SEVDA, Pakize Gulamî İbrahimî

(d. 1960 / ö. -)
âşık, ev hanımı
(Âşık / 20. Yüzyıl / Azeri)
ISBN: 978-9944-237-86-4

1960'ta Karadağ’ın Keleyber bölgesinin Napışta köyünde doğan Pakize Gulamî İbrahimî 1971 yılında ailesi ile birlikte Tebriz’e göç etmek zorunda kalır (Gaffarî 2001: 59; Dostî 2009: 159; Özdamar 2016). Babasının ekonomik zorluklar yaşaması üzerine oyun çağında küçük bir çocuk olmasına rağmen Tebriz’de halı dokuyarak ailesine yardım etmeye başlayan âşık, çocukluk yıllarında yaşadığı sıkıntıları şöyle anlatır: “Ekonomik sebepler yüzünden Tebriz’e göç ettik. Ancak Tebriz’e yerleştikten sonraki ilk yıllarda da bu sorunlar bitmedi. Hatta daha da arttı. Bu sebeple ben de çalışmak zorunda kaldım. Küçük yaşta halı dokumaya başladım ve çocukluğumdan gençlik yıllarıma kadar bu işi yapıp aileme destek oldum.” (Gaffarî 2001: 59; Özdamar 2016).

1978 yılında Tebriz’in usta âşıklarından Gafar İbrahimî ile evlenen âşık, küçük yaşlardan itibaren meraklı olduğu saz ile ilgilenmeye başlar ve yeteneği sayesinde eşinin yanında kısa sürede saz çalmayı ve âşık tarzında şiir okumayı öğrenir (Gaffarî 2001: 59).

Dördü kız, beşi erkek olmak üzere dokuz çocuğu olan âşık, küçük yaşlarda yaşadığı ekonomik sorunları çocuklarının da yaşamaması için mücadele eder ve hepsinin iyi birer eğitim almasını ister. Bu doğrultuda onları yönlendirir (Özdamar 2016). Âşık, Tebriz’de yaşamakta ve sanatını burada sürdürmektedir.

Gelenekte olduğu gibi, eşi Gafar İbrahimî'den aldığı âşıklık eğitimiyle çıraklığını tamamlayarak âşıklığa başlayan Pakize İbrahimî, sonrasında şiir yazmaya başlar. Şiirlerinde Sevda mahlasını kullanan İbrahimî, şiirlerinin bir kısmını eşinin 2008 yılında Tebriz'de yayımladığı Sevgi Mukaddestir adlı kitabın içinde "Sevda'nın Seçilmiş Şiirleri" adlı bölümde kitapçık olarak yayımlar.

Şiirlerinde toplumsal konular dışında bireysel konuları da işleyen âşığın en önemli özelliği sade ve akıcı bir dil kullanmasıdır. Eşi gibi milliyetçi bir geleneğe mensup olan ve Türklerin İran’daki haklarının korunması için mücadele eden âşık, İran’da çeşitli dönemlerde yasaklanan Türkçenin, bu şartlar altında sadece sözlü gelenekte yaratılan ürünlerin aktarılmasıyla yaşatılacağını bilir. Aktarımın gerçekleşebilmesi için herkesin kendi çocuğuna anadili olan Türkçeyi öğretmesi gerektiğini söyleyen İbrahimî, çocukların tamamının okulda alamadığı Türkçe eğitimini, başka yollarla alması için çaba harcar (Özdamar 2016).

Yaşadığı coğrafyada Türkçenin korunması için sözlü ürünler dışında şiirin de etkili olduğunu bilen âşık, bu sebeple kendi ifadesiyle “gönlünden Türkçe hissettiği duyguları dilinden de Türkçe döker”. Bir şiirinde; “Sevda gızam men de Garadağlıyam/ Gül, çiçekli doğma yurda bağlıyam/ Zulm odunda yanıb sine dağlıyam/ Verirler yellere könlümü menim” diyen âşık, doğduğu toprakları ve yaşadığı şehri şiirlerinde işler (Gaffarî 2001: 60).

Şiirlerindeki bir diğer konu da vatan kavramıdır. “Veten” redifli şiirinde yaşadığı toprakları vatan yapan unsurları sıralayan İbrahimî için vatan, atalarından kalan bir mirastır; “Sevda üreğinden isteyir seni/ Yaralı galbinde besleyir seni/ Herkes ki nâdandır pisleyir (kötülemek) seni/ Ona garanlıg ol mene dan (tan, aydınlık) veten” (Kafkasyalı 2009: 95; İbrahimî 2008: 7). Aynı düşünce, âşığın bir başka şiirinde de “Harda olsam veten deyib izlerem/ İçim dolu derd gem ile gizlerem/ Yaralıyam, yana yana sızlaram/ Baş gataram vetenimde başlara” mısralarıyla karşımıza çıkar (Özdamar 2016).

Kadim Azerbaycan topraklarında yaşayan halkının son yüzyılda yaşadığı sorunları bilen ve hâlihazırda bu sorunların bir kısmına da tanık olan âşık, bir başka şiirinde; “Veten adı başta şeref tacımdı/ Oğlu, gızı; gardaşımdı, bacımdı” diyerek vatan topraklarında yaşanan her acıyı kendi acısı olarak hissedip dertlenir (Özdamar 2016).

