RUHANİ, Mustafa Temel

(d. 1931 / ö. ?)
âşık
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Mustafa Temel’dir. 1931 yılında Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Aşağı Sivri köyünde dünyaya gelmiştir. Aynı köyden Ahmet ile Ayşe’nin evliliğinden meydana gelen altı çocuklu ailenin ikinci çocuğudur. Âşık, 1941 yılının mayıs ayında eline geçirdiği bir dinamit kapsülü ile oynarken kapsülün patlaması sonucu sol gözü ile sağ elinin üç parmağının uç kısımlarını kaybeder. Gördüğü rüyaların etkisi ve komşusu Haydar Çavuş’un yönlendirmesiyle âşıklık geleneğini öğrenmeye başlar. Tortum’un Bağbaşı köyünde oturan ve Ayazi mahlasıyla şiirler söyleyen Muharrem Usta’dan saz çalma ile ilgili genel kuralları öğrenir. Rüyada gördüğü pir tarafından verilen Ruhani mahlasıyla şiir söylemeye başlar. İlerleyen yıllarda sağ gözünün görme yeteneği de zayıflar. 1958 yılında evlendiği eşi, evliliğin altıncı ayında vefat eder. 1960 yılında görme yeteneğini tamamen kaybeden âşık 1961’de ikinci kez evlenir.

Ruhani, çağdaşı olan birçok âşıkla karşılaşma yapmıştır. Karşılaşma yaptığı âşıklardan ilk akla gelenler; Narmanlı Divani, Tortumlu Ummani, Narmanlı Deryami, Laçin Aladağlı, Davut Sulari, Ardanuçlu Efkâri, Mevlüt İhsani, Yaşar Reyhani, Hüseyin Sümmanioğlu, Nusret Toruni, Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Sefil Selimi, Feymani, Hasan Selmani ve Hasreti'dir.

Başta Konya Âşıklar Bayramı olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde düzenlenen âşık toplantılarına ve yarışmalara katılan Ruhani, bu toplantılarda kendini kanıtlayarak çeşitli ödüller alır. Yurt dışında da çeşitli programlara katılan Ruhani Almanya, Belçika, Hollanda ve Fransa’da programlar yapar.

Âşık tarzı şiir geleneğinin gelecek kuşaklara aktarılması için çaba harcayan ve her fırsatta genç meslektaşlarına tecrübelerini aktaran Ruhani, yetiştirdiği çıraklarıyla da geleneğe katkıda bulunur. Çırağı olan âşıklar arasında Zakir Tekgül, Ertuğrul Ataç, Eyüp Demirer ve Sıtkı Eminoğlu bulunur.

Âşık, bütün şiirlerini hece ölçüsü ile söyler. Bazı yarışmalara gönderdikleri hariç olmak üzere şiirlerinde başlık kullanmayan Ruhani, âşık tarzı şiir geleneğinin vazgeçilmez kuralı olan tapşırmaya önem verir ve bütün şiirlerinin son bendinde mahlasını anar. Ruhani mahlasıyla şiirler söyleyen şair, bunun yanı sıra bazen vezin gereği Âşık Ruhani ve Ruhan biçimlerini de kullanır.

Şiirlerinde sade bir Türkçe kullanan Ruhani, yer yer mahalli kelimeleri de şiirine dahil eder, hatta Arapça, Farsça ve Batı dillerinden geçen bazı kelimeleri de kullanır. Ancak bu kelimelerin çoğu günlük dilde mevcut olan ve halk diline yerleşmiş olan kelimelerdir. Onun şiirlerinde, geniş kitleler tarafından anlamı bilinmeyecek kelime sayısı çok azdır.

Ruhani, âşık tarzı şiir geleneğinin genel özelliğine uygun olarak yarım kafiyeye ağırlık vermekle birlikte azımsanmayacak ölçüde tam ve zengin kafiyeye de yer verir. Bazı şiirlerinde ise cinası başarıyla dener, bütünüyle cinaslarla örülmüş olan tecnis örneklerini de ortaya koyar. Ayrıca göze hitap etmeyen ama kulakta bir ahenk benzerliği oluşturan örnekleri de bazı mısra sonlarında görmek mümkündür. “Rüya, dünyaya, kimseye” ve “alasan, bulasan, güle sen” kelimeleri arasındaki ses benzerlikleri ile yapılan kafiyeler bu anlayışı yansıtmaktadır.

Ruhani, hazırlıksız şiir söyleme hususunda da oldukça başarılıdır. Âşık olmanın temel özelliklerinden biri sayılan irtical gücü, âşık karşılaşmalarında da Ruhani’yi aranan bir isim hâline getirmiştir. Nazire biçiminde ortaya konulan karşılaşma örneklerinde olduğu gibi soru-cevap esasına dayanan bağlama türünde de güzel atışmalar yapan Ruhani, özellikle taşlama türünde son derece başarılıdır.

Âşık, şiirlerinde kendisini çile ile yoğrulmuş bir kişi olarak takdim eder ve bunu büyük ölçüde gözlerini kaybetmesine bağlar. Gerçek anlamda karanlık içinde olmaktan büyük üzüntü duyar. Fiziksel olarak gözlerinin kapalı olması, onun dış dünya ile ilgisini kesmez, aksine, ideal insan modelini aramasına vesile olur. O, bilimi rehber edinerek insanlığa hizmet eden fedakâr, iyi niyetli ve dürüst bir insanı arzular. Şiirlerinde yer alan öğütler, insan-ı kâmil denilen kişiliğin gerçekleşmesi içindir.

Ruhani, divan veya divani olarak adlandırılan 15 heceli şiirlerin tamamında dünyanın geçici ve ahiret hayatının sonsuz olduğunu vurgulayarak iyi insan olmak için neler yapılması gerektiğine değinir ve Allah ve peygamber sevgisi, dünyanın faniliği, kadere rıza, insan sevgisi, vefa, ölüm gibi konularda yoğun bir tecrübe birikimini ortaya koyar.

Âşığın şiirlerinde sevgili, vazgeçilmez unsurlardan biridir. Tabiat da onun şiirlerinde bütün canlılığı ile yer alır. Ruhani, doğup büyüdüğü köy ortamında tabiatla geçen bir hayatın doğal sonucu olarak dağlar, ağaçlar, hayvanlar, hatta rüzgâr gibi tabiat olaylarını ilgi alanına dahil eder. Ruhani’nin şiirlerinde dinî konular da yoğunluk arz eder. Özellikle münacat türündeki şiirlerinde çok başarılıdır. Şairin millî konular karşısındaki hassasiyeti, kişiliğinin bir parçası hâline gelmiştir. Hürriyet, bayrak, vatan, millet gibi kavramlar karşısında son derece duyarlıdır.

Sosyal yerginin de Ruhani’de ağırlıklı bir biçimde yer aldığını söylemek mümkündür. O, gözleri görmeyen bir âşık olmasına rağmen kendini toplumdan bütünüyle soyutlamamış ve toplumsal olaylara kayıtsız kalmamıştır. Yakın çevresinden başlamak üzere toplumdaki aksaklıkları gündeme getirmek, onun şiir anlayışının önemli bir unsurudur. Her dönemde toplumları meşgul eden yolsuzluk, rüşvet, adaletsizlik gibi sorunları söz konusu eden şair zaman zaman pop müziği, futbol, tüp bebek gibi son dönemlere ait gelişmeleri de hicvetmekten geri kalmaz.

Saz çalma ve hazırlıksız şiir söyleme yeteneği çok güçlü olan Ruhani, aynı zamanda iyi bir hikâye tasnifçisi ve anlatıcısıdır. Ruhani’nin kendi tasnifi olan hikâyeler arasında; Nergis Hanım, Zülbiye Hatun, Yetim Esma ve Deli Yusuf bulunur.

Bunlardan başka Ruhani’nin dağarcığında bulunan ve gerektiğinde anlatabildiği diğer hikâyeler arasında Köroğlu'nun üç kolu, Âşık Mahiri, Âşık Şamili, Elmas ile Kahraman, Necip ile Telli, Ali İzzet, Celali Ahmet, Ercişli Emrah ve Yaralı Mahmut bulunur.

Kaynakça

Âşık Ruhani (2007). Bir Ses Var. (Hzl.. Haluk Yaşar Temel), Erzurum: Kazım karabekir Belediyesi Yay.

Bayrak, İbrahim (1972). Âşık Ruhani-Hayatı Sanatı Şiirleri. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Lisans Tezi.

Demirtaş, Diler (1973). Tortum Halk Hikâyeleri Üzerinde Bir Çalışma. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Lisans Tezi.

Düzgün, Dilaver (1997). Aşık Mustafa Ruhani - Hayatı, Sanatı ve Şiirlerinden Seçmeler. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Yayınları.

Kardeş, Mehmet (1962). “Tortumlu Âşık Ruhani”, Türk Folklor Araştırmaları. sayı: 155, Haziran, s. 2752-2753.

Kızılkaya, Sebahattin (1975). Tortum’da Halk Hikâyeleri, Erzurum: Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Lisans Tezi.

Özarslan, Metin (2001). Erzurum Aşıklık Geleneği, Ankara: Akçağ Yay.

Sakaoğlu, Saim (1985). “Günümüz Saz Şairleri-I- Mustafa Ruhani”, Halay. cilt: 5, sayı: 49, Ocak-Haziran, s. 4-5.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. DİLAVER DÜZGÜN
Yayın Tarihi: 08.07.2018

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Bir Ses VarKâzım karabekir Belediyesi Yayınları / Erzurum2007Şiir

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1AHMED REŞÎD, Yayaköylüd. ? - ö. 1841?Doğum YeriGörüntüle
2ABBAS CEBRAYILOVd. 1902 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3ELİHAN ABBASKULU OĞLU NİFTALİYEVd. 1943 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Oğuzkan, Şükrand. 1931 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5DERTLİ KAZIM, Kazım Altınkaynakd. 1931 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6NURİ ŞENLİKOĞLUd. 1931 - ö. 1952Doğum YılıGörüntüle
7AHMET ERSÖZd. 01.01.1943 - ö. ?MeslekGörüntüle
8OZAN ŞAFAK, Şafak Altund. 1959 - ö. ?MeslekGörüntüle
9KUL MUSTAFA/MUSTAFA, Mustafa Sayılırd. 1950 - ö. ?MeslekGörüntüle
10ENSAR ŞAHBAZOĞLUd. 01.02.1961 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11EZELÎ, Hasan Yalınacaklıd. 1930 - ö. 19.02.2011Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12CANOZAN, Ali Şahind. 1945 - ö. -Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13İBRÂHÎM BİN MUSTAFÂ BİN ALÎŞÎR EL-MELİFDEVÎ/EL-MULEYFEDEVÎd. ? - ö. 1 Nisan 1332’den sonra ?Madde AdıGörüntüle
14ANÎK, Mustafa Anîk Efendid. ? - ö. 1716-17Madde AdıGörüntüle
15REŞÎD, Mustafa Reşîd Paşad. 1800 - ö. 1858Madde AdıGörüntüle