YILDIRIM, Mevlüt Yıldırım

(d. 1896 / ö. 04.04.1954)
âşık, çiftçi
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Mevlüt Yıldırım, 1896 yılında Niğde’nin Altunhisar ilçesinin Asmaz (şimdi Yeşilyurt kasabası) köyünde doğmuştur. Şair geçim sıkıntısı içinde yaşamış bir ailenin çocuğudur. Çiftçilikle geçinen babasının adı Ali, annesinin adı ise Mavişe’dir (Bakırcı 2017: 39). İlk öğrenimini Ortaköy (Altunhisar) bucağında yapmış, daha küçük yaşında geçim kaygısına düştüğünden tahsilini bitirememişitir (Yıldırım 1946: 2). Askerlik görevine Çanakkkale, Kafkas cephelerinde başlamış, İstiklal Savaşı'na Adana'da Sinan Paşa müfrezesine katılarak iştirak etmiş ve Afyon, Haymana gibi bölgelerde bulunmuştur (Yalvaçer 1937: 25). Büyük zaferin sonunda memleketi Asmaz köyüne dönmüştür (Yıldırım 1946: 2). Yıldırım, askerlik sonrası evlenmiştir. Bu evlilikten altı çocuğu olmuştur (Yalvaçer 1937: 25). Omuzlarına yüklenen geçim yükü âşığı geceli gündüzlü bir gayretin içine sürüklemiştir. Ömrü boyunca çalışmış ve üretmiştir. Yurt ve memleket işleri söz konusu olduğunda kendi deyimiyle "kalender" bir şairdir (Yıldırım 1946: 2).

Araştırmacılar, âşığın vefat ettiği tarihle ilgili çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir. Âşığın vefat tarihi konusunda İsmail Özmel 1950 (2009: 189), Vahap Okay 4 Nisan 1954 (1986: 331), Emir Kalkan ise 1951 (1991: 179) yılını belirtmiştir. İsmail Özmel, Niğdeli Şairler ve Yazarlar adlı kitabında Vahap Okay ve Yıldırım'ın doğup büyüdüğü yerlerin çok yakın olduğunu ve hatta köyde yenilik hareketlerinde Yıldırım'ın, Okay'ın yaşadığı yerdeki insanlara yardımcı olduğunu belirtir. Buradan hareketle, Okay'ın şairi tanıdığını söyler (2009: 189). Dolayısıyla Özmel, Okay'ın verdiği vefat tarihinin daha doğru olduğunu ifade etmiştir.

İsmail Özmel, Niğdeli Şairler ve Yazarlar adlı eserinde "Her halk şairinin bir hikâyesi vardır. Onun şiirini okşayan ve arındıran, sularına uşlaştıran, gönlünü coşturan bir kaynağı vardır. Gençlik çağında akıp bulanmayan ırmak mı vardır? İşte Mevlüt Yıldırım da gençliğinde bir güzel genç kızın etkisinde kalmış -olmasa da öyle derler ya- bir güzel genç kız karşısına çıkıp aklını başından aldıktan sonra o da yazıp söylemeye, koşma dizmeye, ilhamını dile getirmeye başlamış..." (2009: 189) diyerek her âşıkta olduğu gibi Âşık Mevlüt Yıldırım'a da ilham veren ve ona şiirler yazdıranın güzel bir genç kız olduğunu hatırlatır.

Âşık Mevlüt Yıldırım, ilk deyişlerini 12-13 yaşlarında söylemeye başlamış ve ilk koşması olan "Yavaş yavaş" redifli şiirini de köyününü en güzel kızına yazmıştır. Mevlüt Yıldırım, "Üstattır bizlere ol Behçet Çağlar" (Yıldırım 1946: 6) diyerek Behçet Kemal Çağlar (Ankaralı Âşık Ömer)'ı üstat olarak kabul ettiğini dile getirmiştir.

Âşık, genç yaşına rağmen sözünü sazına uydurarak dikkatleri kendine çekmeyi başarmıştır. Yıldırım, Altunhisarlı meslektaşı Kemalî Baba ile karşılaşmıştır. Kemalî, Mevlüt'ün iyi şiir söylediğini öğrenince onu imtihan etmiş ve ona bir muamma sormuştur. Kemalî Baba, "Çocuk senden cevap isterim." diyerek üç dörtlükten oluşan muammasını söylemiştir (Yalvaçer 1937: 25). Kemalî Baba tarafından gönderilen muammanın cevabının gölge olduğunu anlayan âşık, Kemalî Baba'ya üç dörtlükten oluşan cevabı içinde gizli bir muamma göndermiştir (Yalvaçer 1937: 26). Âşığın, Kemalî Baba'nın muammasını cevaplarken aynı zamanda ona bir muamma da gönderdiği görülmektedir. Buradan hareketle de âşığın şiir söylemede ne kadar usta olduğu anlaşılmaktadır. Kemalî Baba, sorduğu muammanının cevabını Mevlüt’ün gönderdiğini görünce onu ziyaret etmek ister. Kemali Baba, "Sende yıldırım gibi çakan bir zeka var, her şairin bir mahlası olur, seninki de Yıldırım olsun." diyerek âşığa Yıldırım mahlasını verir (Özmel 2009: 188). 21 Haziran 1934 tarihinde Soyadı Kanunu çıkınca âşık, Yıldırım soyadını alır.

Yıldırım, şiirlerini âşıklık geleneğine uygun olarak hece ile yazmıştır. Şiirlerinde 7, 8 ve 11'li hece ölçüsünü kullanmışsa da daha ziyade 11'li hece ölçüsüyle söylemiş veya yazmıştır. Şiirlerinde en çok yarım ve tam kafiyeyi kullandığı görülmektedir. Birkaç koşmanın dışında şiiirlerinin büyük bir bölümü destan tarzındadır.

Âşık, şiirlerini aşk, sevda, tabiat, felekten ve talihten şikâyet, Türkiye, Niğde ve yaşadığı köyün doğal güzellikleri gibi konular üzerine söylemiştir. Âşığa ününü veren asıl şiirler millî içerikli şiirleridir. Hatta âşık kendi kendine "Vatan Bülbülü" unvanını yakıştırmıştır. Millî duygularla söylediği şiirlerinde 30 Ağustos Zafer Bayramı, Cumhuriyet Bayramı ve 11 Haziran 1945 yılından itibaren kutlanan Toprak Bayramı gibi özel günleri sıkça dile getirmiştir. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk, kahraman Mehmetçik, Türk milleti, Türklük gibi konular da şiirlerinde en çok işlediği konular arasındadır.

Âşığın şiirlerinde kullandığı dil Orta Anadolu'nun dili olduğundan, bölgedeki ağızlarda kullanılan kelimeleri şiirlerinde sıklıkla kullandığı görülür.

24 Şubat 1946 tarihinde Halkevlerinin büyük yıldönümü münasebetiyle yazdığı "Halkevleri" redifli on dört dörtlükten oluşan destanı Ankara'da çok beğenilmiş ve şiirini bizzat Ankara Halkevi töreninde okumak üzere Ankara'ya çağrılmıştır (Yıldırım 1946: 3). Seyfi Yalvaçer, âşığın şiirlerine Akpınar dergisinin çeşitli sayılarında yer verilmiştir (1937: 25-27; 1937: 12; 1938: 9). Yıldırım, ayrıca şiirlerini 1946 yılında yayımladığı Millî Deyişler ile 1950 yılında yayımladığı Vatan Bülbülü adlı iki şiir kitabında toplamıştır.

Kaynakça

Bakırcı, Nedim (2017). 19. Yüzyıl Âşıklarından Niğdeli Âşık Tâhirî. Konya: Kömen Yay.

Kalkan, Emir (1991). XX. Yüzyıl Halk Şairleri Antolojisi. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. s. 179.

Okay, Vahap (1986). Ben Feleği Nasıl Yendim: Anadolu Konuşuyor. İstanbul: Kaynak Kitap.

Özmel, İsmail (2009). Niğdeli Şair ve Yazarlar. Niğde: Niğde Valiliği Yay.

Yalvaçer, Seyfi (1937). "Âşık Mevlüt". Akpınar Dergisi, Sayı 27, s. 25-27.

Yıldırım, Mevlüt (1946). Millî Deyişler. Niğde: İl Basımevi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. NEDİM BAKIRCI
Yayın Tarihi: 06.02.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Millî Deyişlerİl Basımevi / Niğde1946Şiir
Vatan Bülbülüİl Basımevi / Niğde1950Şiir

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Eroğlu, Ebubekird. 25 Ocak 1950 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Hasibe Çerkod. 16 Kasım 1971 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3FİKRET DİKMENd. 1950 - ö. -Doğum YeriGörüntüle
4KOCA, Koca Kurban Oğlu Kuliyevd. 1896/1900 - ö. 1942/1957Doğum YılıGörüntüle
5EFKÂRÎ/MUSTAFA, Mustafa Öztemizd. 1896 - ö. 16.06.1976Doğum YılıGörüntüle
6AHMET KAYAd. 1896 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7KOCA, Koca Kurban Oğlu Kuliyevd. 1896/1900 - ö. 1942/1957Ölüm YılıGörüntüle
8EFKÂRÎ/MUSTAFA, Mustafa Öztemizd. 1896 - ö. 16.06.1976Ölüm YılıGörüntüle
9AHMET KAYAd. 1896 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10KOCA, Koca Kurban Oğlu Kuliyevd. 1896/1900 - ö. 1942/1957MeslekGörüntüle
11EFKÂRÎ/MUSTAFA, Mustafa Öztemizd. 1896 - ö. 16.06.1976MeslekGörüntüle
12AHMET KAYAd. 1896 - ö. ?MeslekGörüntüle
13KOCA, Koca Kurban Oğlu Kuliyevd. 1896/1900 - ö. 1942/1957Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14EFKÂRÎ/MUSTAFA, Mustafa Öztemizd. 1896 - ö. 16.06.1976Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15AHMET KAYAd. 1896 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16KOCA, Koca Kurban Oğlu Kuliyevd. 1896/1900 - ö. 1942/1957Madde AdıGörüntüle
17EFKÂRÎ/MUSTAFA, Mustafa Öztemizd. 1896 - ö. 16.06.1976Madde AdıGörüntüle
18AHMET KAYAd. 1896 - ö. ?Madde AdıGörüntüle