RÜŞDÎ, Hasan Rüşdî

(d. ?/? - ö. ?/?)
âşık
(Âşık / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Hasan Rüşdî’dir (AŞE XXII: 6). Bazı kaynaklarda asıl adının “Ak Mehmed Ağazâde” olduğu ifade edilmektedir (Güven 2000: 162; Deniz 2012: 27). Doğum tarihi bilinmemekle birlikte kaynakların çoğunda 19. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı belirtilmektedir (Güven 2000: 162; Uraz 1933: 29; Çapraz 2008: 104, 153; Deniz 2012: 27). Kayseri’nin Hacıkılıç Mahallesi’nden olup, eski bir tüccar ailesi olarak bilinen Ak Mehmed Oğulları’ndandır (Güven 2000: 162). Rüşdî’nin eğitimine dair herhangi bir bilgi yoktur; fakat şiirlerine bakılarak medresede eğitim gördüğü düşünülebilir. Ailesi hakkında da kaynaklarda bir bilgiye ulaşılamamıştır; fakat Ahmet Emin Güven, Rüşdî’nin şiirlerine ulaşmak için İstanbul’un saygın tüccarlarından olan Asım ve Kazım Ak isimli torunlarıyla görüştüğünü belirtmektedir (Güven 2000: 163). Bazı araştırmacılar, şiirlerinde “Zer-ger” ve “Zer-kâr” şeklinde mahlas kullanmasını delil göstererek Rüşdî’nin altın ticareti ile uğraştığını ifade etmektedir (Güven 2000: 162-163; Deniz 2012: 27). Ahmet Şükrü Esen’e ait defterde ise 40 yaşlarında Gebze kolculuğu yaptığı kaydedilmiştir (AŞE XXII: 6). Rüşdî, Kayseri’de vuku bulan ve sebebi bilinmeyen bir ölüm hadisesi yüzünden Kayseri’yi terk etmiş, Anadolu’nun pek çok memleketini gezdikten sonra İstanbul’da karar kılmıştır (Güven 2000: 163; AŞE XXII: 6). Bazı araştırmacılar Rüşdî’nin hacca da gittiğini belirtmektedir (Güven 2000: 163; Uraz 1933: 29; Çapraz 2008: 104, 153; Deniz 1987: 23). Rüşdî’nin ne zaman öldüğü belli değildir. Kaynaklarda bu konuda kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte Ahmet Emin Güven, Şapka İnkılabı ve Mehmet Âkif Ersoy’un Mısır’dan dönüşü için söylemiş olduğu kıt’alara dayanarak, “Rüşdî’nin 1925-1926 tarihlerine kadar yaşamış olduğu -ki bu onun için 85-90 yaş demektir- ortaya çıkar.” (Güven 2000: 170) demektedir. Ahmet Şükrü Esen’e ait defterde ise, “Kayseri’de vefat etmiş otuz sene evvel.” (AŞE XXII: 6) şeklinde bir ifade bulunmaktadır. Bu ifadeye göre, Ahmet Şükrü Esen’in Kayseri’de bulunduğu yıllar (1924-1930) göz önünde bulundurulduğunda Rüşdî’nin ölüm tarihi olarak 1900 yılının başı düşünülebilir. Ahmet Talat Onay, “çok yakışıklı, genç ve ateşin bir şair” olarak nitelendirdiği Rüşdî’nin “işret ve sefahatin tesiriyle müteverrimen [verem hastalığına tutularak] vefat ettiğini kaydetmiştir (Onay 1933: 25).

Rüşdî’nin mürettep bir divanı olduğu kesin olarak biliniyorsa da henüz bu divana ulaşılamamıştır (Güven 2000: 163). Rüşdî’ye ait şiirlerin çoğu Kayserili şairlerin de bulunduğu cönk, mecmua ve defterler ile Kayserili araştırmacıların eserlerinde bulunmaktadır. Rasim Deniz, henüz yayımlamadığı eserinde Rüşdî’nin hece ve aruzla yazılmış altmış adet şiirinin bulunduğunu belirtmektedir (Deniz 2012: 28). Bunlardan dördünü “Kayserili Mehmed Rüşdî” adlı yazısında yayımlamıştır (Deniz 2012: 28-30). Murat Uraz (ondan naklen de Fahri Bilge), Rüşdî’nin mahlasının bulunmadığı, fakat ona ait olduğu söylenilen bir şiirine yer vermiştir (Uraz 1933: 29; Çapraz 2008: 153). Ahmet Emin Güven, aruz ve heceyle söylenmiş on dört şiirini ve Şapka İnkılabı ile Mehmet Âkif Ersoy’un Mısır’dan dönüşü için söylenmiş kıt’a şeklindeki iki şiirini yayımlamıştır (Güven 2000: 164-170). Fahri Bilge defterinde koşma tarzında yazılmış beş şiiri bulunmaktadır (Çapraz 2008: 154-155). Ayrıca Ahmet Şükrü Esen defterlerine de koşma ve gazel şeklinde 18 şiiri kaydedilmiştir (AŞE II: 24, 25, 26, 27, 28, 216/1, 208; AŞE VI: 30, 140.15, 140.16; AŞE IX: 80; AŞE XIX: 191,192; AŞE XX: 46, 55, 184, 186; AŞE XXVII: 412, 413, 414, 443, 452, 453, 457, 473, 474, 475, 476, 477 478).

