RİYÂZÎ, Memi Şâh

(d. ?/? - ö. 1546/47/953)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Mehmed’dir. Halk arasında Memi Şah adıyla da tanındı. Latîfî’ye göre Filibeli, diğer kaynaklara göre Üsküplüdür. Baba Çelebi lakaplı şair Rızâyî’nin kardeşidir. Diğer kaynaklarda Üsküplü olduğu yazıyorsa da Baba Çelebi adıyla bilinen Rızâyî’nin kardeşi olduğuna göre Latîfî’nin Filibeli olduğu doğrultusundaki görüşü doğru olmalıdır. Eğitimini tamamladıktan sonra Sahn’da Celâl-zâde’den mülazemette iken kadılık görevine başladı. Memleketi Filibe’de kadılık ve mülazemete devam etmekte iken  953/1546/47’de öldü. Latîfî, hayattan muradını alamadan gittiğini belirtmektedir. Kaynaklarda özellikle Farsçada üstad olduğu üzerinde durulan Riyâzî’nin devrin şairlerinin kendisine şiirlerini okutturup görüş aldıkları, bu yüzden de evinin şairlerle dolup taştığı belirtilmektedir. Âşık Çelebi muamma ve lugaz söylemede usta olduğunu belirtirken şiirde atasözlerini kullanmasına dikkat çekmektedir. Âşık Çelebi ve Latîfî, şiirlerinin çoğunun tecnis ve iham dolu olduğunu söylemektedirler. Yine Latîfî Tezkiresi’ndeki Riyâzî’nin kendine mahsus bir tarz geliştirdiği ve çok sayıda şairin onun üslûbunu takip ettiği bilgisi, şairin orijinalitesini ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Bu bahsedilen üslûp, şiirde latife ve nükteyi öne çıkaran bir üslûptur. Bu nükte ve latife dolu üslubun, şairin bizzat hayat tarzı da olduğu Âşık Tezkiresi’nde uzun uzun anlatılan örneklerden anlaşılmaktadır. Şuhâne tavrı, nüktedanlığı ve içki müptelalığı dolayısıyla geniş mezheplilikle, hatta kâfirlikle suçlanan -Nitekim Gelibolulu Âlî de şairin adının Mehmed olmasına rağmen mülhid olduğunu ifade etmektedir- şairin kadılık talebi üzerine devrin kazaskeri Çivi-zâde’nin “Senin hakkında kâfir diyorlar. Sana nasıl mansıp verelim?” demesine karşılık “Sultanım, siz de kâfir kadılığıcığı ihsan ediverin” cevabı, bu tarzın Riyâzî’nin kişiliği ile uygun düştüğünü göstermektedir. Kadı Han’ın Mesâil-i Müşkile’sini telhisi ve Molla Câmî’nin bir gazelini şerh eden Riyâzî’nin Keşfü’l-Hakâyık fî Halli’d-Dakâyık adlı bir eseri vardır. Tezkirelerde mizahî üsluplu, cinas ve ihamı çok kullanan bir şair olarak takdim edilmektedir.

Kaynakça

Akbayar, Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmanî. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzemâ. Ankara: AKM Yay.

İsen, Mustafa (hzl.) (1994).  Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.

Kaf-zâde Fâizî. Zübdetü’l-Eş’âr. Milli Kütüphane, Yz. A. 679, vr. 51b.

Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (İnceleme-Metin). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay.

Köksal, M. Fatih (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf.[erişim tarihi: 20.03.2013]

Köksal, M. Fatih (2007). “Riyâzî”. Türk Dünyası Edebiyatçılar Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi. C. 7. Ankara: AKM Yay. 358-359.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Nail Tuman, Tuhfe-i Nâ’ilî. Ankara: Bizim Büro Yay.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1978). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: TTK Yay.

Riyâzî. Riyâzü’ş-Şu’arâ. Süleymaniye Kütüphanesi, Es’ad Ef. Nu. 3871, vr. 56b.

“Riyâzî”(1990). Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. C. 7. İstanbul: Dergâh Yay. 339.

Solmaz, Süleyman (hzl.) (2005). Ahdî ve Gülşen-i Şu’arâsı. Ankara: AKM Yay.

Sungurhan Eyduran, Aysun (hzl.) (2008). Beyânî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür Bakanlığı e-kitap: http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-83502/beyani----tezkiretus-suara.html [erişim tarihi: 20.03.2013]

Şemseddîn Sâmî (1314). Kâmûsu’l-A’lâm. İstanbul: Mihrân Matbaası.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET FATİH KÖKSAL
Yayın Tarihi: 05.09.2013

Eserlerinden Örnekler

  GAZEL 

 Olmaga ey mâh-ı enver bir gice saña durag

 Çerh kurdı bir benek altunlu atlasdan otag

 Görinen encüm degüldür gam şebinde bu felek

 Bir mehüñ mihri ile yakmış durur bir nice dâg

 Dîde-i ezhâruñ uyhusın uçurdı subh-dem

 Bülbül efgânına gül nice aceb urmaz kulag

 Hecr ile âşık ne bellü ölidür ne hod diri

 Yâ anı öldürseler yâ hecre kılsalar yasag

 Dâg sanmañ bu Riyâzî sînesinde âteşîn

 Hân-kâh-ı ışka dil abdâlı yakdı bir çerâg

(Köksal 2012, s.1275)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1SABÛRÎ, Dede Çelebid. 1638 - ö. 19.12.1717Doğum YeriGörüntüle
2TABÎBÎ ÇELEBİd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3SÂKÎ, Alî, Baldırzâde, Baldıroğlud. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4SABÛRÎ, Dede Çelebid. 1638 - ö. 19.12.1717Doğum YılıGörüntüle
5TABÎBÎ ÇELEBİd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6SÂKÎ, Alî, Baldırzâde, Baldıroğlud. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7SABÛRÎ, Dede Çelebid. 1638 - ö. 19.12.1717Ölüm YılıGörüntüle
8TABÎBÎ ÇELEBİd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9SÂKÎ, Alî, Baldırzâde, Baldıroğlud. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10SABÛRÎ, Dede Çelebid. 1638 - ö. 19.12.1717MeslekGörüntüle
11TABÎBÎ ÇELEBİd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
12SÂKÎ, Alî, Baldırzâde, Baldıroğlud. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
13SABÛRÎ, Dede Çelebid. 1638 - ö. 19.12.1717Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14TABÎBÎ ÇELEBİd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15SÂKÎ, Alî, Baldırzâde, Baldıroğlud. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16SABÛRÎ, Dede Çelebid. 1638 - ö. 19.12.1717Madde AdıGörüntüle
17TABÎBÎ ÇELEBİd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18SÂKÎ, Alî, Baldırzâde, Baldıroğlud. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle