 15’li kalıplarıyla söylenmiş/yazılmış şiirleri vardır. Şiirleri arasından seçilen 187 metin incelendiğinde bunlardan 33’ünün 8 heceli, 139’unun 11 heceli, 15’inin ise 15 heceli dizelerden oluştuğu belirlenmektedir (Durbilmez 2007a: 10). Hane sayıları bakımından şiirleri genellikle üç- beş dörtlükten oluşur. Ancak hane sayıları bakımından çok uzun şiirleri de vardır. Örneğin, “Şehirnâme” başlıklı destanı 36 dörtlükten meydana gelir (Durbilmez 2007a: 42- 46).

Genellikle koşma, destan ve semaî nazım biçimleriyle şiirler söylediği/yazdığı görülür. Sözlü edebiyat kaynaklı nazım biçimlerinden mani ile yazılı edebiyat kaynaklı nazım biçimlerinden divanî örnekleri de bulunmaktadır. Koşma örnekleri arasında düz koşma, ayaklı koşma, cigalı/yedekli koşma, zincirli koşma, zincirleme koşma, tecnis koşma, dudakdeğmez koşma, müracaa koşma çeşitlerinde şiirleri mevcuttur. Semaî örnekleri arasında da düz semaî, tecnis semaî, dudakdeğmez semaî çeşitleri bulunur. Destan biçimindeki şiirleri incelendiğinde düz destan, zincirleme destan örnekleriyle karşılaşılmaktadır. Düz mani, kesik mani ve ayaklı mani örneklerinden başka mani katarlarından oluşan şiirleri de vardır. Divanî biçimindeki şiirleri arasında düz divanî ve tecnis divanî çeşitleri mevcuttur. Güzelleme, taşlama, yiğitleme/koçaklama, ağıtlama, öğütleme gibi yaygın nazım türlerinden başka; methiye, âşıknâme/şairnâme, münacat, muamma, yakarış/dualama, ileniş/kargışlama, hoşlama/karşılama, uğurlama/vedalaşma, sitemleme/yakınma, yalanlama gibi türlerde şiirleri de bulunduğu tespit edilmektedir. Şiirlerinin kafiye ve ayak yapısı sağlamdır. İki, üç, dört kafiyeli ayakları da başarıyla kullandığı incelenen örneklerden anlaşılmaktadır. Dar ayak/zor ayak adı verilen bu ayaklardan başka, yine dar ayak/zor ayak adı verilen cinaslı ayak, lebdeğmez ayak örneklerine de şiirleri arasında yer verilmektedir. Bazı şiirlerinin hem dudakdeğmez, hem de ayaklarının iki kafiyeli oluşu ise âşığın edebî birikimini yansıtması bakımından önemlidir (Durbilmez 2007a: 39- 260). Şiirleri incelendiğinde zengin bir konu çeşitliliği bulunduğu görülür. Aşk, gurbet, millet şuuru, tarih şuuru, din ve tasavvuf, zamandan şikâyet gibi konular öne çıkar. Âşıklığa yönelmesinde ve edebî kişiliğinin oluşmasında âşık edebiyatı ortamlarında bulunma, sevdalanma, yoksulluk, gurbete çıkma ve sıla hasreti gibi sebeplerin etkili olduğu incelenen şiirlerinden de anlaşılmaktadır. Âşık edebiyatının ortak üslûp özelliklerinden yararlanarak şiirler söyler/yazar. Kars ve Kayseri yörelerinde âşık edebiyatı geleneklerinin yaşatıldığı tabii ortamlar yanında yazılı kültür ortamları ve elektronik kültür ortamlarından da etkilenen âşığın edebî kişiliğinin oluşumunda ve gelişiminde bu ortamların etkisi belirgindir. Şiirlerinde zaman zaman Azerbaycan Türkçesi özelliklerinin görülmesi, âşığın aslen Karslı olmasından kaynaklanır. Nazire söyleme geleneğine uyarak pek çok usta âşığın şiirine nazireler söyler/yazar. Bu yönüyle kendisine bir “nazire ozanı” dense yeridir. Doğmaca söylemede ve atışmada ustalaşamadan, hastalanarak genç yaşta vefat eder. “Âşık makamları” adı da verilen saz havaları konusunda da birikimi olan âşık, kendisiyle yapılan âşık edebiyatı gelenekleri konulu bir söyleşide 79 âşık havasından söz eder (Durbilmez 2007a: 64- 66). Âşık tarzı hikâye anlatma geleneği konusunda da birikim sahibidir. Çocukluk yıllarından itibaren ustamalı hikâyeler dinleyerek öğrenir. Şenlik, Sümmanî, Müdamî, Hasretî gibi hikâyeci âşıkların hikâyeleri ile musannifleri unutulmuş hikâyelerden bazılarını dağarcığına alır. Bildiği hikâyeler arasında Latif Şah, Sevdakâr ile Gülenaz Sultan, Haydar Bey, Yaralı Mahmut, Âşık Garip, Ercişli Emrah ile Selvihan, Tahir ile Zühre, Kerem ile Aslı, Diligam Yahya Bey, Şah İsmail ile Gülizar Hanım, Necip ile Telli Senem, Köroğlu’nun Kocabey, Turna Teli ve Oltu kolları da bulunmaktadır (Durbilmez 2007a: 25- 36).

Âşığın edebî kişiliğini yansıtan şiirleri arasında âşıkame / şairname türündeki şiirleri de yer almaktadır. Söz gelimi 14 dörtlükten oluşan bir şairnamesinde Seyranî, Kerem, Bayburtlu Zihnî, Erzurumlu Emrah, Dadaloğlu, Âşık Dertli, Âşık Şenlik, Sümmanî, Ardanuçlu Efkarî, Hafız Hıfzî, Bayburtlu Celalî, Zülalî Âşık Veysel Şatıroğlu, Hüdaî, Ruhsatî, Nevcivan, Reyhanî, Kul Mustafa, Sefil Selimî, Mahzunî, İsmail Azerî, İhsanî, Püryanî, Şeref Taşlıova, İlhamî, Ferrahî, Feymanî, Murat Çobanoğlu, Firganî, Şah Turna, Abdulvahap Kocaman, Ali Rahmanî, Rüstem Alyansoğlu, Nusret Torunî, Ali Çatak, Neşet Ertaş, Hüznî, Nazî, Fennî, Türkmenoğlu, Ozantürk, Zamanoğlu, Meydanî, Firkatî ve Hasretî’den söz eder (Durbilmez 2007a: 154- 155). Başka bir şairnamesinde, Kayseri’de yaşayan âşıkları anlatır. Yakından tanıdığı bu âşıklar; Hasretî, Zamanoğlu, Gözübenli, Firkatî, Meydanî, Mahrumî, Fedaî, Şifaî, Cefaî, Sefaî ve Garip Veli’dir (Durbilmez 2007a: 189- 190).

Hayatı, sanatı ve 187 şiiri üzerine yapılan bir araştırma / incelemenin yer aldığı Ozan Gürbüz Değer, Hayatı- Sanatı- Şiirlerinden Örnekler adlı bir kitap yayımlanır (Durbilmez 2007a).

Kaynakça

Durbilmez, Bayram (2001). “Âşıklık Geleneği İçinde Âşık Hasretî'nin Yeri”. Ölümünün 1. Yıldönümünde Âşık Hasretî’yi Anma Programı, İl Kültür Müdürlüğü- Kayseri Halk Şairleri Kültür Derneği. 2 Aralık 2001. Kayseri.

Durbilmez, Bayram (2002). “Ölümünün 1. Yıldönümünde Âşık Hasretî’yi Anma Programı Üzerine”. Erciyes. 291: 19-22.

Durbilmez, Bayram (2006). “Âşıkların Diliyle Erciyes Dağı”. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’na Armağan, yay. hzl. Konya: Haarlem, Kömen- SOTA Yay. s. 554-570.

Durbilmez, Bayram (2007a). Ozan Gürbüz Değer, Hayatı- Sanatı- Şiirlerinden Örnekler. Ankara: Kültür Ajans Yay.

Durbilmez, Bayram (2007b). “Âşık Tarzı Şiirlerde Sözlü Tarih (Kayserili ve Yozgatlı Âşıkların Şiirlerinden Örneklerle)”. II. Kayseri ve Yöresi Kültür, Sanat ve Edebiyat Bilgi Şöleni (10-12 Nisan 2006)- Bildiriler. Kayseri. s. 299-317.

Durbilmez, Bayram (2010). "Âşıklık Geleneklerinde Saz". Millî Folklor. 11 / 85: 148-158.

Durbilmez, Bayram (2015). Âşık Hasretî’nin Şiir Sanatı. Kayseri: Tezmer Yay.

Durbilmez, Bayram (2016). Âşık Hasretî’nin Atışma Sanatı Üzerine Bir İnceleme. Ankara: Laçin Yay.

Durbilmez, Bayram (2016). “Âşık Hasretî (Sadi Değer)”. Feyzi Halıcı ve Yirminci Yüzyılın Âşıkları Üzerine Araştırmalar 1. yay. hzl. Ali Berat Alptekin. Ankara: Akçağ Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. BAYRAM DURBİLMEZ
Yayın Tarihi: 06.03.2019

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ŞİMŞEKOĞLU, Ercan Şimşekoğlud. 24.01.1980 - ö. -Doğum YeriGörüntüle
2Tuncel, Muratd. 02 Kasım 1952 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3MUSA/MEHMETOĞLU, Musa Ünlüd. 1921 - ö. 1994Doğum YeriGörüntüle
4ŞİMŞEKOĞLU, Ercan Şimşekoğlud. 24.01.1980 - ö. -Doğum YılıGörüntüle
5Tuncel, Muratd. 02 Kasım 1952 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6MUSA/MEHMETOĞLU, Musa Ünlüd. 1921 - ö. 1994Doğum YılıGörüntüle
7ŞİMŞEKOĞLU, Ercan Şimşekoğlud. 24.01.1980 - ö. -Ölüm YılıGörüntüle
8Tuncel, Muratd. 02 Kasım 1952 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9MUSA/MEHMETOĞLU, Musa Ünlüd. 1921 - ö. 1994Ölüm YılıGörüntüle
10ŞİMŞEKOĞLU, Ercan Şimşekoğlud. 24.01.1980 - ö. -MeslekGörüntüle
11Tuncel, Muratd. 02 Kasım 1952 - ö. ?MeslekGörüntüle
12MUSA/MEHMETOĞLU, Musa Ünlüd. 1921 - ö. 1994MeslekGörüntüle
13ŞİMŞEKOĞLU, Ercan Şimşekoğlud. 24.01.1980 - ö. -Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Tuncel, Muratd. 02 Kasım 1952 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15MUSA/MEHMETOĞLU, Musa Ünlüd. 1921 - ö. 1994Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16ŞİMŞEKOĞLU, Ercan Şimşekoğlud. 24.01.1980 - ö. -Madde AdıGörüntüle
17Tuncel, Muratd. 02 Kasım 1952 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18MUSA/MEHMETOĞLU, Musa Ünlüd. 1921 - ö. 1994Madde AdıGörüntüle