 Kaynaklarda Rüşdî’nin sesinin çok güzel olduğu, çok güzel saz çaldığı ve müzik makamlarını da çok iyi bildiği ifade edilmektedir (Güven 2000: 162; Uraz 1933: 29; Çapraz 2008: 104, 153; Deniz 2012: 27). Rüşdî, saz çalıp atışmalar yapmış gezgin bir âşıktır. Murat Uraz, Rüşdî’nin 1883 yılında Trabzon’a gittiğini ve Trabzon’un sipahi pazarındaki bir kahvede Trabzon’un önde gelen halk şairlerinden Yusuf Ziya Efendi ile birlikte irticalen bir müstezad söylediklerini kaydetmiştir (Uraz 1933: 29). Ahmet Talat Onay, H.1297/ M.1881 yılında Tokatlı Nuri’nin çırağı Gayretî ile Kayserili Rüşdî’nin Çankırı’ya geldiklerini, zamanın genç kalem şairleri Vehhaç, Mihrî, Pünhanî ve âşıklardan Yadî ve Çankırılı Nuri ile atıştıklarını ve bu atışmalardan sonra Rüşdî’nin Çankırı’da büyük şöhret kazandığını ifade etmektedir (Onay 1933: 25, 28). Hatta Ahmet Talat Onay, Rüşdî’nin Âşık Pünhanî ile atışmasına dair örnek metinleri sıraladıktan sonra şu olayı aktarmıştır: “Bu latifelerden sonra Fevzi Efendi-zade Nadiri (hâlu ruh) redifli bir gazel okurken Rüştü, Ali Mihrî, Behçet üçü bir kenara çekilmişler, Ali Efendi’nin gizlice getirdiği rakıyı içmişler, okunan gazel bitince, Rüştü sazını çekmiş ve irticalen aynı kafiye ve vezinde bir gazel okuyarak hasımlarına kudretini göstermiştir.” (Onay 1933: 27). Rasim Deniz, Rüşdî’nin Tokat Niksar’da Sivaslı Pesendî ile karşılıklı şiir söylediğini, Kayserili Himmetî’nin son zamanlarında yanında bulunup onun fikirlerinden istifade ettiğini ve Kayserili Âşık Rûzî ile çalıp söylediklerini belirtmektedir (Deniz 1987: 23; Deniz 2012: 28).

Rüşdî şiirlerinde daha çok koşma nazım şeklini kullanmıştır. Aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerinde ise daha çok divan ve gazel şeklini tercih etmiştir. Arapça ve Farsça kelimeleri yerli yerinde kullanmıştır. Şiirlerinde sade ve doğal bir söyleyiş hâkimdir. Şiirlerinde beşeri duyguları işlemiş olsa da şiirleri daha çok dinî bir içeriğe sahiptir. Şiirlerinde yer yer ayet ve hadislere de yer vermiştir. Şiirlerinde geleneğe bağlı olarak aşk ön plandadır. Bunun yanında Peygamberimizi övmek, Allah’a yalvarmak yakarmak ve dinî birtakım telkinlerde bulunmak için söylenmiş şiirleri de mevcuttur. Dinî telkinlerde bulunduğu şiirlerinde “Tevhid” anlayışı esastır.

Kaynakça

AŞE II: “Ahmet Şükrü Esen Defterleri”. 2 numaralı defter. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Pertev Naili Boratav Arşivi.

AŞE VI: “Ahmet Şükrü Esen Defterleri”. 6 numaralı defter. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Pertev Naili Boratav Arşivi.

AŞE IX: “Ahmet Şükrü Esen Defterleri”. 9 numaralı defter. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Pertev Naili Boratav Arşivi.

AŞE XIX: “Ahmet Şükrü Esen Defterleri”. 19 numaralı defter. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Pertev Naili Boratav Arşivi.

AŞE XX: “Ahmet Şükrü Esen Defterleri”. 20 numaralı defter. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Pertev Naili Boratav Arşivi.

AŞE XXII: “Ahmet Şükrü Esen Defterleri”. 22 numaralı defter. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Pertev Naili Boratav Arşivi.

AŞE XXVII: “Ahmet Şükrü Esen Defterleri”. 27 numaralı defter. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Pertev Naili Boratav Arşivi.

Çapraz, Erhan (2008). Fahri Bilge Defterleri Işığında Kayseri ve Yöresi Halk Şairleri. Kayseri: Laçin Yay.

Deniz, Rasim (1987). “Kayserili Halk Şairleri ve Dadaloğlu”. Erciyes Dergisi 10 (115): 22-30.

Deniz, Rasim (2012). “Kayserili Mehmed Rüşdi”. Çıngı Dergisi 3 (14): 27-30.

Güven, Ahmet Emin (2000). Kayseri Yakın Tarihinden Kültürel Araştırmalar VII-Kayseri’de Yazma Mecmualar ve Muhtevalarından Seçmeler. Kayseri: Erciyes Üniversitesi Yay.

Onay, Ahmet Talat (1933). Âşık Tokat’lı Nuri. Çankırı: Çankırı Matbaası.

Uraz, Murat (1933). Halk Edebiyatı Şiir ve Dil Örnekleri. İstanbul: Semih Lûtfi - Sühulet Kütüphanesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ERHAN ÇAPRAZ
Yayın Tarihi: 09.09.2013
Güncelleme Tarihi: 11.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Koşma

Gözümüz dîdâr-ı pâkine nâzır

Gönlümüz huzûr-ı Rahmânındadır

Kemâl-i kudretin her şeyde zâhir

Görenler vâdî-yi hayrândadır

 

Gören görür amma göremez a’mâ

Varlığın birliğe daldır hüveydâ

Senden eyler ilticâyı temennâ

Cânımız eltâf u ihsânındadır

 

Rüşdî böyle ettim ikrârı ü îmân

İnandım bi’llâhi bî-şek bî-gümân

Mekânın yok hâşâ değilsin mihmân

Halk-ı âlem senin mihmânındadır

 

Çapraz, Erhan (2008). Fahri Bilge Defterleri Işığında Kayseri ve Yöresi Halk Şairleri. Kayseri: Laçin Yay., 155.

 

Koşma

Hak deyip hak bilin tarîk-i aşkı

Tutup meyl-i mâsivâdan geçtiler

El-fakr ü fahri’den olup müstağnî

Gayrı kâr ü iştirâdan geçtiler

 

Sen de geç âkilsen kuru da’vâdan

Tutagör bir mekân kûy-ı fenâdan

Kaldır şirk-i muhabbeti aradan

Hakk’ı seven bu dünyâdan geçtiler

 

Rüşdîyâ merd olan er oğlu erler

Bildiler bu âlem değil mu’teber

Nice mülûkânlar sâhib-i efser

Saltanat-ı zıll-ı sâdan geçtiler

Çapraz, Erhan (2008). Fahri Bilge Defterleri Işığında Kayseri ve Yöresi Halk Şairleri. Kayseri: Laçin Yay., 154.

 

Koşma

Zîr-i festen perde perde dökülmüş

Yine çıkmış âşikâre perçemin

Gül destesi yanağından sökülmüş

Çek bir yana ey meh-pâre perçemin

 

Gâhi nâr-ı hicâbından terlenir

Gâhi gümüşlenir gâhi zerlenir

Gâhi siyâhlanır gâhi morlanır

Niçin durmaz bir karâra perçemin

 

Bir katre ter düşse imhâya yeter

Nice bin kazzâza sırmaya yeter

Hazne-i âleme sermâye yeter

Rüşdî gibi bin zer-kâre perçemin

 Çapraz, Erhan (2008). Fahri Bilge Defterleri Işığında Kayseri ve Yöresi Halk Şairleri. Kayseri: Laçin Yay., 154.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ABDÜNNAFİd. 1845 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2DEDEYAN, Sıvacı Kalust Dedeyand. 1810 - ö. 1910Doğum YeriGörüntüle
3LEBÎB, Necîb-zâde Ahmedd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4ABDÜNNAFİd. 1845 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5DEDEYAN, Sıvacı Kalust Dedeyand. 1810 - ö. 1910Doğum YılıGörüntüle
6LEBÎB, Necîb-zâde Ahmedd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7ABDÜNNAFİd. 1845 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8DEDEYAN, Sıvacı Kalust Dedeyand. 1810 - ö. 1910Ölüm YılıGörüntüle
9LEBÎB, Necîb-zâde Ahmedd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10ABDÜNNAFİd. 1845 - ö. ?MeslekGörüntüle
11DEDEYAN, Sıvacı Kalust Dedeyand. 1810 - ö. 1910MeslekGörüntüle
12LEBÎB, Necîb-zâde Ahmedd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
13ABDÜNNAFİd. 1845 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14DEDEYAN, Sıvacı Kalust Dedeyand. 1810 - ö. 1910Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15LEBÎB, Necîb-zâde Ahmedd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16ABDÜNNAFİd. 1845 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17DEDEYAN, Sıvacı Kalust Dedeyand. 1810 - ö. 1910Madde AdıGörüntüle
18LEBÎB, Necîb-zâde Ahmedd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle