YARIM ALİ, Ali Bozkurt

(d. 1890 / ö. 1953)
âşık
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Ali Bozkurt olan Âşık Yarım Ali, 1890'da Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Dişlik köyünde dünyaya gelmiştir. Anne ve babasının isimleri ile eşi ve mesleği hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanamayan Âşık Yarım Ali’nin birisi kız olmak üzere yedi çocuğu olur. Âşık Yarım Ali’nin tanınmasında Ahmet Kutsi Tecer’in önemli katkısı olur. Mecburi hizmeti nedeniyle 1930'da Sivas’a gelen Ahmet Kutsi Tecer, burada, Sivas Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapan Vehbi Cem Aşkun ve aynı lisenin müzik öğretmeni Muzaffer Sarısözen ile tanışır ve ilk iş olarak “Halk Şairlerini Koruma Derneği” adında bir dernek kurup bu derneğin başkanlığına Belediye Başkanı Hikmet Işık Bey’i getirtir. Ahmet Kutsi Tecer, âşıklık geleneğinin tüm yönleriyle canlı olarak yaşatıldığı Sivas'ta, dernek çatısı altında, ilk faaliyet olarak bir âşıklar programı yapmaya karar verir. Bu sayede Yarım Ali, ilk olarak 5 - 7 Kasım 1931 tarihinde Ahmet Kutsi Tecer’in gayretleriyle Sivas’ta gerçekleştirilen “I. Sivas Halk Şairleri Bayramı”nda sesini duyurma ve kendisini tanıtma imkânı bulur. Sivas halkının oldukça yoğun bir biçimde ilgisine mazhar olan bu programa Âşık Yarım Ali’nin yanı sıra Meslekî, Suzanî, Süleyman, Karslı Mehmet Müştak, Talibî, Yusuf, San’atî ve Âşık Ali gibi âşıklar katılır. Üç gün süren âşıklar bayramı sonrasında Ahmet Kutsi Tecer, iştirak eden âşıklara “Halk Şairi” olduklarına dair birer belge verir ve bu belge âşıkların ilerleyen dönemlerde gittikleri yerlerde kendilerini tanıtmalarına önemli katkı sağlar (Kaya 2001: 66 - 68). Hakkında bugüne kadar detaylı bir araştırma ve inceleme yapılmayan Âşık Yarım Ali'nin hayatı ve şiirlerinden kısaca Ahmet Kutsi Tecer ve Refik Ahmet Sevengil söz eder. Âşık Yarım Ali, 1953'te doğduğu köy olan Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Dişlik köyünde vefat etmiştir (Tecer 1932: 3, 6’dan akt. Kaya 2001: 68).

Kaynaklarda hayatı ve şiirleri hakkında oldukça sınırlı bilgi olan Âşık Yarım Ali’nin şiirlerinde “Yarım Ali” mahlasının yanı sıra kimi zaman da kendi ismini mahlas olarak kullandığı görülür. Bir şiirinde geçen; “Üstadım Hasan’dır Efendi sanı/ Yuğurdu pişirdi var etti beni/ Yâr diyerek Yarım Ali adını/ Koydu bu isimle dillere düştük” şeklindeki dizelerinden Hasan Efendi adında bir Bektaşi mürşidinin eli altında yetiştiği ve eğitim görüp olgunlaştığı, aynı zamanda mahlasının da bu şahıs tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Doğan Kaya tarafından yapılan tespitlere göre adı geçen Hasan Efendi, “Kusurî” mahlasını kullanan ve 1875-1951 yıllarında yaşayan Hasan Fehmi Efendi’dir. Kusurî, Arapça ve Farsça’ya vakıf, sazı ve irticali olmayan bilgili bir şahıs olup Alevi ocaklarından Hıdır Abdal Ocağı’na mensup bir ocak dedesidir. Soyu Karacaahmed’e kadar uzanan Hasan Fehmi Efendi’nin Kumru (Gülzar-ı Hüseyin), Eimme-i İsna Aşer-Hanedan-ı Seyrü’l-beşer (Farsça’dan çeviri), Necmü’l-Kulûb (Süleyman Giryanî ile birlikte) adında üç eseri yayımlanmıştır. Hasan Fehmi Efendi, Âşık Ali’ye hep “Yârim Ali” diyerek hitap eder. Bu hitabın Sivas ağzında “Yarım Ali” şeklinde telaffuz edilmesiyle de âşığın “Yârim Ali” mahlası, “Yarım Ali” olarak hafızalarda yerini almıştır (Kaya 2001: 66 – 67; Coşkun 2016: 104 - 105). Yörede sesinin çok güzel olduğu söylenen Âşık Yarım Ali’nin elde bulunan şiirlerinden ve bu şiirlerinde ele aldığı konular ile kullandığı kelime kadrosundan anlaşıldığı kadarıyla belli bir eğitim ve kültür seviyesinin üzerinde bir birikimi olduğu anlaşılmaktadır. İrtical yeteneği olmasına karşın saz çalmayan Yarım Ali’nin çok güçlü bir hafızaya sahip olduğu bilinmektedir. Yörede üç yüze yakın âşığın şiirini ezbere bildiği rivayet edilmektedir. Şiirlerinde genellikle tasavvufî düşünceye yer verir ve bunda da oldukça başarılı olduğu görülür. Teknik yönden ise, mısralarda gösterdiği başarıyı şiirin ayağında gösteremez (Kaya 2001: 67 - 68). “Tarik-ı Bektaş”a verdik elimiz/ Kem sözlerden pak eyledik dilimiz/ Tevhid ile bağlayuban belimiz/ Erenler cemi”nde erkâna düştük” şeklindeki dizelerinden de anlaşılacağı üzere Alevi–Bektaşi inancına mensup olduğu ve Hıdır Abdal Ocağı’ndan Hasan Efendi adında bir Alevi-Bektaşi mürşidine intisap ederek yola girdiği anlaşılmaktadır. Nitekim şiirlerinde de Alevi-Bektaşi inanç ve tasavvufi düşüncesine ait “Erenler Cemi, Şah-ı Merdan, Ehlibeyt, Dolu, Mrüşid, Kâbe Kavseyn, Ene’l Hak” vb. gibi terim ve kavramları ustaca kullandığı ve tasavvufi konuları bu merkezde ele aldığı görülmektedir.

Kaynakça

Coşkun, Hasan (2016). “Dedelik ve Ozanlık İlişkisi (Kangallı Dede Ozanlar Örneği)”. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi. 79: 95-110.

Kaya, Doğan (2001). “Âşık Yarım Ali”. Yol Dergisi. 13: 66-68.

Tecer, Ahmet Kutsi (1932). Sivas Halk Şairleri Bayramı. Sivas: Kamil Matbaası.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. BÜLENT AKIN
Yayın Tarihi: 24.06.2019

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1YENER/OKATAN, Yener Okatand. 01.10.1938 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2RAHMİ, Rahmi Tekmend. 1949 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3MUZAFFER/UTAR, Muzaffer Utard. 1936 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4İKRAM, Mehmet Ali İkramd. 1890 - ö. 1926Doğum YılıGörüntüle
5Kaygusuz, Bezmi Nusretd. 10 Şubat 1305/22 Şubat 1890 - ö. 25 Nisan 1961 İzmirDoğum YılıGörüntüle
6HEYRANÎ, Muhammet Işıkdemird. 1890 - ö. 1958Doğum YılıGörüntüle
7NAİLÎ, Naild. 1884 - ö. 1953Ölüm YılıGörüntüle
8Karatay, Namdar Rahmid. 24 Kasım 1896 - ö. 26 Ağustos 1953Ölüm YılıGörüntüle
9ALİ, Ali Süleymanovd. 1870 - ö. 1953Ölüm YılıGörüntüle
10TALİBÎ, Talip Kılıçd. 1934 - ö. ?MeslekGörüntüle
11BEKİR KILIÇd. 1908 - ö. 15.01.1992MeslekGörüntüle
12DORUKOĞLU, Hüseyin Gündoğard. 1954 - ö. ?MeslekGörüntüle
13BAHRİ YILDIZd. 1942 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14ALİ, Ali Süleymanovd. 1870 - ö. 1953Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15MEMMED SULTANOVd. 1897 - ö. 1971Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16VASFÎ, Ali Gâlibd. 1733 - ö. 1850Madde AdıGörüntüle
17Ali İhsan Kolcud. 03 Mart 1961 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18KUL SALİH/SALİH/SALİHOĞLU, Ali Gökd. 1938 - ö. 12.08.2012Madde AdıGörüntüle