ŞA’BÂN, Şeyh Şa’bân-ı Velî

(d. ?/? - ö. 1569/976)
tekke şairi
(Tekke / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Halvetiyye Tarikatı’nın Cemâliye şubesinin en önemli kollarından birisi olan Şa’baniyye kolunu kuran Anadolu’da yetişmiş evliyalardan biri olup asıl adı Şa’bân’dır. Birçok keramet göstermesinden dolayı “Velî” lakabını alan Şâban Efendi, küçüklüğünde hâfızlığı, daha sonra da hac görevini yerine getirdiği için “Hacı Hâfız Şâbân-ı Velî” olarak anılmıştır (Ozanoğlu 1966: 6). Şa’bân-ı Velî Kastamonu’ya bağlı Taşköprü ilçesinin Harmancık mahallesinde Çifte Câmiiler sokağında dünyaya geldi (Demircioğlu 1983: 4). Başka bir rivâyete göre Taşköprü ilçesi Gökçeağaç bucağı Çakırçayı köyü Cimdar mahallesinde doğdu (Ozanoğlu 1966: 6). Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Ozanoğlu’na göre 905/1499, Vassaf’a göre de 902/1492 yılında doğmuştur. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş ve hayırsever bir hanım kendisini evlatlık edinmiştir. Sefine-i Evliyâ’da Şa’bân-ı Velî’nin Yahya Efendi adında bir oğlunun olduğu yazılıdır. İstanbul’da Eyüp Camii kürsü şeyhliğinde bulunmuş ve çağının önde gelen âlimlerinden olduğu söylenen Yahya Efendi, Şa’bân-ı Veli’nin vefatı üzerine altıncı postnişin Çorumlu İsmail Efendi’den irşat görmüş, 1082/1671 yılında vefat etmiştir. İlköğrenimini, Taşköprü ve Kastamonu’da tamamlamış, Kastamonu’da Osmanoğlu Hoca Velî (ö. 918/1512)’den tefsir ve hadis dersleri okuyarak icazet almıştır. Daha sonra İstanbul’a giderek Karadeniz Başkurşunlu Medresesi’nde dokuz yıl Kur’an-ı Kerim, tefsir ve hadis gibi ilimleri tahsil etmiştir. Öğrenim yıllarında güzel ahlâkı, ağırbaşlılığı ve çalışkanlığı ile hocalarının teveccühüne mazhar olmuştur (Çiftçi 2002: 96). Öğrenimini tamamladıktan sonra Bolu’da bulunan Cemâl-i Halvetî’nin halifelerinden Hayreddin Tokadî’ye intisab ederek sohbetlerine katılmış, on iki yıl şeyhinin hizmetinde bulunduktan sonra seyr-i sülukunu tamamlayarak 1530 yılında halife olarak Kastamonu’ya gönderilmiştir (Tatçı ve Kurnaz 2010: 38/209).

Kastamonu’ya gelince şehrin kuzeyinde bulunan Honsalar Mahallesi camiinde vaaz ve irşat ile meşgul olmuştur. Daha sonra Hisarardı semtine taşınmış, Halife Mescidi adıyla da bilinen Sünnetî mescidinde de aynı meşguliyeti devam ettirmiştir. Vefat eden Şeyh Sünnetî Efendi’nin yerine geçerek dergahta pek çok insanı eğitmiş, sohbetlerine halk akın akın gelmiştir. Eğitimine alıp yetiştirdiği kimselerden üç yüz altmışı hilafet mertebesine ulaşmıştır. Hayatının son yedi yılını halvette geçirmiştir. Ömrünün sonlarına doğru yakın dervişlerini yanına çağırarak onlara dua ve nasihatlerde bulunmuştur. Hiçbir rahatsızlığı bulunmayan mutasavvıf “Eyledi Şaban Efendi azm-i dildâr-ı cinân” mısraının delalet ettiği 976/1569 yılında vefat etmiştir. Mezarı Hisarardı adıyla meşhur görev yaptığı bu mescidin bahçesindedir. Kabri büyük bir ziyaret merkezidir ve şifa bulmak isteyen hastalarla dolup taşmaktadır (Şa’bân-ı Velî 1976: 82).

