SUN'Î

(d. 1485/86/890 - ö. 1533/34/H. 941)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Eski Uygur)

Asıl adı Mehmed’dir. Geliboluludur. Halk arasında Epsem Pire lakabıyla tanındı. Danişmend olacakken bilinmemeyen bir sebeple eğitimini tamamlayamadı. Geçimini kâtiplik yaparak sağlayan Sun’î, Aşık Çelebi’ye göre Gelibolu gümrüğünde görevli idi.  941/1533/34 senesinde öldü. “Sun’i’ye rahmet ide Hayy-ı Vedûd” mısraı ölümüne tarihtir. Gelibolulu Âlî’nin elli yaşında öldüğünün kuvvetle muhtemel olduğunu söylediği hesaba katılırsa 1486 yılı civarında doğmuş olması gerekir. Hayatı hakkında fazla bilgi vermeyen tezkire yazarları sanatı üzerinde uzun uzun söz etmişlerdir. Sun’î’nin hayatı hakkındaki çok az bilgimiz arasında, fakirlik içinde bir ömür sürdüğü ve Gelibolu’da Sultana adlı bir Rum kadını sevdiği ve ona bir gazel yazdığı vardır. Divan sahibi şairin Sultan Murad’ın savaşlarını nazmeden bir eserinin bulunduğu da kaydedilmektedir. Ayrıca 16. yüzyılda yazılan nazire mecmualarında da şiirleri yer almaktadır. Divan’ı üzerine bir doktora tezi hazırlanmıştır (Yakar 2002). Bütün tezkirelerde şairin yüksek vasıflarından bahsedilmektedir. Bu yönüyle Sun’î, hakkında söz eden bir çok tezkirenin istisnasız tamamında mübalağalı cümlelele övülen az sayıda şair arasındadır. Onun bugüne kalıcı bir isim olarak gelmediği düşünüldüğünde, şairin devri içindeki değeri daha iyi ortaya çıkmaktadır. Onun için Latîfî, “Meşhur olacak bir kimse idi ancak ömrü vefa etmedi” derken ince, nâzik ve sanatlı beyitlerinin çok olduğunu ifade eden Âşık Çelebi, Hayâlî ve Figânî’den geri kalır bir şair olmadığını söylediği Sun’î’yi, “Eğer padişahın iltifatına mazhar olabilseydi veya başka bir yolla fakirlikten kurtulabilseydi görürlerdi nice şair olurdu” cümlesiyle övmekte ve gazelleri için “Azdır, özdür, amma şütür-gürbe değildir” diyerek bütün şiirlerinin kaliteli olduğuna işaret etmektedir. Hasan Çelebi ise şairin sanatını övdükten sonra “Eğer bir hâmisi olsaydı şimdiki şairlerin çoğu susmak zorunda kalırdı” demektedir. Yine Hasan Çelebi, şair Emrî’nin bütün divanınını baştan sonra incelediği hâlde sanattan uzak düşmüş bir tek beyit bile bulamadığını söylediğini nakletmektedir. Hemşehrisi Âlî ise Gelibolu’dan onun ayarında bir şair yetişmediğini ifade ederek değerini ortaya koymaktadır.

Kaynakça

Akbayar, Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmanî. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzemâ. Ankara: AKM Yay.

Eğridirli Hacı Kemâl. Câmi’u’n-Nezâ’ir. Bayezıd Kütüphanesi No. 5782, vr. 75b, 178a, 243a…

İsen, Mustafa (hzl.) (1994). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.

İstanbul Kitaplıkları Türkçe Yazma Divanlar Kataloğu (1947). İstanbul: MEB Yay.

Kaf-zâde Fâizî. Zübdetü’l-Eş’âr. Milli Kütüphane, Yz. A. 679, vr. 58a.

Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (İnceleme-Metin). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay.

Köksal, M. Fatih (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. s. 263, 319, 722… http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf. [erişim tarihi: 20.03.2013]

Köksal, M. Fatih (2007). “Sun’î”. Türk Dünyası Edebiyatçılar Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi. C. 7. Ankara: AKM Yay. 647-648.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Nail Tuman, Tuhfe-i Nâ’ilî. Ankara: Bizim Büro Yay.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1978). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: TTK Yay.

Pervâne Bey. Mecmû’a-i Nezâ’ir. Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat No. 406, vr. 22a, 38b, 42b…

Riyâzî. Riyâzü’ş-Şu’arâ. Süleymaniye Kütüphanesi, Es’ad Ef. No. 3871, vr. 69b-70.

Sehî (1325). Tezkire-i Sehî. İstanbul: Matbaa-i Âmidî.

Sungurhan Eyduran, Aysun (hzl.) (2008). Beyânî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür Bakanlığı e-kitap: http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-83502/beyani----tezkiretus-suara.html [erişim tarihi: 20.03.2013]

Şemseddîn Sâmî (1314). Kâmûsu’l-A’lâm. İstanbul: Mihrân Matbaası.

Yakar, Halil İbrahim (2002). Gelibolulu Sun'î Dîvânı ve Tahlili. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

 Yaltkaya, Şerafettin ve Kilisli Rıfat Bilge (hzl.) (1971). Kâtip Çelebi, Keşf-el-Zunûn. İstanbul: MEB Yay. 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET FATİH KÖKSAL
Yayın Tarihi: 07.09.2013

Eserlerinden Örnekler

  GAZEL 

 Getürmeñ bâdeyi bezme ki gavgâya sebeb odur

 Götürmez kimse meclisde anı bir delikanludur

 Birinde hâk-i pâyidür birisinde hayâlidür

 Dü çeşmüm Yûsuf’ı misk ile tartar bir terâzûdur

 Elif-kadd-i nigâra nice öykünür utanmadan

 Kalem armak basar harfine anuñ bir siyeh-rûdur

 Derûnum âteş-i gamdan göyündi şem’veş dûdum

 Depemde çıkdı başumdan görinen sanmañuz mûdur

 Bulutlar sanmagıl taglar başında görinen dâyim

 Dahı Ferhâd içün Sun’î bu taglar kara yasludur

(Köksal 2012, s.863)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1GÜLÂBÎd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2GÜLÂBÎd. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
3GÜLÂBÎd. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
4GÜLÂBÎd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
5GÜLÂBÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
6GÜLÂBÎd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle