AYVANSARÂYÎ, Hâfız Hüseyin

(d. ?/? - ö. 1 Temmuz 1787/1201)
biyografi yazarı
(Divan/Yazılı Edebiyat / 18. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Hüseyin’dir. Doğum tarihi bilinmemektedir. Hayatı hakkında kaynaklarda fazla malumat bulunmamaktadır. Eserlerine düştüğü temellük kaydında tam ismi “Hâfız Hüseyin bin el-Hâcc İsmâil Ayvansarâyî”dir. Yazar nisbesini doğduğu semt olan Ayvansarây’dan almıştır. Dergâh-ı âlî Yeniçeri sekbanlarının 15. ortasına bağlı olduğunu çeşitli eserlerinde özellikle belirtir. Ayrıca yine Ayvansaray'daki Toklu İbrahim Dede Mescidi imamı olup 1167'de/1753-1754 ölen Şeyhülkurrâ Ha­lil Efendi'den "üstadım" şeklinde bahset­mesi hâfızlık sıfatına açıklık getirmekte, hatta onun tarafından yetiştirildiğini dü­şündürmektedir. Babası Hacı İsmâil Ağa, Sultan IV. Mehmed’in kızı Hatice Sultan’ın teberdârlarının kethudasıdır. 1752’de vefat edip Ayvansarây’da Toklu Dede Mescidi civarında Ebû Şeybetü’l-Hudrî türbesine gömülmüştür. Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî 15 Ramazan 1201/1 Temmuz 1787 tarihinde bir akrabasının evinde misafir iken vefat etmiş, Zal Mahmud Paşa Câmii haziresine defnedilmiştir.

Ayvansarâyî’nin yetişme tarzı ve aldığı eğitimle ilgili bildiğimiz tek şey, hâfızlığı ve Yeniçeri sekbanlarından olduğudur. Meydana getirdiği eserler göz önünde bulundurulduğunda, iyi bir tahsil gördüğü anlaşılmaktadır. O, İstanbul’u iyi tanıyan, gezen, dolaşan ve gördüklerini, okuduklarını düzenli bir şekilde kaydeden gözlemci bir kişiliğe sahiptir.

Kaynaklarda Ayvansarâyî’nin, şiir yazıp yazmadığına dair malumat yoktur. Yazarın kendisi de eserlerinde bu hususta herhangi bir bilgi vermez. Şiir yazmamış olsa da Âşık Ömer Divanı’nı tertip etmesi, ârnâme-i Müstezâd adlı antolojiyi hazırlaması ve Vefeyât-ı Ayvansarâyî adlı eserdeki şiir seçimleri, onun iyi bir şiir bilgisine sahip olduğunun delilidir. Eserleri şunlardır:

1. Hadîkatü’l-Cevâmi': Ayvansarâyî'nin eserleri arasında en çok bilineni Hadîkatü’l-Cevâmi'’dir. Eser, İstanbul ve civarında bulunan cami, mescit, tekke vb. tarihî yapılar hakkında bilgi veren eşsiz bir kaynaktır. Ayvansarâyî, eserinin girişinde kendi ifadesine göre, 1182/1768-1769 yılına gelinceye kadar İstanbul sur içi ve dışı, Galata, Eyüp, Üsküdar ve Boğaziçi’nin her iki yakasından Kadıköy içlerine kadar olan cami ve mescitleri yazmış; eserini 1193/1779-1780 tarihinde temize çekmeye başlamış ve “tebyiz”i 1195/1780-1781 tarihinde bitirmiştir. Müellif, eserini meydana getirmek maksadıyla İstanbul ve civarında bulunan 821 cami ve mescidi birer birer dolaşarak hepsinde bir veya daha ziyade vakit namaz kılarak inceleme yapmış ve anılan yapıların civarındaki tekkeler, medreseler, çeşmeler ve sebilleri; bunların vâkıfları, vâkıf-ı sânîleri, minber koyanları, buralarda çeşitli vakıflar tesis edenleri, mezarlıklarında medfun bulunan meşâhiri, sahilsarayları vs.yi kaydetmiştir. Ali Sâtı‘ Efendi bu esere bir zeyl yazmış 1253/1837-1838 senesinde tebyizini tamamlamıştır. Süleyman Besim Efendi 1276/1859-1860 yılına kadar aynı usûl ile Hadîkatü’l-Cevâmi’ye ikinci bir zeyl yazarak Dürrehâü’l-Cevâmi' yâhûd Hadîkatü’l-Cevâmi' adını vermiştir. Bu zeylle eser daha da zenginleşmiştir. Hadîkatü’l-Cevâmi', Ali Sâtı‘ Efendi ve Süleyman Besîm Efendi’nin zeylleriyle birlikte yayımlanmıştır. (Galitekin 2001)

