ŞÜKRÎ, Yûsuf Şükrî

(d. ?/? - ö. 1292/1876)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Osman adlı bir kişinin oğludur. Harput’un Hüseynik köyünde (Elazığ’ın Ulukent Mahallesi'nde) doğduğu ve “Falcıoğulları” diye bilinen meşhur bir aileye mensup olduğu nakledilir. Adından önce anıldığı “seyyid” sıfatı, Hz. Peygamber soyundan geldiğini, sonra kaydettiği “Hanefî” ismi ise amelî mezhebini göstermektedir. Harputlu Yûsuf Şükrî, gençliğinde Mısır’da Camiü’l-Ezher’in yakınında on iki sene ikamet etmiş ve çeşitli âlimlerden hadis, tefsir gibi İslami ilimleri tahsil etmiştir. Daha sonra Anadolu’ya döndüğü anlaşılan Harputlu, bir müddet İstanbul’da Şeyh İbn Vefâ Medresesi’nde dinî ilimlerin öğretimiyle meşgul oldu. Sabahleyin Celâleyn ve Kadî Beyzâvî tefsirlerinden okutur ve ayrıca alet ilimlerine dair dersler verirdi. Eğrikapı civarındaki Vânî Efendi dergâhı şeyhliği vazifesinde de bulunan Yûsuf Efendi, 1273/1857 yılında Medîne’deki Mahmûdiye Medresesi müderrisliğine tayin edildi. 1276/1860’da Anadolu’ya geldiği bilinen ve daha sonra tekrar Medîne’ye gittiği anlaşılan Harputlu, ömrünün sonuna kadar orada ilim öğretimi ve eser telifiyle meşgul oldu. Nakşbendî tarikatının Hâlidiyye kolu şeyh ve âlimleri arasında yer alan Yûsuf Şükrî, öğrencilerine üç defa icazet verdi. 1292/ 1876 yılında ileri bir yaşta vefat etti ve Medîne’de bulunan Cennetü’l-bakî kabristanına gömüldü.

Harputlu Yûsuf Efendi’nin çoğu Arap harfleriye basılmış ve hadis, kelam, siyer vb. İslami yahut mantık gibi onlara vasıta sayılan ilimler hakkındaki Arapça ve Türkçe eserleri şunlardır: 

1. Şerhu Usûli’l-hadîs li Dâvudi’l-Karsî ‘alâ Risâleti’l-Birgivî: İstanbul'da 1293/ 1876'da basılmıştır. Yazma bir nüshası: Âtıf Efendi Ktp. nr. 1338'dedir. Dâvûd-ı Karsî’nin (ö. 1169/1756) Birgivî’ye ait Arapça Usûli’l-hadis Risâlesi için yazdığı şerhi yine Arap diliyle izah eden bir haşiyedir.

2. Hidmeti Menba’i’s-Saâde: İstanbul'da 1273/1857'de basılmıştır. Yûsuf bin Osman el-Harputî, Muhammed bin Süleymân el-Cezûlî (ö. 870?/1465?) tarafından derlenen meşhur Delâ’ilü’l-hayrât adlı salavat mecmuasını, Kara Dâvud ve Muhammed Mehdî el-Fâsî’nin şerhlerinden de faydalanarak 1268/1852 yılında nesirle Türkçeye çevirmiştir. Bu tercüme, Delâ’ilü’l-Hayrât’ın Arapça metninin kenarında basılmıştır. Yazar, bu eseriyle Hz. Peygamber’e intisab ve hizmet etmek istediği için ona Hidmeti Menba‘i’s-Saâde adını vermiştir.

3. Nâmûsü’l-îkân ale’l-Burhân: İstanbul'da 1274/1858'de basılmıştır. Gelenbevî İsmail Efendi’nin (ö. 1205/1791) Burhân adlı klasik mantık kitabı için Harputî’nin yazdığı Arapça şerhtir. 1273/1857’de İstanbul’da tamamlanan bu şerh, yaklaşık olarak bir yıl sonra bastırılmıştır.

4. Nasîhatnâme (Nesâ’ih): Yûsuf Şükrî, bu nasihatları 1276/1860’da Medîne’den Anadolu’ya dönüşü sırasında, İslami bilgilerin sarsıntıya uğramasından dolayı cehaletin ortalığı kapladığını ve padişaha itaatin bilinmediğini görerek derlemiştir. Eserde sultana itaatin lüzumu üzerinde durulmakla birlikte, vezirliğe getirilecek kişilerin sahip olması gereken şartlar, suçlu, asi ve yağmacıların cezalandırılması, ehl-i beyt ve seyyidlere hürmet, velilerin ruhundan yardım dileme, kabir ziyaretinin adabı gibi konulardan da bahsedilir. Harpûtî’nin ferağ kaydında kullandığı “terceme” kelimesi, bu Nasîhat-nâme’nin Arapça veya Farsça eserlerden faydalanılarak yazılmış olduğunu düşündürmektedir. Bursalı Tâhir Bey’in basılmış olduğunu belirttiği bu eserin birkaç yazma nüshası vardır: Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Mahmud Efendi Bölümü nr. 1846, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi A. 3590.

5. Hâşiye-i İsâm ‘alâ Hâşiye: Akaid ve kelam ilmine dair, yazma hâlinde bulunan Arapça mensur bir eserdir. Müellif hattı nüshası: Âtıf Efendi Ktp. nr. 1238'dedir. Yazar, bu hacimli eserini 1276/1859 yılında Medîne’de yazmaya başlamış ve 1278/1861’de İstanbul’da tamamlamıştır. Hayâlî diye tanınan Şemseddîn Ahmed bin Mûsâ’nın Hâşiye ‘alâ Şerhi’l-Akâ’idi’n-Nesefiyye isimle üzerine yazılmış bir haşiyedir.

6. Silsile-i Safâ li Nesebi Muhammed Mustafâ: İstanbul'da 1286/1869'da basılmıştır. Yazar, Hz. Muhammed’in soy ağacı konusundaki bu Türkçe eserini, 1279/1863 yılında tamamlamıştır. Hz. Peygamber’in nesebine dair olan bu mensur eserde Harputlu Şükrî’nin birkaç manzumesine de rastlanır.

7. Rumûzü’t-Tevhîd: İstanbul'da 1286/1869'da basılmıştır. Harputlu Yûsuf Efendi, tevhid kelimesinin bazı sır ve hakikatlerini anlatan bu Türkçe eserini, 1279/1863 yılında yazmıştır. Müellifin bu mensur kitabının baş tarafında üç, sonunda ise iki manzumesi bulunmaktadır. Yazma bir nüshası, Mısır Millî Kütüphanesi Mecâmîu Türkî Tal‘at, nr. 65, vr. 134-158'dedir.

Yûsuf Şükrî’nin mensur eserleri içinde veya kenarında sınırlı sayıda şiirlerine rastlanır. Aruz ölçüsüyle yazılmış olan bu manzumeler, umumiyetle dinî- tasavvufi konulara aittir. Esasen o, şairliğinden çok âlim ve müderris olarak tanınan bir kişidir. Yûsuf Şükrî’nin nesri, edebî hüner göstermek yerine doğrudun doğruya bilgi verme gayesini gözeten ve devrine göre sade sayılabilecek bir tarzdadır. İbrahim Saylan, yazarın eserlerini hadis ilmi bakımından inceleyen bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (bk. Saylan 2008).

Kaynakça

Açıkgöz, Nâmık (1990). “Harputlu Yûsuf Şükrî, Nasîhat-nâme’si ve Yayımlanmamış Üç Manzûmesi". Fırat Üniversitesi Dergisi Sosyal Bilimler Dergisi.  4 (1): 1-8.

Bilge, Kilisli Rifat (1947). Bağdatlı İsmail Paşa, Îzâhu’l-meknûn fi’z-zeyl ‘alâ Keşfi’z-zunûn ‘an esâmi’l-kütüb ve’l-fünûn. İstanbul C. 2. İstanbul: MEB Yay.

Bursalı Mehmed Tâhir bin Rif‘at (1325/1909). Ahlâk Kitaplarımız. İstanbul: Necm-i İstikbâl Matbaası.

Bursalı Mehmed Tâhir bin Rif‘at (1324). Aydın Vilâyetine Mensub Meşâyıh, Ulemâ, Şuarâ, Müverrihîn ve Etibbânın Terâcim-i Ahvâli. İzmir: Keşişyan Matbaası.

Bursalı Mehmed Tâhir (1333). Osmanlı Müellifleri. C. 2. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Bursalı Mehmed Tâhir (1321). Ulemâ’-i Osmâniyye’den Altı Zâtın Tercüme-i Hâli. İstanbul: Hanımlara Mahsus Gazete Matbaası.

İsmâil Paşa el-Bağdâdî (1413/1992). Hediyyetü’l-ârifîn esmâ’ü’l-müellifîn ve Âsârü’l-musannifîn. C. 6. Beyrut.

Kehhâle, Ömer Rızâ (1414/1993). Mu‘cemü’l-Müellifîn. C. 4. Beyrut.

Mehmed Süreyyâ [1315/1898]. Sicill-i Osmânî yâhud Tezkire-i Meşâhîr-i Osmâniyye. C. 4. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Memişoğlu, Fikret (1995). Harput Divanı. Elazığ.

Mısır Millî Kütüphanesi Türkçe Yazmalar Kataloğu (1870-1980).

Saylan, İbrahim (2008). Yûsuf Şükrü Harpûtî ve Eserlerinin Hadîs Açısından Değeri. Yüksek Lisans Tezi. Elazığ: Fırat Üniversitesi.

Sunguroğlu, İshak (1959). Harput Yollarında. C. 2. Elazığ: Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı Yay.

Yaltkaya, Şerefettin- Bilge, Kilisli Rifat (1945). Bağdatlı İsmail Paşa, Îzâhu’l-meknûn fi’z-zeyl ‘alâ Keşfi’z-zunûn ‘an esâmi’l-kütüb ve’l-fünûn. C. 1. İstanbul: MEB Yay.

Yûsuf Şükrî. Nesâ’ih. Süleymaniye Ktp. Hacı Mahmud Bölümü. nr. 1846. vr. 1b, 12a.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. ADEM CEYHAN
Yayın Tarihi: 17.10.2014
Güncelleme Tarihi: 29.11.2020

Eserlerinden Örnekler

Gazel

İlâhî kalbde fikrin mûcib-i feyz-i hayâtım kıl

Kamu işimde nâmın agzıma kand ü nebâtım kıl

Yedimde kilkimi sırr-ı kalem kâğıdımı levh et

Nem-i nâmî-i ilmim yemm-i pür-mevce-i devâtım kıl

Bi-hakk-ı Mustafâ vü âl ü ashâb-ı kirâm içün

Bu tesvîd etdiğim evrâkı mahşerde berâtım kıl

Akar Seyhûn-veş eşkim demâdem derd-i aşkınla

Heme dil-teşnegân-ı âleme feyzim fürâtım kıl

Bu Şükrî goft Hudâyâ kalbimi ümmü’l-kitab eyle

Ulûm-ı evvelîn ü âhirîni feyz-i zâtım kıl

Gazel

Cemâlin pertevi çeşme ziyâdır yâ Resûlallâh

Kemân ebrûların kavs-i hüdâdır yâ Resûlallâh

Makâm-ı kâbe kavseyne işâret eyledi çeşmin

Siyâh kirpiklerin tîr-ı bekādır yâ Resûlallâh

O zülfün nev-bahâr içre açılmış tâze sünbüldür

Benefşe hatların derde devâdır yâ Resûlallâh

Ruh[un] bir âfitâb-ı âlem-ârâdır gören gördü 

Bu hâlin nokta-i çeşm-i enbiyâdır yâ Resûlallâh

Lebin bir la‘l-i ahmerdir ki her dem reşk eder güller

Dehânın gonçe-i hikmet-güşâdır yâ Resûlallâh

Vücûd-ı tâbnâkin mefhar-ı ebnâ’-i Âdem’dir

Ki zâtın zîver-i arz u semâdır yâ Resûlallâh

Melekler hem felekler âşık-ı bezm-i visâlindir

Çü rûyun mazhar-ı hüsn-i rızâdır yâ Resûlallâh

Ne mümkin eyleye vasfın senin bu Şükri-i nâ-çîz

Serâpâ cevherin nûr-ı Hudâ’dır yâ Resûlallâh

(Yûsuf Şükrî. Nesâ’ih. Süleymaniye Ktp, Hacı Mahmud Bölümü. nr. 1846. vr. 1b, 12a.)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1LEBÎB, İbrâhim Lebîbd. 1839 - ö. 1902Doğum YeriGörüntüle
2BEDRİ YÜCESU, Mehmet Bedri Yücesud. 1901 - ö. 12.11.1998Doğum YeriGörüntüle
3SÛZÎ, Mehmedd. 1846 - ö. 1912Doğum YeriGörüntüle
4LEBÎB, İbrâhim Lebîbd. 1839 - ö. 1902Doğum YılıGörüntüle
5BEDRİ YÜCESU, Mehmet Bedri Yücesud. 1901 - ö. 12.11.1998Doğum YılıGörüntüle
6SÛZÎ, Mehmedd. 1846 - ö. 1912Doğum YılıGörüntüle
7LEBÎB, İbrâhim Lebîbd. 1839 - ö. 1902Ölüm YılıGörüntüle
8BEDRİ YÜCESU, Mehmet Bedri Yücesud. 1901 - ö. 12.11.1998Ölüm YılıGörüntüle
9SÛZÎ, Mehmedd. 1846 - ö. 1912Ölüm YılıGörüntüle
10LEBÎB, İbrâhim Lebîbd. 1839 - ö. 1902MeslekGörüntüle
11BEDRİ YÜCESU, Mehmet Bedri Yücesud. 1901 - ö. 12.11.1998MeslekGörüntüle
12SÛZÎ, Mehmedd. 1846 - ö. 1912MeslekGörüntüle
13LEBÎB, İbrâhim Lebîbd. 1839 - ö. 1902Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14BEDRİ YÜCESU, Mehmet Bedri Yücesud. 1901 - ö. 12.11.1998Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15SÛZÎ, Mehmedd. 1846 - ö. 1912Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16LEBÎB, İbrâhim Lebîbd. 1839 - ö. 1902Madde AdıGörüntüle
17BEDRİ YÜCESU, Mehmet Bedri Yücesud. 1901 - ö. 12.11.1998Madde AdıGörüntüle
18SÛZÎ, Mehmedd. 1846 - ö. 1912Madde AdıGörüntüle