Vatan konusu, şiirlerindeki temel konulardandır. Şiirinde Azerbaycan olarak kabul ettiği yaşadığı topraklardaki her bir kuşun, gülün, bülbülün vb. şeylerin güzelliğinden bahsederek yaşadığı topraklara gelecek özgürlüğü, sembolik olarak bahar olarak isimlendirmekte; baharın gelişini beklemekte ve beklenen baharın gelmesiyle kendisi ve halkı gibi tabiatın da vereceği tepkileri sıralayarak kurulacak şölenin hazırlığını yapmaktadır (İbrahimî 2008: 10; Özdamar 2016).

Doğduğu Karadağ'ın güzellikleri de âşığın şiirlerinde sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bazen kendisi gibi neşeli olan o topraklar, bazen tarihte yaşananlar hatırlananınca âşığın dilinde kederlenir (İbrahimî 2008: 13).

Âşığın, eşiyle iki atışması vardır (Özdamar 2010, 2012, 2016; Özdamar 2016; İbrahimî 2003: 132-133). Eşi gibi usta bir âşığın şiirine aynı hikmette ve aynı güçle karşılık veren İbrahimî, irticalen şiir söyleme yeteneğini de gösterir. Atışmada eşinin; “Güzel yaradıbdır yaradan Allah/ Gara halı (ben) zenhdanda (yanak) düşübdür/ Balın şehdi dudağından süzülür/ Ele bil şekere gende (şeker) düşübdür” mısralarına; “Ah fegan edib yorma özünü/ Senin baht ulduzun mende düşübdür/ Gartal zirvelerde, kehlik gayada/ Süsen sünbül göy çemende düşübdür” şeklinde cevap verir (Özdamar 2010, 2012, 2016; Özdamar 2016).

Şiirlerinde toplumsal konuların dışında aşk da vardır. “Gurbanam” adını verdiği şiirinde; “Sen aşkımın ezelisen/ Sözü şirin mezelisen/ Bu dünyanın gözelisen/ Ala gözlü düz ilgarım” diyen İbrahimî, sevgiliye aşkını bu şekilde dile getirir (İbrahimî 2008: 4).

Tebriz’in kadın âşıklarından birisi olan İbrahimî, İran’ın sosyal ve siyasi durumundan dolayı günümüzde buradaki aile toplantılarında ve sadece kadınların katıldığı programlarda sanatını icra etmeye devam etmektedir.

Kaynakça

Dostî, Hüseyin (2009). Bir Kucak Sevgi: Karadağ Şairleri Tezkiresi. Tahran: Tekdir-i Hat.

Gafar İbrahimî, 1954, Karadağ, İlköğretim, âşık. [Fazıl Özdamar, 28.07.2010’da âşığın Tebriz’deki evinde, 02.01.2012’de ise telefonda ve yine 1-5 Eylül 2016’da âşığın Tebriz’deki evinde yapılan görüşme].

Gaffarî, Rıza (1390/2001). Azerbaycan Hanım Şairleri. Tebriz: Cemali.

İbrahimî, Âşık Gafar (1382/2003). Yeni Deyişmeler. Tebriz: İntişarat-ı Aşina.

İbrahimî, Âşık Gafar (1387/2008). Sevgi Mukaddestir. Tebriz: İntişarat-ı Aşina.

Kafkasyalı, Ali (2009). İran Türkleri Âşık Muhitleri. 2. Baskı. Erzurum: Salkımsöğüt Yay.

Pakize Gulamî İbrahimî, 1960, Karadağ, okuma-yazmayı biliyor, âşık. [Fazıl Özdamar tarafından 1-5.09.2016 tarihlerinde, âşığın Tebriz’deki evinde yapılan görüşme].

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. FAZIL ÖZDAMAR
Yayın Tarihi: 21.01.2019
Güncelleme Tarihi: 02.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1KUL CEVRİ, Nejat Birdoğand. 1934 - ö. 2001Doğum YeriGörüntüle
2ABDURRAHMAN, Hürüoğlu Abdurrahmand. 1803-1804? - ö. 1853-1855?Doğum YeriGörüntüle
3CEMAL, Cemal Öztürkd. 1938 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Mustafa Yüreklid. 27 Kasım 1960 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5ZAKİRÎ, Zakir Tekgüld. 01.01.1960 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6CEYHUN GELDİ NECATd. 1960 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7PERVANÎ, Feyzullah Taştekind. 1952 - ö. ?MeslekGörüntüle
8ÜRYANÎ, Mehmet Yılmazd. 1950 - ö. ?MeslekGörüntüle
9MEFTUNÎ, Abdülbaki Yıldırımd. 1931 - ö. ?MeslekGörüntüle
10NAZARALİ MAHCUBÎd. 1929 - ö. 2001Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11CEBİ/CEBRAYİL, Cebrayil Halilîd. 23.10.1975 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12ŞAMİL İBRAHİMOĞLUd. 1910 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13MİRAT, Mirati Gazeloğlud. 10.10.1954 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14İSMETÎ/İSMET/İSMET NAMLI, Abdülkadir Namlıd. 18.10.1934 - ö. 04.03.2018Madde AdıGörüntüle
15MİRZE BEYLERd. 1837 - ö. 1919Madde AdıGörüntüle