2. Mecmûa-i Tevârîh: Eserde Osmanlı devlet ricalinden, şair ve şeyhlerden bazı önemli şahısların hâl tercümelerinden kısa bilgilerin yanında; İstanbul'daki cami, mescit, türbe, medrese, çeşme, hamam, tekke, köprü vb. yerlerin kitabelerine yer verilmekte; kahve, tütün, muz vb. ürünlerin Osmanlı coğrafyasına geliş tarihleri bildirilmekte olup ayrıca bazı şehir, kasaba ve kalelerin fetih hikâyeleri ve şehzadelerin doğumlarına dair manzumeler bulunmaktadı. İki nüshası bulunan eser (Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine Bölümü Nu. 1565 ve Deniz Müzesi Kütüphanesi Nu. 55)  yayımlanmıştır. (Derin-Çabuk 1985)

3. Eşâr-nâme-i Müstezâd: Muhtelif divanlarda yer alan müstezadlardan bazılarının bir araya getirilerek tertip edilen antoloji niteliğindeki Eşâr-nâme-i Müstezâd, Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî’nin şiire olan ilgisini bizlere göstermesi açısından önemlidir. Bilinen tek nüshası, İstanbul Üniversitesi Merkez Ktp. Nu: 5466'da kayıtlıdır. Eser, 1194/1780-1781 yılında tamamlanmıştır. Müellif hattı olan bu antolojide, 14. asır şairlerinden Seyyid Nesîmî’den 18. yüzyıl âlim, şair ve nâsirlerinden Müstakîm-zâde Süleyman Sadeddîn’e kadar 250 civarında şairin 371 müstezâdına yer verilir. Eşârnâme-i Müstezâd, müstezâd nazım şeklinin 14-18. asırlar arasındaki gelişim çizgisini ortaya koyduğundan mühim bir yere sahiptir. 1b-49b varakları arası üzerine Reyhan Çınar, 50a-100b varakları arası üzerine Veliye Ay Uysal ve 100b-150a varakları arası üzerine Sonay Büyük, yüksek lisans tezi hazırlamışlardır.

4. Vefeyât-ı Selâtîn ve Meşâhîr-i Ricâl: Müellifin vefeyât türündeki eserlerinin ilkidir. Eserin bilinen tek nüshası İstanbul Üniversitesi Kitaplığı TY 2539'dadır. Eserde pek çok imla yanlışı, eksik kelime ve ibareler vardır. Çok tanınmış bazı kimselerin isimleri dahi yanlış yazılmıştır. Umumiyetle vefatlar için düşürülen tarih ibare ve mısraları da yanlarında gösterilen tarihlere uymamaktadır. Ayrıca bazı şahısların biyografileri mükerrer olarak verilmiş, bazen de aynı kişiler farklı kimseler gibi gösterilmiştir. Toplamda 884 şahsın kısaca bahis konusu edildiği bu eser yayımlanmıştır. (Derin 1978)

5. Vefeyât-ı Ayvansarâyî’: Ayvansarâyî’nin vefeyât türündeki ikinci eseridir. Üçü mükerrer 294 şahsın hayat hikâyesinin ve varsa şiirlerinden örneklerin yer aldığı bu eser, edebiyat tarihimizde, tamamında şair ve yazar biyografilerinin yer aldığı tek vefeyâtnamedir. Tercüme-i MeşâyihînTezkire-i Ayvansarâyî gibi adlarla da bilinen eserde yer verilen şairlerin çoğunluğu mutasavvıftır. Şiir örneklerinin tamamına yakını Hz. Peygamber için yazılan na‘tlardan oluşur. Bahis konusu şairlerin vefat tarih ve yerlerini bildirmesinin yanı sıra, kısmen yeni bilgilerin de bulunduğu eser, şuara tezkireleri ve diğer biyografik kaynaklardaki malumatı tamamlayıcı bir özelliğe sahiptir. Yazmanın bilinen dört nüshası vardır: Uşşakî Tekkesi 365; Esad Efendi 1375; Arkeoloji Müzesi 1107; İ.Ü.T.Y. 2464. Eserin tenkitli neşri yapılmıştır. (Ekinci 2013)

