Tahsin Nahit

Ada Şairi
(d. 1887 / ö. 12 Mayıs 1919)
Şair, tiyatro yazarı, eleştirmen
(Yeni Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Gülhane Askeri Rüşdiyesi öğretmenlerinden Yarbay Asaf Bey’in oğlu olarak İstanbul’da doğmuştur. Anne tarafından Türkiye’ye jimnastiği ilk kez tanıtanlar arasında yer alan Faik İdman’ın ve yirmi yaşında Katolik olup Fransa’da bir manastıra kapanan Arifi ve Ethem Beylerin yeğeni olan Tahsin Nahit, aynı zamanda Düyûn-ı Umûmiyye muhasebecilerinden Mesud Bey’in torunudur. Köklü bir aile geleneğinden gelen Tahsin Nahit’in eğitim hayatı Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesi’nde başlamıştır. Galatasaray Sultanisi’nde 1900-1906 yılları arasında öğrenim görmüş ancak mezun olamadan ayrılmıştır. Altı yıllık eğitimi boyunca; Acem Feyzi Efendi, Zihni Efendi, Nâfi Efendi, Tevfik Fikret ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi öğretmenlerden dersler almıştır. Bunun yanı sıra ona farklı bakış açıları kazandıran Mösyö Papadopulos, Mösyö Michel, Mösyö Gabriel, Mösyö Ira, Mösyö Jureiu, Mösyö Bouchet, Mösyö Kovalakides adlı yabancı hocaları da olmuştur. Burada Fransızca öğrenmiştir. Emin Bülent Serdaroğlu, Ali Sami Yen, Ruşen Eşref Ünaydın'la yakın arkadaş olmuş, gençlik yıllarında sporla ilgilenmiştir. 1906-1913 yılları arasında Mekteb-i Hukuk’ta öğrenciyken Şefika Hanım’a aşık olmuş ve onunla evlenmiştir. Aşk evliliği yapmış olmasına rağmen karısını ölünceye kadar aldatmış olan Tahsin Nahit’in bu evliliğinden Mîna (Urgan) adlı bir kızı dünyaya gelmiş, ancak Mîna, babasının ölümünden sonra annesinin evlendiği Falih Rıfkı’yı babası olarak kabul etmiştir. Tahsin Nahid; Mekteb-i Hukuk’u bitirir bitirmez 1913'te Paris’e giderek, Batı tiyatrosunu yerinde görme fırsatı yakalamıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında iaşe müfettişliği yapmış, ancak ailesinin varlıklı olmasından dolayı memuriyetten ayrılarak kendi edebî çalışmalarına vermiştir. 12 Mayıs 1919’da 32 yaşındayken akciğer iltihaplanması sonucunda birkaç gün içinde vefat etmiştir (Yılmaz-Çandır 2005: 13-23).

Tahsin Nahit’in edebiyata olan ilgisi Mekteb-i Sultanî’de okuduğu yıllara ve İstanbul’da doğup büyümüş olmasına dayanmıştır. "Ben" adlı şiirinden daha 13 yaşındayken şiirle ilgilendiği, X.de Mantepin ve Alexandre Dumas Peré’den beş altı ciltlik kitap okuduğu anlaşılmaktadır (Yılmaz- Çandır 2005: 23). Lise yıllarında sınıf arkadaşı olan Ruşen Eşref yazarın Türkçe nazım konusunda sınıftaki herkesten yetenekli olduğunu söylemiştir. 17 yaşındayken yazdığı ilk şiiri "Sabâvet", 1904 'te yayımlanmıştır (Doğan 2007:503). Tahsin Nahit’in şiir hayatı asıl olarak Selanik’te yayımlanan Çocuk Bahçesi adlı edebi dergide “T. Nahide” imzasıyla 1905'te çıkan "Fener" şiiriyle başlamıştır (Yılmaz-Çandır 2005: 25). Edebiyat hayatına şiir türünde eserler vermekle başlayan Tahsin Nahit’in Servet-i Fünun estetiğine uygun olarak kaleme aldığı ilk şiirleri Bahçe/Çocuk Bahçesi, Servet-i Fünûn, Resimli Kitap, Musavver Muhit, Âşiyân, Mehâsin, Kadın, Jale gibi edebi dergilerde yayımlanmıştır. Fecr-i Ati topluluğuna katılmış ve bu topluluğun beyannamesindeki hususlara sonuna kadar bağlı kalmıştır. Şiirlerini Rûh-ı Bî-kayd adıyla kitaplaştırmıştır. Fecr-i Ati kütüphanesinin ilk kitabı olarak yayımlanan bu kitaba girmeyen şiirleri de vardır. Nurullah Çetin, bu şiirleri toplayarak yayımlamıştır. Aşk, kadın, tabiat, sanat, gece, ruh hassasiyeti ve güzellik duygusu temalı ilk şiirlerinin çoğu Tevfik Fikret; tabiatla ilgili olan bir kısmı ise Cenap Şahabeddin etkisiyle yazılmıştır. Tahsin Nahit’in şiirlerinde Ahmet Haşim, Rıza Tevfik ve Yahya Kemal’in etkileri de görülmüştür. Ahmet Haşim tarafından geleceğin ümit veren şairlerinden biri olarak değerlendirilen Tahsin Nahit'in üzerinde "Şiir-i Kamer"lerin etkisi açıktır. Son şiirlerinde dilinin sadeleşmesinde ise Rıza Tevfik rol oynamıştır. Şiirlerinde ferdi konular çok yer almakla beraber sosyal konuları da ihmal etmediği görülen şairin Resimli Kitap'ta yayımlanan "10 Temmuz’u Takdis Edelim" adlı şiirinde II. Meşrutiyet’i kutlamış ve bu olaydan yola çıkarak hürriyet, adalet, eşitlik ve kardeşlik gibi sosyal kavramları irdelemiştir. Rübab dergisindeki Bulgaristan Müslümanlarına adlı şiiri de sosyal konuludur. Bu şiirde şair, Balkan Savaşlarında Bulgarların Müslümanlara yaptığı zulmü, baskı ve eziyeti dile getirmiştir. “Tahsin Nahide” adıyla Çocuk Bahçesi'nde yayımlanan "Küçüklere Bayram Hediyesi" adlı şiiri de çocukların bayram sevincini ve heyecanını dile getiren sosyal konulu bir şiiridir. Bu örneklerin dışındaki şiirler genellikle bireysel konuları ele alır (Çetin 2007:556-559).

Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda az sayıda şiir yazan Tahsin Nahit, ağırlığı telif ve uyarlama olan tiyatro eserlerine vermiştir (Doğan 2007: 503). Dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte edebî sohbetler yapan Tahsin Nahit’in evi, gençlerin toplanma yeri olmuştur. Çocukluğu ve gençliği İstanbul’un farklı mekânlarında geçen Tahsin Nahit için Büyükada’nın ayrı bir önemi vardır. Şiirlerinde Büyükada’ya çok yer verdiği için “ada şairi” olarak da tanınmıştır. Türk şiirinde Mehmet Celal’den sonra en belirgin ada şairlerinden biri olan Tahsin Nahit aşkı platonik düzlemde saf duyguların karşılığı olarak algılamış; bayağı, tensel hazlara pek değinmemiştir. “Onun için aşk sadece sakin ve güzel bir tabiat dekoru içinde sevgiliyle birlikte el ele gezme biçiminde ele alınır. Özgün duygu ve hayallere sahip olamayan şair, derinliksiz, yüzeysel ve sanat yönü zayıf şiirleriyle Fecr-i Âti edebi topluluğunda birinci derece şair olma konumuna yükselememiştir” (Çetin 2007: 560, 564). "Koşma" hariç diğer şiirlerinde aruzu kullanan Tahsin Nahit, klasik nazım biçimlerinden mesnevi, tahmis ve müstezadla yazmıştır. Batılı nazım biçimlerinden sonenin klasik kafiye düzeninden farklı kafiye örgülerini de denemiştir.

1909'da girdiği Fecr-i Âti topluluğunda adından şiirden çok tiyatro alanındaki çalışmalarıyla söz ettirmiştir. Bu türdeki faaliyetleri telif ve uyarlama eserleri olmak üzere iki grupta toplanmıştır. Yazarın ilk telif eseri 1908'de yazıp 1909’da yayımladığı Jön Türk’tür. Ruhsan Nevvare ile yazılan ve milli temaşa olarak nitelendirilen bu üç perdelik eser 1910'da Osmanlı Tiyatrosu’nda temsil edilmiştir. Eserin sonunda yazarın “Tiyatro Hakkında Bir Mütala” adlı bir yazısı bulunmaktadır. Eserde İstibdat’la özdeşleşen Meşrutiyet rejiminin kabulüyle ortadan kaldırılan hafiye konusu ele alınmıştır. İstibdat rejiminin kötülüklerinden bıkan, haksız yere cezalandırılan insanların çektikleri cezalar eser boyunca Jön Türk Nihat’ın uzun replikleriyle ortaya konmuştur. Nihat, bu noktada yazarın hoparlörü durumundadır. Dönemin genç, hırslı, cesur, metin, ciddi ve idealist insanlarının eserdeki temsilcisi konumunda yer almış ve Abdülhamit’in hafiyelerinden olan, mevkiini korumak uğruna her türlü basitliğe kolayca katlanan amcası Kazım Paşa’ya karşı çıkmıştır. Eserin ikinci önemli kişisi Kazım Paşa’nın kişiliğinde iyi bir hafiye tipi çizilmiştir. Yazar, bu eseriyle devri için alelade bile sayılabilecek bir konuyu sade bir dil ve anlatım, sağlam bir teknikle ortaya koyabilme başarısına erişmiştir (Doğan 1998:182-188). İkinci eseri Hicranlar''ı yazıldıktan hemen sonra oynanmıştır. Sevdiğine kavuşamadığı için veremden yataklara düşen Müeyyed Bey’in hazin ve “müessir” hikayesinin anlatıldığı eserde istemeyerek yapılan evliliklerin olumsuz sonuçlar vereceği düşüncesi anlatılmak istenmiştir. Hicranlar, Meşrutiyet döneminde örnekleri görülen duygusal dramlara tipik bir örnektir. Eser, ele aldığı konu ve işleyişi bakımından orijinallik taşımamakla beraber yazıldığı ve oynandığı devirde ilgi çekmiştir (Doğan 1998: 188-190). Tahsin Nahit’in üçüncü tiyatro eseri Firar, iki perdelik duygusal bir dramdır. Dönemin önemli sayılabilecek oyunlarından Firar’ın vak’ası yazıldığı zamanda geçer. Yazar bu oyunda, ana-baba tensibi ile yapılan evliliklerin karşısında olduğunu hem Ziyad’ın sözleri hem de Fahire’yi Hayri Bey’le evlendirerek göstermek istemiştir. Jön Türk’te sağladığı başarıyı Firar’da da yakalamıştır (Doğan 1998:190-193). Tahsin Nahit'le Şehabettin Süleyman’ın birlikte yazdıkları Kösem Sultan ise önce 1912'de Rübab'da kısmen, 1990'da da Prof. Dr. İnci Enginün tarafından eserin eksik kısımları Tahsin Nahit’in kızı Prof. Dr. Mina Urgan’dan tamamlanarak yayımlanmıştır. Üç perdeden meydana gelen eserde, gözünü iktidar hırsı bürüyen Kösem Sultan’ın gelini Turhan ile torunu IV. Mehmet’i iktidarına engel gördüğü için ortadan kaldırmak istemesi yüzünden çıkan iktidar mücadelesi anlatılmıştır. Oynandığı dönemde çok ilgi gören eser üzerine yazarlar, bazı eleştiriler yapmışlardır. Genel olarak beğenilen eserin üçüncü perdesi eleştirilerin odağı olmuştur. Yazarlar eleştiriler üzerine üçüncü perdeyi değiştirmiş ve bir notla bu değişikliği perdenin başında belirtmişlerdir. Kösem Sultan konunun ve kişilerin ele alınışındaki başarısı, iyi bir dramatik kurgu ve sahne diline sahip oluşu bakımından döneminde olduğu kadar günümüz için de başarılı ve ilgi çekici bir eserdir (Doğan 1998: 193-201). Tahsin Nahit’in Şehabettin Süleyman'la yazdığı ikinci eser 1913'te İstanbul’da basılan Ben… Başka’dır. Yedi genç hanımın aşk ve edebiyat konusundaki tartışmaları üzerine kurulan ve tek perdelik bir komedi olan bu eser, 24 Temmuz 1327/1911'de Büyükada’da tamamlanmıştır. Tahsin Nahit’in telif eserlerinden başka Akortacı, Rakibe, Bir Çiçek İki Böcek ve Bursalı Hala isimli dört de uyarlama piyesi bulunmaktadır. Son iki eser basılmamıştır. Marie Thiery’nin L’Accordeur adlı piyesinden Akortacı adıyla uyarladığı eser Nedim dergisinde yayımlanmıştır. Tanışarak evlenmeyi konu edinen bu piyeste seyirci toplumun pek aşina olmadığı akortacılık mesleğiyle tanıştırılmıştır. Dönemin uyarlama furyası içinde oyunun fazla dikkati çekmemesinin nedeni, oyunun bilinmeyen bir mesleği konu edinmiş olmasıdır. Tek perdelik bu komedi 1909'da tamamlanmış, hiç sahnelenmemiştir. Meşrutiyet döneminin beğenilen oyunları arasında yer alan Rakibe, yazarın Fransız tiyatro yazarlarından Henry Kistemackers ve Eugene Delard’ın ortak eserleri olan La Rivale’den yaptığı bir uyarlamadır. Rakibe, 1918'de tamamlanmış aynı yıl Tepebaşı Tiyatrosu’nda Darülbedayi Heyet-i Temsiliyesi tarafından sahneye konmuştur. Rejisör Ertuğrul Muhsin’dir. Darülbedayi’nin o seneki piyesleri içinde en iyi temsil edilen oyunu Rakibe olmuştur. Konusu, anlatımı, canlı tipleri ve dramatik kurgusunun sağlam oluşu gibi yönlerden ilgi çekici ve başarılı bir adaptasyondur (Doğan ?:163,164, 167). Tahsin Nahit, Robert de Flora ile Gaston de Caillavet ikilisinin La Belle Aventure’ünü Bir Çiçek İki Böcek adıyla uyarlamıştır. Eser, basılmadığı için elde metin yoktur. 25 Ocak 1917'de sahneye konmuştur. Tahsin Nahit’in son adaptasyonu ise La Tante de Honfleur adlı meşhur piyesten Bursalı Hala adıyla uyarlanmıştır, ancak basılmamıştır (Doğan ?:167-168). Yazarın hem Türk tiyatro edebiyatı hem de sahne sanatımız açısından önemi büyüktür.

Tahsin Nahit, şiir ve tiyatronun yanında dönemin önde gelen dergilerinde edebiyata dair on sekiz yazı yazmıştır. Yazar ve şair tanıtımı, eser tenkidi ve bazı edebi meseleler, yazıların içeriğini oluşturur. Bunlar daha çok yazarın kendi izlenimlerini içerdiği için objektif değerlendirmeden uzaktır ancak yazarın yaşadığı dönem hakkında bilgi vermeleri bakımından önem taşırlar(Yılmaz- Çandır 2005: 79,100). Tahsin Nahit; şiir, tiyatro ve eleştiri alanındaki yazılarıyla 19. Yüzyıl Türk Edebiyatı sahasında kısa ömrüne rağmen başarılı çalışmalar ortaya koymuş ve döneminin önemli türleri arasında yer alan uyarlama alanında verdiği örneklerle dikkati çekmiştir.

Kaynakça

Çetin, Nurullah (2007). “Tahsin Nahit ve Şiiri”. II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı. Ankara: Akçağ Yayınları.

Doğan, Abide (1998). “Tahsin Nahid ve Tiyatrosu”. Prof. Dr. Dursun Yıldırım Armağanı. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

Doğan, Abide (2007). “Fecr-i Âti Topluluğu”. II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı. Ankara: Akçağ Yayınları.

Doğan, Abide (tarihsiz). “Tahsin Nahit’in Adapte Piyesleri”. Evrenselliğe Yolculuk Hacettepe Üniversitesi’nin Emel Doğramacı’ya Armağanı.

Yılmaz, Ayfer – Çandır, Kazım (2005). Tahsin Nahit’in Piyesleri. Ankara: Ürün Yayınları.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. ABİDE DOĞAN
Yayın Tarihi: 31.12.2018
Güncelleme Tarihi: 12.11.2020

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Hicranlarİkbal Kütüphanesi / İstanbul1908Tiyatro
Jön TürkSuhulet Kütüphanesi / İstanbul1909Tiyatro
FirarAhmet İhsan ve Şürekası Matbaacılık Osmanlı Şirketi / İstanbul1910Tiyatro
Rûh-ı Bî-kaydTanin Matbaası / İstanbul1910Şiir
Kösem Sultan- / İstanbul1912Tiyatro
Ben... BaşkaMuhtar Halid Kitaphanesi / İstanbul1913Tiyatro
Akortacı- / İstanbul1919Tiyatro
Bir Çiçek İki Böcek- / İstanbul1919Tiyatro
RakibeKanaat Kütüphanesi / İstanbul1919Tiyatro
Bursalı Hala- / --Tiyatro

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Cüneyt Ayrald. 13 Şubat 1954 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2YÜMNÎ, Mehmed Emin Efendid. ? - ö. 1695Doğum YeriGörüntüle
3MUTİ'Î, Mehmed Mutîî Efendid. ? - ö. 1645-46Doğum YeriGörüntüle
4OZAN, Ali Ozand. 1887 - ö. 1976Doğum YılıGörüntüle
5ÂRİF ERENd. 1887-1888? - ö. 08.05.1967Doğum YılıGörüntüle
6HASAN İRİSd. 1887 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7NİGÂRÎ, Ahmedd. 1858 - ö. 1917?-1919?Ölüm YılıGörüntüle
8ÂYETULLÂH BEYd. ? - ö. 1919Ölüm YılıGörüntüle
9ÇELEBİ-ZÂDE HALÎL EFENDİ, Halîld. 1864 - ö. 1919Ölüm YılıGörüntüle
10N. Adem Adıyokd. 10 Ocak 1955 - ö. ?MeslekGörüntüle
11Nigar Hanımd. 1862 - ö. 1 Nisan 1918MeslekGörüntüle
12Abdullah Ortaç Özdemird. 21 Mayıs 1942 - ö. ?MeslekGörüntüle
13Server R. İskitd. 8 Nisan 1894 - ö. 18 Nisan 1975Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Zekeriya Serteld. 1890 - ö. 11 Mart 1980Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15İsak Fererad. 1877/1883 - ö. 7 Mart 1933Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16FÂ’İZÎ, Ali Fâ’izî Efendid. ? - ö. 1726-27Madde AdıGörüntüle
17FEYZÎd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18AYDOĞAN, İbrahim Aydoğand. 14.05.1957 - ö. ?Madde AdıGörüntüle