Eserleri şunlardır:

1. Menâkıbnâme: Halifelerinden Muhyiddin Efendi’nin halifesi Ömer Fuâdî’nin derlemiş olduğu bu eserin sonunda Türbenâme adlı küçük bir risale ile birlikte Menâkıb-ı Şeyh Şabân-ı Velî (1977) adıyla basılmıştır. Menâkıbnâme metni secili nesirlerle, zamanına göre akıcı bir üslupla yazılmıştır. Birçok ayet ve hadis örnekleri de verilmiştir. Menakıbnâme’de geçen şiirlerin çoğu Ömer Fuadî’ye aittir. Şiirlerin dili sadedir. Şiirlerde tasavvufi remizler çoktur. Bazı şiirler menakıbnâme için sık sık tekrarlanmıştır. Menakıbname’de Şa’baniyye silsilesi anlatılmaktadır. Menâkıbnâme ile beraber basılan Türbenâme içinde kelâm-ı kibarlar, ayet ve hadisler yer almaktadır. Türbenâme’de Şeyh Şa’ban-ı Velî türbesinin yapılış amacı ve çekilen güçlüklerden bahsedilmektedir. Bu eserde yer alan bölümlerin önemli bir kısmı Şa’ban-ı Velî'den nakledilen örneklerdir.

2. Tecvid: Bazı kaynaklarca kabul edilmeyen bu eser, bir kısım kaynaklarda da Şeyh Sadî Çelebi’nin Haşiye-i Envâru’t-Tenzil adlı eseriyle birlikte olup Kastamonu Genel Ktp. Türkçe Yazmalar 673, 806, 3012’de olduğu yönündedir (Ozanoğlu 1966:10). 

Şa’bân-ı Veli sözden çok öze önem verdiğinden fazla yazılı eser bırakmamıştır. Şâbân-ı Velî, tarîkatte çok talebe yetiştirmiştir. Onun en büyük eserleri yetiştirdiği önemli mutasavvıf kişilerdir. Menakıbında 360 halife yetiştirdiği, bunun üç yüzünü kendinin, altmışını ise Hz. Peygamber’in irşat ettiği belirtilmektedir. Çeşitli bölgelere gönderdiği halifeleri aracılığıyla Şa’banilik Anadolu’nun her köşesine tanındığı gibi, Yemen, Hicaz, Fas, Mısır, Tunus ve Balkanlarda da yayılmıştır. Eserlerinde Arapça ve Farsçayı da ustalıkla kullanmıştır.

Kaynakça

Abdülkadiroğlu, Abdülkerim (1991). Halvetîlik’in Şa’bâniyye Kolu Şeyh Şabân-ı Velî ve Külliyesi. Ankara: Kastamonu Şeyh Şa’bân-ı Velî Derneği Yay.

Akkuş, Mehmet, Ali Yılmaz (hzl.) (2011). Hüseyin Vassaf Sefine-i Evliya. C. 3. İstanbul: Kitabevi Yay.

Cihangir, Mustafa Seyfi (1997). Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri’nin Hayatı ve Manevi Silsilesi. Kastamonu: yyy.

Çifçi, Fazıl (1995). Kastamonu Câmileri-Türbeleri ve Diğer Tarihi Eserler. Ankara: TDV Yay.

Çifçi, Fazıl (2011). Gönüller Sultanı Hakikat İlminin Üstadı Şeyh Şâbân-ı Veli. Kastamonu: Hazreti Pir Şeyh Şa’bân-ı Velî Kültür Vakfı Yay.

Demircioğlu, Ziyâ (1990). Şeyh Şabân-ı Velî ve Postnişinleri. Kastamonu: Ayvatoğlu Mat.

Erol, Ali (2004). “Şeyh Şaban-ı Velî ve Türbesi Etrafında Oluşan İnançlar, Gelenekler”. Uluslararası Türk Dünyası İnanç Merkezleri Kongresi Bildirileri. Ankara. 503-514.

Göktaş, Vahit (2011). “Halvetiyye’nin Şâbâniyye Ekolü ve Kolları”. Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 26: 133-160.

Gündüz, İrfan (hzl.) (1995). Sadık Vicdânî Tomar-ı Turuk-ı Aliyye. İstanbul: Enderun Kitabevi.

Işın, Ekrem (1994). “Şabânîlik”. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. C. 7. İstanbul: yyy. 121-123.

Kurnaz, Cemal, Mustafa Tatcı (2010). “Şâbân-ı Velî”. İslâm Ansiklopedisi. C. 38. İstanbul: TDV Yay. 208-210.

Ozanoğlu İhsan (1966). Türk Büyüklerinden Ünlü Bilgin ve Mutasavvıf Şaban-ı Velî Hayatı Eserleri ve Külliyesi. Kastamonu: Yenises Mat.

Ömer el-Fuâdî. Menâkıb-ı Şa’bân-ı Velî. Süleymâniye Ktp. Reşid Efendi. No: 478.

Pakalın, M. Zeki (1983). Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. C. 3. İstanbul: MEB Yay. 

Tatcı, Mustafa (2002). “Tasavvuf Tarihinde Mi’yârlar ve Şa’ban-ı Veli’nin Mi’yârı”. Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi 6: 73-84.

Ünver, İsmail (1981). “Şâbân-ı Velî”. Türk Ansiklopedisi. C. 30. İstanbul: MEB Yay. 188.

Yavuz, A Fikri, İsmail Özen (hzl.) (1972). Bursalı Mehmed Tahir Osmanlı Müellifleri. C. 1. İstanbul: Meral Yay.

Yazar, L. Nihal (1985). Halvetiliğin Şa’bâniyye Kolu Menâkıb-ı Şa’bân-ı Velî ve Türbenâme. Ankara: Mas Matbaası.

Yılmaz, Ali (1995). “Şeyh Şaban-ı Velî”. Allah Dostları. C. 8. İstanbul: yyy. 122-128.

“Şa’bân-ı Velî” (1976). Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. C. 8. İstanbul: Dergah Yay. 82.

“Şa’bân-ı Velî” (2002). Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi. C. 8. İstanbul: AKM Yay. 3.

“Şâbân-ı Velî” (1938). Yurt Ansiklopedisi. C. 6. İstanbul: Anadolu Yay. 4646.

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. MEHMET ÜNAL
Yayın Tarihi: 06.01.2015
Güncelleme Tarihi: 11.12.2020

Eserlerinden Örnekler

(MENÂKIB-NAME'DEN)

 MENÂKIB-I ŞERÎF-Î PÎR-İ HALVETÎ

HAZRET-İ ŞA’BÂN-I VELÎ

Bismillahirrahmanirrahim

(Be-Yümn-i Sırr-ı Kutb-ı Enâm Hazrete’ş-Şeyh Şa’bân) pür-konem be-nûr-ı hamdü selâm ber rûy-ı cümle cihân

 

Mehâmıd-ı fâzıla ve senâya-yı kâmile ol Hudâ-yı Kerîm-i müyessirü’r-risâle ve Yezdân-ı Rahîm-i vâhibü’l-kerîmeye ki Cenâb-ı izzetine ‘ibâdete tâlib ve zât ü sıfâtına ma’rifete râgıb olan ibâdını kendi yoluna hidâyet ve hidâyetlerinde ikâmet ve a’mâl-i şer’iyyelerinde idâmet içün irsâl-i enbiyâ-yı izâm ve iclâl-ı evliyâ-yı kirâm eyledi ve dahi ahkâm-ı risâletlerinde ahkâm u tehlîd ve i’lâm-ı velâyetlerinde i’lâm u te’yid içün ihbâr-ı mu’cize-i zâhireleri ve izhâr-ı kerâmet-i bâhireleri ile temhîd ü te’yîd eyledi ve salavât-ı bi-gâye ve teslîmât-ı bi-nihâye ol Resul-i bâ-safâ Hazret-i Muhammed Mustafâ üzerine olsun ki ol Hüdâ-yı Vedûd-ı Vahîd i’ta’i mûcize ve tevhîd ü inzal-i Kur’an-ı Mecîd ile cümle enbiyâ vü mürselînden efdal ü ferîd eyledi ve dahi al-i i’zâmı ve ashâb-ı kirâmı ervâh-ı tayyibelerine olsun ki mu’cize-i Resül-i Kerîme ve ahkâm-ı Kur’an-ı azîme ittibâ ile kemâl ve kerâmete vâsıl olup ve kuvvet-i sıdk u kerâmetle ahkâm-ı şeri’ati ihkâm ve ahvâl-ı tarîkati istihkâm üzere eylediler.