6. Âşık Ömer Divanı: XVII. asır halk şairlerinden Âşık Ömer’in şiirleri, Hüseyin Ayvansarâyî tarafından bir araya getirilerek divan olarak tertip edilmiştir. Mürettip, divanın tertip tarihini 1196/1781-1782 olarak  bildirir. Ayvansarâyî’nin 1196/1781-82 yılında tamamladığı eserin fihristinde 1244 şiir kayıtlı olduğu belirtilse de kopuk varaklardan dolayı mükerrer yazılanlar dâhil eldeki mürettip nüshasında 1158 şiir yer almaktadır. (Karasoy-Yavuz 2010: 82-83) Eser Yakup Karasoy ve Orhan Yavuz tarafından neşredilmiştir.

7. Na‘t Mecmuası: Kaynaklarda ismine rastlanmayan bir başka eseri ise Dede Ömer Rûşenî’nin meşhur na‘tına yazılan tahmis ve tesdisleri derlediği mecmûadır. Yazar, eserin varlığından ilk defa Vefeyât-ı Ayvansarâyî’de bahsetmektedir. Toplamda on dört farklı şaire ait tahmis ve tesdisi bir araya getirdiğini söyleyen yazarın bu eserinin müstakil bir nüshası yoktur. Vefeyât-ı Ayvansarâyî’nin Uşşâkî Tekkesi 365 numarada kayıtlı nüshasının sonunda söz konusu na‘tın on dokuz farklı şair tarafından yapılmış tahmis ve tesdisi bulunmaktadır. Ayvansarâyî’nin bahsettiği eserin, bu derleme olması muhtemeldir. Zira Vefeyât-ı Ayvansarâyî’de örnek olarak sunulan tahmislerin tamamı bu mecmuada bulunmaktadır. Eser Ramazan Ekinci tarafından neşredilmiştir.

8. Mecmu’atü’l-Letâ’if Sandukatü’l-Ma’ârif: Yakın zamanda bulunan eser Yunus Kaplan ve Zahide Efe tarafından ilim âlemine tanıtılmıştır. Eser, Hüseyin Ayvansarâyî’nin, şekil ve muhteva bakımından kendince ilginç ve farklı gördüğü şiirleri derlediği bir şiir mecmuasıdır. Mecmuada bu şekilde 425 manzume bulunmaktadır. Bu manzumeler, 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar farklı zaman dilimlerinde yaşamış farklı meşrep ve edebî anlayışa sahip toplam 227 şaire aittir. Bu şair sayısı mahlasları belirtilenlerden oluşmakta olup bu sayıya mahlassız olan 16 şiir dâhil değildir. (Kaplan-Efe 2020: 58)

9. Na‘t Mecmuası: Hz. Peygamber için yazılan na‘tları bir araya getirerek hazırladığı bir na‘t mecmuası Rıfat Kütük’ün özel kütüphanesinde bulunmaktadır.

Kaynakça

Akbayar Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmânî. C. III.  İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.  705.

Ay Uysal, Veliye, (2006). Hafız Hüseyin Ayvansarâyî’nin Eş‘ârnâme-i Müstezâd Adlı Eseri (50a-100b). Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Babinger, Franz (1992), Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri. çev. Coşkun Üçok. Ankara: KB Yay. 344-345.

Bursalı Mehmed Tâhir (1342). Osmanlı Müellifleri. C.III.  İstanbul: Matbaa-i Âmire. 48-49.

