ZİHNÎ

(d. ?/? - ö. ?/?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Zihnî Efendi hakkında günümüze ulaşan bilgiler oldukça sınırlıdır. II. Bâyezîd’in oğlu Şehzâde Mehmed, Kefe sancağında iken defterdarlığını yapmıştır. Latîfî, şairin “remel” bahrinde yazdığı Gül ü Nevrûz adında sade, külfetsiz ve hayalden uzak bir kitabıyla Vesâyâ adlı bir risâlesi olduğundan bahsederek bu eserden aldığını belirttiği birkaç beyti örnek vermiştir (Canım 2000: 269). Ancak diğer kaynaklarda şairin Vesâyâ’sına dair bir bilgi yoktur. Üstelik söz konusu örnek beyitler gerek Vesâyâ’dan söz edilmeyen Latîfî Tezkiresi’nin matbu nüshasında (1314: 162) gerekse Tuhfe-i Nâilî’de (Kurnaz-Tatçı 2001: 293) Gül ü Nevrûz’a ait gösterilmiştir. Ancak Latîfî Tezkiresi’nde Gül ü Nevrûzun “remel” bahrinde yazıldığının belirtilmesi, söz konusu örnek beyitlerinse “hezec” bahrinde kaleme alınması bunların Gül ü Nevrûz’a ait olmama ihtimalini güçlendirmektedir. Latîfî; şiirin inceliklerinden anlayanlar için incilerle dolu manzumeler yazdığını belirttiği Zihnî Efendi’nin şiir sanatında yeni anlamlar aradığına, ancak yeni hayaller icat edemediği için söylenmişleri tekrarladığına değinmiştir. Hasan Çelebi’ye göreyse Zihnî’nin nazmı sadedir (Canım 2000: 268; Kutluk 1989: 396).

Kaynakça

Akbayar, Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî. C. 5. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) Nail Tuman, Tuhfe-i Nâilî .  C. 1. Ankara: Bizim Büro Yay.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1989). Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. C. 1. Ankara: TTK Yay.

Latîfî (1314). Tezkire-i Latîfî. İstanbul. 

Şemseddîn Sâmî (1308). Kâmûsu’l-A’lâm. C. 3. İstanbul.


Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ELİF AYAN NİZAM
Yayın Tarihi: 26.08.2014
Güncelleme Tarihi: 08.11.2020

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Vardum kapuna gice kodum baş işigünde

Girmek içerü kande olur taş işügünde

Akşamlara dek ağlayuben şehrüni gezdüm

Dökdüm giceler irteye dek yaş işügünde

Yır tişi talâşı dirilür gör ki rakîbün

İtlerün ile olalı yoldaş işügünde

(Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay. 268. )

Matla’

Gerçi ki nigârun ruh-ı alı güle benzer

Âşıklarınun nâlişi de bülbüle benzer

(Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay. 268.)

Gül ü Nevrûz’dan / Vesâyâ’dan

Acından ger öle sâhib-hamiyyet

Ne mümkindür k’ide bir şahsa minnet

Açub derd-i derûnın eylemez âh

Olamaz hîç kes sırrından âgâh

Belî oldur cihânda merd-i ârif

Kimesne olmaya sırrına vâkıf

(Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay. 269; Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) Nail Tuman, Tuhfe-i Nâilî .  C. 1. Ankara: Bizim Büro Yay. 293.)