Sebeb-i tahrîr-i menâkıb ve ba’is-i takrîr-i ahvâl-i tâlib oldur ki Hâlık-ı du-alem ve Râzık-ı en’am ve benî-adem Hakk Te’alanun celle ve a’la vücûd-ı vâcibine ve vücud-ı vâcibinün vahdâniyyetine îmândan sonra mezheb-i ehl-i sünnet ve cemâatde mucizât-ı enbiyâ gibi kerâmât-ı evliyâya dahi i’tikâd lâzım u vâcib oldıgına binaen ehâli-i irfândan nice ehl-i dil azîzler menâkıb-ı evliyâ tahrîr idüp her sultânun ve etbaunun menâkıbı mektûb-ı risâle ve matlûb-ı makâle olmagla astânelerinde, vesâ’ir mecâlis-i şerifede okunup ahvâl-i kemâl-âmîz ve safâ-engîzleri ve kerâmât-ı dil-avizleri herkese ma’lûm olup canla safâlar iderler velâkin şark u garba ve enfüs ü âfâka nâm-ı ba’is-i eşvâkı şems-i tâbân ve bedr-i meh-i Şa’bân gibi zuhûr u tulu’ idüp kutbiyyet-i kübrâ ile ma’rûf u meşhûr olan kutbu’1-evliyâ ve zahrü’1-asfiyâ mürşid-i kâmil, muvahhid-i vâsıl, matla-ı âftâb-ı kerâmet ve menba-ı mâh-tâb-ı velâyet şeyhü’1-meşâyih ve berzahü’l-berâzih Kastamonide câmi-i şerîfleri kurbında türbe-i pür-enverlerinde medfûn Şa’bân Efendi kâddesa’l-lâhu sırrahu’1-metîn ve revvahallahu rûhahu’1-emîn Hazretlerinün ve’hulefâ-yı kirâmından olan azîzlerün menâkıb-ı seniyyeleri ve kerâmât-ı aliyyeleri mektub-ı risâle olmadığı eclden ve ba’zı ihvân-ı sâdikîn sâ’ir evliyâ-yı izâm ve meşâyih-i kirâm gibi bunlara dâhi menâkıbnâme yazılsun diyü sıdkıla iltimâs itdükleri sebebden bin on yidi senesinde ba’zı evraka menâkıbnâme tesvidine 1âzimet-i lâ’ih olup ve şüruı müyesser olmuş iken bu makûle tahrîr ve takrîr-i kalîl ü kesîr kuşe-i uzletde mani-i şugl ü vahdet ve mücib-i havâtır u kesretdür diyü ferâg-ı semtî görinüp tereddüd ve inkılâb üzre iken ulemâdan ve erbâb-ı ma’ârifden efendiler ve azîzler hususâ hâlâ Kastamonide mevlevîyyetle müftî olan e’azz-ı ihvânımız akrânınun ercemendi ya’ni Şeyhî Efendi sellemehümullahu fi’d-dareyn bast-ı kelâm bâ’is-i merâm idüb buyurdılar ki gayrı diyârlarda erbâb-ı kerâmetden nice azîzlerün ve mensubâtınun menâkıbnâmeleri âstânelerinde ve gayrı meclislerde okunup ve istimâ’ itdiğimizce Kastamonide medfûn gerçek er Şa’bân Efendi dahi erbâb-ı velâyetden ve ashâb-ı kerâmetden iken menâkıb-ı şerîfeleri ve kerâmât-ı latîfeleri ile’l-ân hiç tahrîr-i risâle ve takrîr-i makâle olmamışdur bir merd-i Hüdâ ârif-i fâ’ik tahrîr ve beyân itse gayet münâsip ve lâyık idi diyü ol mahallerde hâtıra iderek hâlâ sizi bu kadar azîmet üzre bulduk tahrîr-i menâkıb-nâmeden asla ferâğ câ’iz degildür diyü bi’s-sıdk ve’s-safâ anlar dahi ma’kûl görüb ve iltimâs itmegin “es-Sultânü zıllu’llâhi Te’âlâ fi ardihi" hükmiyle kutb-ı zâhiri olmağla ümmet-i Muhammed üzerine sâye-i ilâhî ve her veçhile muhibb-i evliyâ ve ulemâ olup ve astâne-i hümâyûn sa’âdet-makrûnları melce-i cümle insan olan sultân-ı selâtîn-i cihân ve mâlik-i milk-i hâkân ve saltanât u şevketde ferîd-i zemân ve âb-ı rû-yı âl-i Osman es-sultân İbnü’s-sultân Sultân Ahmed Han bin Sultân Mehmed Han bin Sultân Murad Han “halle’d-Allahu hilâfetehu ve eyyede saltânatehu li-muharrir-i risâle ala hasebi mâkîle hayru’l-kelâmi makâlle ve delle