Büyük, Sonay (2009). Hafız Hüseyin Ayvansarâyî’nin Eş‘ârnâme-i Müstezâd Adlı Eseri (100b-150a). Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Çınar, Reyhan (2007). Hafız Hüseyin Ayvansarâyî’nin Eş‘ârnâme-i Müstezâd Adlı Eseri. (1b-49b). Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Derin, Fahri Ç. (hzl.) (1978). Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî Vefeyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Ricâl. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yay. XIII-XVI.

Derin, Fahri Ç. ve Vahid Çabuk (hzl.) (1985). Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî Mecmûa-i Tevârîh. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yay.

Ekinci, Ramazan (hzl.) (2013). “Dede Ömer Rûşeni’nin Bir Na’tının Yankıları” Turkish Studies 8 (9):1291-1355. 

Ekinci, Ramazan (hzl.) (2013). Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî, Vefeyât-ı Ayvansarâyî. İstanbul: Buhara Yay.

Ergun, Sadettin Nüzhet (1936). Âşık Ömer Hayatı ve Şiirleri. İstanbul: Semih Lütfi Matbaa ve Kitapevi.

Erzi, İhsan (hzl.) (1987), Camilerimiz Ansiklopedisi (Hadîkatü’l-cevâmi’). İstanbul: Tercüman Aile ve Kültür Kitapları Yay. 8-10.

Eyice, Semâvi (1998). “Hüseyin Ayvansarâyî”. İslâm Ansiklopedisi. C. 18. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 528-530.

Galitekin, Ahmed Nezih (hzl.) (2001). Hafız Hüseyin Ayvansarâyî - Ali Sâtı‘ Efendi - Süleyman Besim Efendi. Hadîkatü’l-cevâmi’,  İstanbul Câmileri ve Diğer Dînî-Sivil Mimârî Yapılar. İstanbul: İşaret Yay. 35.

Kaplan Yunus-Efe Zahide (2020). “Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî’nin Bilinmeyen Bir Eseri: “Mecmu’atü’l-Letâ’if Sandukatü’l-Ma’ârif”, Dede Korkut The Journal of International Turkish Language & Literature Research 9 (22): 52-119.

Karasoy, Yakup ve  Orhan Yavuz. (2010). Âşık Ömer Divanı. Konya: İnci Ofset.

Karatay, Fehmi Edhem (1961) Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Türkçe Yazmalar Kataloğu. C. 1. İstanbul. 418, 461.

Kut, Günay  ve Turgut Kut (1982). “Ayvansarayî Hafız Hüseyin bin İsmail ve Eserleri”. İ.Ü Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi (33): 401-439. 

Kut, Günay ve  Turgut Kut (2003). “Ayvansarayî Hafız Hüseyin bin İsmail ve Eserleri”. Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla Eyüpsultan Sempozyumu. İstanbul: Eyüp Belediyesi Kültür Yay. 2-65.

Öz, Tahsin  (1997) İstanbul Camileri. Ankara: TTK Yay. XI.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. RAMAZAN EKİNCİ
Yayın Tarihi: 04.06.2013
Güncelleme Tarihi: 14.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Koruk Şeyhi Seyyid Mehemmed Efendi Kuddise Sirruhu

eş-Şeyh es-Seyyid Mehemmed Efendi, merkûm Fahrî Efendi’ye dâmâd ve kendilerin halîfesi olmak takrîbiyle hayâtında bin yüz kırk beş Cemâziye’l-âhire’sinin yigirmi tokuzuncu günü târîhiyle kasr-ı bedenden tevcîh olunup şeyhi Fahrî-i sâhib-i irfânın intikâlinde meşîhate kıyâm eylemişdir. Evâ’il-i sülûkünde el-Hâcc Evhad şeyhi Seyyid Mehemmed Efendi’ye dahi hıdmeti vardır. Kendi pederi İbrâhîm Efendi, Üsküb kâdîsi iken vefât eylemiş idi ve vâlidesinin pederi müderrisîn-i kirâmdan Seyyid Mahmûd Efendi merhûmdur ki Celvetiyye (bi’l-cîm) kibârından Şeyh Selâmî Alî Efendi ile pîrdaş olup bin yüz iki sâlinde Magosa’da vâsıl-ı ile’r-Rahmân Fazlî Seyyid Osmân Efendi cenâblarının oğludur ki mezkûr Mahmûd Efendi, Egrikapı hâricinde ve vâlideleri dahi Sırt Tekye kurbünde bir bostân içinde âsûdedir.

Sâhib-i terceme hazretleri hasîb-i edîb-i zü’n-neseb, aşk-ı irfân ile müntehab, ilm ile ma‘rûf, cezbe-i İlâhiyye ile mevsûf, hâsılı ömr-i nâzenîni ma‘rifet-i mahbûba masrûf, zikr-i dâimîye mazhar bir mürşid-i mu‘teber olup kırk bir sene enfâs-ı azîzesin rızâ-yı ma‘şûkda imrâr ve şeyhi civârında cây-ı karâr eyledigi seng-i mezârında olan sadîk-ı hamîminden yalvâc-ı zamân Müstakîm-zâde Şeyh Süleymân Efendi’nin bu târîh-i kudsiyânesiyle mazbûtdur:

Müntehab-ı ehl-i hâl râh-nümâ-yı visâl

Şeyh Mehemmed ki ol sûfî-i safâ

 

At bazarı’na Şeyh Fazlî Efendi anın

Ceddi idi rûhuna ede tecellî Hudâ

 

Fahri-i âgâh-dil Halveti-i Sünbülî

Kıldı hilâfet ile pîr-i tarîkatini

 

Nâ’il-i irşâd olup şeyhine dâmâd olup

Sünbül-i vaslın alıp bûyunu buldu likâ

 

Ârif-i esmâ idi kâşif-i rü’yâ idi

Vâkıf-ı ayne’l-yakîn hâli olup Hakk-nümâ

 

İrcî‘i emri erip sırrına mâh-ı sıyâm

Vuslat-ı lâhût ile eyledi ıyd-ı safâ

 

ﺘﺎﺮﻴﺨﻧﻰ ﺮﺤﻠﺘﻰ ﺪﻞ ﺍﻫﻞ ﺍﻮﻗﻴﻪﻠﺮ

ﻤﺤﻤﺪ ﺍﻴﺪﻩ ﺯﺍﻮﻴﮥ ﻋﺪﻦﻯ ﺠﺎ   ﺸﻴﺦ

 

Okuyalar ehl-i dil rıhleti târîhini

Şeyh Mehemmed ide zâviye-i ‘Adni câ

Sene 14 Ramazân 1189 Leyletü’l-erba‘a

 

Hadîkatü’l-Cevâmi‘'nin Mukaddimesi

Emmâ ba‘dü Hâfız Hüseyn İbn el-Hacc İsmâ‘îl el-Ayvansarâyî bu gûne arz-ı merâm ve takrîr-i kelâm eder ki, işbu bin yüz seksen iki târîhine gelince Dârü’s-saltanati’l-aliyye ve etrâfında mevcûd olan cevâmi‘ ve mesâcidin birer birer cümlesinde birer vakt ve daha ziyâde namâz edâ olunup, el-hâletü hâzihi bu hısn-ı hasînin derûnunda bulunan mesâcid ve cevâmi‘ bi’l-cümle selâtînden mâ‘dâsı şöhretlerine binâen hurûf ile tertîb olunup, bânîlerinin isimleri ve nicelerinin vâkıf-ı sânîleri ve vâzı‘-ı minberleri ve isimlerin beyân ve mümkin oldukca medfenlerin izhâr ve tahrîr ve hayratlarının dahi târîhlerin ve ba‘zılarının etrâfında medfûn olanlar ve hânkâh bulunanların ba‘zılarının tertîb-i cümle meşâyihi ve nicelerin dahi meşhûr olanları yazılıp bir eser-i yâdigâr ve bir hizmet-i bergüzâr tasnîf olunup Hadîkatü’l-Cevâmi‘ nâmıyla vedî‘a-i rûzgâr kılındı.

(Galitekin, Ahmed Nezih (hzl.) (2001). Hafız Hüseyin Ayvansarâyî - Ali Sâtı‘ Efendi - Süleyman Besim Efendi. Hadîkatü’l-cevâmi’,  İstanbul Câmileri ve Diğer Dînî-Sivil Mimârî Yapılar. İstanbul: İşaret Yay.  40.)