SEYYİD SÜLEYMAN

(d. 1857/? - ö. 1900/?)
tekke şairi
(Tekke / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Seyyid Abdulah’ın oğlu olarak Ankara’nın Çubuk ilçesinin Alevi köyü olan Susuz’da 1857 (H.1274) yılında doğmuştur. Yörede güçlü bir Hak âşığı olarak bilinir. Susuz Köyü, Cibali Sultan’a bağlıdır. Cibali Sultan, Fatih devrinde yaşamış, İstanbul'un fethine Bursa Subaşısı ve Cebeci Ağası olarak katılmış Horasan erenlerindendir (Çağlayan 1996). Keza bu bölge halkının Horasan’dan bölgeye gelmiş ve burayı yurt tutmuş olduğuna ve buradaki Alevi Dedelerinin Peygamber soyundan geldiğine inanılmaktadır. Seyyid Süleyman da bu bağlamda Peygamber soyundandır (Çağlayan 1996). Kaynaklar Seyit Süleyman’ın ümmi bir Hakk âşığı olduğunu yazar. Ona bu insan üstü yeti Tanrı'dan verilmiştir. Zira deyiş ve düvazimamlarında zikrettiği birçok ayet, sure ve hadis vardır (Çağlayan 1996).

Kendisi köyde anlatılan menkabelere göre tenasüh ya da hulul olarak bilinen ruh göçüne inanmaktadır. Nitekim kendisiyle ilgili anlatılan menkabe şöyledir: Seyyit Süleyman, köydeki cem töreninde katılır. Törenin ardından dervişlerden biri Seyyid Süleyman’a bir müşkülünün olduğunu ve hallini istediğini ifade eder. Dervişin müşkülü, insanın öldükten sonra tekrar dünyaya gelip gelmediğini öğrenmeye yöneliktir. Bunun üzerine Seyyit Süleyman Dede şunları söyler:

“Bundan önceki gelişimde dünyaya bir dişi kısrak olarak geldim. Kalfat köyü ile Susuz köyü arasındaki Söbeçimeni yaylasında sahibim beni zikke ile yaylıma bağlamıştı. Ben orada otlarken aynı yaylanın diğer tarafında otlayan komşuların erkek atı benim üzerime geldi, ben ise erkekle beraber olmak istemiyordum, bu yüzden zinciri koparıp köye kaçtım. Sahibim beni bağladığı zikkeyi aradı fakat bulamadı. Şimdi ben size yerini tarif ediyorum” der. Ertesi gün cem evindeki dervişler o zikkeyi tarif ettiği yerde bulurlar (Avcı vd. 1978). Seyyid bu inancını şiirlerinde de dile getirir: Hergiz zindancıyam Çin-i Maçin’de/ Çok cenkler eyledim küffar içinde/ Mülcem şehit etti kırk üç yaşımda/Yetmiş iki pâre olan bu tendir (Çağlayan 1996).

Âşıkın hayatı etrafında anlatılan diğer bir menkabe şöyledir: Seyyid Süleyman arkadaşı Sarısulu İbiş ile birlikte Kösrelik köyüne gitmek üzere, bir kış günü yola çıkarlar ve yollarını şaşırarak Aydost Dağı’nın zirvesine çıkarlar ve bu dağa sitem eden bir deyiş söylemişlerdir: "Yazın geldiğini nereden bileyim/Karşı dağın karı eriyip gider/Bir haber sorayım şu akan sudan/O da bağrını yere sürüp gider./Sabah olup odalara ilişir/Âşığın gözü sinemde alışır/Duyar da eller hep bana gülüşür/Hele vaktin gelsin zorun ne aydost/Avırat koç yiğit meydanda gerek/Kardeş ah ettikçe bölündü yürek/Nisbet Mavıyanın sen bunu bırak/Hele vaktin gelsin zorun ne Aydost/Sen Süleyman’ın arz eyledik geldik/Mehmetle tekkeye tecelli kıldık/Biz “Kalü Bela’dan” evveli öldük/Bizi öldürecek zorun ne Aydost."

Rivayete göre onlara Allah tarafından rızk gönderilir. Sonra yola devam ederlerken Mehmet Tekkesi ile karşılaşırlar. Tekkenin yakınında Alevi ulularından bir köy vardır. Allah’a şükrederek köyün içine girerler (Avcı vd. 1978).

Âşıkın sanat hayatına başlaması geleneğe uygun olarak bade içerek başlamıştır. Seyyid Süleyman’ın, 1310'da (1893) aşk bâdesi içtiğini yine kendi deyişlerinden öğreniyoruz: "Sene üç yüz onda düştüm bu sevdaya" Yine aynı yıl, bu sevdaya düştüğü için kendisine deli dendiğini belirtmiştir: "Temam oldu dört duvarın temeli/Bundan sonra Hak lokması yemeli /Sene bin üç yüz on, tarih koymalı /Seyit Süleyman'a deli dediler" (Çağlayan 1996).

Kendisi İlk deyişini (sefalama), Hacı Bektaş evlatlarından Cemalettin Efendi evine konuk geldiğinde söyler ve "himmet" aldığı için dili açılır: "Sefa geldin dost bağının bülbülü/Merhaba sevdiğim hâne sizindir/Himmet et, açılsın ednânın dili/Merhaba sevdiğim hâne sizindir/Şerîatte şu senindir, bu benim/Tarikatte ne senin var, ne benim/Ermişsin hakikatte yoktur gümanım/ Merhaba sevdiğini hane sizindir/Okuyup tarikim görenim gelmiş/Şu garip halimden soranım gelmiş/dört kitaptan dersim verenim gelmiş/merhaba sevdiğim hane sizindir/içip de katreden kananım gelmiş/Gevherin meydana dökenim gelmiş/Perdesiz cihanı görenim gelmiş/Merhaba sevdiğim hane sizindir/ Seyit Süleyman'ım yel nerden attı/Halis usta imiş, gevherin sattı/Gökte ararken yerde elimden tutu/Merhaba sevdiğim hâne sizindir" (Çağlayan 1996).

Seyyid Süleyman, yedi yıl gibi kısa bir sürede pek çok deyiş, nefes ve düvazimam söylemiştir. Ne var ki şiirlerden pek çoğu kaydedilmemiştir. Ancak ağızdan ağıza söylenerek aktarılan eserlerinden bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Deyiş ve düvazimamları cem âyinlerinde de söylenmektedir (Çağlayan 1996). Eserleri sınırlı bir çevre tarafından bilenen Seyyid Süleyman 1900 (H. 1317)’de vefat etmiştir. Vefat edeceği tarihi de kendisi deyişlerinde haber vermiştir: "Ârifler fehmeder dâr-ı fenâyı/Mü'minler al giysin, yaksın kınayı/Üç yüz on yedide seyret dünyayı/Mülkün sahibi var, kıla ne minnet."

Yedi sayısının âşıkın hayatında önemli bir yeri olduğu görülür. Zira kendisi 7 yıl Hak âşıklığı yapmıştır. Ayrıca şiirlerinden onun bu dünyaya yedi kez geldiği öğrenilir: "Bilirsen tarikim, oku künyemde/Men aref sırrıdır, söylenmez yada/Yedi kere mihman oldum dünyada. Diğer taraftan kendisi yedi âşıka dem verildiğinde kendisinin de içtiğini ifade eder: Eflak-ı semâda yedi kapı açtım/Kırk sekiz eflakta bir şara düştüm/Yedi âşıka dem verildi, ben de içtim/Kırkların ceminde coştum o zaman."

Seyyit Süleyman, Çorum’un Sarımbeyli köyünden Deli Baran ve deyişlerinde Sefil Ali mahlaslı Âşık Ali ile çağdaştır. Üçünün çok çeşitli muhabbetlerde karşılıklı söyledikleri deyişler bulunmaktadır. Örneğin Deli Boran evine konuk geldiğinde Seyyit Süleyman bir sefalama söylemiştir: "Dost gelip haneye mihman olunca/Duman başımızda kalmaz da neyler/ bir can kudretten ilmin alınca/ Gevherin meydana dökmez de neyler/Kudretten dersin alır okursa/ bulbul olup gül dalında şakırsa/ Yetmiş üçün gürühuna çıkarsa/Gevherin meydana dökmez de neyler?/Üç sünnetten yedi farza erince/Dört kapıdan kırk makama girince/Doksan bin kelama hâfız olunca/Kaynayıp kaynayıp coşmaz da neyler?/Şimdi insan Hakkı gorse bağlanmaz/ İblis igat etmiş iman eylenmez/ İlm_i ledün her yerlerde söylenmez/İman kanat vurup uçmaz da neyler/Seyyeid Süleyman’ım aradığım burası/Sızladı şu sinemin yarası/Ved’ Duha vel’ Leyli Amme suresi/ Dostun tarîkına konmaz da neyler?" (Çağlayan 1996).

Seyit Süleyman, deyiş ve düvazimamlarının hemen hepsinde on birli hece ölçüsünü kullanmıştır. Bazı deyişlerde heceyi tutturabilmek için ekleme ya da kısaltmalar yapmıştır. Örneğin; "ruh" yerine "uruh", "ruhban" yerine "uruhban", "On İki İmam" yerine "On İk'imam", "makama erdim" yerine "makam'erdim", "cennet âla olsun" yerine "cennet âl'olsun", "Yedi Âşık" yerine "Yed'âşık" gibi değişiklikler yapmıştır (Çağlayan 1996).

Seyyid Süleyman’ın deyişleri bugün de seslendirilmektedir. Örneğin Alevi ritüellerinden biri olan dar kurbanı ayininde saki önce kadehe koymuş olduğu üzüm suyunu gaip erenlerin hakkı der ve dededen hayır-himmet (müsaade) aldıktan sonra yanmakta olan ocağa üzüm suyunu saçı olarak saçar. Sonra dedeye, rehbere bu sudan içirir. Sonra zakirlerden birisi eline doluyu alır, Seyyit Süleyman’ın nefeslerinden okur (Arslanoğlu http://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/viewFile/276/268).

Alper Çağlayan da hem töreninde zakirin düazimam okuduğu ve çaldığı anda Alevi ulularından Cibali Ocağından Seyyit Süleyman aşkına deyiş okunduğunu aktarır (1996: 92-103).

Kaynakça

Avcı, Yunus. M.Onay, Mustafa, M. Kayan (1978). Bütün Yönleriyle Yeşil Çubuk. Ankara, Çubuk Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ve Köylere Hizmet Götürme Birliği Yayını.

Çağlayan, Alper (1996). Cibali Sultan Evlâtlarından Seyit Süleyman Hayatı ve Eserleri. İstanbul, Seyit Süleyman Kültür ve Tanıtma Derneği Yayını.

Öztelli, Cahit (1997). Bektaşi Gülleri. İstanbul: Özgür Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ZEHRA SEMA DEMİR
Yayın Tarihi: 03.03.2015

Eserlerinden Örnekler

Deyiş

Seyyid Süleyman’ım kaynadı yine

Dünyanın binası oynadı yine

Ağlayacak gündür hem yana yana

Yedi kere don değiştiren bu tendir

Bilirsen tarihim oku künyada

Men aref sırrıdır, söylenmez yada

Yedi kere mihman oldum dünyada

Pirim Hacı Bektaş Veli bu zaman

Nefes

Güvenme fâniye, hem mâsivâya

Sonu yok, dünyayı terk eden bir gün

Evlat, devlet benim diye gam yeme

Malını yâd ele kor giden bir gün.

Niceleri menim diye boyladı

Ârif olan lâl-i gevher topladı

Hükmü, Taht-ı Sü!eyman'ı neyledi

Gemiyi ummana gark eden bir gün.

Ârifler özünü her dem sitemler

Gelin bu sözümü dinlen âdemler

Vefasız dünyaya yaptığın damlar

Tâcı, tahtı, köşkü kor giden bir gün,

Seyrede gör karanlığın yolunu

Vefasız dünyanın vardır ölümü

Burada aça gör cennet yolunu

Yalıncak dalkılıç harp eden bir gün.

Eriş bir gerçeğe özünü bağla

Zübdeyle sözünü, doğruyu söyle

Süleyman yüzünü sen turab eyle

Bir yâr bul, ağyarı kor giden bir gün.

Duvazimam(Öztelli 1997)

Sıtkiyle bir duvazimam söylesen

Bilir misin ne kadardır sevabı

On iki bin altın sadaka versen

Onun ile beraberdir sevabı.

Şah Ali Haydar'ın eteğin tutsan

Hasan, Hüseyin'den Zeynel'e yetsen

On iki bin açığa libas girdirsen

Onun ile beraberdir sevabı.

Bâkır'a, Câfer'e nişan kondursan

Caht eyleyip hemen iyi dedirsen

On iki bin aça taam yedirsen

Onun ile beraberdir sevabı

Musa-i Kazım’la deryada yüzsen

Hulki Rıza ile kelâm söylesen

On iki bin köle azat eylesen

Onun ile beraberdir sevabı.

Takî, Nakî uykusundan uyansa

Gerçek erler özün hardan ayırsa

On iki bin koyun kurban eylese

 Onun ile beraberdir sevabı.

Al'askerî gam yüküne dayansa

Mehdî doğup, gerçek erler uyansa

On iki bin şehit kana boyansa

Onun ile beraberdir sevabı.

Seyit Süleyman'ım dîvanda dursa

Arşta yazılıdır, bakanlar görse

On iki bin hacı ile yüz sürse

Onun ile beraberdir sevabı.

Arslanoğlu, İbrahim. Çubuk Yöresi Aleviliğinde Dar Kurbanı (http://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/viewFile/276/268).

Çağlayan, Alper (1996). Cibali Sultan Evlâtlarından Seyit Süleyman Hayatı ve Eserleri. İstanbul, Seyit Süleyman Kültür ve Tanıtma Derneği Yayını.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1C. Hakan Arsland. 1966 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Denizer, Ümitd. 25 Şubat 1948 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Ağabeyoğlu, Selmad. 1952 - ö. 18 Aralık 2009Doğum YeriGörüntüle
4RIZÂ, Mehmed Rızâ Safvet Beyd. 1857 - ö. 1911Doğum YılıGörüntüle
5KAZIMd. 1857 - ö. 1937Doğum YılıGörüntüle
6Ali Emirid. 1857 - ö. 23 Ocak 1924Doğum YılıGörüntüle
7KAHRÎd. 1840 - ö. 1900Ölüm YılıGörüntüle
8REFÎK, Hacı Murâd Ağa-zâde Mustafa Refîk Beyd. 1829 - ö. 1900Ölüm YılıGörüntüle
9ŞÂDÎ, Süleymând. 1830 - ö. 1900Ölüm YılıGörüntüle
10SADIK BABA, Hekimhanlıd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11REMZÎ, Mikdatd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12KUL HİMMET ÜSTADIMd. 1192 - ö. 1301Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13MU’AMMÂYÎ, Alî Çelebi, Alî Bâlî, Selanikî Mu’ammâyîd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14ABDÜRRAHÎM KÂDİRÎ, İvranyalıd. ? - ö. 1865Madde AdıGörüntüle
15FAZILÎd. 16.YY - ö. 16.YYMadde AdıGörüntüle