 

Sâhib-i seyf ü kalem şâh-ı güzîn

Sürûr-ı âlem kerîm-i pâk-i dîn

 

Mazhar-ı izz ü sa’âdet-i pür-kerem

Cümle sultânlar içinde muhterem

 

Kutb-ı vâhid gibi merkez âleme

Sâye oldise sezâdur âdeme

 

Hazret-i Sultân Ahmed zıll-ı Hakk

Adl ü dâd ile anılsa müstehak

 

Sâye-i devletleri olsun müdâm

Kuvvet ü şevketle olsun müstedâm

 

Eşkiyâyı def idüb kıldı vefâ

Reh-nümâ olsun yolunda Mustafâ

 

İy Fu’âdî Hakk ide ömrün ziyâd

Ömri var oldukça olsun ber-murâd

 

Hâsılu’l-kelâm anlar gibi sultân-ı cihân aliyyü’ş-şân ve lâ’iku’l-kerâmeti ve’1-irfân hazretlerinün zemân-ı velâyet-i iyânlarında bu fakîr ve hakî ve za’îf-i pür-taksîr derviş ‘Ömerü’1-Fu’âdî hedâhu’l-lâhu el-hâdi Şa’bân Efendi Hazretlerinün seccâde-i masîr-i âlem ve hankâh-ı merci-i benî-âdemlerinde hâdimü’l-fukarâ iken ihvân-ı safâya yâd-gâr olmak kasd ve hazret-i sultânun tarîkat ve erkânlarına hıdmet-i zâhiriyyeden add idüb tâlibân-ı ehl-i safâ ve âşıkân-ı ehl-i vefâ okıyub ve dinleyüb ve hazret-i sultânun hulefâsmdan olan azîzlerün menâkıb-ı hal-bahşlerin dil ü cândan anlayub mesûr ve pür-safâ olduklarında bu bî-çâreyi dahi hayr du’â ile yâd itsünler içün bir mufassal menâkıbnâme cem itmiş idi velâkin ziyâde mufassal olub ve elfâz u ibârâtında herkes fehm idemez ibâretler olmağın her kimesne fehm itmeğe âsân olsun içün türkî ve basît ibâretle bir muhtasar ve müntehâb menâkıbnâme dahi yazub ol sultânun menâkıb u kerâmâtınun güneşden zerresin ve deryâdan katresin beyân eyledi.

 

Yazar, L. Nihal (1985). Halvetiliğin Şa’bâniyye Kolu Menâkıb-ı Şa’bân-ı Velî ve Türbenâme. Ankara: Mas Mat. 89-93.

 

(Ömer Fuadî’nin Şabân-ı Velî İçin Yazdığı Methiye)

MEDHİYE

Hak yoluna âşık olup inleyen

Girsin Şâbân Efendi’nin yoluna

 

Hakk’ın dîdârını görmek isteyen

Girsin Şâbân Efendi’nin yoluna

 

Erkâna girenler âkil olmasın

Mevlâ’nın zikrinden gâfil olmasın

 

Hak’dan gayrı yere gönül vermesin

Girsin Şâbân Efendi’nin yoluna

 

Cennet yolu şeriatla bulunur

Hakk’ın yolu tarikatla bulunur

 

Vuslat yolu hakikatla bulunur

Girsin Şâbân Efendi’nin yoluna

 

Âşık Ömer Hakk’ı candan sevenler

Tecelli-i âlem görsem diyenler

 

Erenler yoluna girsem diyenler

Girsin Şâbân Efendi’nin yoluna


Çifçi, Fazıl (2011). Gönüller Sultanı Hakikat İlminin Üstadı Şeyh Şâbân-ı Veli. Kastamonu: Hazreti Pir Şeyh Şa’bân-ı Velî Kültür Vakfı Yay. 106.